Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bu yazıyı bir kaç gündür bekletiyorum. Yazacağım her şey satır satır belliyken sadece girişini yazamadığım için bekletiyorum. Çünkü girişinin dikkat çekici olmasını istedim. Operasyonlarla ilgili bir şey yazacağım ancak sadece operasyonlar olmayacak. Terör örgütünün sosyal medyayı kullanarak algı yönetimi ve psikolojik savaşı nasıl uyguladığını yazacağım ancak sadece bu da olmayacak.

Bu yazıda vurmak istediğim en belirgin nokta; hümanist geçinen ancak hümanist olmaktan bir kaç ışık yılı uzakta olan insanlardır. Bu insanları haşlamayı en sona bıraktım. En sert sözlerim bu insanlara olacak!

Çok önemli konulara değineceğim bu yazımda.

Doğuda Operasyonlar

Öncelikle buralardan başlayalım. Hükümet, açılım süreci başlattı. Açılım süreci nedir, hani basamaklar var belli değil. Öcalan, Kandil, HDP, hükümet arasında geldi gitti, bir şeyler oldu.

Asker, polis ve oradaki halktan bazı bilgiler geliyordu. Emin Çölaşan’ın “Orada devlet var mı?” başlıklı köşe yazısında bile (ki 9 Kasım 2014’te yazıldı), bazı şeyler görünüyordu.

Hatta bakın 23 Şubat 2015’teki yazımda[1], aynen şu cümleleri yazmışım:

BU SIRADA RECEP ERDOĞAN NE YAPTI?
Terör örgütüyle mücadele etmek yerine, müzakere etti.
Müzakere sürecinde terörist dağdan inip şehre girdi ve “vatandaş” haline geldi.
Güçlendi, silahlandı, tuzaklar kurdu…

Bu günlerin geleceği belliydi.

**

Köklü Operasyonlar Yapılıyor

Doğu’da durum çok kötü. Güvenlik uzmanı Mete Yarar’ın söylediğine göre[2], sadece Nusaybin’de 250’ye yakın noktada 7 tonluk patlayıcı var. Bakın bu abartı gibi gelebilir. Bu yüzden size durumu açıklayacağım.

Polisler ve yer yer jandarma, ilçelerde “mahalle mahalle” operasyon yapıyor. Tam anlamıyla mahalle mahalle. Çünkü ilçelerde yüzlerce terörist kontrolü sağlamak için şehre inmiş. Hendek kazmışlar, içlerine bomba koymuşlar, bombaları gören yerlerine mevzilenip, temizlik olmasını engellemeye çalışıyorlar.

hendek bomba

Bakın burada polisler bombaya giden telleri bulup, nereye gittiğini ve bombanın nerede olduğunu anlamaya çalışıyor. Bu sırada yoğun ateş var. Belki şu fotoğrafı verince, nasıl bir yerde olduğunu göreceksiniz;

hendek bomba 2

**

Gördüğünüz gibi sokak sokak kesişim yerlerine yerleştirmişler bombaları. Yeni teknikler gelişitirmişler.

Bu bombaların etkisini de göstermek gerek.

100 kg patlayici (2)

100 kg patlayici (1)

Bakın üstteki resimde bomba patlatılmış ve bu bomba 100kg’lık patlayıcı. Bunun gibi onlarca, yüzlerce yerler kazılmış ve bombalar konulmuş.

Diğer dikkat edilmesi geren konu; resimde göreceğiniz üzere borular var. Teröristler; elektrik, su, kanalizasyon hatlarını biliyor ve buraları kazıp, bombaları buralara koyuyor. Peki neden?

Çok basit cevabı var; ilçede elektrik, su, kanalizasyon gibi “devletin sağlaması gereken” temel ihtiyaçları kesmek ve bunu propaganda haline döndürmek. Belediyeler bu hatların yerini biliyor, sanıyorum teröristlerin belediyelerden bunları alması zor olmasa gerek.

Sokağa Çıkma Yasağı

Bazıları diyor ki, ne gerek var yasağa???

Arkadaşlar şu belgeseli izleyin. Sadece 7. bölümünü:

**

İzletide göreceksiniz; sokaklarda çatışmalar ne durumda… Bırakın sokaktaki halkı, görev yapan memurlar için fazlasıyla tehlikeli. Tonlarca bombanın olduğu, füzelerin atıldığı, kurşunların yağmur gibi yağdığı yerde halkın dışarıya çıkmasına izin vermek mi? Eğer sokağa çıkma yasağı olmasa her gün onlarca sivil halkın ölüm haberi gelecek. Terör örgütü ise bunu propaganda olarak güzelce kullanacak.

