Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

10 Kasım, terör saldırıları, G20 derken yazıyı yazmayı geciktirdim fakat tam zamanı diye düşünüyorum.

Muharrem İnce’nin CNN Türk’te katıldığı programlara, tweetlerine bakıyorum; Kılıçdaroğlu’nun, Balbay’ın söylemlerine… Cumhuriyet Halk Partisi, bu konuda demokrasi dersi veriyor. Parti içi çekişme var ancak saygı ile birlikte.

Fakat bundan daha fazla dikkat çekmek istediğim bir konu var: CUMHURİYET HALK PARTİSİnin kendisi.

1 Kasım seçimi sonuçlanınca, “birileri” yine konuları saptırarak işleri muhalefete getirdi. Evet böyle bir yenilginin sorumlusu tabi ki muhalefet ve başta Bahçeli ancak CHP’nin bundan nasibini alması ne kadar doğru bakalım.

1 Kasım ile ilgili IPSOS Araştırmasını daha önce vermiştim. Şimdi o veriler ve başka anket sonuçlarıyla birlikte yorumlayalım.

Kemal Kılıçdaroğlu’na Karşı Halkın Bakışı

parti genel baskanlari degismeli mi 1 kasim arastirma

 

en basarili lider 1 kasim ve 7 haziran

Metropoll Kılıçdaroğlu'nun muhalefet Tarzı ve onay yüzdesi

***

Bunlarla birlikte;

Halkın %75’i CHP’nin vaadlerine inanmıyor[1].  Habere göre “CHP’nin yaptırdığı anket” denmiş. Yine CHP’ye oy verenler inanıyor desek yanlış olmaz bu durumda (%25)

**

Şimdi daha önemlisi şu iki anket sonucuna bakalım. Bir tanesi yukarıdaki muhalefet tarzı onayı ve oy verme nedeni:

secmenin oy tercihine etki eden unsurlar

 

 

Kılıçdaroğlu'nun muhalefet onayı Metropoll

**

Kabaca yorumlayalım:

  • CHP seçmeninin sadece yüzde 11’i lider için oy veriyor.
  • Genel seçmenin yüzde 56’sı Kılıçdaroğlu değişmeli diyor.
  • Kılıçdaroğlu’nun muhalefet tarzının onayı (sanıyorum genel seçmen) 4 senede 10 puan düşmüş. Sene başından beri 70 puan üzerine çıkamamış.

**

Erdoğan gibi “sert lider” isteyenlerinde bulunduğu genel seçmenin %56’sı değişmeli diyor (değişirse sırf liderler oy verirler mi o da araştırılmalı). Bu yüzden o kısımlara dikkat etmeyeceğim.

Bakın CHP seçmeninin yüzde 11’i lider için oy veriyor. Yani yüzde 89’unun parti ile bağı var, politikalarını beğeniyor yada vaadleri hoşuna gitmiş. Kişisel fikrimde bu yönde; CHP’ye oy verenlerin liderden çok minnettarlık, Atatürk sevgisi, geçmiş yada demokrasi konusundaki çabaları seçimlerinde etkili oluyor. Bu yüzden Kılıçdaroğlu’nun yerine başkalarının gelmesi CHP seçmeninde fazla fark yaratmaz.

Esas olay şu; CHP’nin güçlenmesi için diğer kesimlerden oy alması gerek. Bu yüzden diğer kesimlerde lider önemli diyorsa lider mi değişmeli yoksa diğer kesimlere yönelik vaadler mi olmalı?

Kılıçdaroğlu’nun CHP Değişimi

Atatürkçülükte 6 ilke vardır ve bunlardan en önemlisi “devrimdir”. Devrimciliktir. Rejim devrimi değil, yenilikçilik, modernleşme, çağı yakalama ve hatta önüne geçmedir.

Deniz Baykal bu konuda çok zayıftı. Teknolojiyi takip edemedi, insanları örgütleyemedi. Kılıçdaroğlu bu konuda çok yol kat etti. Teknoloji, sosyal medya, internet güzel kullanıldı. Örgütlenme “bana göre” kısmen sağlandı fakat örgütlü güç olarak CHP’yi ve 6 ilkeyi, Atatürkçülüğü insanlara anlatmakta bu hâlâ çok zayıf. CHP’nin en önemli olayı bence geleneksel CHP’den uzaklaşmasıdır.

CHP denmezdi önceden, Halk Partisi denirdi halk ve partililer tarafından, şimdi bu söylenmiyor. CHP’nin yeniden “Halk Partisi” olması gerekir. Yeniden halka ulaşması gerekir. Bu; Kürt kökenlilerden, dindarlardan, Atatürkçülerden, milliyetçilerden oy alması demektir. Türkiye’nin partisi olmak için, halkın partisi olması demektir.

Deniz Baykal’dan sonra bu konuda Kılıçdaroğlu’nun önemli adımları olmuştur.

FAKAT!
Benim de eleştirdiğim üzere, bazı konular ağıza alınmamaya başladı. Örneğin “Milliyetçilik”, “devletçilik” gibi konularda biraz zayıfladı CHP. Laiklik konusunda kuşkular ortaya çıktı, bu yüzden söylemden düşüldü. Türklük kalktı.

