Davutoğlu, hiç değilse siyaset bilimini bilen (her ne kadar dış politikada her şeyi eline yüzüne bulaştırsada), ve dikkatli adımlar atmaya çalışan biriydi. Şahsen muhalefetle daha uyumlu olabileceğini (Recep Erdoğan olmasa) düşünüyordum. Doğru hamlelerin (yargı ve bir çok konuda) Davutoğlu’nun tutumuyla geldiğini düşünüyorum.

2014’te Erdoğan Davutoğlu Kavgası Osmanlıca ile Başladı başlıklı yazımda, gelen fırtınayı duyurmuştum. Tam bir fırtına denemez ancak görüş ayrılıkları ortadaydı. Davutoğlu’nun siyaset bilgisiyle biraz daha kontrolü eline alıp, daha güçlü dayanabileceğini düşünürken, bazı şeyler tahminlerimi doğrulasada, olay düşündüğüm gibi gelişmedi.

Yeni Başbakan Kim Olur?

Şimdiki Başbakan ve Fuat Avni vs gibi çeşitli kesimlerce en fazla dillendirilen Binali Yıldırım’ın sportif halleri;

 

Fakat bunu ve geyiği bir kenara bırakırsak;

AKP’nin ve Erdoğan’ın tutumuyla en büyük adayı damat Ferit aman Damat Berat olarak görüyorum. Sultanlık, Osmanlı diyorsak Başbakan’da Damat Berat olmalı değil mi? Aile yönetimine geçilmeli? Halkın tepki göstereceğini, gösterse bile şimdiye kadar etkilediğinden daha fazla etkileyeceğini sanmıyorum.

Basiretsiz ve hiçbir şeyi başaramamış, olayları izleyen bir muhalefet var ve esas tepki göstermesi gereken halk iste Sörvayvır ve evlilik programları izliyor. 14’te Başbakan’ın açıklamasını izledim. Bittiğinde diğer kanallara şöyle bir baktım TV8’de Sörvayvır panaroma, diğerlerinde evlilik programları tam gaz devam ediyordu…

İşte aranılan Türkiye! Saçmalıklara yönelsinler. Politika, eğitim, düşünme sizin neyinize!

 

Bundan Sonra Ne Olur?

Atanmış başbakan koltuğa oturur… Ve adım adım:

  • Yeni anayasa
  • Yeni anayasaya bağlı başkanlık
  • Dini cumhuriyet
  • Otoriter rejim (başkanlığın yani yürütmenin yasama ve yargıdan üstün olduğu model, Rus tipi ve Nazi tipi!)
  • Ardından bunalımlar ve ayaklanmalar…
  • 8-10 yıl içinde karşı devrim başlar.
  • İşler karışır, bu sırada fazlasıyla kan akar…
  • Sonunda bunlar gider (kafaları da gider), Türkiye bölünür…

Şanslıysak, kalan Türkiye gerici ve bölücü zihniyetten tamamen arınmış; “Türkeli” gibi bir isimle yoluna devam eder. Atatürkçü, laik, aydın; bilime, sanata, spora, teknolojiye önem veren ve özgür bir ülke olur.

Avrupa Birliği ise (ki ABD-Rusya-Araplar-İsrail nasıl sözde Kürdistan konusunda hemfikir ise, AB’de öyle), bunu pekiştirmek için Türkiye’yi hemen AB’ye almak ister. Çünkü AB’ye girersek, izinsiz adım atamayacağız. Türkiye’nin yeni kurulduğu dönemde AB’ye girmenin önemi vurgulanır. Aslında bizim olan toprakları alamamamız için kuklalaştırma politikası olur.

 

Fakat zor zamanlar yaşayacağız. Yaklaşıyor. Ekonomik ve politik krizler, baskı ve otoriter devlet, yobaz ve bölücü yapılanmalar… Ancak evlilik programı izleyen bu ve aklı götüne kaçan bu millet ancak canı yanınca akıllanacak. Zor zamanlarda liderler yetiştirir Türk milleti. Bir lider gelir elbet.

Lozan ve Atatürk Türkiye’sini bozmak için çıkartılan IŞİD’de biter o zamanlarda… Nasılsa Türkiye parçalandı..

Bütün bunları yaparken muhalefet? Aydınlar? Neredeler? 1950’den sonra neredelerse, 1980’de nerelere girdilerse oradalar… Atatürkçü olan Deniz Gezmiş (solculardan), tarihini bilmeyen günümüz ülkücülerine (Göktürkler’den bihaberler mesela)…

E siz hak ediyorsunuz ama.

Erdoğan’ın tek bir sözüne hak verdim; gelin CHP’yi müze yapalım demişti. Doğru, müze yapmak gerek. Bu büyük adamın kurduğu bu büyük partiyi bu hallere getiren ve köşe başlarını geçmişten günümüze tutarak parti gelişimini engelleyen dinazorların da başı ağrıyacak en başta!

İyi bok yediniz.

Kategori: Genel - Hayat - Politika