Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Dünyada 7,1 milyar insan var. %49.6’sı kadın. Yaklaşık 3,5 milyar kadın var. Yani aradığım gibi biri illa var.

Genelde derdim ki, bu işler mobilya değil ki fabrikaya sipariş ver, istediğin gibi gelsin… Fakat fikrimi değiştirdim. Bu yazımda sipariş vereceğim. Ben karma ve evreni hedefledim, artık kim ve ne üstüne alınırsa alınsın…

Kalitenin sayılardan üstün olduğunu düşündüm. En fazla değil, en iyisi… Birazdan açıklayacağım kadın profili, aynı zamanda her şey istediğim gibi gidip Başkan olduğumda değiştireceğim sistemden yetişecek kadın profiline çok benziyor. Bazı özellikler harici (glüten gibi), kesinlikle eş.

İşte sipariş özellikleri

  • En önemlisinden başlıyorum ki sağolsun arkadaşım uzun süredir hiç düşünmediğim önemli bir konuyu sordu: GLÜTENSİZ YAŞAYAN KIZ! Çünkü glütene alerjim var (Çölyak gibi), ve değmeyle geçiyor. Yani glütensiz hayat sürmeli yada benimle birlikte geçmeyi göze alabilmeli.
  • Cesur olmalı. Bazı kadınlar bekar ve yalnız yaşayamaz. Oysa erkeğe “ihtiyaç” duymamalı. Ayaklarının üzerinde durmalı.
  • Agnostik olmalı, sorgulamalı, düşünmeli. Hatta ve hatta meditasyon, yoga gibi şeylerle ilgilenmeli. Dindar kızlarla ilgilenmiyorum. Kalıplarda yaşayan ve kalıpların dışında düşünemeyen insanların yaratıcılıkları konusunda gerçekten şüphelerim var.
  • Hippi… Bir zamanların pasaklı ve delileri görülse de; düzen karşıtı, doğacıl ve kalıp dışı olmaları hoşuma gitmiştir. Tabi yıkandıkları, deodorant kullandıkları takdirde, bu “aykırı” yaşamlarını iş ve günlük hayatına taşıyan biri yani aykırı olan biri güzel olurdu. Steve Jobs reyiz gibi mesela değil?
  • Oturup sonsuza kadar konuşabileceğim bir şey: TASARIM! Tasarıma, ince detaylara ilgi duymalı, bilmiyorsa da anlatacağım Zen’i benimsemeli. Çünkü yaşamımın temelini oluşturuyor. Ki ayrıntılara takığım…
  • Ne istediğini bilmeli, kararlı olmalı (kararsız insanlara sinir oluyorum).
  • Araba kullanmalı. Başkasının kullandığı arabada stres oluyorum ama güvenebileceğim şekilde araba kullanabilmeli. Kim bilir, belki kafayı alıp bir kaç gün rastgele bir tatil programı ayarladığımızda dönüşümlü olarak araba kullanırız.
  • Türkçeye dikkat etmeli! Türkçenin Diriliş Hareketi destekçisiyim ve Türkçe konusunda hassasım. Bu yüzden konuştuğu dili güzelce kullanmalı. “geliyom, gidiyom, aplikasyondan lokasyon at” falan derse, fırıncı küreğini ağzının ortasına yiyebilir. Çünkü gerçekten sinirlerimi zıplatıyor böyle şeyler.
  • APPLE kullanmalı/sevmeli de Apple’ı anlamalı. Eğer Apple’ın kalitesini, ayrıntılara verdikleri özeni, kolaylığı anlamadıysa… yokkk olmaz. Bu kadın Zen’i anlamaz, tasarımı anlamaz, detaylara özen göstermez. Kusura bakmasın.
  • Bakımlı olmalı. Buradaki bakımlı olma, bir kova makyaj demek değildir. Başak burcu olarak çok ilginç şeylere takabilirim. Sürekli olarak bakımsız ve yağlı saçlardan tişört üzerindeki lekeye kadar… Ki bu bakım dış görünüş ile ilgili değildir. Kendine bakan kadın; yediklerine dikkat eden, bedenine dikkat eder, hareket eder… E güzel olmasa da hoş olur zaten. Buna inandım, inanmanın yanı sıra böyle olduğunu gördüm.
  • Atatürkçü olmalı! Öyle sözde değil, Nutuk okumamış ancak Atatürkçüyüm diye dolanan yada koluna imzasını dövme yaptıranlar değil! Atatürk’ün fikirlerini, ilkelerini ve devrimlerini anlayan kadın olacak! Ne Arap köleliğine, ne de sunulmuş Avrupa özentiliğine tabi olacak.
  • Fikirleri ve hayalleri uğrunda yaşamını disipline sokabilecek! Örneğin vejetaryen kızlar. Böyle bir şey aramıyorum, ancak düşünsene bir canlının hayatı için yeme düzenini değiştiren birisi! Saygım büyük.