Terör Örgütünün Zararı

kursun ve molotof

Bakın evi görüyor musunuz? Yakılmış, kurşunlanmış…

Sadece bu kadar da değil;

terorist katliami

teroristler halki fisliyor

Silvan'daki terör operasyonu

yuksek ova okul

**

Terör örgütüne destek vermeyenler, kapılarını açmayanlar öldürülüyor[3], okullar ve camiler yakılıyor ve ambulanslara ateş açılıyor [4], terör örgütüne direnen halkın evleri çarpıyla boyanıyor [5], hastahaneye roketle saldırılıyor [6]

**

Terör Örgütünün Psikolojik Savaş ve Propaganda Teknikleri ve Algı Yönetimi

Türkiye üzerine yapılan yıpratıcı propagandalar” başlıklı konumda örnekleriyle vermiştim. Terör örgütü, sahada ne zaman sıkışsa, ne zaman büyük operasyonlar yapılsa; terör örgütüne bağlı hesaplar, sosyal medyadan “katliam var” şeklinde mesajlara başlıyor.

Amaç yalan ve yanlış bilgilerle hem Türkiye hem dünya kamoyunu etkileyebilmek. Amaçları uluslararası bazı güçleri Türkiye’ye çekmek ve devamında Türkiye’de öz yönetim oluşturmak. Kuzey Irak’ta Kürt yönetimi aldılar, Suriye’de Kürt koridoru birleşecek ve ileride Suriye’de Kürt kantonu olacak. Türkiye’de HDP’nin birinci çıktığı bölgelere bakarsanız; amaç Türkiye’de de Kürt kantonu kurmak ve devamında Suriye, Irak, Türkiye’deki kantonları birleştirmek. Bununla ilgili ve Suriye ile ilgili geniş yazıyı şurada yazdım.

Organize şekilde yalan yanlış mesajlar ve çalıntı görsellerle insanları inandırmak istedikleri mesajlar şunlar;

  • Devlet katliam yapıyor,
  • Polis ve asker çocukları vuruyor,
  • Elektrik yok, su yok, çöpler toplanmıyor

Diğer bir olayıda, polislerin moralini bozmak.

**

Bölge PKK Tarafından Boşaltılmaya Zorlanıyor

Yukarıda anlattım. Terör örgütüne yardım etmeyenlerin ve devlet yanlıların evleri kırmızıyla boyanıyor. İnsanların evlerine el konuluyor. Kapısına açmayan olursa vuruyluyor[3]. On binlerce kişi Nusaybin, Cizre, Silopi gibi bir çok ilçeden göç ediyor. Gerek çatışmalar, gerek yasaklar… Belgeseli izlerseniz, nasıl bir ortam olduğunu göreceksiniz.

Bakın bir örnek vermek gerekirse: “PYD, Uluslararası Af Örgütü’ne göre Arap ve Türkmen sivillere yaptıkları nedeniyle savaş suçu işlemiştir”[7].

Yani bu insanları zorla evlerinden uzaklaştırmak, evlerine el koymak, güç uygulamak, evlerini talan etmek; bir suçtur. Bunu iyi şekilde kullanıyorlar, devlet yanlısı insanları bölgeden uzaklaştıracaklar ve bölgeyi kontrol altına alacaklar.

Halk Perişan

Bakın sokağa çıkma yasağı yokken; bu çocuklar bombaların, eli silahlı teröristlerin arasında dolaşıyor. Polis ve asker, bölgedeki bombaları temizlemeye, hendekleri kapatmaya çalıştığında ise çatışmalar başlıyor. Seken mermiler evlere isabet ediyor. Zaten evlerin durumu rezillik. Her yer delik deşik, yanmış, toz-pislik…

Sokağa çıkma yasağında her yer kapalı, esnaf perişan, halk yiyecek bulmakta zorluk çekiyor. Bakın ambulansı bile tarıyorlar ve bu yüzden ambulans zırhlı araçların öncülüğünde gidiyor. Bir yerlerde hasta olsa, yangın çıksa; ambulans ve itfaiye araçları oralara girmekte zorlanacak. Barikatlara bakın;

barikat (1)

barikat (2)

barikat (2)

barikat (3)

barikat (1)

***

Çocukların oynadığı yerlere bakın! Bu çocuklar okumalı ki, terör örgütleri kandırmasınlar. Okullar yakılıyor, hendekler kazılıyor, çocuklar evlere hapis oluyor, hastalar hastahanede bile rahat değil!

***

Hümanist Olacağım Diye İnsanlığı Kaybedenler!

