Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bir kaç kez söylemiştim [1], Erdoğan’ın istediği şey Amerikan tipi başkanlık değil; Rusya tipi başkanlık. Yani yürütmenin (iktidarın), yasama (meclis) ve yargıdan (hukuk) üstün olduğu bir başkanlık…

Amerika en iyisi diye o’na örnek veriyor. Oysa İzlanda üniter, parlamenter bir cumhuriyet. Türkiye, parlamenter sistemde ne kadar İzlanda gibiyse, başkanlıkta o kadar Amerika olacaktır.

Neden diretiyor? Neden Başkanlık?

**

Basit… Tıkandı, güç istiyor. Bu gücü, bu yetkiyi aynen Hitler’in aldığı gibi almak istiyor. Demorkasiyi kullanarak, “bak halkın kararı” diyerek(!)

Gücü tükeniyor, yalnızlaşıyor, paranoyaklaşıyor. Herkes Gezi’ci, herkes paralel, herkes terör örgütü üyesi… O’na göre tabi. Haliyle işler karışıyor. Çıkış yolu ise sistem değişimi. Böylece bazı şeylerin önünü açabileceğini düşünüyor.

Halk, çocuk gibidir. Açken ne yemek istediğini sorarsanız; hamburger, pizza, cips, kola havada uçuşur. Oysa sağlıklı olan sebzelerdir ancak çocuk hiçbirini bilemez. Türkiye’de demokraside bu durumda. Çünkü halk cahil, halkın bilgisi bir çocuğun bilgisi kadar. Bu yüzden beni halk seçti, istediğimi yaparım diyen otoriter liderler,  eğitimsiz ve gelişmemiş toplumlarda çok tehlikelidir. Demokrasi konusunda bilgisi olmayan insanlarla demagog yani acındırmayı bilen, hitabet uzmanları tehlikeli karışımdır.

Anayasa Mahkemesini Tanımamak

Böyle şeyleri ben şüpheyle karşılıyorum çünkü bu açıklamalar gündem değiştirme, dikkat çekme çabası olabilir. Bakın ne zamandır ortalarda görünmüyordu, konuşulmuyordu. Ara ara böyle çıkışlar vardır. Bu, onlardan biri olabilir.

Yine söylem olarak yanlıştır. Anayasayı tanımamak gibi bir durum olamaz. Bu zihniyette birinin defalarca seçilmesi ise… İşte Türk seçmeni!

Karar Şaşırtı

Aslında hukuk bilenler için değil. Olması gereken karardı. Ancak birileri için böyle oldu. Çünkü hem doğum gününde, hemde bildiğim kadarıyla AKP’nin önünü açtıkları bireysel başvuru ile bu ortaya çıktı. Bu nedenle küplere bindiler!!!

İşler Karışıyor

Sadece şunu sormak istiyorum; Davutoğlu’nun kaç danışmanı, cemaat kökenli?

Devamında da yazı yazacaktım vazgeçip şu soruları sorayım anlarsınız:

  • Hukuk sisteminde kadrolaştınız. Tüm Atatürkçü hukuk adamlarını, zamanında desteklediğiniz cemaatçileri, gerçek hukukçuları gerçekten yok edebildiniz mi?
  • En ufak güç kaybı ve tökezlemede, iktidar değişiminde, olası bir “Cumhurbaşkanı-Başbakan” geriliminde ve işlerin kopma noktasında bu kişilerin size 15-20 senenin acısıyla saldırmayacaklarından emin misiniz?
  • Şu üstü kapatılan, engellenen kararlar ve davalar konusunda neler olacak tahmin edebiliyor musunuz?

**

Atatürk, 18 kişiyle Samsun’a çıktığında Türkiye Cumhuriyeti hayaline inanan bir avuç insan vardı. Bin kişi eder mi? Bilinmez. Türkiye’nin o dönemdeki nüfusu 10 milyondu. Şimdi 78 milyon, ve Atatürkçü, demokrasi yanlısı, cumhuriyetçi kaç insan var dersiniz?

Sayıları o dönemde Türkiye Cumhuriyeti nüfusundan fazladır.

Bunca senedir cahil, kötümser, aç gözlülerin örgütlü gücüne şahit olduk. Ancak işler elbet değişecek. Bilgili, iyimser, insnalığı düşünen insanlar örgütlenecek. O dakikadan sonrada zihniyetiniz bir daha gelmemek üzere bu topraklarda bitecek!

Az kaldı.

2030…

Kategori: Genel - Hayat - Politika