Üzerinden biraz geçse de bunu mutlaka yazmak istedim. Peki neden şimdi?

18 günün sonunda bilgisayarıma kavuştum. Bu arada bir sürü konu birikti. Bir kısmı kafamda, bir kısmını unuttum, bir kısmı yazılı. Fakat yeni bilgisayarımla yazmak istediklerim vardı. İlk konu… Bu olay yaşanmasaydı, muhtemelen önümüzdeki günlerde yazacağım konulardan birisiniz yazacaktım ancak, bu olayı yazmam şart oldu.

Türkiye’nin en bilinen şirketlerinden birisine gittim. Orada bir çalışan bizimle ilgilendi. Sonra birlikte çay içtik. Biraz konuştuk. İnsanlar konusunda sezgilerime güvenirim ve bunca senedir beden dili, psikoloji gibi alanların da yardımı olur. Bu genç kadın, çok iyi idi. Çalışkan olduğu her halinden belliydi. Dürüst olduğu konusunda ise neredeyse tamamen eminim.

Konuşma sırasında İstanbul-Eskişehir falan deyince, siz nerelisiniz diye sordum. Biraz çekinerek(!) doğuluyum dedi. Tekrar neresinden olduğunu sordum ve Diyarbakır dedi.

Yazı olduğu için ses tonu, mimikleri ve vurgulama tarzını anlatmakta zorlanacağım ancak sadece bu 2 kelimeyi söyleme tarzı; orada yaşananlar yüzünden neler çektiğini çok güzel şekilde ortaya koyuyor. Bölgede yaşamak zor, bölgeyi terk ettikten sonra başka insanların sana bakışı ise…

Konuşmanın o kısmında kötü hissettim ve sonraki günlerde de aklımdan çıkmadı. Dürüst, çalışkan, şerefli birisi neden doğum yerini söylerken çekinecek duruma geliyor bu ülkede? Bu güzel insanları bir yanda terör örgütü, bir yanda iktidar hırsıyla önceki senelerden bu yana halka karşı sert tutum uygulayanlar… Oradaki masum, şerefli, çalışkan, dürüst insanlar bu duruma düşüyor.

**

Çok uzun değil, çünkü hissettiklerimi anlatabilecek kadar Türkçe’ye hakim değilim. Fakat şunu söyleyebilirim ki; oradaki insanların hepsine terörist olarak bakmaktan vazgeçin. Bir kökeni yada mezhebi terörle bağdaştırmaya çalışmayın. Terör örgütlerinin kökeni, dini, dili yoktur. Sadece insanlık, eşitlik, adalet, barış gibi kavramların arkasına saklanarak; çeşitli köken, mezhep ve siyasi görüşten insanları kullanmaya çalışırlar.

Kürt kökenli olduğunu söyleyenlerin teröre destek vermesi yüzünden Kürt kökenli olup evine Türk bayrağı koyan insanları görmezden gelmeyin. Doğu’da en çok bu insanlar eziliyor.

Terör örgütü bir yandan bu insanların bütün yaşamına müdahale ediyor,
Diğer yandan iktidarı elinde tutmak için çeşitli plânlar yapan insanlar,
Ortada kalan ve harcanan ise halk.

Bir yanda Kürt kökenli olup, evine bayrak koyan,
Diğer yanda hayatı boyunca İzmir, Samsun, Antalya gibi bölgelerde yaşayıp bir kez bile doğuya gitmeden, yaşananları görmeden çeşitli parti ve oluşumlar yüzünden beyni yıkanan gençler…

Ben kökeni ne olursa olsun,
Dini, mezhebi, siyasi görüşü ne olursa olsun,
Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk’ün ilkelerine bağlı,
Milletini ve yaşadığı toprakları seven bir çok kişiyi bizzat tanıdım.
Böyle on milyonlarca insanın olduğunu biliyorum.
Tek yapılması gereken; siyasi hırslar yüzünden halkı bu tür kutuplaşmalara çeken partilerden (mevcut iktidar ve mevcut muhalefet partileri dahil), bütün partilerden kurtulmak gerekiyor. Yeni oluşumlar, yeni söylemler gerekiyor.

Kolay değil. Hiç kolay olmadı ve olmayacak.
Fakat önemli olan kolay olup olmaması değil. BİLİYORUM Kİ OLACAK!

2030’da görüşmek üzere…

**

Dipçe: biliyorum ki bu yazıyı okumayacaksın, görmeyeceksin… Fakat günün birinde senin elinde seçim şansı olmayan nedenlerle çekinmeni engelleyeceğim bir Türkiye’yi önüne sunacağım. Birlikte, güzel bir Türkiye kuracağız.

Kategori: Genel - Hayat - Politika