Kıbrıs bir adadır, 1983 yılında kurulmuş devletin adı KKTC yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir!

Öncelikle bu satırları okuyacak insanların, özellikle Anadolu Türklerinin, bunu aklından çıkartmaması ve “Türk Cumhuriyeti” sözcüğüne dikkat etmesi gerek. Çünkü sayıları azınlıkta olan bir garip radikal Türk düşmanı Rum sevicinin yaptıkları nedeniyle tüm KKTC halkını ve Kıbrıs Türklerini itham etmek; aradaki ilişkiyi zayıflatır ve istenmeyen sözcükler dökülür, işler farklı noktaya gider. Adadaki yapıyı bilmeyen adamlar ağzını açmadan önce oturacak ve adayı öğrenecek. Bir bölümünü “Kıbrıs seçimleri” başlığında anlattım, önce orayı okuyun.

İkinci olarak, bu dönem mezun oluyorum ve bu yazıyı yazmak için 3 yıl bekledim. Kendimi tuttum. Şimdi yazacağım. Nedenini de anlayacaksınız. 9,5 yıldır KKTC’de olan, siyaset bilimi okuyan ve Türk tarihi ile ilgilenen birisi olarak ele alacağım.

KKTC’deki Türk Düşmanlığı

Yaklaşık 200 bin kişilik KKTC’de ve dünyaya yayılmış 1 milyonu aşkın Kıbrıs Türklerini ele alırsak; Türk düşmanlığını yapan ve Rum ağzıyla konuşan insanların belirli yapıda olduğunu görürsünüz ki bunlar %10’u bile etmez. Fakat bu küçük yapının yapacağı herhangi bir şey, Türkiye’de “doğal olarak” tepkiyle karşılanacak ve sözler söylenecek; bunun sonucunda da kalan %90’ı incitecek bu sözler.

Ne gibi?

Türk askerine tecavüzcü diyen Doğuş Derya. Kendisi feminist komünisttir [1].

Yine Rum seviciliğini en üst düzeye almış aynı yapıdaki STK’ların birleşimi ve “kurtarıldık mı? hasiktir” pankartı ve niceleri [2].

 

Say say bitmez ama hepsi aynı kirli zihniyetin eseridir!

En son ne oldu? Afrin harekatı için KKTC’deki Rum sevici, Türk karşıtı ve oradaki varlığı “işgalci” olarak görenler yine yapacağını yaptı ve şöyle dedi:

 

Erdoğan, bu ne ahlaksızlıktır diye eleştirdi ve KKTC vatandaşlarını tepki göstermeye davet etti [3].

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise tepkisini dile getirirken, basın özgürlüğüne vurdu yaptı [4].

**

Sonuç olarak bugün toplanıldı ve Afrika gazetesi önünde protesto yapıldı. Henüz akşam iken, Erdoğan’ın yaptığı açıklamayı duyar duymaz yine bu terör sevici, Rum ağzı kullanan Türk düşmanlarının etekleri tutuştu ve “katliam olacak, engelleyin” diye çağrılar yapmaya başladı.

Tepki gösterildi, tabi bu garip sol buna da karşıydı…

**

Kendilerine gelince Türk askeri tecavüzcüdür, Türkler adada işgalcidir diyen ve bunu düşünce, basın özgürlüğü gibi çeşitli kavramların ardına saklanarak yapan bu küçük ancak mide bulandıran topluluğun; protesto hakkına karşı “faşizme karşı omuz omuza” demesi, Afrin’de Türk askeri sivil katlediyor demesi tamamen iki yüzlülüktür.

Bu arada, gazeteye karşı böyle bir saldırıyı desteklediğimi söyleyemem. Protesto, basın açıklaması vs yapılabilir, yapılmalıydı da. Yalnız orada kalmalıydı. Tabi bu kadar hassas konularda yazıyorsan dikkat edeceksin. Basın özgürlüğü ardına saklanıp her şeyi yapabileceğin anlamına gelmiyor; hele hele halkın hassasiyetini gözetmeden, halkı kışkırtacak şekilde yazacağın anlamına da gelmiyor. Yok yere gazete değerlenecek şimdi.

