Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bugün V. Putin Türkiye’ye günübirlik ziyarete geldi, canlı yayından takip ettim olayı. Anıtkabir’e gittiler, sonra Cumurbaşkanlık Sarayı’na. Töreni izledim Putin ve olayları (ki gerçekten önemli şeyler dönüyor) başka zaman yazacağım ancak şimdi söylemek istediğim Cumhurbaşkanlığı Sarayı rezaleti.

Söyledikleri rakama göre herkesin cebinden 20 TL çıktı ! Bu saray için ! Neye benzedi ? Tuvalette her gün yaptığınız şaheser bile daha anlamlıdır. Paranoyak bir diktatörün kendini korumaya çalışması ve Cumhuriyet’e ve Onu kuran Atatürk’e karşı sinsi ataklarından başka bir şey değil.

Halka bağışlanan, bozkırda Atatürk’ün kendi elleriyle ormanlık haline getirdiği yeri kestiler. Tıpkı 3. köprüde olduğu gibi… Gezi Parkı’nı kaldıramadılar, akıllarınca hınç alıyorlar. Her şehirde orman katliamı var, ağaçlar katlediliyor.  Buda başka konu. Aklınca oralara “Beş Tepe” diyerek, ultra güvenlikli sarayında mutlu mesut yaşayacaklar ??? Diktatörlerin sarayları meşurdur ey dost !

Putin Türkiye Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Sarayı 1.12.2014

En Muhteşem İşlerin Arkasında İnce Detaylar ve Muhteşem Fikirler Yatar

İşte inandığım fikir. Bunu Steve Jobs’un Apple’ından tutun, Atatürk’ün Türkiye’sine ve hatta Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’ine kadar uygulayabilirsiniz. Her detayın ince ince işlendiği ve “hadi telefon yapalım”, “hadi demokrasi kuralım”, “hadi şehiri güzelleştirelim” gibi düşünceden çok daha mükemmel fikirler barındırır.

İyi şekilde örnek vermem gerekirse ; Ankara’ya bakın, Eskişehir ile inanılmaz bir rekabet içinde. Melih Gökçek vs Yılmaz Büyükerşen ve Melih Gökçek her türlü hükümet desteğine rağmen bu kadarını yapabildi ancak Yılmaz Büyükerşen ise her türlü engellemeye rağmen bir destan yazdı. Çünkü Melih Gökçek bir politikacı ve belediye başkanı olmak isterken; Yılmaz Büyükerşen bir akademisyen, bir sanatçı ve çocuklara miras bırakmak istiyor, şehrin insanları eğittiğine inanıyor….

Gelelim Cumhurbaşkanlık Sarayına

Bu sarayın arkasında ne var ? Ülkedeki her şeyi “yabancılara” sattıktan sonra Osmanlı ve müslümanlık hikayeleri kurmalarını yemiyorum. Bu yüzden İsrail’lilere satılan, Fransızlara satılan, kısacası “gavur” dediğiniz adamlara satılan kurumlar, madenler, limanlar, otoyollar, topraklar karşılığında gidip “adam müslüman” demeniz saçma. Öte yandan bırak Osmanlı rüyasındaki toprak büyütmeyi, elindeki toprağı kaybedecek hale geldiler. O yüzden Topkapı Sarayı gibi karşılaştırmalarıda geçiniz.

BERBAT BİR SARAY ! MİMARİSİNDEN YERLEŞİMİNE KADAR !!!

Ardında Ruh Barındırmayan Saray

Bir işin ardında kin, nefret, öfke varsa; o işin ne geleceği uzun olur nede güzelliğinden söz edilir. Bir şeyleri yıkmak, kendisini korumak gibi amaçlar taşıyan bir işin bu kadar ruhsuz olmasına şaşırmadım. Resme bakın ! BÜYÜK, BOŞ, ANLAMSIZ bir saray !

Ak Sarayınız asla bir Kremlin yada White House olamaz ! Estetik ve güzel duygular barındırmadığı gibi, simgelediği şeyler tamamen kötülük. Bu yüzden başarılı olamayacak. Başarsızlığın simgesi olacak o saray, utanç sarayı.

Sonuç Olarak

İyi hayaller (insanlığı geliştirmek, dünyayı değiştirmek), barış, sevgi gibi güzel şeyler içeren her “iş”,”eylem” sonunda mutlaka herkesin benimsediği güzel bir simge haline döner. Diğer yandan nefret, kıskançlık, gösteriş, öfke, kin gibi duygularla yapılan iş yada eylemler sonunda battığı gibi, iğrenç bir simge olacaktır.

Atatürk’ün mirasını kirletmediğin için teşekkürler Recep Erdoğan. İstemeden olsa da güzel bir iş yaptın.

Andım Olsun

Günün birinde dilediğim  yere gelirsem, “millete bağışlanan” o toprakları tekrar millete geri vereceğim. 1.000 denilen ancak mimarlar odasınca en az 3-4 bin odası var denilen o sarayda ; kimsesiz çocuklar ve gaziler gibi halkın sorumluluğunda olması gereken insanlar yaşayacak. Her odasında ve senin oturduğun yerde. Ayrıca Cumhurbaşkanı ve ailesine tahsis edilecek yeri hayvanat bahçesi yapmaktan, girişide ücretsiz yapmaktan şeref ve onur duyacağım.

Önce yıkıp ağaç dikmeyi düşündüm ancak 77 milyonun cebinden çıkan 20TL gözönüne alındığında, millet hakediyor orayı. Buda benim andım olsun. Yetimin, fakirin, “çocuklarımızın” geleceğinden çaldığın her liranın hesabını soracağım. Türk mimarisine uygun, mütevazi bir şey yaptırmak varken ; gösterişi tercih ettin. Hesabını ben sormazsam millet soracak !

Kaçışın yok !