Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Andıç: alıntı kısmında (en sonda) bir yazı paylaşacağım, MUTLAKA okuyun.

Çevrenizde birisi size, herhangi bir konuda ve özellikle sizin yapacağınızı söylediğiniz bir şeye karşı “imkansız” diyorsa (yada türevlerini) hemen o kişiyi çevrenizden çıkartın. Bunu yapar bir dost, bir arkadaş kaybedebilirsiniz. Ancak yapmayarak; bütün geleceğinizi, hayallerinizi ve başarılarınızı kaybetme riskiyle karşı karşıyasınız.

Kabaca (ve kısaca) anlatmam gerekirse; elime aldığım ilk iPhone’dan sonra Steve Jobs’u araştırmaya başladım ve hayatını araştırdıkça; zen, sadecilik (minimalizm), büyük hayaller gibi çeşitli şeylerle karşılaştım ve benimsedim. Bilgisayar mühendisliğinde okurken, dünyayı değiştirme plânlarım vardı. Politika ile ilgili bölüme geçtim. Peki değişti mi? HAYIR! Belki gidilecek yol değişti, ancak amacım hiç değişmedi.

**

“Onlar”(!) İçin İmkansız

Konuşmalarımda bütün derdi 3-5 bin lira kazanmak olan, hayatını ve bakış açısını genişletememiş adamlara anlatmam. Ancak yakınlarıma ve beni anlayabileceğimi düşündüklerime anlattığım bir şeydir dünyayı değiştirme hayalim.

Çünkü insanlar dünyayı değiştirmek için milyar dolarlarının olması, gücünün olması gerektiğini falan zannediyor. Kendileri böyle düşündüğü için yapamayacaklarınıda düşünerek, benimde dünyayı değiştiremeyeceğimi söylüyorlar. SİZ değiştiremezsiniz, BEN değiştiririm. Değiştireceğimde.

Aslında Çok Kolay

Dünyayı değiştirmek nedir? İnsanlığı geliştirmek? Tarihe adımı kazıyarak ölümsüz olmak?

Aslıda çok basit. Hayatınız boyunca TEK BİR İNSANIN fikirlerini değiştirebilirseniz, ve o insan sizden aldığı fikir ve cesaretle daha büyük düşünmeye başlarsa tamamdır. Dünyayı değiştirmeye başladınız. Dalga dalga yayılması muhtemel.

İşte blogumu birazda bu yüzden açtım. Benim amacım budur. İnsanların farklı düşünmesini, parayı amaçtan çıkartıp araç olarak görmesini, insanlara yardım etmelerini sağlamaktır.

En Büyük Hayaliniz Para Mı? KURTULUN ONDAN!

Genelde insanların hayalleri para üzerine. 3 bin alıyorsa, şöyle 5 bin alsak diye düşünür. 5 bin alıyorsa 8 bin olsa diye düşünür. UYAN OĞLUM! Para sınırsız ve asla düşündüğün miktar seni tatmin etmeyecek. Öldüğünde de sadece para kazanmaya amaçladıysan, asla adın tarihe olumlu olarak kazınmayacak.

Peki Para Değilse Ne Olmalı?

En sevdiğiniz şey nedir? Bununla ilgili hangi işi yapabilirsiniz? Düşünün ve üzerine gidin. Size hayal verecek değilim. Kendi hayallerinizi ve amaçlarınızı kendiniz seçmelisiniz. Ancak size söylemek istediğim tek bir cümle var; HAYALLERİNİZİ YÜKSEK TUTUN!

İnsanlar sizi hayalperest olarak görebilir. Ancak siz bu hayaliniz için çalıştıkça, başarılı olacaksınız. Olumlu düşünmeninde odaklanma ve hayalleri gerçekleştirme konusunda etkili olduğunu düşünüyorum. “Motivasyon” deniyor, kendinizi odaklayın. Hayalinizi gerçekleştireceğinize dair olumlu düşünün.

Benim gelecekle ilgili en büyük hayalim; Türkiye’yi örnek bir ülke haline getirmek, komşu ve bölgedeki ülkeler başta olmak üzere gelişmemiş ülkenin alıp modelleyebileceği bir sistemi kurmaktır. Böylece önce milletim, sonra bölge halkı huzura kavuşacak. Tabi dünyanın en sorunlu bölgesi olduğunu göz önünde bulundurursak, dünya rahat bir nefes alabilir.

**

Dünyayı değiştirme gibi bir hayal kurmayabilirsiniz. Bununla ilgili bir şey yapında demiyorum. Sadece ;

1- Paraya odaklanmayın,
2- Büyük hayalleriniz olsun,
3- Kendinize ve başarabileceğinize olan inancınız tam olsun,
4- Bu amaçları gerçekleştirmek için kendinizi geliştirin, farklı (toplumdan farklı) şeyler deneyin ve çabalayın.

