Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

“Hasır yakmak” çok ilginç bir olay Osmanlı’da ancak bunu anlatan bir görsel bulamadım. Hatta doğru düzgün anlatan bir araştırmaya internetten denk gelemedim.

Bazı yerlerde (ve Perslerde) “başa toprak saçmak” [1] olarak bilinebilir. Adını vermeyeceğim ama tarihi kafasına göre yazan saçma dergilerde de geçiyor. Fakat İlber Ortaylı’dan dinlediğim kadarını anlatayım.

Ne yazık ki hangi programında konuştuğunu bilemiyorum. Gel Zaman Git Zaman olabilir, Tarih’in Arka Odası olabilir. Tekrar bulursam vereceğim.

Bildiğiniz gibi Osmanlı, vilayetler ile yönetiliyordu. Bakınız örnek bir harita

 

Yeri gelmişken; bu harita, Almanca olması gerekiyordu. Sonra Türkçesiyle de bu vilayetleri çözmek zor idi, İngilizce kaynaklardan da yararlandım.

Şimdi neo-Osmanlı’dan bahsedip duruyorlar ya, kendilerini Osmanlıcı ilan ediyorlar ya; daha adam gibi vilayetlerimizi (federal bölümler gibi düşünün) gösteren doğru düzgün fotoğraflar devler kurumlarınca yayınlanmamış!

Hasır yakmak gibi bir kültür var fakat bu kültür doğru düzgün bir araştırma ile halka açıklanmamış. Yani bunlar akademik yerlerden alınıp, internette yayınlanmalı.

Öte yandan Fatih surları çürüyor, İstanbul’da Osmanlı’ya ait tarihi yerler harap ediliyor. Ee nasıl Osmanlıcılık bu???

Hasır Yakmak

Neyse konumuza geri dönelim. Hasır yakmak için bazı kaynaklar, Cuma çıkışlarında hasırların tüttürüldüğü ve bir şikayetin olduğunu anlatma yolu derler. Fakat İlber Ortaylı’dan dinlediğim şekilde anlatayım.

Yukarıda gördüğünüz üzere vilayetler ya da sancaklar vardı. Bunları yöneten “Beylerbeyi” denilen insanlar vardı. Siyaset bilimi öğrencisi olarak bunlar bile bize okulda öğretilmeyen kavramlar. Kendimiz araştırarak bulmalıyız. Biz ne mi yapıyoruz? Avrupa ve Amerikalı bilim insanlarının teorilerini öğreniyoruz. Bu da ayrı konu… Neyse bu konularda doluyum, laf lafı açar.

Eğer bu bölgelerde ahali bir şeylerden rahatsızsa, kumsala, padişahın göreceği şekilde hasır yakarmış. Bu da, “dikkat edin, bizim orada işler sıkıntılı, daha büyük şeyler olabilir” diye bir uyarıymış. İlber hocanın anlattığı buydu.

Yani bir çeşit uyarıdır. Bakın işler kızışıyor… Karışacak. Hoş bugünlerde istihbarat var, anketler var… Yani eskisi gibi değil ancak “hasır yakma” deyimini, kültürü korumak için kullanmak istedim.

düzenleme: bu konuyla ilgili Ekşi sözlükte yeni bir girdi var. Ateş Dilekçesi olarak geçirmişler. Dediğim ile aynı ancak ben hasır yakmak olarak hatırlıyordum. İlgilenenler daha fazlasını araştırabilir.

 

Ekonomik Durum

Gelelim konunun açılma amacına. Bu konuda çeşitli verileri alıp, yorumlayıp bir şeyler anlatmaya çalışmayacağım. Başıma gelenleri anlatacağım.

İstanbul’da, kaldığımız evde, doğalgaz faturası geçen ay 480 lira gelmiş. DÖRT YÜZ SEKSEN!!! Bakın geçen yıllarda bu fatura, 180’i geçmemişti.  Bu yıl, bazı ekonomik sıkıntılar nedeniyle en azda yakmaya çalıştık ve buna rağmen 480 lira geldi. Elektrik deseniz, aynı çekilde katlanmış. Bu nedir?

Zam falan açıklanıyor da, bu işte bir karışıklık var. Önümüzdeki aylarda çok kabarık faturalar geleceği bellidir. Buna geri döneceğim.

Neyle 3 Çocuk?

Simit hesabı falan yapmayacağım korkmayın. Dedem ve anneannem, hem dönem bitti, İstanbul’a dönüyorum diye hem de çocuklarını görmek için İstanbul’a gelecekti. Fakat ailecek ekonomik sıkıntılarla boğuşuyoruz. Gelemeyeceklerini söylediler. Fakat bir şekilde çözmüşler (ki borçla tabi).

Nasıl yani? Eskişehir’den İstanbul’a gitmek diyebilirsiniz. Anlatayım.

