Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Sınav dönemindeyim, 2 gün sonra sınavım var ama o kadar saçma fotoğraflar görüyorum ki, bazı şeyleri haykırmak istiyorum. Ya sabır diyorum. Ya sabır… Böyle sıkışık dönemimde, bu yazıyı yazdırdınız ya…

Anadolunun çeşitli yerlerinde, özellikle kırsal kesimlerinde gördüğüm en ilginç olay; AKP’nin örgütlenme başarısıydı. İmamın Ordusu kitabında [e-kitap], devletin (ki sağcıların özellikle) neden tarikatlere ihtiyaç duyduğunu biraz anlatmış.

Bakın Fethullah Gülen AKP’nin sayesinde bu güce ulaşmadı. Evet AKP, yaptıklarıyla güçlendirdi ancak bu işin temeli 1980 darbesinde atıldı. Sağcılar ve solcular içeri atıldı, devletten atıldı. Okuyan çocuklar asıldı… Fethullah Gülen mi? Haa onlar ellerini kollarını sallaya sallaya dışarıda dolaştılar. Boşalan devlet kadrolarına yerleştiler. Komünizm tehdidine karşı zorunlu din dersi getirilmiş TSK tarafından… Öyle dendi. Fakat öyle olmadığı ortadadır.

1980 sonrası Çiller’inden Özal’ına, Türkeş’inden Ecevit’ine kadar hepsi Gülen yapılanmasını destekledi, yardım etti, göz yumdu. Bknz:

***

Konunun biraz dışında. Neden anlattım? Çünkü iktidar tarikatlere destek duyuyor. Çünkü örgütlenmek kolay oluyor ve milis yetiştirilebiliyor.

Peki AKP bu şekilde örgütlenirken, CHP’de durum nedir? AKP’nin örgütü gerçekten iyidir. Aranızda burnundan kıl aldırmayan solcular, sosyal demokratlar, Atatürkçüler kabul etmeyebilir ama gerçeklerle yüzleşin.

 

Öte Yandan CHP….

Size bir anektod anlatacağım:

1950 seçimlerini kaybeden İnönü, köşkteki son gecesinde CHP’nin önde gelen yöneticilerine veda yemeği verir. Söz alan Faik Ahmet Barutçu, Konya’da CHP’ye oy vermenin günah olmadığına ilişkin müftülükten fetva alıp, köylerde yayınlamak zorunda kaldıklarını söyler.

Kaynak: Ahmet Barutçu, Siyasi Hatıralar (1934-1954), Milliyet Yayınları 1977, s.428

Samsun’un ilçe ve köylerinden Eskişehir’e, İstanbul’dan sosyal medyaya kadar farklı mecra, yerleşim yeri ve alanlarda şunu geçmiş yıllarda sıkça duydum: “CHP gelirse dini yasaklar”. “CHP gelirse, ezanı susturur”. “CHP gelirse, Kuran’ı toplatır”….

Bakın 1950, ve hatta öncesi propaganda dönemi… Kaç yıl geçmiş? Neredeyse 70 yıl. O zamanda da CHP’ye din üzerinden vurmuşlar ve halk içinde “CHP ve din” konulu dedikodu kampanyaları yapmışlar, şimdi de yapıyorlar.

Peki CHP bunlara karşı koyabilmiş mi? Hayır.

Adam gibi propaganda ve psikolojik savaş ekibi yok. Öyle Amerikalı firmayı getirip, Ali Tarhan’ı alıp sonra reklam projesi olan Merkez Türkiye’yi yayınlamakla olmaz. Seçimi kaybedersin, marka değerini öne çıkartmak üzere toplantı yaparsın. Yol çizersin. Seçimden sonraki dönemde başlarsın reklamlara. 4 yıl boyunca marka değerini yükseltecek reklamlar yaparsın. Kendini iyi ifade edersin.

Fakat CHP, örgütlenip bunları susturamadığı gibi (ki örgütünün zayıflığını gösterir), markalaşma ve propaganda ile bunları susturmakta ve kendini ifade etmekte de aciz kalıyor. Haliyle dalından kopmuş yaprak misali kim nereye eserse…. Başarısız olursa, danışmanlar yenileniyor falan filan.

Rezillik.

 

Anayasa Dönemindeki Rezilliğe Ne Demeli?

Politika kurnazlıktır. Psikolojik savaştır. Sun Tzu’dur, Machiavelli’dir. Bir Prens kitabını dahi açıp okumadınız mı? Kaldı ki bu blogta bile “verilen ayarlar” konusunda, politik propaganda ve psikolojik savaş konusunda elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum. Böyle şeyleri de hiç okumadınız mı?

