Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

En son 2011’de gittiğim için, 5 yıl sonra neler değişmiş daha güzel anlatacağım. 2007’de Avrupa Birliği’ne kabul edilen Bulgaristan’da, 2011’de gittiğimde bazı sıkıntılar yeni dinmişti. Kısa süreliydiler. Şimdi ise uzun süreçli ağır sıkıntıları fark ettim.

Anlatacağım çok şey var, bakalım nelerden başlayacağız…

Sosyal durumuna, Türkiye ile ekonomik kıyaslamalara ve politikaya geleceğiz ama iç karartmaya gerek yok hemen. Önce biraz güzellikleri, doğayı gösterelim değil mi?

 

Yemyeşil Bir Bulgaristan

Sınırı geçer geçmez hava değişiyor. Çok ilginç bir koku var. Ağaç, nem karışımı ilginç koku. İşte yollar;

bulgaristan-yolu

Tabi gece yolculuk yapmıştık, biraz karanlık olabilir. İşte gündüz çektiğim bir köy yolu:

bulgaristan-koy-yolu

Ormanlıklar mevcut fakat Orman olmasa bile, yolun kenarlarında ağaç var. Hatta ağaçlar tünel halini almış. Yazın güneşten, kışık ise ayazdan, kardan, yağmurdan koruyor yolu.

Avrupa zihniyeti demiştim. Fakat birazdan göstereceğim Rusçuk’taki parklar komünizm zamanından kalmış. Şimdi park demişken parkı göstereyim size;

Park demişken Google Maps bağlantısını‘da vereyim ki, adamı tutup parkın içine sürükleyerek, parkın içinde turlayabilin (streetview – sokak görüşü özelliği):

(andıç: bu parklar, komünizm zamanında yapılmış)

ruscuk-parki-1

ruscuk-parki-2

ruscuk-parki-3

ruscuk-parki-4

 

Büyük bir park. Gerçekten büyük bir park. Yürü yürü bitiremedik. Bir park falan diyemeyeceğim, ancak orman içinde gördüğüm şekilde doğal (çöp olmayan), büyük ağaçlar mevcut. Bu, Türkiye için ormandır. Bakınız:

ruscuk-parki-orman

Şu görseli gösterip, burası orman desem çoğu insana yurttururdum. O derece. Türkiye’de olsa buraya 2 AVM, 5 havuzlu site, 3 spor salonu, 1 kongre salonu falan yapılırdı. İstanbul’da olsa, içine sıçarlardı. Çünkü Arap zihniyeti var iktidarda. Kıç kadar Taksim’e de yapmak istedikleri bu değil miydi?

 

Rusçuk

Şehrin kendisi yeşil. Bakınız sokakların resimlerini koyacağım ve nasıl ağaçlı olduklarına dikkat edin.!

(kapak fotoğrafıda Rusçuktan)

ruscuk-sokaklari-1

 

ruscuk-sokaklari-2

 

ruscuk-sokaklari-3

 

ruscuk-sokaklari-4

 

ruscuk-sokaklari-5

 

ruscuk-sokaklari-6

 

ruscuk-sokaklari-7

 

Komünist Apartmanları

Kommunalka, panelak gibi isimler buldum ama Real Russia vlog kanalında (youtube) başka bir ismi vardı, hatırlayamadım şimdi. 1+1, 2+1, 3+1 gibi dairelerin olduğu, görünüşü olmayan, kocaman binalar…

düzenleme: işte buldum! Khrushchyovka imiş. İlgili vlog, başka bir izleti.

Fakat aşırı sağlamlar ve işe yararlar. Bir söz vardı; işine yarar şekilde çalışıyorsa, Ruslar için mükemmeldir. Meraklı olduğum için tanklarda da böyledir. Büyük, çirkin ama çalışan tanklar üretir. Rusların aksine Almanlar ise pürüzsüz yüzeyli, yüksek teknolojili ve pahallı ürünler üretmiştir.

T-34 tankları örneğin. Ruslar “kullan at” mantığında üretmiştir. Mürettebat rahatlığı falan aranmaz. Ancak Panther, Tiger gibi Alman tankları mükemmeldi.

Aynı mantığı arabalardan (Lada), komünist apartmanlarına kadar görebilirsiniz. Avusturalya tipi mimarı falan yoktur bu apartmanlarda ancak işe yarar, insanlara ev sağlar, sağlamdır.