**

Şimdi gelelim bu garip oluşumun ifşasına…

 

KKTC’deki Garip Sol Oluşumu

Türk solu ilginçtir. Bakarsın Çipras gibi insanlara Marksist falandır ancak Yunan olarak, milliyetçi çizgisi vardır. Bakarsın Fransa’da, İngiltere’de falan sol böyledir. Bizim Türk solu bir gariptir. Bak ben demiyorum sadece;

 

**

Celal Şengör’ün özellikle bütün programını izleyin.

Doğal bilimlerden gelip, uluslararası ilişkilere geçiş yapan biri olarak; sözel bilimlerde önce bu kutuplaşmayı gördüm. Akademisyeninden halkına hiç fark etmez; insanlar bir siyasi düşünce veya kalıba giriyor ki bu din, milliyetçilik, komünizm, faşizm vs olabilir, girdikten sonra bütün dünyayı tek bakış açısından yorumluyor.

Ben ise programlamadan dansa, okçuluktan propaganda ve psikolojik savaşa, politikaya kadar bir çok alanda bir çok şey yapmaya çalışıp; buradan öğrendiğim her şeyi birleştirerek farklı bakış açıları kazanmak için uğraştım. Bir konuda uzmanlaşamamış olabilirim, ki henüz! Fakat bir köşeye çekilip bütün dünyayı buradan analiz etmeye çalışacak kadar da at gözlüklü olmadım.

**

İşte Türk solunun durumu budur. CHP falan sol değildir söyleyeyim. Ben solcuyum diyen adama neden solcusun dediğinde; hukukun üstünlüğü, güçler ayrımı (yasama-yürütme-yargı dengesi), basın ve konuşma özgürlüğü, insan hakları, laiklik gibi nedenler sıralayacak. SEVGİLİ KARDEŞİM BUNLAR SOL DEĞİL, LİBERAL DÜŞÜNCENİN ÜRÜNLERİDİR! Türkiye’deki solcular aslında liberaldir yazımda uzun uzun anlattım.

Türkiye’de siyasi görüşlerin hiçbiri hatta demokrasi bile bilinmiyorken (bknz: halka demokrasi nedir diye sormak), sol, sağ, cumhuriyet, demokrasi bilmek imkansızdır. Bırakın onu, onur belgesiyle mezun olanların darbe ve ihtilâl arasındaki farkı; cumhuriyet ile demokrasi arasındaki farkı söyleyemediğine defalarca şahit olunca, siyaset bilimcilerden de ümidimi kesim ki okuduğum okul bu konuda Türkiye’den kat ve kat iyidir.

**

Bu sol, öyle bir sol ki; kendi tarihini, kültürünü, dilini bilmediği gibi, politika ve stratejiden ya anlamıyor ya da Türk düşmanlığı nedeniyle bu konulardan bihaber yorumlar yapıyorlar.

Bu sola bağlı bazı “marksist-feminist” tiplerle defalarca anlatmaya çalıştığım konuların başında gelinlik üzerindeki kırmızı kurdele ve “kadın-kız” olayı vardı. Şaman kültürünü, tarihi, dilini bilmeyen batı hayranı tipler; kendi halkını anlayamayacak, anlayamayacağı için halkı geliştirmeyecek çünkü halka ulaşamayacaktır. Kırmızı kurdele olayını burada anlatmıştım.

1- Kız ve oğlan çocuklara, kadın ve erkek ise yetişkinlere denir. Bunu bilmeyenler, binlerce yıllık Türk dilini bilmeyen ama İngiltere’de yaşadığı için 10 sözcükten 8’ini İngilizce konuşan özentiler tabi ki kız sözcüğünü bekaretle ilgili kullanacak. Alakası yok.