Türkiye’nin bu derece sıkıntılı döneminde şunlar nedir?

yeni resim geldi bugün, Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce parti muhalefetini bir kenara bırakarak referandum üzerine konuşmuş [3]. Bakıyorum ne kadar ciddiler, bu olayın ciddiyetinin ne kadar da farkındalar! buyrun önce son gelen resim:

 

Hele hele en sonuncusu 14 Ocak’taydı sanırım 10. madde oylanıyordu. Maaşallah yüzler gülüyor.

E hani? Bu oylamadan önce, mücadelemizi herkes görecek diyordunuz?

Maaşallah yüzlerinizden gülücükler eksik olmuyor.

**

Binali Yıldırım’ın yaptığı politik olarak önemli bir hamleydi. Siz de oyuna düştünüz. Serv’e geri dönerken, saltanat getirilirken, hilafet adım adım gelirken (imam hatiplerle vs), siz de mecliste rahatsınız maaşalah…

Özgür Özel’in şu sözü vardı [1]: “eğer ikinci tur oylamada da benzer bir durum yaşanırsa ve teklif 330’u geçerse, “konuyu AYM’ye taşıyacağız”.

İşte bu hatadır. Ben de 342-346 ile geçeceğini düşünüyorum ama politikacı olsam; “vekillerimizin, oy sandığına gittiğinde vicdanlı davranacağını ve ülkeyi karanlığa sürükleyecek duruma HAYIR diyeceğini düşünüyorum” temalı bir mesaj yayınlardım.

Örnek mi? Ne dedi Metin Feyzioğlu[2] :

Referandum partiler arası bir yarış olarak ele alınmazsa, merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakar seçmenin çok büyük kaygıları var ve bu değişikliğe destek vermez. Milletimiz inanılmayacak kadar sağduyuludur. Milletimize güveniyorum

İşte bu mücadele ruhunu tetikler. Bu olayı partiler ve kişiler arası olmaktan çıkartır. Böyle açıklama gelmeliyken, politikacılar bunu yapamıyor. Daha bir şeyler belli olmadan, 330’u geçeceğinin sinyalini veriyor.

Ne kadar güven veren bir muhalefetsiniz anlatamam… Ne diyeyim daha?

Referanduma Giderse Ne Yapacaksınız?

Çok merak ediyorum parti içinde çalışmalar başladı mı?

Örneğin şu an size söylenebilecek şeyleri sosyal medyadan analiz edip, karşı hamleler geliştirmeniz gerekiyordu. Bilhassa trol hesapları inceleyiniz, koyu AKP’li sayfaları ve hesapları inceleyiniz.

Ben şu iki şey üzerinde duracaklarına eminim:

  • 1- Eğer yanlış bir şey yapsak MHP’de bizle olur muydu?
  • 2- CHP zaten terörist (burada HDP’lilerin yanına katmaya itecekler).

Haaa öte yandan HDP falan demişken, HDP cephesi çok tehlikeli. Bu işin sonunda AKP-MHP-HDP evet diyebilir. CHP’yi dışlarlar ama CHP en doğru işi yapabilir. Neden tehlikelidir?

Size bu konuyu sonra yazacağım ama kısaca:

Başkanlık demek, federasyon demektir (her zaman değil ama genelde). Federasyon demek, özerklik demektir. Özerklik demek, bağımsızlığın hukuken daha kolay kabul olması demektir.
Bakınız: Kosova tanınırken KKTC neden tanınmadı?
Çünkü Kosova, anayasal olarak bir bölümdü fakat Kıbrıs Türklerinin 1974 öncesinde tanımlı bir toprağı yoktu. Sıkıntılardan bir tanesi budur. Uzun uzadıya anlayacağım ancak, el altından ya da farklı şekilde federasyona giderse; hukuksal açıdan yılar sonra özerklik ve bağımsızlık gelir ve diğer ülkeler tanır. Çok dikkatli olunmalı bu süreçte.

Bakın HDP’lilerin “seni başkan yaptırmayacağız” sözüne aldanmayın. Başkanlığa değil, Erdoğan’a karşı bir söylemdir. Uygun şartlarda bal gibi desteklerler:

 

***

Haliyle bütün bunlar oluyorken CHP’nin kendini ifade etmesi gerek. Ancak CHP olarak değil. Neden hayır denmesi gerektiği konusunda.

Gerekirse Erdoğan’ı hiç anmadan; bakın mevcut iktidar gittikten sonra başkaları gelebilir. Ve gelirse neler olabilir? Bunu açıklayarak insanlara anlatmaları gerek. Partiler ve kişiler üstü şekilde anlatmaları gerek.

Fakat şimdiye kadar olan seçimlere baktığımda, Anayasa’nın görüşülmesi sürecindeki gülen yüzlerine baktığımda….

Bir şey demiyorum. Diyorum ki: YA SABIR!

Kategori: Genel - Hayat - Politika