İşte komünist apartmanları:

komunist-apartmanlari-1

komunist-apartmanlari-2

komunist-apartmanlari-3

Buyrun içinden bir örnek (nedense böyle tahta kaplamayı seviyorum):

komunist-apartman-ici

 

Tropico gibi oyunlar oynayanlar varsa bunları görecektir (:

Başka bir örnek, Doğu Berlin’den… Tam olarak anlayabilirsiniz mantığı:

berlin-komunist-apartman

 

bir şey dikkatinizi çekti mi? Kötü ve tek tip apartmanların dışında? Örneğin geniş sokaklar, yeşillik, kurallar???

Size Rusçuk’tan bir göbek göstereceğim:

ruscuk-gobek

Rusçuk’un nüfusu ne kadar arkadaşım? Birleşmiş Milletler sayımına göre : 148.742 (2012)

Kaç kaç??? YÜZ KIRK SEKİZ BİN! 148 bin!!!

Peki caddede şerit sayısı kaç? Anayollarda 3, aralarda 2.

Peki 17 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da şerit sayısı kaç? 3. Hatta trafik sıkışıklığının olduğu yerlere bakın; 3 şerit üzerine 3 şerit geliyor, ileride yine 3 şerit geliyor ama hepsi 3 şeride düşüyor. Yani matematiksel olarak:

3+3+3=3 … Bu olur mu? Olmaz. Salak mühendislerimiz bu basit hesaplamayı beceremediği için, İstanbul’da saçma sapan trafik sıkışıklığı oluyor. 17 milyonluk şehirde 3 şerit, 148 binlik Rusçuk’ta yer yer 3 şerit, genelde 2 şerit VE GENİŞ YOLLAR!

Bakınız:

bulgaristan-yol-1

 

bulgaristan-yol-2

 

bulgaristan-yol-3

 

İller arası yollar berbat. 2011’de iğrençti, şimdi berbat seviyesine yükselmiş. Tek şerit. İller arası yol iğrenç, ancak il içi tamamen planlı, geniş, yeşil… Çok ilginç…

 

Kumunist (eve kumunist) Arabaları

Rusya’yı bir nedenden seviyorum; minibüs ve otobüslerini kendileri yapıyor. Traktör ve arabalarını kendileri yapıyor. Buradaki tecrübe tabi askeri tecrübe ile birleşiyor ve tank falan yapıyorlar. İşte bizimde yapmamız gereken bu. Lada çok mu iyidi? Hayır ama yavaş yavaş gelişiyor. Bizde kendi araçlarımızı, kendi ürünlerimizi üretmeliyiz.

Bakın 2 kişilik ufak şehir arabalarından başlayabiliriz. Türkiye için gerekli olan; ucuz, sağlam, az yakan araçlar. Park sorunlarını giderecek araçlar. Şehiriçine büyüklerini değil, bu minikleri alacaksın. Yavaş yavaş işler büyür.

Bursa’da yapılıyor bir sürü şey. Otobüs, minibüs, zırhlı araçlar üretiyoruz. Bu tecrübeleri, 2 kişilik az yakan, ucuz ve güvenli araçlara aktarın??? Neyse…

Moskoviç:

moskovic

Trabant:

trabant

 

Merkez (Center) Mantığı

Bakın Semerjievo köy, Vetovo ilçe, Rusçuk ise il. Hepsinde bir mantık var; “merkez”. Yani yaşam yerlerinde, insanların toplanabileceği yeşil alanlar var. Rusçukta, opera ve tiyatro gibi bazı sanatsal faaliyet binaları bu merkezden oluşuyor.

Bizde böyle bir mantık yok. İnsanların biraraya geleceği, nine ve dedelerin torunlarını alıp bir yere götüreceği, çocukların orada diğer çocuklarla oynayacağı ve bu sırada ailelerin oturup muhabbet edeceği yeşil ve güzel yerler yok. Parklar var, ancak işe yaramaz.