Hayallerime Ulaşırken Kullandığım Araçlar

16 yaşıma kadar 2-3 kitap okuduysam okumuşumdur. Şimdi her ay hiç değilse 2-3 kitap bitirmeye çalışıyorum. Ders kitaplarını falan saymıyorum. Buralardan (ki çoğu psikoloji, beden dili, psikolojik savaş, güç kazanma yolları, markalaşma, politika vs.. vs..) size söyleyeceklerim var. Tecrübeler, farklı bilimlerin ve konuların benim tarafımdan birleştirilmesiyle öğrendiğim bazı şeyler…

1- Size imkansız diyen, size inanmayan, güvenmeyen insanları çevrenizden çıkartın. Küsün demiyorum ama her gün bu insanlarla görüşürsenüz, sizin bütün geleceğinizi zehirlerler. Dünyada 7 milyar insan varsa, en az 5 milyarı böyledir.

2- Sadecilik (minimalizm) ve zen konularına bakın. Gerçekten bakın. Az, çocuktur. Sadelik, karmaşıklığın çözümlenmiş halidir gibi çeşitli sözleri göreceksiniz ve uyguladığınız her alanda işe yaradığını anlayacaksınız.

3- Kitaplar, kitaplar, kitaplar… Roman ve klasikleri okumayı sevmedim. Beni 16 yaşıma kadar kitaplardan uzak tutan şeyler bunlardı. Ancak ne sevdiğimi keşfettim. Sonrasında ise okumaya başladım. Bir kısmını profilimde (Emre Çetin), tavsiyeler kısmında gördüğünüz kitaplar tamamen bilgiye, araştırmaya ve tecrübelere yöneliktir. Çoğunu tavsiye ederim, yazmadıklarımda var bir ara düzenleyeceğim. Kısacası, kendinize göre kitap seçin ve hiç değilse, HİÇ DEĞİLSE ayda bir kitap okuyun. Her gün 5 saati Acur, evlendirme programları gibi saçmalıklara ayıracağınıza; gazete ve kitap okuyun, gündemi takip edin. Günde 2 saat okusanız zaten bir haftada kitap biter (belki daha kısa sürede).

4- Farklı dalları birleştirin. Psikolojiyle başladım, politikaya geldim. Peki arada hangi dallar geçti? Hangileri geçmedi ki… İnsan ilişkileri, beden dili, markalaşma, zen budizmi, meditasyon… Tabi 2001 yılından bu yana öğrendiğim 10’u aşkın programlama dili (yani programlama ve bilgisayar) gibi çeşitli bilimleride katarak kendime bir havuz oluşturdum.

Markalaşmada benden iyi binlerce insan var. Programlamada da. Politikada da uzman falan değilim. Ancak bunların hepsini birleştirince… İşte size Emre Çetin. Benim yaptığım projede konuşma metnindeki markalaşma sözünden propaganda yöntemleriyle pekiştirilmesine ve bunun sosyal medya ve websitesinde kullanılmasına kadar geniş bir ağ oluşur. Yada politikacılar dışalım/dışsatımı överken, ben neden bölgedeki meyve ve sebzeleri yememiz gerek bunu biliyorum (aynı koşullarda oluştuğu için, bizi bölge şartlarına karşı güçlendirir).

Bunlar nasıl oldu? Her şeyi okumaya ve öğrenmeye çalışıyorum. Bir konuda yeterince iyi değilim (2. Düyna Savaşı propaganda ve psikolojik savaş konuları harici). Ancak hepsini birleştirme ve kullanma konusunda kendime güveniyorum. İşte bunlar; kitaplar, seminerler, organizasyonlar sayesinde oldu.

5- Aktivitelere katılın. Aslında bu yukarıdaki ile bağlantılı. Her şeye başlar ve çabuk sıkılırım. Önceden bir lanet olduğunu düşünürken, kullanmayı bilirsen nimet olduğunu anladım. Danstan tenise, bateriden okçuluğa, endüstri mühendisliği klübünden AIESEC’e bir çok şeyle uğraştım. Organizasyona katıldım. Alanımla ilgili olsun yada olmasın. Ve bunların çok artısını gördüm. Annem bilim insanı, babam esnaf, dayım müzisyen… Bütün bunlara baktığımızda; ticaretten sanata, spordan bilime kabaca bilgim oldu. Üzerine okuduklarım ve katıldığım organizasyonlar…

**

Hiçbir konuda kendinizi sınırlandırmayın. KENDİNİZİ GELİŞTİRİN, BAKIŞ AÇINIZI GENİŞLETİN!

Farklı Disiplinlerden Yararlanın

En basitinden size bir örnek vereceğim.

Bilgisayar mühendisliğine başladığımda, 127 öğrenci vardı. Okulumuzda IT (ay-ti, bilgi işlem?) gibi bölümlerde var. Kabaca 100 diyelim. Her sene 100 kişi mezun ediyoruz bilgisayar alanında. Türkiye’de 200 üniversite var ve bunların yarısında bilgisayar ile ilgili bölüm olsun. 100 bölümden hadi 100 kiş değilde, 60 kişi mezun olsun.

100*60 = 6.000 (altı bin). Her sene bilgisayar konusunda bir şeyler yapabilecek 6 bin kişi mezun oluyor. Peki piyasada bu kadar açık var mı?