Gelelim hümanizm adı altında devlet düşmanlığı yapanlara, terörü destekleyenlere, insanlık dışı drama sessiz kalanlara…

Gezi Parkı zamanında başladı bu iş. Gezi Parkı ile ilgili haberleri paylaşan Twitter hesapları türedi. Takip ettik. Bir süre sonra HDP’lileşmeye başladılar, Gezi Parkı’nda “siyaset üstü” tavır, yerini HDP yanlılığına bıraktı. Derken ne zaman terör örgütüne karşı operasyon yapılsa ve köşeye sıkıştırılsa, ağır kayıplar verdirilse; hemen bahsettiğim yıpratıcı propagandalara başladılar. “Katliam var” diye TT, yani twitter etkileti açmakla kalmadılar; bu hesaplardan yalan yanlış bilgiler paylaştılar. Bilinçli şekilde yapılan “yalan haberler” bunlar. Amaç yıpratıcı proapgandadır. Psikolojik savaştır. Bu hesapların terör bağlantısı anlaşılabilir.

Derken bu çevremizede yayıldı ve “ezilen Kürt halkı” ile başlayan mesajlar dolaylı yoldan terör örgütü desteğine kadar geldi. İlçede 250’ye yakın noktada 7 ton patlayıcı var, barikatlar kazılmış, teröre kapısını açmayanlar öldürülüyor, devlete yakın evler çarpıyla işaretleniyor, okullar ve camiler yakılıyor, hastahanelere füzeyle saldırıyorlar, ambulansları tarıyorlar ve BAZILARI HÂLÂ YÜZSÜZCE POLİS VE ASKERİN ORADA NE İŞİ VAR DİYE SORUYOR!

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin topraklarında, dünyanın terör örgütü saydığı grubun silahlı militanları ilçeleri delik deşik etmiş ve kendi özerkler yüzsüzce ilan ediliyor [8],  ve devletin polisiyle askeri bu bölgeye; bu teröristleri temizlemek için gittiğinde ne işi var diye sorgulanıyor.

NE YAPACAK?

Asker ve polis bölgeyi teröristlere teslim edip geri mi çekilecek? Okulları, hastahaneleri, camileri, valilikleri kapatıp gidecek mi? Hangi gelişmiş ülkede, hangi demokratik ülkede terör örgütlerine karşı bu kadar misafirperverlik gördünüz merak ediyorum!

**

Bu söylemlerini, hümanizme dayandırıyorlar. Hümanizim, insanı merkeze alır. Hümanist olmak, ağzınızı açtığınız her anda devletin polisini ve askerini karalamak; suçlamak demek değildir. Hümanizm; tek bir kökene, tek bir dine, tek bir mezhebe odaklanmak demek HİÇ Mİ HİÇ DEĞİLDİR!

Hastahaneye füze atarken hümanist değilsiniz!
Ambulansı tararlarken hümanist değilsiniz!
İlçelerin altına tonlarca patlayıcı yerleştiriyorlarken hümanist değilsiniz,
Bu bombaların üzerinde yaşayan çocukları hiç mi hiç düşmüyorsunuz!
Barikat ve hendeklerle, olası bir hastalık ve yangın durumunda devlet araçlarının girişini yasakladıkları için hiç sesiniz çıkmıyor.
Terör örgütleri okulları yakarken yine sesiniz çıkmıyor.
Evlere el koyarken, direnenleri öldürürken sesiniz çıkmıyor.
On binlerce kişi zorunlu göçe tabi tutulurken [10]; dünya devletleri tarafından terörist kabul edilen ve listelere terörist olarak girmiş bu örgüte sesiniz çıkmıyor!
Ancak polisin ve askerin girişiyle birlikte, tonlarca patlayıcıya karşı tankların şehire sokulmasıyla birlikte “onların orada ne işi var” diye sesiniz çıkmaya başlıyor…

BÖYLE HÜMANİSTLİK OLMAZ! Bu, iki yüzlülüktür. Tabi ki devletin “güvenlik güçleri”, terör örgütüne karşı operasyon düzenleyecek. Elinde silahlar, füzeler, bombalar olan ve gerek ulusal gerek uluslararası hukuka göre yasa dışı işler yapan örgüte karşı operasyon yapacak.

YALNIZCA DEVLETİN GÜÇ KULLANMA MEŞRULUĞU VARDIR! Devleti diğer organizasyonlardan ayıran şey budur.

İki Yüzlülük

Size başka bir iki yüzlülük daha anlatayım.

Bu insanlara neden böyle düşündüklerini sorun; devletin Kürt kökenli halka karşı yaptığı zulüm ve eziyet diyeceklerdir. Öz yönetim diyeceklerdir… Sıralanır. İş dönüp dolaşır, “ezilen halklara” gelir.