Yani biz, tamamen asosyalleşme ile büyüyoruz. Hele şimdiki diziler ve yapımlarla birlikte insanlar iyice kutuplaştı. Politikadaki ayrılıkçı tavırlarda üzerine tüy dikti… Neyse…

 

Genişlik, Kural, Disiplin

İnsanların biraraya geleceği merkezler. En ıssız sokaklarda dahi yeşillik ve ağaç (bizde güneşimi engelliyor diye keserler), geniş (gerçekten geniş) kaldırım ve yollar, bu yollarda da yeşillikler. Tabi ki yaya saygı, kurallara uyma…

Örneğin bir anayola çıkacaksınız, anayol ile bağlantı yerinde “DUR” yazıyor. Bulgaristan’da kimse olmasa dahi, durup, sonra hareket edeceksiniz. Kural böyle. Türkiye’deki gibi yavaşlayıp, kimse gelmiyor diye atlayamazsınız.

 

Okul Okul Okul…

Semerjievo köyünde 2011’de bir toplantıya gitmiştik. İlkokuldaydı, bahçesinde ise trafik kurallarını öğretmek için şeritler, kavşaklar falan çizilmiş (bazı yerlerde akülü arabalar için böyle yerler yapılıyor Türkiye’de ona benzer). Daha çocukluktan eğitimi veriyorlardı.

Sürücü olacaksın, pat eğitim var. Öyle ehliyeti al geç yok. Sürücülük bir meslek (kamyon, otobüs vs). Motordan elektroniğe, ilkyardımdan kurallara her şeyi bileceksin.

 

Köy köy diyoruz ya… Öyle 20-30 hanelik değil, bin kişilik bir köy…

semerjievo

 

**

Ekonomi

2007’de AB’ye girmeden önce, bir balon olmuştu. Arsa fiyatları ve diğer şeyler yükseldi yükseldi yükseldi… Sonra bam… Patladı. Alanların ellerinde patladı, satanlar kâr etti.

2011’de gittiğimizde fazla ürün yoktu. Paran olup olmaması önemli değil, ürün yoktu.
2016’da ise ürün var. Paran varsa ürün var. Kaufland vs açılmış. Fakat insanlarda para yok.

BUNA RAĞMEN!

2011’de, 1 Türk Lirası, 0,73 Bulgar Levası ediyordu.
2016’da ise, 1 Türk lirası, 0.60 Bulgar Levası ediyor.

Yani anlamadıysanız, yakında 1 leva verip, 2 TL alacaklar. Türk lirasının değeri düşüyor. 5 yılda iyice düşmüş. Peki ekonomimiz bu kadar iyiyse, bu iş nasıl oluyor???

Türkiye’de, Çin gibi ucuz işgücü için Türk lirasının değerini düşürmeye yönelik adımlar mı attı?

**

Gençler Yok

Avrupa Birliği’ne girdikten sonra gençler; Almanya, İspanya, Hollanda, Belçika gibi başka ülkelere gitmiş. Çünkü orada asgari ücret, Bulgaristandan kat kat fazla. Peki gençlerin olmaması ne demek?

Polis merkezlerinde bilgisayardan anlamayan yaşlıların olması, işlerin yavaşlaması,
Ağır işgücü için yaşlıların ve hatta geçim derdi olan emeklilerin kullanılması demek.
Marketlerden inşaatçılara kadar her yerde yaşlılar var. Her yerde…

Sadece bu da değil, fabrikalarda gençler yok, işgücü yok. Fabrikalar çalışmıyor.

AB SÖMÜRGESİ!

Avrupa’nın büyük şirketleri gelip, Bulgaristan’daki fabrikaları almış ve çalıştırmamış. Yani fabrikalar talan ediliyor. Yağmalanıyor ve göz yumuluyor. Gelip kendi fabrikalarını açan var. Neden? Çünkü Bulgaristan, sömürgeleştiriliyor. Yerli üretime balta vurulacak. Peki tanıdık geldi mi???

Tek farkla, orada isteselerde iş gücü yok!

Ekonomi Zorda

Arabamız bozuldu, polisler geldi. Biraz konuştuk. Çocuk nasıl yapalım diyor, bir boğaz daha doyuramayız, para yok diyor. Bizim polislerin silahlarını, kıyafetlerini gördüklerini söylediler. 15 Temmuz’dan sonra hele. MP5’ler falan filan. Tüfekler şunlar bunlar… Bizde bir silah var diyor. Tabi silahlarda ona göre. Yeterince polis yok.

