Veteriner hekimlerin yaptığı muayenede sol bacağının diz ekleminde çıkık ve başında yumuşak doku zedelenmesi, kanat ve vücudunun çeşitli yerlerinde ödemler olan papağan uygulanan tedavilere rağmen kurtarılamadı. [1]

Yazıya nasıl başlayabileceğim konusunda bir fikrim yok ama sinir ve üzüntü ile başlayacağım için, yazıda bir çok kişinin canını yakacağımdan eminim.

Zaten yavaş akan, saçma sapan ve gereksiz uzun Türk dizilerini izlemiyordum fakat haberlerdeki saçmalıklar sonrası televizyon izlemeyi bırakmıştım. Evime televizyon almayacağım. Umarım televizyon yayıncılığı da tez zamanda tepetaklak olur. Fakat bizim gibi toplumlarda bu işin biraz daha farklı olacağı kesin gibi.

 

Muhafazakarlık?!

Aslında bu işe nereden başlamak gerek derseniz, “muhfazakâr” tanımından başlamak gerekecek. Siyaset ve sözcük anlamı bakımından muhafazakar, Türkçesiyle “tutucu” demektir. Genelde din aklımıza gelir fakat dini değil, mevcut düzeni koruma isteğiyle hareket barındırır. Sol ve sağ kavramının çıktığı dönemde, 1789, (bknz: sol- sağ nedir), Fransa’daki Ulusal Meclis (Assemblée Nationale) üyeleri; eğer kralı (6. Louis) destekliyorsa sağına, karşıtsa soluna oturdu ve buradan başladı.

Fakat politik anlamda “muhfazakar” akımı İngiltere’de çıktı. Fransız Devriminden sonra, İngiltere’de de krallığın tamamen kaldırılacağından çekinenler vardı ve muhafazakarlık (conservatism) akımı çıkmıştır. Ekonomik alanda aslında liberaldirler, politikada sadece ekonomi yoktur ve sosyal-kültürel alanda ise daha dindar ve tutucudurlar.

**

AK Parti iktidara geldiğinde, özellikle 2002-2007 arasında liberal değerler göstermiş ve farklı sesleri bünyesinde tutmuştur. Fakat tek ses olacağı ve gittikçe yobaz zihniyete bürüneceği oldukça öngörülebilir. Çünkü millet olarak bir şeyin “bokunu çıkartma” kanımızdadır. En basit olaylarda dahi taraftar gibi yaklaşıyoruz.

Uzatmamak adına; AK Parti iktidarı gittikçe muhafazakar ve hatta yobaz bir çizgiye oturdu. AK Parti kadrosu ve destekçilerine göre kadın evde otursun, çocuk yapsın, kahkaha atmasın, hamile dışarı çıkmasın; kadınlar çalıştıkları için işsizlik artıyor ve para kazandıkça boşanıyorlar (yani erkeğe bağımlı olsun) gibi düşüncelerden tutun, “bir kereden bir şey olmaz” gibi taciz, tecavüz, yolsuzluk, yalan, iftira gibi her şeyi meşru görmeye başladılar. Çalıyor ama çalışıyor, bunun en basit örneğidir.

Esasen muhafazakarlık, bütün bunlara karşı savaş veren bir politik oluşum iken, Türkiye’de bunların başını çeken bir hale geldi. Aynı zihniyetle birlikte, alkol almak, kadının dışarı çıkması ahlaksızlık olarak görüldü ve bunları engellemek için adım başı cami yaptılar, dindar nesil yetiştirmeye çalıştılar, yetişkin sitelerini kapattılar. Akıllarınca ahlaklı, dindar bir nesil ortaya çıkacaktı.

Uzmanlar bu yapılanlara karşı çıkarken “terörist, hain” diye suçlamak ve karşı gelenleri kovmak, atmak, baskı (mobing) uygulayarak istifaya zorlamak ve tek ses olma sonucunda ne mi oldu? AKP öncesi ve sonrası suç başlıklı yazıma bakarsanız görürsünüz. Artık daha fazla suç işleniyor, daha fazla ahlaksız insan var.

Yani AK Partinin dindar ve ahlak konusundaki yaptığı neredeyse her şeyin yanlış olduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz.

İş dönüp dolaşıp AK Partiye nasıl geldi diyecek olursanız, işte buralardan başlıyor olaylar…

 

Televizyon Dünyasının Rezilliği

Milletin uyutulması için medya kontrol altına alınmalı tabi ki. Televizyon ne halde? Başarı kazanamadığımız Eurovision’dan çıkıyoruz. Çünkü çok ciddiye alıyoruz. Oraya katılıp, saçmalıkları zekice eleştirecek projeler yaparak dünya ile dalga geçmek varken, “küstüm oynamıyorum” moduyla koskoca ülke, organizasyon yapanlara trip atacak konuma geldi. Zaten diplomasi, uluslararası hukuk ve uzmanlığın olmadığı yerde ya “eyy Ameriga, İsrayıl, Alamanya” deriz ya da küsüp trip atarız. Kabile devleti bile olamayıp, kaprisli Türk kızına döndürdüler ülkeyi.