  • Hayvan sevmeli. Öyle ben köpek seviyorum, kedi sevmiyorum (yada tam tersi) olarak değil. Ben köpeği de severim, kediyi de. Kuşu da severim balığı da. Hayvanı, doğayı, çiçeği böceği sevmeli!
  • Çevreci olmalı. Gereksiz yere yanan ışıkları kapatmalı mesela. Yada yere çöp atmayacak bilinçte olmalı.
  • Çevre demişken… DOĞA SEVGİSİ. Doğanın parçasıyız ve doğada yaşıyoruz. Ağaç, taş, toprak falan sevmeli değil mi? Hatta ben evrendeki her şeyin birbirine bağlandığını düşünüyorum. Çekim kuvveti ve elektriksel enerji vs… Haliyle içinde hayvan, bitki, dağ taş sevgisi olmayan biri mi? Hem o kişinin içinde SEVGİ kavramı nasıl olacak ki? Sevginin türü yoktur, hayvan sevmiyorum ama insan seviyorum diyemezsin.
  • Olumlu taraftan bakmalı. Etrafımdaki onlarca, yüzlerce asalaktan bıktım usandım. Olmaz, imkansız, güçlüler, yapılamaz, zor… Ya başlarım sizin olumsuzluğunuza. Yapılır, neden olmasın, deneyelim, hadi yola çıkalım demeli. Eğer sıkıntılı bir yerler görürse; bu bize sorun çıkartabilir, nasıl çözebiliriz diye düşünmeli. Başarıya, imkansızı gerçekleştirmeye inanmalı.
  • Animasyon sevmeli. Up, Wall-e, Minions gibi çeşitli animasyonların büyülü olduğuna inanırım (Pixar’a selam özellikle). Yani bir robota nasıl insani duygu vermişler? Yada UP’taki amcanın gömleğinin dokusu… Bunları severim, bazı kızların sevmediklerine defalarca şahit oldum.
  • Survivor, evlilik programı falan ?!?!? KESİNLİKLE HAYIR! YANIMA YAKLAŞMA! Aptal turnusolu onlar.
  • Sadecilik (minimalizm) ile ilgilenmesi önemli mi? Bence benzer tipte insanların yaşamları ve düşünceleri benzer oluyor. Bakış açıları mesela… Sade yaklaşım, ayrıntılar, olumlu düşüncenin gücüne inanış gibi bir çok konuda başarılı insanlar buluşuyor. İncelediğimde bunu gördüm. Haliyle, ilgilense iyi olur.
  • Ağzım fena sıkıdır ki bırakın hayat eşini falan; ekmek almaya gideceğim adamda dahi sadakât, dürüstlük, sır saklama özellikleri ararım.
  • Ev: Zen ve budizme göre tasarlanmış; taş, tahta ve ateş (şömine) içeren bir ev istiyorum. Çok büyük olmasın, minimalist ve Zen’e uygun olarak “kullanışlı, pratik, ihtiyaca yönelik” olsun. Klasik yada modern değil, dönemler üstü olmalı. Bahçesi olsun, hatta bir şeyler ekebilirim. Ev ile ilgili iki isteğim var; 1- Eskişehir’de büyüdüğüm evi ve çevresindeki evleri alıp güzel bir şeyler yapmak, 2- Mağusa’da tarihi eser sayılan evi alıp, restore etmek (çok güzel, bahçesi kocaman, taş bina). Örnek vermek gerekirse şöyle bir yatağım olacak:
    zen yatak
  • Benimleyken sadece benimle olsun. İstanbul’daki öğrenci ortamlarında falan bu fazla yok ama özellikle Kıbrıs’ta… Bir yere birisiyle gidersen O’nunla olmalısın. Swarm’dan check atıyorlar sürekli. Mekana giren çıkan herkese bakıyor. Mesajlarını cevaplıyor telefondan… Ee?? Bu saygısızlıktır. Kültürsüzlüktür. Bir yerde, özellikle başbaşayken benimle olmalıdır. Ben nasıl karşımdaki insana zaman ayırıyorsam, aynı şekilde. Diğer 7,1 milyar insanı yok saymak gerek.
  • Ne istediğini bilmeli. Yani 27 yaşındayım ve saçmalıklara ayıracak vaktim yok. Bir ortama girersin ve birisinden hoşlanırsın. Bin bir çeşit ayak oyunlarına, stratejilere, kıskandırma ve diğer saçmalıklar agerek yok. Hoşlandıysan belli edersin. Direkt sözle değil belki ancak bakış, gülüş, dokunuş belli eder zaten. Uzatmayada gerek yok, sonraki günlerde birlikte vakit geçirirsin. Lise öğrencisi değilsin “benimle çık” gibi saçmalıklarlada uğraşamam. Benimle vakit geçirmekten hoşlandın mı? Sonraki gün yine görüşürüz. Ta ki hoşlanmayacağımız an’a kadar. Ne istediğini bilmeli. Kaç-kovala oyunlarından bıktım. Gereksiz olduğu kadar zamanı çalıyor.