Aynısını psikoloji ve hukuk ile ilgili bölümlerde, mimarlıkta kullanabilirsiniz. Peki ne yapılması gerek?

Hem bilgisayar bilimi bilen, hemde insanların teknoloji ile arasındaki psikolojik ilişkisini bilen kaç adam var Türkiye’de? Yani hangi renk kullanılmalı, buton nerede olmalı? Endüstriyel tasarımda diyebilirsiniz yada 7 yaşından 77 yaşına vücudunun bir parçası gibi kullandıkları iPhone’u bu hale getiren uzmanlarıda düşünebilirsiniz…

Yada hem bilgisayar hem hukuk bilen kaç kişi var?

İşte bu şekilde birleştirebilirsiniz.

***

Neden İmkansız Sadece Kelimedir?

Hayat cümlem, “imkansız sadece kelimedir” üzerine kurulu. Uzun süre kullandım, sonra benzer bir kitap olduğunuda duydum neyse…

Size bununla ilgili çok güzel bir yazıyı Ekşisözlükten vereceğim. Hem size karşı  sürekli tırpan davranışlıları düşünün, hemde insanlara karşı niye olumlu bakmanız gerektiği ve neden insanları desteklemeniz gerektiği üzerine düşünün… oztrink takma adlı kullanıcıyı kutluyorum. Buyrun yazısı:

200 Kez Denedin Mi?

hepimizin yaşadığı; ama unuttuğu bir bilgi “dünyanın neresinde olursa olsun bir bebek yürümeyi öğrenene dek ortalama 200 kez düşer.”

başarı üzerine pek çok kitap okudum, film izledim, iş yerinin düzenlediği eğitimlere gittim. hiçbiri bünyemde bu cümlenin yarattığı etkiyi yaratmadı.

hayatımı düşünüyorum, sanırım yürümeyi öğrenmek dışında; yapmaya karar verdiğim hiçbir eylemi 200 kere başarısız olmaya sabredecek kadar denemedim.

peki bir bebek yürümeyi öğrenirken çevresindeki insanlar ne yapar? bebeğe var güçleriyle destek olur, o yere her düştüğünde coşkuyla kaldırır, hoppidi hoppidi tekrar denemesi için teşvik eder.

fiziksel bir engeli yoksa hiçbir bebek yürümeye çalışmaktan vazgeçmez ve istisnasız hepsi de başarır. doğduğunda oturmayı bile beceremeyen bir canlının iki ayağının üzerinde dengeli şekilde yürümeye başlaması üniversite sınavını kazanmaktan, iş yerinde terfi almaktan daha zor bir eylemdir.

düşmek başarısızlık hissinin yanısıra fiziksel olarak da can acıtan bir şey. şu an 20 kere poponun üstüne düş kalk desem 4.’de düşmeyi bırakırsın. bizler bir kez aşk acısı yaşayınca bile tekrar sevmeye tövbe edebilen insanlarız. ya bebekler de bıraksa ve bir şekilde yürüyemeyeceklerine inansa? çoğu şeyde buna inandırmıyor muyuz kendimizi?

bizim çevremiz çocukluk aşamasına geçtikten sonra yapmaya karar verdiğimiz eylemlerde bizleri ne kadar destekler? bebekken yürümeye teşvik ettikleri kadar destekleselerdi o eylemlerin sonucu ne olurdu?

bazen sırf vazgeçmen için daha henüz karar aşamasında bile insanlar olumsuz konuşmaz mı? en basiti “her gün spor yapacağım” dersin, “işten geç geliyorsun, soğuk havada üşenirsin ıdı bıdı” bir ton olumsuz cümle sarf eden çıkabilir. bazen sadece bakışları bile yeter… aile de hiçbir başarısızlık eyleminiz için yürüme evresinde size gösterdiği sabrı göstermez.

bizler büyüdükçe daha en başından çok iyi bildiğimiz “başarının sırlarını” unutmuş oluruz. tekrar öğrenebilmek için debelenir dururuz. dünyadaki milyonlarca insan da asla tekrar öğrenemeden ölür gider. ve kapasitesinin çok çok altında işler, hobiler yapmış olur…

belki ailenin, çevrenin yürüme teşviğindeki en büyük sebebi; kendilerinin de o yoldan geçip başarmış olması ve denerse bebeğin de başarabileceğini bilmeleri. bu yüzden canla başla elinden tutarak yürütmeye çalışırlar. hayattaki diğer kararlarda ise bu tür tecrübeleri olmadığı için iki başarısızlıkta “galiba olmayacak bırak istersen” şüphesiyle yaklaşırlar. karar verdikten sonra çevreye kulak asmadan 200 kez yılmadan ve aynı azimle denersek sonuca kendimiz bile şaşırıp büyük bir keşif yaşamış oluruz.

belki de bir şeyden vazgeçmeden önce sormak gerek “200 kez denedim mi?”

Kategori: Genel - Politika
Etiketler: , ,