Size evi ne hatırlatır? Anne yemekleri, sokaklarında oynadığınız mahalle? Evinizin kokusu?

Eğer Eskişehir’de büyümüşseniz, size evinizi hatırlatan şeylerden birisi; uçakların havayı yararken çıkarttıkları o muhteşem ses… Göğün yarılma sesi, Türk pilotlarını selamlar gibi…

İşte beni evimde hissettiren şeylerden birisi bu. Çünkü Türkiye’nin Ana Jet Üssü’dir Eskişehir. Haftanın belirli günlerinde sürekli olarak uçak seslerini duyarız ve alışırız. Eskişehir’e ilk gelenler şaşırır, fakat bizim için oldukça normaldir. Hatta birisinin Eskişehirli olup olmadığını anlamak için, uçak geçerken konuşup konuşmadığına bakarsın. Eskişehirliler, uçağın geçmesi için konuşmaya ara verirken, Eskişehirli olmayanlar seslerini yükseltmeye çalışır ama nafile…

İşte her yıl 15 Kasım’da, kendimi evimde hissederim. Bu yıl son kez buradayım. 9 yıldır 15 Kasım’da, Eskişehir’de olduğumu hatırlatır bana bu sesler… Neden?

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 34. Yılı!

15 Kasım 1983’te, KKTC ilan edildi. Önceki duruma biraz bakalım ki, operasyon öncesi son durum başlıklı yazımda detaylıca var.

15 Temmuz 1974’te, Yunanistan’da darbe oldu ve Kıbrıs’ta, ENOSİS yani Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanma hayali için Makaryosun çok yavaş yol aldığını düşündüler. Makaryos zekiydi; Kıbrıs’ta Türklerin arsalarını, pasaportlarını falan alıyor ve İngiltere’de, Kanada’da ev ve işini ayarlıyor ayrıca İngiliz vatandaşlığı için ilk adımı atıyordu. Bugün İngiltere’deki Kıbrıs Türkleri bu şekilde gitti. Ayrıca Makaryos baştaki ENOSİS fikrinden vazgeçmişti. Çünkü böyle bir şey sonucunda adaya Türk müdahalesinin olacağını görebilecek kadar uyanık birisiydi. Fakat Yunanlılar için Türk düşmanlığının sırını yoktu. Ne bunun için bekleyebilirlerdi, ne de Türklerin İngiltereye gönderilmesini.

Makaryos’a suikast falan düzenlemeye başladılar ve işler karıştı. Sonunda Yunan cuntacılarının istediği gibi bir yönetim Kıbrıs’ta var oldu ve Türklerin can ve mal güvenlikleri kalmamıştı.

Londra’da bir lokanta sahibi olan 24 yaşındaki Ümit Hüseyin:

Cumartesi günü Limasol’daki Türkleri toplayıp hapishaneye doldurdular. Kadınlar ve çocuklar ağlaşıyorlardı. Bir Rum bir Türk kadınına gelerek kucağındaki altı aylık bebeği susturmasını söyledi. Kadın, çocuğu susturamayınca Rum Muhafız silahını ateşleyerek, herkesin gözü önünde çocuğu öldürdü.

Türk ordusu Kıbrıs’a çıkınca, Rumlar Türk evlerini basmaya, sakinlerini sokağa çıkarıp dövmeye, eşyalarını yağma ve evleri ateşe vermeye başladılar. Beni de döverek hapishaneye götürdüler, fakat ertesi gün İngiliz vatandaşı olduğum için bıraktılar. Topladıkları Türkleri “Zito Nkos Samspon” diye bağırmaya zorluyorlardı. Hapishaneden çıktıktan sonra evime gittim. Ortada hiçbir şey kalmamıştı.

Rum muhafızlar daha sonra Türkiye’nin kendilerini cezalandıracağından korkarak paniğe kapıldılar ve ihtiyar kadınları bıraktılar.