2- Nişanda falan kesilen kırmızı kurdele, loğusa kadınlarının alkarısından korunmak için kırmızı kurdele bağlaması, Alevilik ve Bektaşi kütürünün Türk ve İslam sentezi olmasından kaynaklı kırmızı yoğun olarak kullanması, yeni doğan çocuğa kırmızı kurdeleli altın takılması… İşte bunların hepsi Türk kültüründen, şaman döneminden falan gelir. Şans vs gibi bir sürü simgesi vardır. Fakat bekaretle alakası yoktur.

Eğer kız ve kırmızı kurdele sizin gözünüzde “bekaret” ise; öncelikle sizin zihinleriniz kirlidir, kendinizi temizleyin. Evet toplumda zaman içinde kız sözcüğünün ve kırmızı kurdelenin bekaret anlamına geldiğini düşünenler vardır. Hahh o zaman bu zihniyetle savaşacaksınız. Siz kimsiniz ki binlerce yıllık Türk dili ve kültürüne savaş açacak bunların yapılmamasını istiyorsunuz?

Hem cahiller, hem halklarını, dillerini, tarihlerini ve kültürlerini tanımamışlar hem de akıllarına göre davranıyorlar. İşte bu sol, en tehlikeli soldur. Maalesef yapıları da budur!

 

KKTC Solunun Yapılanması

Türk solu bu kadar sıkıntılıyken, tabi ki KKTC solu da içlerindeki Türklüğü gösterecek. Başta Türk düşmanlığı yaparak.

Bu insanların komün yaşam şeklinde inşa etmeye çalıştıkları yer var. Burada toplanıp saykodelik müzikler eşliğinde ot içmekten tutun; komünizm, “halkların eşitliği” gibi bir çok zamanı geçmiş söylemi kullanarak propaganda yaptıkları ortadadır. Akademisyenlerinden öğrencilere, politikacılardan (ki bugün KKTC meclisinde yemin töreni var, oraya gelen farklı partililerde buraya gelir, uğrar) iş insanlarına; gelen Rum, İngiliz kökenli vatandaşlara kadar ne ararsan vardır.

Uyuşturucu, beyin yıkama… Ne ararsan. Yapılanmaları da aynı cemaat yapılanması gibidir. Eğer içlerindeysen sana destek olurlar. Derslerden tut işe karar. Yok benim gibi bu adamların üzerine gidersen; aleni şekilde üstüne gelmezler fakat seni öyle bir köşeye atarlar ki, başka bir yerden buldukları açıkla yüklenirler.

Bölüme gelen gazeteciler vardı mesela Rum ve Türk, bu insanlar “barış gazeteciliğini” anlatıyor. Soru sormuştum, Rum olan bana nerelisin dedi. Eskişehir dedim anlamadı. Konuşmaya başlayınca ortaya çıktı, Kürt olup olmadığımı öğrenmeye çalışıyor. Türk olan demeye dilim varmıyor, KKTC vatandaşı ki tabi ki solcu falan; bu da arkadaşlarının nasıl öldürüldüğünü, tehditleri falan anlattı. Sırf farklı düşündükleri için acı çekiyoruz falan filan dedi.

Üzüldüm. Gerçekten basının ve farklı düşüncenin sadece yazdıkları yüzünden hayatlarını kaybetmesi hoş değildir. Tam bitirirken, Türkiye’den gelme bakan için, başörtüsünü eleştirip bu nasıl iş demeye getirdi. Hatta biraz daha sert bir ifade kullandı.

Şimdi o kadar farklılık yüzünden sıkıntı çektik diyerek ağlıyorsan, kalkıp başörtüsüne laf atmayacaksın!

**

Yurt dışı destekli STK’lar başlıklı konumda yazmıştım; Türkiye’deki STK’ların gelirinin %82;’si yurt dışı kaynaklı ve bu Aydın Doğan Vakfı, Kadir Has Vakfı, Sabancı Vakfı, Vehbi Koç Vakfı, Kadir Has Üniversitesi gibi kurumların desteğiyle yapılmış bir projenin raporudur, ilgili konuda raporu görürsünüz.

