Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Deniz Baykal, bu akşam Tarafsız Bölge’de Ahmet Hakan’ın konuğu idi. Bir şeyler anlattı, hatta gazetecilerden birisi “CHP’nin Bülent Arınç’ı siz mi oldunuz?” dedi ve Baykal, o zaman “CHP’nin Erdoğan’ı kim diye sormak gerekir” şeklinde eklemeler yaptı…

Böyle açıklamalar, söyleniş biçimleri bir yerleri işaret eder. Parmak kadar görünür ve ayırt edici olmasada; parmakla gökyüzünü işaret ediyor ve insanlar gökyüzüne değil parmağa bakabilir.

Peki Baykal ne dedi? Neler anlamamız gerekiyor? Fazla yorum yapmayacağım, fazla uzun yazmayacağım. İşte açıklamalarından “bizzat aldığım” kısımlar (hatta konuşma sırasında yazdığım şekliyle hiç değiştirmeden veriyorum):

– İkiz kuleler, dedim ki bu burada bitmez. Keşke dedim sağduyulu liderlik ortaya çıksada,
– Önce Filistin’in bağımsızlığını uluslararası temele alsa,
– Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girerek, önünün açılması konusunda destek verse.

Şunları kısaca hatırlatayım:
– 1987 yılında meclise ilk girdiğimde, verdiğim ilk kanun teklifi Kürtçe yasağı hakkında kanun teklifiydi.
– 1989’da rapor yazdık, o rapor Kürt realitesine(?) asimilasyoncu olmayan bir yaklaşımla yaklaşmayı öngören….
Biz terörle müzakereyi asla düşünmedik
Ben bunların olacağını söyledim (Kürt sorunu ve şiddet ayrımı), dinlemediler. Herkes yapamıyor tabi bu ayrımı.

Partinin duyarlılıkları sorgulanır hale geldi,
Partinin güvenilirliği ve kararlılığı ile ilgili kuşkular doğmaya başladı.

– Bu iktidar karşısında CHP’nin yenlenmiş olarak, tazelenmiş olarak
Ben partimin yenileme mekanizmalarının harekete geçmesi gerektiğini söylüyorum. Vs vs gibi görevlerim varsa hepsini yaparım.
– Tabanda soğuma görüyorum.

**

Verilen Mesajlar

Muhtemelen CNN Türk adresinde tekrar verilecek, başka açıklamaları gazetelerden de okuyacaksınız ve haberlerde izleyeceksiniz. Ancak ısrarla üstüne bastırdığı bir şeyler var…

İzlerken CHP’nin sorunlarına değinmiş. Bende kişisel olarak CHP’nin sola kayalım derken kendi tabanından kopma notkasına geldiğini düşünüyorum. CHP’ye oy verenlere ısrarla memnun musun diyorum ve memnun olmadıklarını büyük bir kesim söylüyor. Büyük oranda. CHP sağlam işler yaptı, içinde sağlam adamlar var ancak bunun tamamen AKP tabanlı algı mekanizmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Neyse bu başka konu.

**

– Deniz Baykal bunları tekrarlayarak, bütün herkesin ağzından konuştu. Bu önemli, çünkü “karizmatik liderlik” gibi konularda “herkesin düşünüğünü, onların söylediği şekilde söyleme” çok önemlidir. Halkın içine inmektir, halk gibi düşünmektir, halkın ağzı olmaktır.

– CHP’nin yenilenmesi gerektiğini söyledi. Ki başka bir gerçek. Fakat bunu nasıl söyledi? Bir sonraki maddede.

– Yukarıda üzerini çizdim “yenilenmiş, tazelenmiş olarak” geri gelmeli diyor. Bakın bir şeyin tazelenmesi nedir? Burada kesinlikle CHP’yi kendisiyle özleştirip açıklama yapıyor. Kendisi ayrıldı, yenilendi, tazelendi ve geri gelecek mi acaba? Kapanışa doğru “ben milletvekili olarak, vs vs vs (hatırlamadığım bir şeyler olarak) ne görev verilirse yapmaya hazırım” dedi.

Aday Olmayı Düşünmüyormuş?

Soruya verdiği cevap… Programın ortalarında bir yerlerde de, Kılıçdaroğlu’nun “terörle mücadeleye tam destek” şeklinde 3 madde sayıldığının hatırlatılması üzerine; “bakın politikada söylenenlerle yapılanlar denk olmayabilir” demişti.

Konuşmanın başı ve ortasında dedim herhalde yeni parti kuruyor. Emine Ülker Tarhan partiyi kapattı, Muharrem İnce adaylıktan vazgeçti ve kabuğuna çekildi. Bu insanlarla birleşip, eski topları alıp siyasete mi atılıyor dedim? Bir zamanlar tartıştığı Ecevit’in yolundan mı gidiyor dedim?

Ancak fark ettim ki, konuşmanın sonunda “parti içi mekanizmalara” (ne demekse o), açıklama yaptı. Partide devrim yapmaya çalışıyor olabilir.

