Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Temele indirgersek, iki tür ekonomik sistem vardır : sosyalizm (komünizm) ve kapitalizm.Kapitalizm ile başlayalım, ardından sosyalizm ve kolektif kapitalizme devam edeceğiz.

Başlarken : kesinlikle kapitalizmi yada sosyalizmi %100 desteklediğimi sanmayın. Ben daha çok 3. bir sistem için arayıştayım. Kapitalizmin orta sınıfı dağıttığı, zengin fakir uçurumunu büyüttüğü ortadadır. Sosyalizmde ise, ülkeler endüstriyel büyüme ile başedemediği; yararlı ürünleri çıkarmada zorlandığı ortadadır. Bu yüzden ikisinin de güzel yanları ile farklı bir sistem kurulabilir (ki kolektif kapitalizme bakacağız).

Sosyalizm ve Komünizmin Farkı

Sosyalizmi barındıran temel değerlerde ; kardeşlik, sosyal eşitlik, ihtiyaç, sosyal sınıf, ortak mülkiyet vardır.

Karl Marx’ın sosyalizmi (Marksizm, komünizm) ise : tarihsel materyalizm, diyalektik değişim, sınıf çatışması, artık değer, proleterya devrimi (işçi sınıfı) ve komünizm değerlerini barındırır.

Karl Marx’a göre; sosyalizm ancak sınıf ayrımlarının ortadan kalkıncaya kadar devam edilebilecek bir süreçtir. Sınıf ayrımı bittikten sonra komünist devrim başlar.

Örnek vermek gerekirse ;

Yaşadığımız ülke ve koşullar gibi sınıfsal farkların olduğu bir ekonomik düzende devrim olursa; geçilen ilk basamak sosyalizmdir. Yani sınıfsal farklar hala vardır, ancak devlet ve ekonomik yapı sosyalist bir haldedir. Ardından sınıflar kalktığında, tam olarak komünist bir yapıya bürünülür. Kısacası sosyalizm; kapitalizmden komünizme geçişteki bir duraktır.

**

 

Sosyalizm ve Kapitalizm

Liberalizmin ekonomik kısmı (liberal ekonomi) ve kapitalizm kol kola giden iki kavramdır. Bunu belirtmekte fayda var. Vikipedya’da politik partilerin kavramlarına baktığınızda liberalizm ve/veya liberal ekonomiyi gördüğünüzde dikkatle okuyun. Kapitalizmi hatırlayın.

Gelelim farklarına ;

Hizmet ve Ürünler

Kapitalizmde hizmet ve ürünler, değişim ve ticaret için üretilir.
Sosyalizmde ise hizmet ve ürünler, kullanım için üretilir.

Üretim Araçları

Kapitalizmde üretim araçları genellikle özel sektörün elindedir.
Sosyalizmde ise üretim araçları halkındır, devlet işletir.

İktisadi Hayat

* İktisadi hayat : toplumun sahip olduğu kaynakları kullanmasını temsil eder. Tarım, sanayi, ticaret, hizmetler, ulaştırma gibi hizmetlerin düzenlenmesi ve işletilmesidir.

Kapitalizmde iktisadi hayat arz-talep ilkesine göre düzenlenir.
Sosyalizmde ise halkın ihtiyaçlarına göre planlanarak düzenlenir.

Çalışma

Kapitalizmde motivasyon kârların yükseltme ilkesiyle çalışır.
Sosyalizmde ise genel refahı yükseltmek amaçtır.

Devletin Rolü

Kapitalizmde, devletin mevcut işleyişe karışmaması gerektiği savunulur. Yani piyasa kendini düzenler (denir).
Sosyalizmde ise, devlet insan ihtiyaçlarını planlama ve üretmekten sorumludur.

**

Sosyal Kapitalizm

Ekonomik denge devlet tarafından planlanmaz. Kapitalizm vardır ancak rekabet ve ve toplumsal ihtiyaç fikirlerini birleştirme çabası vardır.

Almanya başta olmak üzre kısmen Avusturya, İsveç, Fransa’da görülen bu sistemin amacı; toplumun isteğini kapitalist ekonomiyle bağdaştırmaktır. Kısacası işbirliğidir.Sendikaların şirket yöneticileriyle pazarlık yaparak işçilere güvence ve haklar sağlaması bir örnektir.

Kolektif Kapitalizm

Japonya, Güney Kore, Tayvan, Singapur gibi devletlerin uyguladığı ve son zamanlarda Çin’in de etkilendiği model olan kolektif kapitalizmin amacı adından da anlaşılacağı üzre ortaklaşa harekettir. Örneğin; işçiler, çalıştığı firmanın hisselerine sahip olurlar. Bu sayede şirketin değer kazanmasıyla, ellerindeki kağıtlarda değerlenir. İşçiler bu nedenlerle şirketleri kendi firması olarak görür ve şirket için değil, kendileri için çalışıyor olurlar. Bu sayede çalışmalarında üst düzeyde performans gösterirler.

**

Sosyalizmin türleri ise ikiye ayrılır : devlet sosyalizmi ve piyasa sosyalizmi.

Sosyalist Devlet

Stalinizm olarak bilinen bu sistemde bütün ekonomik kaynaklar devletin (aynı zamanda komünist partinin) kontrolü altındadır. Devlet bütün her şeyi planlar. SSCB dönemindeki sistem buydu. Kitaba göre (Heywood – Politics), SSCB ağır sanayi ve Nazi saldırısına karşı çok güçlü bir planlama yaparak altyapıyı oluşturdu ve başarılı çıktı. Küba’da ise planlama ile birlikte %98 okur yazar oranı vardır. Yine kitaba göre temel sağlık ve bakım, bir çok Batı ülkesiyle karşılaştırılabilecek kadar yüksek seviyeye ulaşmıştır.