Nasıl ki Lozan konusunda 2023 söylemleri var, maden çıkartacağız falan diye, aynı şeyleri KKTC’de; “Türkler kumsalları 2023’e kadar İsraillilere sattı” diye şeyler duyuyorsunuz. Yani kalıp aynı kalıp, fakat sözler değişmiş. Bu da 12 yıldır propaganda ve psikolojik savaş ile uğraşan biri olarak tabi ki beni şüphelendiriyor.

Çıkar grupları (ki siz illüminati, mason şu bu diyebilirsiniz ancak özünde parası olan çıkar gruplarıdır); dünyanın her yerinde çeşitli amaçlar güdüyor. Böyle illüminatı falan olmasa bile, demokrasi vs adı altında çeşitli amaçlarla desteklenebilir. Türkiye’de yapıyor, başkaları da. İşte tam da bu nedenle STK’lar, yabancılar tarafından fonlanıyor. Tabi ki içinde ajanlık faaliyetleri yapanlar da olacak.

İster birey olun, ister kurum, şirket veya devlet; hiç fark etmez, ekonomik bağımsızlığın yoksa, bağımsız değilsindir. Bunu herkes biliyor. STK’lar üzerinde, özellikle azınlıklarla ilgili STK’larda çok büyük sorunlar mevcut.

Neden azınlıklar?

Azınlıkları birbirine karşı kışkırtıp, burada “böl-parçala-yönet” mantığıyla hareket edecek ve sömürgelerini el altında tutacaktır. Hatay Devleti Belgeselinden:

 

Bu konuya ilgili, ülkeyi üçe bölmek; Zülfü Livaneli’nin, diplomasinin babası denilen Henry Kissenger ile ilgili şöyle bir anısı var:

 

**

 

KKTC Solu, PKK ve FETÖ

Bu üç oluşumunda ortak noktası nedir? Atatürk’ü, Türklüğü ve Türkleri sevmezler. Haliyle doğrudan ya da dolaylı olarak; Atatürk ve modern Türkiye karşıtı devlet ve kurumlarının desteğini kazanacak. Yani üçünü birbirinden ayırmayınız.

Zaten bu üç örgütte KKTC’de ara ara buluşur, aralarında kitaplar değiş-tokuş yaparlar, beyin yıkarlar, propaganda belgeselleri izlerler. Devlete bunları şikayet ettim ama el sürmedi 3 yıldır. Sürmeyecek gibi de duruyor.

El sürmedikleri takdirde, cesaretleniyorlar, büyüyorlar ve çeşitli “bildiri”, gazete yayınları vs ile harekete geçiyorlar. Özellikle KKTC solu dediğim ki ne solculukla ne de başka bir şeyle alakası olmayan; aleni şekilde Türk düşmanı, Rum sevici bir yapıda birleşip, PKK’yı da “milisler” şeklinde destekleyen ve Afrin’e girdiğimizden itibaren siviller ölüyor diye bas bas bağıran insanlardır. Dokunmadığınız, bu oluşumları bitirmediniz; istihbarat toplayıp yargı önüne çıkartmadığınız sürece büyüyecekler ve yapacakları böyle densiz haberler, bildiriler ve açıklamalarla Anadolu Türkiye ile Kıbrıs Türkleri arasındaki ilişkiyi baltalayacaklardır.

Bin kişilik dangalak bir grubun söylediği şeylere Türkiye’den besleme, sizi biz kurtardık gibi aşağılayıcı ve biz siz para yolluyoruz şeklindeki gurur kırıcı söylemler; geri kalan 200 bin Kıbrıs Türkünü ve dünyada 1 milyonu aşkın Kıbrıs Türkünü de etkilemektedir.

Türkiye-KKTC ilişkisinin bu garip tipler tarafından baltalanmaması için

1- Bu insanlarla ilgili itihbarat faaliyetlerine başlayın, delil toplayın, aralarına girin,
2- Bu insanları biran önce deliller ile yargı önüne çıkartın,
3- Türkiye’deki keskin söylemlerin önüne geçin!