Televizyona geri dönecek olursak; her gün görebileceğimiz kan, sigara ve alkolü “ahlaksızlık” olarak görüp kaldırdılar fakat küfür olduğu belli olan ve hatta sansürleyerek daha dikkat çekmesini sağlayan sistemi, her dizi ve yapımda silahı, kadına şiddeti, bağırış ve çığırışı, kavgayı serbest bıraktılar.

Sonuç olarak konuşmayı bilmeyen, her olayda sinir bombardımanına geçen yığınlar ortaya çıktı. Bknz: çekici terörü. Çekici arkadaşlarını çağırıp, adamı sıkıştırıp; adam aşağıya indiğinde üzerinden geçecek kadar manyaklarla dolu bir ülke haline geldik. Televizyonda yarışmadan diziye, filmden evlendirme programına kadar her kanalda psikopatlar var. Sürekli kavga, gürültü var. Haliyle insanlar bunu normalleştiriyor ve böyle davranmaya başlıyor.

Evet televizyonda sigara, alkol ve kan özendiriciymiş ama kavga, gürültü, silah, kadına şiddet özendirici değil! Ne kadar ilginç!

**

Televizyonda farklı karakterler dikkat çekiyor diye psikopat tipleri yarışmalara alıyorlar, televizyon ve dizilerde rol veriyorlar veya psikopat rolleri yazıyorlar. Millette bunları izleyip ünlü yapıyor. Dikkat çekip izlendiği için daha fazla böyle tipleri görüyoruz ve sonucunda daha fazla böyle tiplerin televizyonda yer almasına neden oluyoruz.

Üst komşumun 3 çocuğu var, sabah 7’de başlıyor bağırış çağırış ve gece 2’ye kadar sürebiliyor. Günde en az 3-4 kez bağırıp çağırıyorlar birbirlerine veya çocuklara. Böyle bir aileden sanatçı, bilim insanı falan mı çıkacak? Ancak psikopat yetişir. Çevrenize şöyle bir bakarsanız zaten milyonlarca psikopatın olduğunu da göreceksiniz.

Halktan uzaklaştırılması, tedavi edilmesi gereken milyonlarca psikopat şu anda çocuğunuzla, eşinizle, sevdiklerinizle aynı sokakta, toplu taşıma araçlarında ve her an her şey olabilir! Erken teşhis ve müdahale için daha önce 2030’da uygulayacağım suçla mücadele projemi açıklamıştım. Bir şeyler yapılmazsa, her gün artan bir kitle ile mücadele etmek imkansız hale gelecek. Türkiye için çok büyük krizler (ekonomik değil sosyo-kültürel krizler) başgösterecektir. Bu psikopatlar yüzünden iç savaş dahi olasıdır.

Her gün politikacılar birbirlerine bağırıp çağırıyor, yarışma programlarında kavga gürültü var ve dizi/filmlerde kadına şiddet, küfür, silah, kavga var. Bunun sonu hayırlı değildir! Bir şeyler yapılması gerekir.

 

Sonuç Olarak

Gerçekten üzüldüm bu papağanın haline ve yaşadıklarına. Maalesef böyle psikopatlar her yerde. Ağaca, hayvana değer vermedikleri gibi eziyet ediyorlar. Bunu da geçtim çocuğa, kadına acımıyorlar. Bu insanların “temizlenmesi” gerekiyor.

Tek bir şey diliyorum;
Hayvana, ağaca, kadına, çocuğa, insana akla sığmayacak şeyler yapan vahşi yaratıklar,
Bu psikopatları programlarına çıkartanlar,
Bu psikopatları ve bu programları severek izleyen ki özünde psikopat olan ama bunu bilmeyenler,
Papağanın yaşadıklarından daha büyük acı çeksin hayatlarında.

Sizlerin eğitilebilir, tedavi edilebilir olduğunuza inanmıyorum artık. Her gün o kadar kötü şeyler duyuyoruz ki, neredeyse alışacak duruma geldik. Ekonomik krizi, özgürlüğü bilmem ama bir ayaklanma olacaksa; bu psikopatların, yalancıların, dolandırıcıların yaptıkları yüzünden olacak. Bu manyaklar ve manyaklıklar önlenmediği için olacak.

Eğer bunlara bir önlem geliştirilmemesinin nedeni, “Cumhuriyet ve mevcut Anayasa sorunları çözmede yetmiyor” diyerek dini bir modele doğru Türkiye’yi sürüklemek ise, şuna emin olabilirsiniz ki; hepiniz bunların altında kalacaksınız. Bu ülkede katledilen her ormanın, her ağacın; acı çeken, tecavüz edilen, vahşice öldürülen her hayvanın, çocuğun, kadının ahdı var üzerinizde. Hepsinin hesabını da vereceksiniz.

Dilerim, acı çektirdiğiniz, acı çekmesine neden olacak adımlar attığınız herkesin yaşadığından daha büyük acıları kendinizde görürsünüz.
Dilerim ki 2030’da bunların hesabını soracak kişi de ben olurum!

Kategori: Genel - Politika
Etiketler: , , ,