Mesela Ruslar ile nükleer anlaşma yaptı ve Avrupa Birliği’ne girince bunu bozmak zorunda kaldı. Bunun için Ruslara tazminat ödeniyor[1]. Günlüğü 160 bin leva yapıyor sanırsam.

 

İşin Özü

Kaufland gibi bir sürü mağaza tarafından sömürülüyor (AVM’lere bakın, Telekom, Tüpraş gibi kurumlara, limanlara, madenlere; Türkiye’de de aynı şeyi göreceksiniz). Ekonomik sömürge olmuşlar.

Biz kendimizi kurtarabiliriz fakat adamlar kurtaramaz. Genç yok. Avrupa Birliği, bulgaristan’ı daha da kötü duruma getirmiş. Çünkü işgücü çok. İş yapacak insan yok. Parklarda 10 yaşınca çocuklar ve 60-70 yaşında insanlar var. Fakat 17-30 arası insanları görmek çok zor. Avrupa’dalar…

Avrupa ise rakı kazanlarını bile kapatmaya çalışıyor (meyvelerden boğma rakı yapılıyor):

bogma-raki-kazani

Avrupa Birliği standartlarına tamam, fakat Avrupa Birliği’ne girmek? Yok kardeşim, ben almayayım.

 

Biyolojik Savaş

Çok ilginç bir olay anlatayım. AB, Bulgaristan’da domates üretimini de kontrol etmek istiyor. İstedikleri olacak yani. Bunun için çeşitli kısıtlamalar getirmiş. bulgaristan halkı yoksul olduğu için, bahçesine domates biberini kendi ekiyor. Maalesef bilinçsiz oldukları için (evet bizim halkımız bu konuda daha bilinçli, ilginçtir), hibrit yani tohumlarıyla oynanmış ve bir daha üremeyecek ürünleri ekiyorlar.

Sonuç nedir peki? Eğer insan evinde domates, biber ekerse; üreticiden almaz. Üreticiden almazsa, kontrol altında olmaz, kapitalist sistem falan filan… Peki ne oldu biliyor musunuz? İşte Bulgaristan’daki ürünlerin durumu:

domates1

 

 

domates2

 

Sonuç ne görüyorsunuz değil mi? Bu blogta her fırsatta söylüyorum; bu şirketler esir ediyor bizleri, çiftçileri. Tohum aldığınızda, bir süre sonra hastalık geliyor ve ilaçlar gerekiyor. Genetiğini şirketi bildiği için, ilaçları şirketten almalısınız. Aynı nedenle vitamin, mineral hep şirketten alınmalı. Yoksa?

Yoksa Bulgaristan’daki gibi olur durum. Bakın Türkiye’de domates ve biber tohumları dıştan geliyor. İsrail ve Amerika şirketlerinden. Hibrit ve GDO’lu. GDO apayrı bir konu. Devlet tohum istasyonlarında yerli tohumumuz yok!

 

**

Araba Bozuldu

Vetovo, Semerjievo, Rusçuk derken Dobriç’e gidelim, Burgaz yolundan Dereköy’den giriş yaparız dedik (Hamzabeyli’den gelmiştik). Neyse, turizm blogu değil; ardından Varna’ya gelirken araba bozuldu.

araba-bozuldu-1 araba-bozuldu-2

Polisler geldi, çekici çağırdık, 200 leva çekiciye gitti, yavşak tamirci bir şey yok dedi, yolladı, yola çıktık tekrar sıkıntı oldu.

Tanıdığı aradık, onlar birilerini aradı ve çekici geldi, düzgün yere götürdü (70 leva aldı). Kısaca anlattım çünkü ilkleri yavşaktı, ikincileri ise gayet sağlamlar…

İşin okulunu okumuşlar falan, biraz uğraştılar, bayram olduğu için parçacı kapalı, saat 19’u geçmiş… Derken Türkiye’yi aradım (Eskişehir Gökhan Usta) ve durumu anlattım. Dedi ya ateşleme bobini ya da yakıt pompası, sonra adamlara anlattık. Ateşleme sisteminden olduğunu biliyorlar fakat kablo yanmış, onu değiştirmeye çalışıyorlardı. Sonra kazalı Corsa vardı orada. Onun parçasını taktılar (kablo+bobin) ve yola devam ettik.