Tabi KKTC’de iş insanları, politikacılar, akademisyenler olduğu için dokunmak fazlasıyla ses getirecektir ve bu yüzden tamamen ulusal ve uluslararası hak, hukuk göz edilerek harekete geçmek ve politik bir davadan uzak tutmak gerekecektir. Terörle mücadele, uyuşturucu gibi çeşitli kavramlar adı altında gereken yapılmalıdır. İçlerinde akademisyenler, kanun bilenlerde olduğu için; dikkat edilmesi gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyetine bunu bildirmiş ve gerekenin yapılmasını söylemişken neden hiçbir şey yapılmadı?
KKTC’deki Türk düşmanı sol yapı, PKK odkaları ve FETÖ evleri neden hâlâ temizlenebilmiş değil?
Bu oluşumlar Eskişehir, Kıbrıs gibi öğrencilerin fazla olduğu yerleri bilerek seçiyor. Neden gençlerin beyinlerinin yıkanmasının önüne bir türlü geçilemiyor? Fakat bunu, şu an Türkiye’yi yönettiğiniz gibi yaparsanız elinize yüzünüze bulaştırırsınız. Temizlik operasyonu temkinli ve titiz şekilde yapılmalıdır.

**

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurumları gerekli araştırmayla bir aya kalmadan hepsinin isimleriyle, nerelerde ne yaptıklarını ortaya çıkartabilecek güçteyken, sanıyorum Türkiye’ye karşı bu pislik tutumları gösteren yurt dışı destekli oluşumların önünü kesmek aynı zamanda bir kontr-espiyonaj olacaktır.

Titiz bir çalışmayla gerekenin yapılması, şarttır!

Ya kuzgun leşe, ya devlet başa!

3. bir açıklaması yoktur! Benim artık sabrım taştı. Ucu Cumhuriyet Meclisinden üniversitelere, öğrencilerden iş insanlarına, yabancılara kadar gidecek olan bu oluşumların ve “dostlar arasındaki toplantı” süsünde olan faaliyetlerin temizlenmesi zorunludur!

**

Bu yazıyı okuyan; başta iktidara çalışan yetkililerden devlet kurumlarındaki görevlilere sesleniyorum, ben yazacağımı yazdım ve top sizde. Araştırmak, kontrol etmek, gereken neyse yapmak sizin görevinizdir. Bildiğinizi düşündüğüm bu insanlar hakkında işlem başlatmamanızın nedeni nedir?

 

KKTC Halkını Bu Saçma Gruplardan Ayırın

Böyle bitirmek en doğrusu olacaktır. Türkiye’ye minnettar olan halk çoğunluktadır. Gezici araştırmasının sonuçlarına göre [6],

Kendini milliyetçi tanımlayanlar %33, ne sağcı ne solcu %22, muhafazakâr %10, sağcı %8, sosyal demokrat olanlar (anlamayanlar için Türkiye’deki DSP) %20,9. Tabi bunlar toplamda yüzde yapmıyor bilginize, aralarından ayrımlar böyle.

Sosyalist olan yani yukarıdaki şeyleri yapanlar %10,7. Haliyle %90’ını, bu %10’luk kesimin yaptığına göre yargılamayınız. Çok zor şeyler çektiler, Türkiye’nin yanlış politikaları da var, adayı kumar, night club vs gibi konularda nasıl yönettiklerini de biliyorum; Türk politikacıların burada ne haltlar yediğini de… Bunlara karşı haklı tepkiler var.

Fakat Türkleri sevmeyen, Rum seviciliği yapan, PKK destekçiliğine soyunan bir kesim asla ama asla %10’u geçmedi, geçmeyecek. KKTC halkı aydındır, farklı görüşlere saygılıdır. İki farklı görüş Anan Planı sürecinde 30-40 bin kişilik gruplarla Lefkoşa’da mitingler yapmış ve kimsenin burnu kanamamış, çatışma olmamıştır.