Bakın Atatürk’ün ilkelerindeki bu kavramlar kesinlikle bölücü değil, birleştiricidir. Halka laikiği, devletçiliği, Türklüğü, milliyetçiliği anlatmak gerek. Benimsetmek gerek. Bunları söylemeden oy almaya kalkarsanız, kendi tabanınızı bile kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

CHP’nin Sorunu Lider Değişimiyle Çözülmez

CHP’nin çıkarttığı en son lider benim için Bülent Ecevit idi. O da parti değiştirmek zorunda kaldı. CHP’nin bu konuda sıkıntıları var ve bunları çözmesi gerek. Emine Ülker Tarhan, Şafak Pavey, Muharrem İnce gibi isimler çok önemliydi ve sıkıntılar yaşandı. Bu isimler “farklı düşünse” dahi, parti içinde kalmalı ve parti bütünlüğü sağlanmalıydı.

CHP daha fazla “isim” çıkartmalı, daha fazla “lider” çıkartmalı. Bunun için tabanına sarılmalı, bunun için kadın kollarına ve kadın temsilcilerine sarılmalıdır. Lider kavramı CHP’nin lideri olarak düşünmeyin, liderlik yani halkı peşinden sürükleyecek özelliklere ve diğer liderlik özelliklerine sahip insanlar çıkartmalıdır.

Ayrıca CHP’ye yapılan “dedikodu propagandaları” için çözüm bulunmalı. Halk arasında “bazı partilerce” yapılan söylemlere televizyondan değil, yine halkın arasında cevaplanarak son verilmelidir.

**

Kısacası 6 ilkesine geri dönmelidir.

Nasıl ki,
Küba Kastro’suz,
Çin Mao’suz,
Amerika Lincoln’süz olmazsa,
Türkiye’de Atatürk’süz olmaz.

Atatürk’ün 6 ilkesi, Atatürkçülük olmadan bir gıdım ilerleyemeyeceğimiz gibi; Ortdoğu’ya döneriz.

Bu yüzden 6 ilke, yani;
Cumhuriyetçilik
Milliyetçilik
Halkçılık
Laiklik
Devletçilik
İnkılapçılık (Devrimcilik/Yenilikçilik)

ilkelerine sarılmak ve bunları “halka anlatmak” gerekir. CHP’nin yaptığı en büyük sorun 1950’lerden sonra bu ilkeleri halka anlatamaması ve benimsetememesidir. Hatta 1950 seçimleriyle görülüyor ki, 1938’den sonra bile bunları başardığı söylenemez.

Eğer bunları yapsaydı, eğer halka bu devrimleri anlatabilse ve benimsetebilseydi bugün kemik oyu %40-50’lerde olması gerekirdi.

**

Şunu diyecek olabilirsiniz: “yahu hem CHP geleneksel halinden ayrıldı iyi diyorsun, hem kimliğine geri dönmeli diyorsun ne iş?”. Haklısınız. Görünürde zor gibi geliyor.

Bakın hemen açıklayalım:

Atatürk’ün İlkeleri ve Anlamları

Devrimcilik : yenilikçilik demektir. Gelişmiş ülkeleri yakalamak için kendini yenilemektir. Sistemini yenilemektir.
Milliyetçilik : ırk milliyetçiliği değildir! Bütünleştiricidir. Örneğin ülke üretimine destek çıkmak bir Atatürk milliyetçiliğidir.
Laiklik : Başka görüşlerin de özgürce yaşamasıdır. Devletin bir inanca, bir dine, bir mezhebe özel olmamasıdır. Diğer inançlara eşit mesafede durmasıdır. Halk içindeyse “sırf Allah, kitap dediği için” oy vermemektir. Laikliği de saptırıp üniversitelere türbanla girişe izin vermeyenler var, onlardan da temizlenmeli Atatürkçü oluşumlar.
Halkçılık : Halkın kendi kararlarını vermesidir. Yönetimde, halkın söz sahibi olmasıdır. Devletin; halkın özgürlüğü, ve haklarını kollamasıdır. Halkın din, mezhep, sınıf, köken olarak “ayrılmaması” ve halktaki herkesin eşit olmasıdır.
Devletçilik : Sivil toplum örgütlerinin, özel kuruluşların eksik kaldığı yerde; halka ulaşarak, ihtiyaçlarını karşılamasıdır. “Halk için” burada en önemli paroladır.
Cumhuriyetçilik : İmparatorluğa, tek adamlığa karşı yapılan devrimden sonra “demokrasinin” gelişmesi, hukukun üstünlüğü, halkın gücü ile ilgili en önemli kavramlar bu ilke halinde birleşir.

Yukarıdaki ilkelere baktığımızda; demokrasi, eşitlik, özgürlük, halkın egemenliği, inanç özgürlüğü, yenilik, ilerleme gibi kavramları görürsünüz. Bu açıdan baktığımızda; demokrasi, eşitlik, insan hakları, özgürlük kavramlarına inanan herkesin Atatürkçülüğü destekleyebilmesi ve CHP’ye oy verebilmesi gerekir.

CHP’nin bunu başarması, bu devrimleri “doğru şekilde” hem CHP’lilere, hem Atatürkçülere hem de diğer görüş ve partililere anlatması gerekir. İşte, “köklerine bağlanarak partiyi ve ülkeyi yenilemesi” bu şekilde olur.

Bülent Ecevit’in İzinden Gidin

Bu ülkede sol hiçbir zaman yüksek sayıda olamadı. Ancak Bülent Ecevit nasıl solu başka görüşlere de sevdirdiyse, CHP bunu yapmalıdır.

Lider değişimi değil; CHP’nin köklerine ve 6 ilkesine bağlanarak kendi içinde ve ülke içinde değişim başlatması gerekir.

Kategori: Genel - Hayat - Politika