Adam İngilizce biliyor, devreleri falan biliyor (okuldan mezun malum). Gayet sağlam… Eğer bir şey olursa (Varna tarafında), umarım olmaz ama:

bulgaristan-cekici

bulgaristan-tamirci

İlki çekici, ikinci tamirci…

Türkiye’den gelme beyaz Opel, yolda kalmış derseniz, herhalde tanırlar da; dürüst ve düzgün, işini bilen insanlar.

 

Bu Arada Araba Fiyatları

Dedemin arabası 2001 model Opel Astra classic. 23 bin veren var (gerçekten çok temizdir).

Ne kadar dedik? 23 bin, yani Bulgar parasıyla 14 bin leva. Bulgaristan’da bu paraya X3 cip alıyorsun.

Size bir örnek (mobile.de-Astra):

2008 model Opel Astra 1.9 CDTI Almanya’da ne kadar?
Yaklaşık 3.290 EURO, 12 bin TL kadar…
Almanya’da asgari ücret 1.400 euro.
Türkiye’de 3.000 euroya 2008 Opel Astra aldığınızı düşünün.

Başka bir örnek (Mobile.bg)

2003 moden BMW 3.18 1.8i arabasına Bulgaristan’da 4,500 leva yaklaşık 8 bin vererek biniyorsunuz.
Tam fiyatın bilmiyorum ama Türkiye’de 40 bin civarındadır aynı özelliklerde bir araç.

 

Dedemin arabası Bulgaristan’da 1000-1500 leva, Almanya’da 300 euro falan diyorlar. Türkiye’de ise 23 bin!

Aradaki farka bakın. Nedir bu? Özel tüketim vergisi (ne hikmetse yatlara falan yok), KDV… Benzini sen 450 kuruş (4 lira 50 kuruş) alıyorsun, fakat limanlarda en son 150 kurul (1,50tl) idi. Şimdi de fazla değildir.

Peki götüne giren bunca kazığa rağmen; neden hâlâ köprüden 30 dolar vererek geçeceksin? Ekonomi iyiye gitmişmiş…

Bak kardeşim!

Amerika’da iPhone 7’yi adam ayda 27 dolardan alıyor.
1.500 dolara Amerikan arabasına biniyor (ikinci el),
Benzin fiyatının lidresi 0.66 dolar (66 cent).

Avrupa’da da durum aynı.

Türkiye’de olduğunu düşün:

27 liraya aylık sözleşme ile iPhone,
1500 liraya Opel AStra,
Litresi 1 liraya benzin olduğunu düşün!

İşte imam hatiplere, camilere, diyanet işlerine değil de; sanata, spora, bilime, teknolojiye yatırım yaparsan geleceğin böyle olur. Yoksa Araplar gibi sömürülürsün, iç karışıklıklarla boğuşursun.

Yani biraz düşün. Şehrinden çık, başka ülkelere git. Yok gidemiyorsan da sorgula, neden gidemiyorum diye. Dünyayı gezmek hakkın. Doğrusu bu!

 

***

 

Politik

Öncelikle şunu sorayım:

ULAN BİZ BİR TON ÜLKEYE VİZEYLE GİRERKEN, ÖRNEĞİN BULGARİSTAN, ONLAR NEDEN VİZESİZ GİRİŞ YAPABİLİYOR?

bknz: Türkiye’nin vize politikası (o politikanıza sizin ben!)

Kim bize vize dayatıyorsa, onlar da aynı şekilde vize alacak. Dişe diş göze göze!

***

Bunun dışında, Bulgaristan’da yaşayan 700-800 bin kadar Türk neden sahipsiz? Almanya’da 3,5 milyon (oradaki Alman milletvekiline göre 5 milyonmuşta bilemem), İspanya, Hollanda, Avusturya … Her yerde Türkler var. Fakat çoğunun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı yok. Öncelikle TC vatandaşlığını aldırmak gerek.

Türk’ü her yerde korumak, kollamak, örgütlemek görevimiz. Avrupa şunu bilmeli, eğer Türkiye’de bazı gruplara, etnik gruplara destek veriyorsan; kendi toprağındaki Türkler ile başın derde girer.