Dedemin arabası 55 litre depoya sahip (2001 model Astra). Ben kullanırsam 1 depo, dedem kullanırsa yaklaşık 3/4 depo ile  (biraz fazla olabilir) İstanbul’a geliyor.Hadi 3 çeyrek depodan hesaplayalım.

55*(3/4) = 41,25 litre demek.

Benzin fiyatı ne kadar? 5,43 tl [2]

5,43*41,25 = 223.9 tl

**

Dedemin ve anneannemin torununu ve çocuğunu görmek, hava değişimi için gelip dönmesi 448 tl. Sadece akaryakıt için. Arabanın aküsü bitti, para. Ateşlemede sorun vardı para. Gelmeden önce daha yeni 400 lira masraf çıkarttı. Üzerine bu.

Eskişehir’den istediğim şeyler var; Tanınmış Helvacı’nın tahin ve pekmezi, helvası. Kurtuluş’un kuru yemişleri vs… Kara Kedi bozacısının bozasını özledim (Türkiye’nin en iyisidir) amma, Şubat’ta Eskişehir’e gideceğim…

Haliyle alışveriş var… Bunları yaparken insanlar arabayı bırakıp, otobüsle çarşılarda sürünüyor. Neden? Çünkü araba Türkiye’de lüksün de lüksü. Araç 13 bin, Bulgaristan’da aynısı 1.500 leva. Leva dediğimde 2009’da 1’e 1 idi. Şimdi 1’e 2 oldu nerdeyse. Ona rağmen 3 bin Türk lirası nerede, 13 bin tl nerede?

**

İşin özü, dert tasa…

Diyeceksiniz ki; arabayla gezmesin gelmesin… Yaa değil mi? Bulgaristan’dan 1970’te gelsinler… Türkiye’de “kadın çalışmaz” denilen dönemde 2 dil bilen, tekstil sanat okulu bitiren anneannem Sarar basma fabrikasına girsin (sonradan yabancılara sattıkları). Ardından burada işçi maaşlarıyla ev alsınlar. Bir çocuğunu konservatuara gönderip hem iyi müzisyen hem müzik öğretmeni yapsınlar, diğer çocuğunu dünya çapında bilim insanı yapsın ve yardımcı doçent olarak üniversitede çalışmasına yardım etsinler.

Dedem Bulgaristan’da küçük yaşlarda çobanlık yapmış. Sonra şehre geliyor anneannem ile tanışıyorlar. Ardından göç falan filan… Bulgaristan’da kalsa komünist dönemde ve sonrasında göremeyeceği şeyleri Türkiye’de görüyorlar. Muhacirlerin hepsi çalışkandır. Balkan göçmenlerinin. Biz öyle Suriyelilere falan benzemeyiz.

Haa, anneannemin ailesi Konya’dan gitmiştir. Bilirsiniz Osmanlı, Karamanoğullarını yenince, ahalisini Rumeli’ye falan dağıtmıştır. Bunlar Avşar boyundan gelmedir. Atatürk’ün anne tarafıda bu insanlardandır, benim de anne ve baba taraflarım buradan gelmedir. Türk oğlu Türk’tür yani.

Öte yandan dedemin ailesi, Kırım Tatarıdır. Ruslar yüzünden önce Romanya’ya, sonra Bulgaristan’a geçmişler. Onlar da Türk oğlu Türk’tür.

Fakat Anadolu’da Türk tarihi ve kültürlerini kaybetmiş ve Araplaşmış bir çok insan, Balkan göçmenlerine “Bulgar Türk’ü” falan dedi. Bulgaristan’da Türk diye acı çekenler, buraya geldiğinde Bulgar denilerek aşağılanmaya çalıştı. Ama hiçbiri yılmadı. Bulgaristan Muhacirlerine bakın, çalışkanlıklarıyla neler yaptığını görürsünüz.

***

Neyse efendim, bunları yaşayan insanlar zamanında araba almış ve çocuklarını vatana millete yararlı şekilde yetiştirmişken, tam rahat edecekleri zamanda “arabaya binmesinler” diyeceğiz öyle mi? Yok efendim. O yüzden böyle düşünen varsa çenesini tıkasın.

Recep Tayyip Erdoğan 3 çocuk diyor. Neyle 3 çocuk? Eğer çocuğu başka yerde yaşıyorsa, yaşlılar hava değişimi için gidemeyecek. Gençler desen… Hiç anlatmayayım, annem ilaç firması kurdu, TÜBİTAK’a güvendi ve OHAL falan derken, güvendiğimiz dağlara kar yağdı. İşinde uzman, bir şekilde işi kotardı, sağolsun işini yapana yardımcı olan insanlarda var. Fakat gençlerin, hele hele ülkede ilaç üretme gibi bir amaçla bu işe atılanların bu devirde 2 gün tatil yapması bile sıkıntılı. Çünkü gelen, ucu ucuna yetiyor. bknz: Politik Elit ve Türk Şirketlerinin Mide Bulandırıcı Yanı

Durumlar bu kadar sıkıntılıyken kim, nasıl 3 çocuk yapacak? Anası babası işte kendini heder ederken, çocuklarla ilgilenemeyecek. Torun olacak, tam torun severiz diyecekler ama yerlerinden kıpırdamaları bile, bir işçi maaşına patlayacak öyle mi?