İşte böyle bir ülkede, 1963’ten 1974’e kadar kendilerini savunmak zorunda kalmış ve tek umudunu Türkiye’ye bağlayan insanlara da bu ne yaptığından bihaber olan %10’luk kesimin sözlerine bakarak cevap verirseniz; gururlarını incitir. Ne söylediğimize dikkat etmek gerek ve bu süreci titiz şekilde atlatmak gerek.

KKTC’de yaşayanlara da sesleniyorum; her türlü protesto, basın açıklaması vs hakkınızda. KKTC polisi ve devleti de sizi durdurmak için değil, sizi korumak için bu süreçte yanınızda duracaktır. FAKAT İŞİ SALDIRIYA DÖKMEYİN! Haklı konuda, haklı gösterine haksız duruma düşülür.

**

Şu koca dünyada Kıbrıs Türkleri ve Azerbaycan Türkleri dışında gerçek dostumuz yokken, hem Azerbaycan hem KKTC devletine ve yaşayanlarına karşı bazı yanlışlar yapıyoruz. Biraz dikkat etmek gerekecek. Yapılması gerekeni ise, hukuk yoluyla; istihbarat ile verileri toplayarak yapmak gerekir.

 

Düzenleme:

 

Elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin, bir ülkenin meclisinin çatısına çıkmak, meclisi ayaklar altına alarak polise hakaret etmek, halka hakaret etmek ve tekbir getirmek ve bunu Yavru Vatan dedikleri KKTC’de yapmak ne demekdir?
Bu nasıl bir kin, nefret, öfke ve cahilliğin eseridir?
Bu hareketi kınıyorum! Kendi başlarına haraket edemeyen, birilerinin emriyle harekete geçen; ne yaptığının farkında bile olmayan ve bu yaptıklarıyla Anadolu ve Kıbrıs Türklerinin ilişkilerine zarar veren bu yüzsüzleri KINIYORUM!

 

**

 

2. düzenleme:

Akşam saatlerinde (22.1.2018), ülkü ocakları ve karşısında bu sözümona sol protesto amacıyla Afrika gazetesinin önüne geldiler. Havadis Gazetesinin facebook yanlı yayınında (burada [7]), olayları ve KKTC halkın bir anlamda medeniyetini görebilirsiniz.

ANCAK,

Video sonunda şunu da göreceksiniz:

 

Poşunun renklerine ve Türkiye’de kimler tarafından takıldığına dikkat ederseniz; Rum ağızlı, terör sevicilerinin KTKC’deki yapısına ilişkin bazı fikirleri edinebilirsiniz.

İngiliz ve Fransızlar başta olmak üzere sömürgeci güçlerin uyguladığı “böl-parçala-yönet” taktikleri günümüzde de işe yaramış; yurt dışı kaynaklı STK oluşumları tarafından KKTC ve Türkiye’nin doğu başta olmak üzere bir çok mesela yine kaşınarak, yara haline getirilmiştir. Bu aşamada bir avuç kendini bilmez grubun yaptığını KKTC halkına yıkarak, tüm Kıbrıs Türklerine karşı söylem içine girmek, sömürgeci güçlerin istediği ortamı oluşturmak anlamına gelecektir.

KKTC’deki bu Rum ağzıyla konuşan Türk düşmanı, terör sevicilerinin oyununa gelmeyin. SAĞDUYU!

 

3. düzenleme:

Türklükten yana olmadığını bildiğim ancak “Türk” sözcüğünden rahatsız olanların kullandığı “Türkiyeli” sözcüğünü kullanan yani yukarıda bahsettiğim “KKTC soluna” ait olmadığını düşündüğüm bazı kişi, parti ve hareketlerin de; süreçte gerçekleri bir tamamen saklayamaması güzel oldu. Bazı şeyler, artık daha net.

Kıbrıs bir adadır. Kıbrıslı, adaya yaşayanlara denir. KKTC ise, Kıbrıs adası üzerinde kurulmuş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin kısaltılmasıdır. Parti Programlarında dahi KKTC yazmaktan çekinenlerin, Kıbrıslı demesi de beni şaşırtmamalıydı aslında. Türkiyeli demek isterken, aslında Türkiye’den gelen göçmenler demek istediğik gibi bir şeyin arkasına sığınacak kadar yüzsüz olmayacaksınız sanırım?