 

Kocası Kıbrıslı Rum olan bir İngiliz kadını, Yaban Shirley Voldarın televizyonda şunları anlatmıştır:

Dokuz ve yedi yaşındaki iki kızım ve kocamla evde otururken Rum Muhafızlar kapıyı kırıp eve daldılar ve kocama kendilerinden yanında Türklere karşı savaşmalarını istediler. Kocam reddedince silahlarını üzerine boşlattılar. Kocam yerde kanlar içinde yatarken beni ve çocukları sürükleyerek dışarı çıkadılar. Sonra İngiliz olduğum için bıraktılar. Kocam sağ mı ölü mü bilmiyorum.

Bir başka İngiliz de Limasol’da sokakların süngülenmiş, kurşunlanmış Türk cesetleri ile dolu olduğunu söylemiş, “Rumlar çok kere karşılarına çıkan Türklere soru bile sormadan silahlarını boşlattılar” demiştir.

Üstleri dışında oturan İngiliz asker aileleri de Ada’dan tahliye için evlerinden ayrılırken Rum Muhafızların zaman kaybetmeden içeri daldıklarını ve yağmaya başladıklarını söylemişlerdir.

İngiliz vatandaşı Kıbrıslı Türklerden Bayan İlhan Osman’da Rumların kadın ve çocuklardan zorla kan aldıklarını söylemiş ve çocuğun kolundaki izi göstermiştir. Bayan İlhan Osman Limasol’da bir sokakta en az yirmi katledilmiş Türk gördüğünü de sözlerine eklemiştir.

 

İşte Durum Böyleydi, Hatta Daha Kötüsü…

1960 andlaşmasını bozan, Türkleri öldürmeye başlayan Rumlara karşı; Avrupa ve Birleşmiş Milletler göstermelik söylemlerde bulunuyor fakat hiçbir şey yapmıyordu.

İşte Türklere karşı bu katliamlar başlayınca (tabi ki Türkler bu olacakları sezmiş, gizlice Türk Mukavemet Teşkilatı kurmuş, adaya silah göndermiş ve Türk erkeklerini eğitmişti); diplomatik çözüm ve düzgün bir karar alınıncaya kadar, her Rum operasyonunda; Türk jetleri alçak uçuş yapıyordu ve civ civ gibi dağılıyorlardı korkudan.

1974’te harekat başladı. Durdu. Diplomatik çözüm bulunamadı ve Ayşe tatile çıktı; bugün belirlenen sınırlara kadar Türk askeri aldı. Adanın nüfusu göz önünde bulundurulduğunda 3’te 1’e, 3’te 2’lik bir toprak alınmıştı (bazıları niye hepsini almadı diye aşırı cahilce konuşuyor ki, şu toprağı haklı davanda kabul ettiremiyorsun; çok film izliyorsunuz).

**

15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Her yıl 15 Kasım’da hem bunu kutlamak, hem Türklere yanındayız mesajı vermek, hem de Rumlara bazı şeyleri hatırlatmak için alçak uçuş yapılır.

Her yıl 15 Kasım’da kendimi evimde hissederim, Kıbrıs Türk’ü kendini güvende hisseder. Çünkü o zor zamanlarda Rumların katliama başladığında, Türk jetleri alçak uçuş yapar; Kıbrıs Türk’ü rahat nefes alırdı. 1974’ten beri Kıbrıs Türk’ünün can güvenliği sorunu yok. Dün, bugün ve yarın… Her zaman Kıbrıs Türk’ünün yanındayız.

İşte size 2 yıl önceki uçuşlardan ve amatör kamerayla İngiliz’in şaşırmasından derlemeler…

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!

 

***

Düzenleme:

Rumlar ve Yunanlar, propaganda fırsatını kaçırmamış ve demişler ki (yukarıdaki video için), “Türk Savunma Bakanlığı bu videoyu yükledi”. Haliyle bol bol dislike gelmiş. İşte

Adres 1: http://www.matrix24.gr/2017/11/vinteo-proklitikes-ptisis-tourkikon-f-16-stin-kipro/

Adres 2: http://veteranos.gr/proklitikes-epidixis-tourkikon-f-16-o-eortasmos-sta-katechomena-video/

Provakasyonun daniskası. Ya da düpedüz aptallık.

**