2017-2018 Türk ekonomik krizi konusunu yazdıktan sonra mail adresine (emrecetinblog.com@gmail.com), sosyal medyaya bazı eleştiriler gelmeye başladı. Sadece iki tanesini vereceğim. Çünkü durumun ciddiyetini gösteriyor.

Konuya başlamadan önce; muıhalefetin bu süreçte çok yanlış davrandığını düşünüyorum. Selin Sayek Böke sert şekilde dillendirdi. Ne zaman? Dolar artışlarıyla birlikte. Oysa birazcık TL ve diğer para birimleri takip edilseydi, 2013’ten sonra TL’nin değer kaybettiği görülecekti [bknz]. İnsanlara neden-sonuç anlatılmalıydı. Yani demokrasi bu kadar ayaklar altına alınır, iktidar tarafından bu kadar kutuplaşma yaratılır, “onlar-biz”, “eyyyy…” gibi söylemlerde bulunursa bunun olacağı anlatılmalıydı. Ancak hayır, son dakikaya kadar net ve sert bir biçimde muhalefet partilerinden bir eleştiri gelmedi.

Bakın bu süreçte “ekonomi hatalıdır” demiyorum. Bir akademisyen gibi oturup, verileri değerlendirip analiz edilmeliydi. Bunlar halka anlatılmalı hatta durumu özetleyen slogan cümleleri üretilip, reklam şeklinde bile kullanılabilirdi. Neyse bu başka konu.

Kutuplaşma Tehlikesi

Size bir örnek göstereceğim:

elestiri-1

**

Burada kutuplaşmayı görebilirsiniz. “Bu yüce millet, sizin” ki burada kesinlikle saygı olarak “siz” değil, politikadaki kutuplaşmanın temeli olan biz-siz kavramından bahsettiğini söyleyebilirim.

Bak İbrahim, bu ülkenin bütün insanları aynı gemide. Gemide bir kaptan var, kayalıklara sürüklüyor. Bunu azınlık olarak söylüyoruz. Ancak kaptanı seçen çoğunluk bizi dinlemedi. Gemi kayalıklara çarpıp battığında hepimizi etkiler.

Bu yüzden işin sizi bizi yok. Acilen ekonomi kurtarılmalı. Çünkü 80 milyon etkilenmekle kalmayacak, bölge ve tedarikçi ülkelerde de bir etkileşim olacak.

Kriz yok diyen ama dolar bozdur diyen şu iktidarınızı biraz sorgulayın be kardeşim. Dediklerimize katılmasanızda biraz kulak verin. Doğru mu yanlış mı anlayın.

 

Krizden Çıkışın Yol Haritası

Bunca uzman varken, bunca söylem varken bana açıklamak düşer mi bilemiyorum. Fakat eleştirileri gidermek adına anlatacağım. Mümkün olduğunda herkesin anlayabileceği biçimde yazacağım.

**

Krize götüren ve krizi anlattığım konumdaki nedenlere dikkat edilmeli. Bunlar bizi krize sürükledi. Bunları çok iyi anlamak gerek. İşte krizi atlatmak için Türkiye olarak yapmamız gerekenler:

  1. Krizin çıkış nedeni demokrasiden uzaklaşmamızdır. Zaten uzlaşı sanatında sıkıntımız vardı, AB’den yani demokrasi ve yüksek yaşam standartlarına sahip olan bir organizasyondan uzaklaşmak tehlikelidir.
  2. OHAL biran önce bitirilmeli. KHK’lar ile ülkenin yönetimine son verilmeli.
  3. HDP’lilerin zorla ifadeye çağrılması doğru hareketti, ancak tutuklu yargılanmalı hukuksal açıdan sıkıntılıdır. Sevmeniz, sevmemeniz ya da başka hisleriniz (ki ben de dahil) önemli değil. Doğrusu hukuktur, hukuk üstündür ve doğrusu yapılmalıdır.
  4. Türkiye’de gerilim var. Televizyondaki yarışma, dizi, evlenme programı ve evlilik programı gibi tamamen şiddet, tartışma, kin yaratan ve kültürü bozan programlar yasaklanmalıdır. Her gün göreceğimiz kanı, sigarayı, alkolü yasaklıyorsun ama kavgayı, silahları, evliliğin kutsallıktan çıkıp “maddiyata göre elektrik alıp-verme” olayı olmasını yasaklamıyorsun? Burada bir sorun var.
  5. Politikacılar acilen kutuplaşmayı durdurmalı. Türkiye’nin geleceği için politikacılar toplantılar yapmalı ve kanallardan canlı olarak yayınlanmalı. Kavga, şiddet, suçlama değil; çözüm önerileri ve neler yapılabileceğine dair fikirler anlatılmalı. İnsanlara uzlaşının mümkün olduğu gösterilmeli.
  6. İdam cezası gibi politik bir malzemeyi gündemden düşürün artık. İdam cezasını Cumhurbaşkanı Erdoğan kaldırdı [1], bu yüzden idam cezasını getireceğiz, hadi aslansınız kaplansınız demekle olmuyor bu iş. Gaza getirip başkanlığı kabul ettirmeye çalışmayın. İdam olayı gündemden kalkmalı.
  7. Başkanlık demişken… Hiç politik olarak kibar olmayacağım; boka çikolata da deseniz; bok, boktur. Sistem olarak Başkanlık sistemidir, adına Cumhurbaşkanı demeniz hiçbir şeyi değiştirmez [2]. Türkiye’de sağın birleşip sistem değişikliğine gitmesi tehlikedir. CHP’siz süreç yürütülemez.
  8. CHP ise bu süreçte “Başkanlığa karşıyız” diyor. Tamam süper, ama müzakerelere katıl, başkanlığın hangi durumlarına karşısınız bunları anlatın. En azından bir süreç olsun. En azından Cumhurbaşkanının meclisteki üyeleri seçmesi ve yargı denetim mekanizmalarının yarısını atamasını ve böylece yürütmenin yasama ve yargıdan üstün olmasını engelleyebilirsiniz. BELKİ! Bu zor süreçte “biz karşıyız, hıh” deyip köşeye çekilmek yapılacak en kötü şeydir.
  9. Türkiye ekonomik [3] ve kültürel [4] bir sömürgedir. Bir bölüm insanlar çağdaşlık adı altında Batı özentiliği yaptı, diğer bölüm ise İslam adı altında Arap özentiliği. Bunlardan uzaklaşmamız gerek. Türkçe var, dilimize sahip çıkın. Kültürümüze sahip çıkın. Paramıza sahip çıkın; dolarla ödemek nedir? Tanıtılardaki İngilizce ve Arapça sözcükleri kaldırın. Tanıtı (tabela) Türkçe olmalı, gerekirse sağa sola yazarsınız onları. Ekonomik çöküntü, politik bir çöküntünün sonucudur. Politik çöküntü de kültürel çöküntüyle ilgilidir.
  10. TÜBİTAK, biran önce ARGE harcamalarını, projeleri desteklemeyi başlatmalı. Bu sefer suyla çalışan cami çeşmesi, ledli ekmek dolabı, papaz eriğini imam eriğine dönüştüren projeler yerine; ilaç gibi sektörlere yönelin. VE DİKKAT EDİN, bizzat biliyorum Teknoparklarda devletin nasıl “dolandırıldığını”. Çalışmadığı halde çalıştığını gösterenler, hiçbir sonuca ulaşmayan projelerine yüz binlerce lira alanlar… Bunlar kontrol edilmeli. Boşa harcayacak 5 kuruşumuz yok.
  11. Üreticiler bizim can damarımızdır. Üreticilerin mazot ve doğalgaz vergilerini düşürün.
  12. Millileşme projesi şart! Ekonomik sömürgeyiz. Veteriner ineği döllüyor, tohum dışarıdan. Çiftçi ürün ekiyor, tohumu dışarıdan olduğu yetmiyor mineral ve vitamin aynı şirketten çünkü genetik savaş başladı, adamlar tohumun genetiğini biliyor. Yerli tohum ve yerli hayvancılık ŞART! Öyle cebinize 2 kuruş girecek diye halkın sağlığı ile oynamayın. Hibrit tohum ve GDO’yu yasaklayın.

**

İşte size şimdilik 12 adımlık krizden çıkış planı. Çok daha fazlasını uzmanlar kongre ve toplantılarda anlatıyor, televizyonlarda tartışılıyor, ilgili araştırmalar ortaya çıkıyor.

Sorunu bulmak en önemli aşamadır. Sorunları tespit edip, ardından çözümü BİRLİKTE üretmeliyiz. Evet AKP, ekonomik alanda yanlış politikalar uyguladığını kabullenmeli. Onca özelleştirmeye ve sıcak paraya rağmen iş sahası oluşturacak ekonomik politika izlemek yerine yol yapıldı. Şimdi, eleştirdiği Ecevit hükümetine doğru gidiyor. Bunu kabul etmeli.

Ardından bu işin üzerinde çıkar sağlamayı bırakıp; birlikte karar vermelisiniz. Muhalefet ve iktidar bir araya gelmeli, en önemlisi de bu toplantı televizyonlardan canlı yayında yayınlanmalı. TÜSİAD vs gibi uzmanlar, akademisyenlerde olmalı. (Örnek için bknz: Putin-Oligarkların toplantısı).

**

Demokrasi Yoksa Ekonomi Yok

Bunu anlamamız gerek. Demokrasiyi geliştirmemiz gerek. Yasama (meclis) – yürütme (iktidar) – yargı dengesini oturtmamız gerek. Türkiye’yi daha da otoriterleştirebilirsiniz. İnsanları birbirine kırdırabilirsiniz, sıkı yönetimle yönetebilirsiniz. Ancak bilmeniz gereken tek şey var; en fazla 10 yıl daha iktidardasınız.

Sonra, kendi getirdiğiniz idam ile asılma ihtimaliniz var.

Kategori: Ekonomi - Genel - Politika
Etiketler: , , ,