1980 Anayasası, 66. Madde ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetinin kurucu önderinin de benimsediği “Türk” kavramı:

Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.

Türk vatandaşlığın red ederek, Türklüğü ırkçılığa çekip, solun ağzını kullanarak; Türkiyeli sözcüğü tercih edilmişse, orada sadece Türkiyeli kavramını ortaya çıkartmaya çalışan anlayışın eseri vardır.

KKTC sorunu ve KKTC devleti için çözüm olarak gördüğüm bir hareketin, bu şekilde düşünmesi üzerken bir şeyi daha hatırlatarak ders verdi; hiçbir şey göründüğü gibi değildir, esen rüzgarlara da kapılmamak gerekir.

Daha önce bu blogta, Türkiyeli kavramını ortaya çıkartan; tarihten, hukuktan, kültürden bihaber olan bu zihniyetin kendi basın organlarında nasıl “Fransız gazeteci, Fransız politikacı” vs gibi söylemlerde bulunduğu fakat buna karşı Türkiyeli gazeteci diyerek nasıl iki yüzlü olduğunu göstermiştim.

**

 

 

facebook gönderisi

 

Birilerinin maşası olduğu ve Afrin hareketında gerek bölgedeki teröristleri kurtarmak, Rum ağzını kullanarak Türklüğe saldırma peşinde olanların kimlere nasıl hizmet ettiği zaten İngiliz ve Fransız tarihindeki azınlıkları birbirine kırdırma politikasına bakılarak anlaşılabilir.

Bunun karşısında gazeteye olan protesto ve hatta kısmen saldırıyı anlayabilirken; birilerinin emriyle bunu yapmalarını ve sonunda bir meclisi ayaklar altına alıp orada bayrak açmalarını da şiddetle kınıyor ve Afrika gazetesinin oluşturmaya çalıştıkları ayrımcılık ve düşmanlık tohumlarını da sağlamlaştırıp, üzerine su döktüklerini düşünüyorum.

Fakat Rum ağzıyla, terör seviciliği yapanların ve Türk düşmanlığı yapanların kullandığı bu dili kullanmak; bu ayrımı ve düşmanlığı körükleyecektir.

 

 

Kaynakça

[1] Bilge Ö. Hürriyet. Lefkoşa. KKTC’li feminist vekilin ‘tecavüz’ iddiaları ortalığı karıştırdı. 17.12.2014, Erişim : http://www.hurriyet.com.tr/kktcli-feminist-vekilin-tecavuz-iddialari-ortaligi-karistirdi-27792766

[2] Milliyet. KKTC’de Türkiye karşıtı çirkin pankart. 1.2.2011, http://www.milliyet.com.tr/kktc-de-turkiye-karsiti-cirkin-pankart/dunya/dunyadetay/01.02.2011/1346807/default.htm

[3] (video) A Haber. Erdoğan sert çıktı: “Bu ne ahlaksızlıktır bu ne edepsizliktir!”. 21.1.2018, https://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/erdogan-sert-cikti-bu-ne-ahlaksizliktir-bu-ne-edepsizliktir

[4] KKTC Cumhurbaşkanlığı. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Afrin Harekatı ve KKTC’deki Yansımaları Hakkında Değerlendirmeleri. 22.01.2018, https://kktcb.org/tr/cumhurbaskani-akincinin-afrin-harekati-ve-kktcdeki-yansimalari-hakkinda-degerlendirmeleri-6252

[5] Sputniknews. Erdoğan’ın ‘Cevap verilmeli’ diyerek tepki gösterdiği gazeteye saldırı https://sptnkne.ws/g6Eq

[6] Havadis Kıbrıs. Gezici anket sonuçlarını açıkladı. 24.10.2017, https://www.havadiskibris.com/gezici-anket-sonuclarini-acikladi/