 

Bizdeki Kafatasçılık

Öte yandan, milliyetçilik kafatasçılığı olmamalıdır! 1970’te dedem ve anneannem Bulgaristan’dan gelmiş. Dedemin ailesi Kırım Tatarı. Anneannemin ise Konya’dan Bulgaristan’a giden ve Osmanlı’da paşalık yapan bir nesil.

Sırf Türk oldukları için Bulgaristan’a işkence gören, kültürel soykırıma uğrayanlar oldu ve Türkiye’ye kaçtı. Peki Türkiye’de ne oldu?

“Bulgar göçmeni” (Bulgaristan göçmeni ayrı, Bulgar göçmeni ayrı),
Bulgar bozması,
Gavur…

Yani Bulgaristan’da Türk, Türkiye’de ise Bulgar oldular(!) Böyle suçlandılar. Şimdiki Türklerde böyle hissediyor. Kim yüzünden? Göçmenler kim yüzünden böyle hissediyor dersiniz? Bilin bakalım hangi kafatasçılar ve yobaz itler yüzünden??? Tek tek saymayacağım…

Kar yağdığında kapısının önünü temizleyenler Bulgaristan göçmeni Türklerdir,
Çalışkandırlar,
Bahçe bakımını Türkiye’ye getiren insanlardır,
Aydındırlar…

Fakat yobazlar yok mu… Neyse…

 

Türklerin Türklere Yaptığı

Bulgaristan’dan Almanya’ya giden Türklere, oradaki Türkler ne yapıyor biliyor musunuz? Paralarını vermiyor. Dil olmadığı için resmi olarak çalışmıyorlar, bunu bilen ve kullanan Almanya’daki fabrikatörler ve iş sahipleri, oraya giden Türklere paralarını vermiyor. Çünkü şikayet edecekleri yer yok!

Belkide Avurpa’nın Türklere bakış açısını bu şekilde değerlendirmek gerek?

Bulgaristan’daki Türkler, Kıbrıs’taki Türkler, neden Türkiye Türklerinden uzaklaşıyor? Neden araya mesafe koymaya başladılar hiç düşündünüz mü? düşünün. Çoğunuz için düşünmek zor biliyorum ama bir düşünün.

 

Vize ve Çift Vatandaşlık

Bulgaristan’da yaşayan insan sayısı azalınca Bulgaristan gerek yardımı gerek AB parlamentosundaki yerini kaybediyor. Peki ne yapacak? Zamanında işkence ettiği Türkleri çağıracak.

Çünkü Türkler oraya para götürüyor, orada ev yaptırıyor, evini dayayıp döşüyor… Bu yüzden vize kaldırılma sürecine giriyoruz. 6 nesil akraban varsa, çift vatandaşlık (önce oturum) konuşuluyor…

Yaaa kardeşim… Türklere o kadar eziyet edersin, sonra Türkiye’den rezil durumda olup, çözümü yine Türklerden ararsın.

Türkiye bu fırsatı kullanmalı, Bulgaristan’ın AB’den çok Türkiye ile çıkarları uyuşacak diyeceğim fakat Erdoğan bunu keşfetmiş gibi görünüyor (bknz: köprü açılışı). Türk düşmanı Ataka partisi biraz daha yumuşadı ama devam ediyor.

Türk Düşmanlığı

Her zaman diliyorum; Türkler olarak Fransızlar, İtalyanlar, İngilziler gibi kültürel soykırım yapmadığımız, özgür bıraktığımız için; bizim altımızda yaşayan her topluluk, Fransız devriminden sonra milliyetçilik akımlarıyla bize düşman oldu. Oysa bu saydığım ülkelerdekiler gibi olacaktın, bak nasıl farklı tarih olurdu ama Osmanlı’nın büyümesinin nednei özgürlüktü. Sonu da bu özgürlükle geldi…

Bulgaristan’da Türk düşmanlığı hâlâ devam ediyor. Seçimlerde “Türk sömürgeciliği” kullanılıyor, festival oluyor orada “Türk sömürge dönemi” diyorlar…

Yani 5 milyonluk ülkesin, 5’te 1’in Türk. Hâlâ artistlik yapıyorsun.

Türk sömürgeciliği diyorsun da, Rusya’nın yardımıyla Osmanlı’dan kurtulmuşsun.
Sonra Rusların sömürgesi olmuşsun, komünizm döneminde.
O bitmiş, sonra Avrupa Birliği’nin boyundurluğu altına girdin.

