Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Emre Çetin Kimdir?

Uzun uzun yazmaya gerek yok. Amacım her şey bittiğinde, arkamda iz bırakmak. Dünyayı, bulduğumdan daha iyi bir yer haline getirmek ve bunu gelecek nesillere aktarmak. Gelecek nesiller için işe yarar işler yapmak.

Uğraştığım çok fazla konu, merak ettiğim çok şey var; hayallerim ve amaçlarım var. Ancak hiçbirisini önemsemeyin.

Emre Çetin kimdir sorusunun tek bir cevabı var: dünyayı değiştirme hayalini taşıyan bir deli.

Ancak ben daha deliyim, Emre Çetin hakkında her şeyi okumak isterim diyorsan : Benden Öte… Emre Çetin Hakkında Her Şey (Gerçekten)

Varoluş Amacın Nedir?

Bardağın varoluş amacı, içindeki sıvıları tutmaktır.
Ağaçlar ise oksijen üretir.
Peki insanlar?

Bu dünyadaki amacımız nedir?
Yemek, içmek, büyümek ve ölmek mi?
Hepsi bu mu?

Fazla para kazanmak, daha iyi ev ve araba almak, çocuklarımızı yetiştirmek… Sonra?

Her insanın dünyayı değiştirme potansiyeli vardır. Oysa biz, yanlış amaçlar edinerek ve toplumun ne dediğini gereğinden fazla umursayarak kendimizi sınırlıyor ve potansiyelimizi harcıyoruz.

Hayatta en büyük amacı bin lira daha fazla kazanmak olan,
Hayalleri peşinden koşma cesareti olmayan,
Hatta hayali olmayanlar….

Her zaman sizleri engellemeye çalışacaklar.
Aileniz,
Arkadaşlarınız,
Sevgilileriniz, öğretmenleriniz…

Onların amacı bu. Peki sen bu insanları dinleyecek misin? Yoksa hayatından çıkartacak mısın?

En fazla bir sevgili, bir arkadaş, bir akraba kaybedersiniz.
Ancak sizi engelleyenleri hayatınızdan çıkartmazsanız; hayallerinizi gerçekleştirme şansını kaçıracaksınız.

****

Düşüncelerimi Benden Daha İyi Anlatan Köylü Ekrem ve 200 Kez Yazısı

**

Ekşi Sözlükte okuduğum şu yazıyı paylaşıyorum. Belkide sözlerimi ve düşüncelerimi benden iyi anlatan ender yazılardan bir tanesi…

200 Kez Denedin Mi?

hepimizin yaşadığı; ama unuttuğu bir bilgi “dünyanın neresinde olursa olsun bir bebek yürümeyi öğrenene dek ortalama 200 kez düşer.”

başarı üzerine pek çok kitap okudum, film izledim, iş yerinin düzenlediği eğitimlere gittim. hiçbiri bünyemde bu cümlenin yarattığı etkiyi yaratmadı.

hayatımı düşünüyorum, sanırım yürümeyi öğrenmek dışında; yapmaya karar verdiğim hiçbir eylemi 200 kere başarısız olmaya sabredecek kadar denemedim.

peki bir bebek yürümeyi öğrenirken çevresindeki insanlar ne yapar? bebeğe var güçleriyle destek olur, o yere her düştüğünde coşkuyla kaldırır, hoppidi hoppidi tekrar denemesi için teşvik eder.

fiziksel bir engeli yoksa hiçbir bebek yürümeye çalışmaktan vazgeçmez ve istisnasız hepsi de başarır. doğduğunda oturmayı bile beceremeyen bir canlının iki ayağının üzerinde dengeli şekilde yürümeye başlaması üniversite sınavını kazanmaktan, iş yerinde terfi almaktan daha zor bir eylemdir.

düşmek başarısızlık hissinin yanısıra fiziksel olarak da can acıtan bir şey. şu an 20 kere poponun üstüne düş kalk desem 4.’de düşmeyi bırakırsın. bizler bir kez aşk acısı yaşayınca bile tekrar sevmeye tövbe edebilen insanlarız. ya bebekler de bıraksa ve bir şekilde yürüyemeyeceklerine inansa? çoğu şeyde buna inandırmıyor muyuz kendimizi?

bizim çevremiz çocukluk aşamasına geçtikten sonra yapmaya karar verdiğimiz eylemlerde bizleri ne kadar destekler? bebekken yürümeye teşvik ettikleri kadar destekleselerdi o eylemlerin sonucu ne olurdu?

bazen sırf vazgeçmen için daha henüz karar aşamasında bile insanlar olumsuz konuşmaz mı? en basiti “her gün spor yapacağım” dersin, “işten geç geliyorsun, soğuk havada üşenirsin ıdı bıdı” bir ton olumsuz cümle sarf eden çıkabilir. bazen sadece bakışları bile yeter… aile de hiçbir başarısızlık eyleminiz için yürüme evresinde size gösterdiği sabrı göstermez.

bizler büyüdükçe daha en başından çok iyi bildiğimiz “başarının sırlarını” unutmuş oluruz. tekrar öğrenebilmek için debelenir dururuz. dünyadaki milyonlarca insan da asla tekrar öğrenemeden ölür gider. ve kapasitesinin çok çok altında işler, hobiler yapmış olur…

belki ailenin, çevrenin yürüme teşviğindeki en büyük sebebi; kendilerinin de o yoldan geçip başarmış olması ve denerse bebeğin de başarabileceğini bilmeleri. bu yüzden canla başla elinden tutarak yürütmeye çalışırlar. hayattaki diğer kararlarda ise bu tür tecrübeleri olmadığı için iki başarısızlıkta “galiba olmayacak bırak istersen” şüphesiyle yaklaşırlar. karar verdikten sonra çevreye kulak asmadan 200 kez yılmadan ve aynı azimle denersek sonuca kendimiz bile şaşırıp büyük bir keşif yaşamış oluruz.

belki de bir şeyden vazgeçmeden önce sormak gerek “200 kez denedim mi?”