İnce Nokta : Her Kesimin Başını Okşadı

Twitter’daki yorumlarıda takip ettim. AKP’liler, HDP’liler, MHP’liler biranda Deniz Baykal’ın devlet adamlığını övüyor. Şaşırdım. Ancak normal, iktidarın saldırılarına değindi, mezhep olayına değindi ve Sünni şehri IŞİD ve Esad’a bırakılmamalı dedi, Kürt meselesine değindi…

“Yaşlı Kurt”… Gerçekten politikayı biliyor. E haliyle insanlarında sözlere inanmak gibi eğilimi vardır. Hemen destek çıkmaya başladılar…

Peki Partinin Başına Gelebilir Mi?

Ne kadar ağırlığı olsada, ne kadar bu işi bilsede, ne kadar yaşlı kurt olsada ben zor olarak görüyorum. Bunun bir nabız yoklama olduğunu düşünüyorum. Konuşmada ben güçsüz durumdaki birinin partiye karşı blöfünü ve olası kayıplarda “bak ben yenileyin dedim olmadı” diye kendini düze çıkartmak olduğunu düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu, parti içinde sağlam noktadadır. İsyanları bastırabileceğini düşünüyorum. Parti içi mekanizmaların Deniz Baykal’ın sözüyle harekete geçemeyecek kadar gerilediğini düşünüyorum. Yani bu iş geçti…

**

Öten yandan;
Sayın Deniz Baykal!

Öyle Bülent Arınç vari televizyonda “bak ben demiştim” diyerek ileride kurtulamazsın. Hadi Kılıçdaroğlu 2010’dan sonra partiye geldi… Öncesi? Kaç sene o koltuğa yapıştın? Sen partide teknolojik yapılanmaları getiremediğin, internet üzerinden bu kadar yapılanamadığın içinde zaman ve güç kaybetti CHP. 2015’ten sonra sosyal medya alanında ve markalaşma alanında büyük işler başardı. Senin eksikliğin, 2000’lerin başında yapman gerekenleri yapmadığın içinde zayıfladı.

Ayrıca Livaneli’nin yazısında, Erdoğan’ın 19 Aralık 2002’de “iki ay dayanamaz” diye Erdoğan’ı nasıl meclise soktuğunda yazıyor. Yani bu belayı sen başımıza açmadın mı? Ayrıda 1992’den 2010’a kadar CHP’nin başındaydın. Ufak tefek aralıkları saymazsak. AKP’nin ve AKP’nin oluşumlarının bu kadar güçlenmesinin bir başka nedenide sen değil misin? AKP, 2002 yılında gökten zembille inen bir oluşum mu? Yoksa senelerce örgütlenen bir yapının eseri mi?

**

Baykal Haksız Mı? CHP’nin Durumu

Baykal’ın CHP ile ilgili eleştirilerine büyük ölçüde katılıyorum. Katılmadığım şey, sanki bu işlerde, AKP’nin iktidara gelişi ve sonrasında olanlarda parmağı yokmuşçasına söylemlere girmesi ve kendini rahatlatmaya çalışmasıdır. CHP’nin durumuna gelirsek…

Tekrar tekrar diyorum, MARKALAŞMA VE ALGI KONUSUNDA AĞIR SORUNLAR VAR!

En basit örneği; kardeşim AKP’liler camilerde, kahvelerde, toplantılarda sürekli olarak dedikodu kampanyası yapmıyor mu? CHP gelirse dini yasaklar demiyor mu? Ezan okutmaz demiyor mu? Peki CHP, bunu bile bile İstanbul milletvekiline başvuru yaptırmadı mı? Bu konuda hassasiyet vardı ve bunu görmezden geldi, daha büyük malzeme oldu. Bu tarz progpaganda ve psikolojik savaş yöntemlerinde gerçekten sıkıntılı.

Öte yandan tekrar tekrar tekrar söylüyorum; CHP’NİN LİDERLİK SORUNU YOK! CHP’NİN SORUNU DAHA BÜYÜK! Sol partilerde liderler astığım astık, kestiğim kestik olmaz. Daha uyumlu, insancıl olur. Ama daha büyük sorunlar var. CNN Türk’te Sağım Solum Tarih adlı programda, Baykal’ın ara verdiği bir kaç ay boyunca parti başkanı olan Altan Öymen vardı. 1999 yılında nasıl parti içi demokrasiyi getirmeye çalıştıklarını anlattı. Sistemi biraz anlattı ve nasıl “SİSTEMCİLER” tarafından gönderildiğini anlattı. Bulup izleyebilirsiniz.

CHP’nin sorunu bir olamamasıdır. Bütün olamamasıdır. Bakın Emine Ülker Tarhan neden gitti? Şafak Pavey ve Muharrem İnce neden ortalıkta görünmüyor? Partiden uzalaşanlar, uzaklaştırılanlar? Aylin Nazlıaka?