Şu anda, hemen şimdi çevrenizdeki bu insanların hesaplarına girin. Şöyle sonuna kadar bir tarayın bakalım. Romanlar ile ilgili neler göreceksiniz? Ezilen halklar diyorlardı ya…

Özal’ın annesi Kürt kökenliydi. Özal, Türkiye’yi yönetti.
Kürt kökenli bakanlar var,
Kürt kökenli insanların büyük şirketleri var.
Batı’da otogardan, taksi duraklarına bir çok yeri Kürt kökenli vatandaşlar işletiyor.
Doğu’dan Batı’ya vatandaşlar rahatça gelip çalışıyor ve yaşıyor.
Fakat Batı’dan Doğu’ya gitmek bu kadar kolay mı?

“Dövlet bize bohmiğ” adı altında kaçak elektrik kullanan illere [9] şöyle bir bakın… Hangileriymiş, hangi bölgede, hangi kökenin fazla yaşadıklarıymış… Üstelik devlet onlara bakmak, yani en önemli insan hakkı olan yaşama hakkını savunmak için güvenlik gücü gönderdiğinde rahatsız oluyorlar!!! Neyse konumuza dönelim,

Türkiye’nin ilk Roman milletvekili Özcan Purçu’dur.

Çingene diye aşağılanan, okuma yazma oranı düşük olan, üniversiteye girme oranı (yanlış hatırlamıyorsam) yüzde 5 olan, büyük bir kısmının asgari ücretin altında para kazandığı bu Roman vatandaşlar ile ilgili “ezilen halk” mevzusu neden açılmadı bu ülkede?

Kürt kökenli vatandaşlara “ezilen halk” adı altında destek veren kişi ve sosyal medya hesapları neden Romanlara karşı suskun? Sadece Romanlar değil, Karadeniz’de devlet köprü yapamadığı için kendi köprüsünü yapmak zorunda kalan köylüler var. Bu insanlara neden ses vermiyorsunuz?

Bu ülkede 78 milyon insan varsa, 78 milyon insanda devlet tarafından bir şekilde ezilmiştir. Dün türban taktığı için, bugün gazeteci olduğu için… Kürt diye ezildi, alevi diye ezildi… Ezilen ezilene… Bunca ezilen varken, nedendir bu terör operasyonlarına karşıtlık???

Herkes eziliyor, herkes için yasalar çıkartılmalı. Sadece Kürtlere açılım olmaz. Açılım olacaksa, bütün ezilenleri, bütün yoksulları, bütün baskı ve zulüm görenleri kapsamalı…

**

Bu yüzden sizin “hümanizm” söylemlerinizi ciddi bulmuyorum. Yanlısınız! Gerçekten ezilenlere destek vermemenizi geçtim, Kürt halkına bile destek vermiyorsunuz. Destek verseniz, binlerce Kürt kökenli vatandaşın göç etmesine ses çıkartırdınız. Evlerine zorla el konulmasına ses çıkartırdınız, okullarının yakılmasına ve hastahanelerin füzelerle vurulmasına ses çıkartırdınız… Onun yerine sesinizin çıktığı tek yer polis ve askerin bu pislikleri köşeye sıkıştırmasıdır.

Ortada bir suç varsa, asla tek tarafa ait değildir. Taraflar hatalıdır. Sadece bir taraf, diğerine göre daha fazla hatalıdır.

**

Türkiye’de yeni bir terör stratejisi uygulanıyor. Polis ve askerler, mahalle mahalle, ev ev temizleyerek gitmek zorunda. Hendekleri kapatarak, köşe başlarındaki bombaları imha ederek, dar sokaklarda çatılardan gelen ateşlerden korunarak operasyon yapmak zorunda.

Türk ordusuna ve polisine güvenim sonsuz. Başarıyla altından kalkıyorlar. Ancak terör örgütü her sıkıştığında, terör örgütüne yakın hesaplardan, yıpratıcı propaganda mesajları geliyor. Bu hümanizm  adı altında terör örgütüne doğrudan yada dolaylı (isteyerek yada istemeden) destek veren kişilerde, güvenlik görevlilerin işlerini zorlaştırıyor.

Bütün bunları düşünürken şuna da dikkat etmek gerek; dün “beyaz torosları” devlet inkâr ediyordu, bugün hükümetin başı çıkıp itiraf etti. Bugün inkâr edilen yada yalanlanan bazı şeyler yarın ortaya çıkmasın.

Bu temizliği, bu operasyonları hukuka uygun, yasalara ve etik kurallara uygun yapın.

Terör belası temizlendikten sonra oradaki insanların yüzüne bakacağız, utancımız olmasın…