Sosyalist Piyasa

Yugoslavya’da 1949’da ortaya çıkan bu sistem, sonrasında Macaristan’da uygulandı. Sosyalist piyasa, merkezi planlamanın hantal, bürokratik ve zorbalığına değil ; piyasa ortamı ve tüketiciyi düşünür. Kısacası iki ülke, Sovyet rejiminin planlamalarına göre değil, kendi piyasalarının çıkarlarına göre hareket etmiştir. Merkezi planlama kadar başarısız olduktan sonra bitmiştir.

**

Sosyalizm ve Kapitalizm Karşılaştırması ve İşleyişleri

Kitap harici derste konuştuklarımızdan ve notlarımdan bir derleme yapacağım.

Plânlanmış ve Plânlanmamış Ekonomi

Görülebileceği üzre sosyalist düzende amaç “insan için” üretimdir. Örneğin sosyalist düzende yaşasaydık, her çocuk günde 1 şişe süt içebilecekti, bal yiyebilecekti, et yiyebilecekti. Bunlar plânlanır, plânlara göre inek alınır, fabrikalar ve dağıtım merkezleri kurulur ve her ailedeki her çocuk, günde 1 şişe süt içebilir. İstediği kadar süt alabilme lüksü kısıtlıdır. Ancak kapitalist düzende olduğu gibi parası olmadığı için sütten, baldan vs’den mahrumda kalmaz.

Bütün madenler, tarımsal alanlar, fabrikalar; merkezi planlama teşkilatı tarafından yapılan nüfus ve planlamaya göre kurulur, işletilir. Üretim, dağıtım, değişim (exchange) gibi adımlarda koordinasyon vardır.

Her insan için eşit sayıda süt, yağ, ekmek vs gibi temel ihtiyaçlar belirlenir ve her insan gidip bunları alır. Karne meselesi buradan çıkmıştı. Bülent Ecevit zamanında Kıbrıs Türklerini kurtardığı ve ABD’ye karşı gelip haşhaş ektiği için Türkiye’ye karşı bir ambargo vardı. Yeterli miktarda yağ, tüp gibi temel ihtiyaçlar olmadığı için plânlama yapıldı ve bazı ambargo maddeleri karneyle verildi.

**

Kapitalist ekonomide ise plânlama olmaz. Hatta “laissez faire” prensibine göre (bırakın yapsınlar prensibi), devlet ekonomik sisteme karışmaz ve piyasa kendi kendini düzenler. Kapitalistlerin ve liberal ekonomistlerin savunduğu prensip budur. Arz-talep prensibine göre ekonomi işler. Keynezyanizme göre hükümet sadece vergi ve harcamalardan sorumludur.

Neo-Liberalist yapıya göre (motetarism),  devletin görevi ise enflasyonu kontrol altında tutmaktır.

Görülebileceği üzre liberal ve kapitalist arkadaşlar sürekli olarak devletin kapitalizme arka çıkmasını ama hiç karışmamasını istiyor.

Plânlanmış Ekonominin Yararları

– İnsani ekonomidir. Temelinde insan ve temel ihtiyaçlar vardır.

– Ekonominin amacı kârları yüksek tutmak değil, insanların temel ihtiyaçlarını gidermektir.

– Plânlanmış ekonomide kriz ve kararsızlık çok nadir görülür.

– Yüksek seviyede eşitlik vardır. Gelir dağılımında adaletsizlik, işsizlik gibi kavramlar neredeyse görülmez.

Plânlanmış Ekonominin Zararları

– Neyin iyi, neyin kötü olduğu merkezi planlanama teşkilatı tarafından planlanır ve her yerde uygulanır. Bu yüzden kötü ve iyi olan bir şeyin yanlış olduğunu merkezi planlama teşkilatına anlatmak uzun ve yorucu bir iştir.

– Merkezi otoriteleri reddetmek çok zor işlemdir.

– Seçkin fikirleri empoze eder. Buradaki “seçkin”den kasıt, devleti ve ekonomiyi yöneten sınırlı sayıdaki gruptur. Sosyalizmde, her sistemde olduğu gibi seçkin grup barındırır. Bu seçkin grup ülkeyi yöneten, planlayan kesimdir.

– Batı ekonomisi ile baş etmekte zorlanmıştır. Endüstriyel ekonomi ve çekişmeye dayalı ekonomilere karşı sıkıntılar mevcuttur.

********

Sonuç Olarak;

Görülebileceği üzre sosyalizmin temelinde insan olsada ve insanların ihtiyaçlarına yönelik bir sistem olsada, özgürlük konusunda fazlasıyla sıkıntılıdır ve gelişme konusunda yavaş kalır. Öte yandan kapitalist sistemlerde ise eşitsizlik başını alıp götürür. Orta sınıf çöker, gelir dağılımında eşitsizlik ve adaletsizlik görülür.

Bu yüzden ideal sistemler daha çok kolektif kapitalizm ve sosyal kapitalizme yakın görünüyor. Sistemin getirdiği eşitsizlik ve adaletsizliği gideren bir devlet olmalı ancak mümkün olduğu kadar rekabet konusunda serbest bırakmalıdır.

Kişisel fikrim, Bülent Ecevit’in adımlarının Türkiye’de uygulanması gerektiğidir.

Ayrıca bakınız : Alternatif Ekonomik Sistemler