Sadece buda değil, parti içinde diğer partilerdekilerden çok daha sağlam adamlar var, çok daha bilgili adamlar var. Bakın CHP, Türkiye’de kültürlülerin, çağdaş insanların partisidir. Haliyle okuyan, gezen, tartışan, mantığı ile hareket edenler var. Akademisyenler var, uzmanlar var, tecrübeliler var… Peki neredeler? Bunlar dururken neden taaa Amerika’dan kampanya ekibi getiriliyor ve parti içinde yapılması gereken politikalar bunlar tarafından hazırlanıyor?

Farklı kesimlerin peşinden gidebileceği ufak lidercikler olmalı. İsim vermeyeceğim ancak 2002-2007 AKP’sine bakarsanız (hatta 2010’a kadar uzatabiliriz belki), farklı sesleri ve düşünceleri görürsünüz. Ne yazık ki, CHP’de bunu görmek mümkün değil. Haliyle farklı kesimleri çekemiyorlar.

Parti Sola Mı Kaymalı?

Belki sağdan oy toplamaktansa soldan oy toplamak kolay gelebilir. Bu yüzden böyle sesler çıkabilir. Ben, CHP’yi merkez parti olarak görmek istiyorum. Sol görüşlülerin, sağ görüşlülerin olacağı; ateistinden Hristiyanına, alevisinden sünnisine, sosyalistinden liberaline herkes olmalı. Bir noktada birleşmeliler. Eren Erdem mesela, muhafazakar. Peki nasıl CHP’de? Neden CHP’de… İşte böyle formüller üretilmeli.

CHP solun dibine vurursa; başta tabanını oluşturan 6 ilkeyi benimseyen milleyetçi ve Atatürkçüleri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Zaten emin olmadan oy veriyorlar, AKP’ye kızıp oy veriyor, Atatürk’e bağlılıktan oy veriyorlar falan filan… Solda kim var? HDP. Peki HDP’nin %11’ini sen al. Mevcut %25. Peki 25+11 mi diyeceksin? %36 cepte mi diyeceksin?

GEÇMİŞ OLSUN!

Bırak %36’yı, %30’ların yakınına gelmezsin. Tabanını kaybedersin. Üstelik iktidar savaşında sola kaymak BİR HİÇ olur. Oysa sola kayacağına merkezde kal; farklı görüşlerden ve düşüncelerden UZMANLAR gelsin ve konuşsun. Ben muhfazakarım/solcuyum/şuyum buyum ancak partideki X/Y/Z için oy veriyorum desinler.

AKP’den Alınacak 1 Oy Aslında 2 Oydur

Nasıl mı?

HDP’nin %11’ini alamazsın. En fazla 5-6 aldın. Bir kısmı AKP’ye gidecek. Muhtemelen 3 gibi bir şey. Parti tabanından 2-3 puan kaybetsen, MHP’ye kaptırsan yada oy vermeseler? Kaba hesapla;

6 aldın, 3 verdin. Bu sırada AKP 3 kazandı. Yani CHP 3, AKP’de 3 kazandı.

Gelelim AKP’den oy almaya…
3 puan gelsin, %28 oldun. AKP kaç oldu? 40 idi 37’ye düştü.
Yani CHP yükselmekle kalmayacak, AKP’yi düşürecek.

Yaracı Yaklaşım

Benim politikaya yaklaşım şeklimde biraz yararcılık (pragmatizm), birazda Machiavellist yanlar vardır. Kültür, etik, değerler, sol diye tuttururken bir bakarsın Nazi Almanyasına dönmüşüz (hayır bu yaşananlar hiç)… Oysa gücü eline toplayıp, yavaş yavaş insanları doğru yöne ittirmek gerektiğini düşünüyorum.

He bu, değerlerini çiğneyerek parti binalarına mescit açmak demek değildir! İstanbul milletvekili yerine, bağı gözle görülmeyecek birisine başvuru yaptırabilirdiniz mesela. Yada DENİZ BAYKAL DÖNEMİNDE yapılmayan şekilde; türbanlı kızların üniversiteye girmesi konusunda taraftar olabilirdiniz. Böylece hem AKP’nin kullanacağı mağduriyet olmaz, hemde türbanlı kızlarımızın ufku açılır ve farklı düşünebilirlerdi.

Sol konusunda diretmek???
Araba arkadan ağaca bağlanmış. Ön lastikler bir yöne çekiyor. Ya ip kopar, ya ağaç devrilir, yada araba olduğu yerde patinaj yapmaya başlar…. Ne lastiklere, ne ipe, ne ağaca yararı olmadığı gibi; arabayada zarardır. Halka zarar vermeyin. Türkiye’nin geleceği ile oynamayın.

*****

Propaganda Örneği

Ufak not olarak eklemek istedim; yandaş gazetelerin Baykal ile ilgili verdiği tek haber “bombalanması doğru” haberi. Sadece orayı cımbızla almışlar. İleriki günlerde CHP’ye de Baykal’ın sözleri üzerinden yüklenirlerse şaşırmam.

Kategori: Genel - Hayat - Politika