Ekleyeceklerim var ama bu kadarı yeter sanırım. Kim okuyacak sonra.

Ben bu işleri toplum baskısı ve kalıpsal olarak düşünmüyorum ve umrumda değil. Evlenmeden yaşayabilirim, bu süreçte çocuğum olursa ömrümün sonuna kadar bakabilirim. Önemli olan resmi değil, gönül bağıdır. Gönüllü şekilde birbirimize bağlanmamız gerek.

Fark ettiyseniz sarışın olsun, zayıf olsun, renkli gözlü olsun vs gibi bir şeye hiç girmedim. Çünkü insanların çok güzel dediği ve gerçektende porselen bebek gibi güzel olan kadınlar ilgimi çekmiyor. Ben farklılık arıyorum ve insanın karakterinin, hayallerinin, düşüncelerinin dışa yansıdığını ve bu enerjiyi fark ettiğimi düşünüyorum. Bu, çekicilik sağlıyor.

 

Günümüz kızları zengin ve kaslı erkeklere ağzının suyu akarak bakıyor. Dün, etek ve askılı giyen kızlara ağız suyu akıtan erkek abazalar bitti, bugün kadın abazalar başladı. Yahu seviş, en fazla 1 saat sevişeceksin. Geri kalan 23 saat? Hayatınızı zehir edeceksiniz. Yapmayın.

Kişilik, düşünceler önemlidir ve bunlar insanı değiştirir. Örneğin “bir şeylerin farkında olan” insan yediklerine dikkat eder, spor yapar, uzun yaşar. Diğeri hiçbir şeye dikkat etmez, geleceği ve hayali yoktur. Olsa da muhtemelen parasal şeylere yada görselliklere odaklanır.

Görsellik yanıltıcıdır. Bu yüzden yazmadım. Yukarıdaki listede olanların yarısına sahip olan bir kadını 200 metre öteden fark edebilirim. Arada çekim olursa ki bu da zorlamayla değil, bir anda olur yada olmaz; gerisi gelir.

**

 

Ben siparişimi verdim… Bakalım (:

Kategori: Genel - Hayat