Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Türk Eğitim Derneği, Soma’da Anne Olmak paneli düzenledi. Size sadece bir annenin ufak bir sözünü yazmak istiyorum.

Hidayet Tokgöz, panele gelirken bindikleri uçakta oğlu Selim’i seven bir teyzenin, Selim’e “uçak şimdi seni babana mı götürecek?” dediğini söyledi.

Selim’e vuran başka bir çocuğa, ebeveyni (sanıyorum); “şimdi babası gelir, seni döver” dediğini aktarıp, “oğlum korunaksız kaldı” diye ekledi.

Soma’da kayıp veren eşlerin ve annelerin renkli kıyafet bile giyemediğinden bahsetti. Bir başkası: “eşim ayakkabı eskitmezdi, çünkü hep çizme giyerdi” diye ekledi…

Tokgöz’ün 3 yaşındaki oğlu Selim ile eşi hakkında yaşadıkları bir diyalogu anlatması salonda bulananların çoğunu ağlattı. Diyalog şöyle; “’Babamı çok özlüyorum anne’ dedi. ‘Ben de çok özlüyorum oğlum’ dedim. ‘Ama gelmeyecek’ dedi. ‘Biliyorum oğlum gelmeyecek’ dedim. Bana yine bir gün ‘Anne biliyorum gelmeyecek ama sen ona çarşıdan bir pasta alsan doğum günü yapsak, sürpriz desek. Tamam anne, sustum sustum biliyorum gelmeyecek, babam gelmeyecek. O cennette değil mi?’ İşte bir anne buruda yıkılıyor. Evladına açıklama yapamıyor.” Soma’da dul olmanın da çok zor olduğunu sözlerine ekleyen Tokgöz, “Türk toplumunda yalnız bir kadın olarak şimdi öyle bir vasfımda var. Üzerimizde toplumsal baskıyı atamıyoruz. ‘İnsanlar şimdi bize ne der’ baskısını üzerimizden atamıyoruz” dedi.

Habere buradan ulaşabilirsiniz.

Ne diyeyim artık! Size “çocukların acı çekmeyeceği” bir dünya yaratmamız gerektiğini söylüyorum. Bütün çocukların, bizim çocuklarımız olduğunu söylüyorum. Bu minik bedenler fazlasıyla büyük acılar yaşıyor. Birilerinin eşi dostu, devlette tanıdığı var diye. Birilerine para verdi diye Selim bunlara maruz kalmak zorunda mıydı!

Bu sistemin değişmesi gerek.

İşte Selim:

Selim

 

Kategori: Genel - Hayat - Tarih