 

Ardını Dolduracaksın Kardeşim!

Bu iş neye benzer biliyor musunuz?

Üniversite kuruyorlar. Her yer üniversite, bina üniversitesi. Sonra eğitim gelmiyor. Aynı şeyi arge için yaptılar. ARGE’ye şu kadar para harcadık dediler ama harcadıkları para suyla çalışan cami çeşmesine, ledli ekmek dolabına gitti.

Üniversite açmakla eğitim, Adalet Sarayları yapmakla adalet düzelmiyor!

Üniversite açacaksan; temel ihtiyaçları yani barınma vs gibi ihtiyaçları planlayıp yapman gerek. Bitmiyor efendim! Öğrenci demek, aydın insan demektir. Bu çocuklar için spor faaliyet alanları açacaksın üniversitelerde. Sonra sanatsal aktivite için salon açacaksın. Tiyatrosu, semineri, spor merkezleri vs…

Bitti mi? Bitmez. Sağlık ile ilgiliyse, laboratuvar açacaksın. Hukuk bölümü için “mahkeme salonu” kuracaksın. Bilgisayar mühendisliği için bilgisayar laboratuvarları koyacaksın. Tabi kafeleri, kafeteryaları olacak. Ulaşımını çözeceksin.

İşin özü; küçüklüğü Anadolu Üniversitesinde geçmiş ve öğrencilik hayatı Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde geçmiş biri olarak kampüsün önemini ve hatta Yılmaz Hoca’dan gördüğüm kadarıyla kampüs dışında şehrin önemini (öğrenmek ve gelişmek için) yeterince gördüm.

**

İşte bunla yapılmadığı gibi; çocukların eğitimi, sağlığı, barınakları falan hiçç hesaplanmamış. Diyorlar ki çocuk yapın. Ne oluyor sonra? Cemaat yurtlarında çocuklar ya tarikat tarafından devrişilip darbe girişimine katılıyor, ya da kızlarımız canlı canlı yanıyor.

E sen daha bunları düşünmemişsin, ben sana ailesinin ve kültürümüzde önemli olan yaşlıların önemini ve planlamasını sormaya kalksam….

 

İşin Özü : Bizim İsyanlar Vergiden Çıkar

Aslında Osmanlı dönemini anlatacaktım ama iş uzadı. Vergiler yüklenmeye başladı (bizim yıllardır ekonomi politikası yanlış dediğimiz halde dinlemedikleri ve kriz görününce vergi bindirmeleri yüzünden işler karışacak).

Osmanlı Tarihinde Vergi İsyanları‘na bakarsanız (ki bu verdiğim akademik makale), bizim tebaanın yani ahalinin vergiye tepkilerini görmüşsünüzdür illa ki. Yani ekonomi sıkıntıdaysa, işler karışır. Kaldı ki AKP’ye yıllardır destek verenlerin durumu bozulunca şimdi farklı şeyler duymaya başladım. İşin sonu bellidir.

Bu kadar vergi, plansız programsız iş, diretmeler…. Sonuç belli. Hâlâ başkanlık diyorsunuz. Daha ne diyeyim?

Bu ahali, uyarı için hasırı yaktı yakacak Reis-i Cumhur… Osmanlı dediğin için sana bu şekilde anlatıyorum. Yani diyecekler ki; bizim oralarda işler karıştı karışacak… Ağır vergiler yüzünden…

Sigara, alkol, içki, benzin, ÖTV tamamdı. Fakat doğalgaz, elektrik, giysi vs gibi şeylere hem vergiler hem de döviz artışı nedeniyle ağır yükler binecek. Daha döviz artışını hissetmedik. Fakat 6. ay gibi yansımalar olacak hem de ağır olacak… Sonrası mı? İktidar çatırdar. Fakat iktidarı biraz tanıyorsam, koltuğu kaybetmemek için elinden geleni yapar….

Sonumuz hayrola….

“Mağrur olma Reis-i Cumhur, senden büyük Allah var!” diyerek de bitiriyorum.

***

Dipçe: bu arada döviz artmıyor aslında. Türk lirası 2013 yılından bu yana 92 para birimi karşısında değer kaybediyor. Bknz: TL ve yabancı para birimleri karşılaştırması