Bağımsız geçirdiğin kaç yılın var? Milliyetçiliğinizi yesinler sizin… (Politikacı olmayınca ne güzel konuşuluyor değil mi? rahat rahat. Yarın öbürgün ekranda böyle rahat rahat söyleyemeyebilirim).

**

 

İşin Özü : Türkiye Avrupa Birliği’ne Girmeli Mi?

Yukarıda anlattım. Avrupa Birliği, bizim işgücümüzü, gençlerimizi sömürecek. Zaten yıllardır AVM’lerdeki markalara bakarsanız, AKP’nin özelleştirdiği kurumlara, limanlara, madenlere bakarsanız ekonomik anlamda sömürüldüğümüzü göreceksiniz.

Kültürel olarak İngilizice meraklısıyız ve Amerikan tipi yaşantıya özeniyoruz. Avrupa demorkasisi adı altında garip garip şeylere özeniyoruz. Yani kültürel olarakta sömürgeyiz. AB’ye girersek, işgücümüzü sömürecekler, politikamızı sömürecekler (şimdi ABD sömürüyor, o zaman AB sömürecek).

 

Bakın Bulgaristan’a gidiyorsunuz, Sırbistan’a gidiyorsunuz; orada Sovyetlerin kültürünü hissediyorsunuz. Aynı şekilde Arap yarım adasından bir ülkeye gitseniz orada İslam’ı, İslam adı altında Arap kültürünü hissedeceksiniz. Hollanda, Belçika gibi ülkelerde ise Avrupa kültürünü hissediyorsunuz.

Peki tarih ile başlayan Türk kültürü? Nerede bizim Türk kültürümüz?
Arapların kız çocuklarını toprağa gömdüğü,
Avrupa’da kadının birey bile sayılmadığı dönemde,
Tomris Hatun boy yönetiyordu, Mete Han’ın eşi, Çin ile anlaşma imzalıyordu.
Bizde kadınlar eşitti, kadınlara saygı vardı, kadınlar ata biner, ok atardı.

Bu kültür nerede kaldı? Bir bölümü İslam adı altında Araplığa feda edildi, diğer bölümü çağdaşlık adı altında Batı kültürüne gitti. Türklük nedir? Yok, öyle bir şey yok.

Eski Türk ve Sovyet ülkelerinde tarih öğretilmiyor. Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan gibi yerlerde Göktürkler, Türklerin Ortaasya’dan gelişi, birbirimize olan akrabalığımız anlatılmıyor.

Türkiye’de bile kendi tarihine ve kültürüne sahip çıkma yok. Dil gitmiş, kültür gitmiş, ekonomi gitmiş. Tamamen değil, hâlâ geri düzeltilebilir vaziyette ama bilinç gerek. Önce Türkiye’de bilinç olacak, sonra Azerbaycan ile başlatılacak ortaklık (birlikte yapılacak teknolojik, sanatsal, elektronik üretim vs), ardından eski Türk devletleri…

Milliyetçilik böyle olur. Irkla değil.

Şimdi son kalan kırıntıları da Avrupa Birliği’ne vereceğiz öyle mi?

Bak kardeşim biz Türk’üz. Kendi kültürümüz var. Kültürümüz 200 yıllık yapay Amerika kültüründen de, 300-500 yıllık yeni oluşan Avrupa kültüründen de eskidir! Biz özgürlüğü severiz öyle Avrupa Birliği’nin bize emirlerine alışamayız.

Kendi özümüze döneceğiz. ARaplaşmak ve Batılılaşmak adı altında bozulan kültürümüzü onaracağız. Saygı, sevgi, dürüstlük, güzel ahlâk… İşte Türk kültürünü canlandırma…

Avrupa Birliği’nin iyi yönlendirini alacağız. Rusya’nın da, İran’ın da… Bütün ülke ve kültürlerin uygulanabilri, mantıklı ve iyi yönlerini alacağız; kendi kültürümüze uydurarak geliştirceğiz.

Ancak, Avrupa, Amerika yada başka bir güdüme girmek mi??? Kalsın.

 

Bulgaristan ve Avrupa’dan alınması gereken ilk ders; yeşile olan özen ve kurallara uymadır…

Ne olduğunuzu unutmayın!

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet