Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Şöyle bir düşünün; hangi işi tam yapıyoruz? İnsanlar için, sağlık için?

Glüten hassasiyetim (henüz Çölyak kadar kötü değilim) bulunana kadar senelerce; mide yanması, halsizlik, aşırı terleme, bağırsakların sancı ve burulması gibi sorunlarla uğraştım. Doktora gittiğimde mide yanması için gastrit, halsizlik için vitamin, bağırsaklar için düzenleyici, ter içinse; “terlemezsen anormal” demekle yetindiler.

Modern doktorlar şansını tükettikten sonra alternatif tıp demek istemediğim ancak tıpta farklı düşünen birine gittim ve glüten hasssasiyeti dedi. Buğday, arpa, çavdar, bulgur vs yemeyince düzelecek miydi her şey? Denedim, düzeldi. Tüm sorunlarım bitti.

Peki glüten yemeyen biri olarak Türkiye’de ve öğrenci olduğum Mağusa’da (Kıbrıs) nasıl sorunlar yaşıyorum? Muhtemelen bu sıkıntı ile boğuşanlar bilecektir…

Etkileri

Önce etkilerine kısaca bir değineyim. Arada kaçamak yapıp bir baklava yesek bir şey olmaz diye düşünenler olabilir. Yok efendim. Şimdi kalkıp bir yudum ekmek yersem 2 hafta boyunca;

  • Mide yanması,
  • Bağırsaklarda burulma (ishalde olduğu gibi ama ishal değilim),
  • Halsizlik,
  • Aşırı (gerçekten aşırı) terleme,
  • Bazende cildimde gerilme ve kepek vs…
  • Ayrıca önemsiz gibi durabilir ancak günde 2-3 litre su içseniz dahi, elleriniz kup kuru oluyor, rahatsız edici şekilde…

Yani bir yudum, en iyi ihtimalle 10, en kötü ihtimalle 20-30 gün acı çekmeme neden olabiliyor.

Tedavisi?

Tedavisi sıkıntılı. Aşılar, ilaçlar var deniyor. Henüz ülkemizde kesin bir tedavi yok.

Ancak bir püf noktası; glüten yediğinizi fark ettiğinzde yada yemeden önce “Redoxon”un C vitaminini alıyorum. Sabah ve akşam birer tane… Geçirmiyor ancak etkilerini hafifletiyor. Başka C vitaminleri bu derece etkili olmadı. Avrupa’da bir kaç C vitamini denemiştim, onlar etkili olmuştu ancak içeriğinden sanıyorum, denediklerimin arasında sadece redoxon etkileri hafifletti…

Geçelim “BİLİNÇSİZLİĞE”…

Yiyecek Problemi

Ekmek yasak, şöyle kaymaklı bir künefe yasak (ki diyetimi senede 1 künefe için bozuyorum), baklava yasak, hamburger yasak, makarna yasak, dürüm yasak…

Bunca yasak arasında öğrenciysen; arkadaşlarların 10-15 dakikalık ders aralarında dürüm yerken boynun bükük bir şekilde onları izlemekle yetinirsin.

1 Kap Yemek İçin Sağlığımı Tehlikeye Atan Bilinçsiz Esnaf

Sulu yemek gibi çeşitli seçenekler mevcut. Gittiğim yerlerde, “abi bak una alerjim var un veya çeşidi var mı? Sağlık meselesi” dememe rağmen; “yok yok, biz kullanmayız afiyetle ye” diyen para göz esnaf yüzünden neler çektim ben…

İçinde 3 çorba kaşığı un varmış ama… Çorbanda en fazla bir çay kaşığı un vardır ama…

İşte o bir çay kaşığı un, 2 hafta beni mahfediyor.

Dalgın ama Kendini Uyanık Sana Esnaf

Dönerciye gidiyorum. Lavaş yok, ekmek yok. Mağusa’daki dönercilerde “sade” pilav yok. Şehriyeli pilav yine sıkıntı. Peki ne yapacağız?

Patates, üstüne 1,5 döner. Diyorum ki “sadece patates ve döner olsun, ne ekmek ne lavaş hiçbir şey değmesin”. Ancak dalgınlıkla etin üstüne lavaş yada ekmek koyup getiriyorlar. Ekmeği al, kenara koy ve yemeğe başla…

Hooopp 2 hafta işkence. Çünkü aynı bıçakla normal ekmek kesip, glütensiz ekmeği kessen bile yine bulaşıyor. Yani evde karantina gerek. Kaplardan, reçele kadar glütenli ve glütensizler için ayrı olması şart…

Neyse, diyorum ki bakın alerjim var, böyle böyle istedim. Pardon deyip geri götürüyorlar. Bazı yerde suratlar ekşiyor, içerideki ustalar “yese ne olcak” tribine giriyor. Bazıları o kadar uyanık ki, ekmeği alıp; birazda tabağı tekrar düzenleyip (aynı demeyelim diye) geri yolluyorlar. Tabi 2 hafta tırmalıyoruz. Tabi bir daha oraya gitmek yok.

Zararsız Görünen Yiyecekler

Hadi ekmeği hazır aldık (Migros’ta, Kıbrıs’ta ta Lemar’da var) yada evde yaptık (Sinangil Glütensiz Un’un arkasında tarif var)… Sonrası yine sıkıntı. Zaten ömürboyu diyetteyiz, ekmeği aramam ama kahvaltıda şart.

Nestle chokella seviyor(d)um. Kahvaltıda yiyiyorum. Ara ara rahatsızlıklar oluyor. Delireceğim. Nereden geldi? Bir baktım, chokella’da var… TEBRİKLER! İYİ BOK YEDİNİZ! Artık bitti.

Eskişehirliyiz ya, Eti çikolata yiyoruz. Yine geliyor. Arkasına baktım; Allah’ın kakaosundan yapılma çikolatada da var… O da bitti.

Geçen sahlep içeyim dedim. Ülker’in hazır sahlepi. İçtim. Hafif hafif problem var. İçindekilere baktım, onda da var.

**

Yani böyle saçma salak şeylerin içinde glüten ve un bulabilirsiniz. Bal ve fındık ezmesine; Eskişehir’deysem Tanınmış Helvacı’nın tahin-pekmezine kaldım (adamlar glüten nede var nede yok biliyorlar, bu yüzden sağlamlar). Ayrıca kuru yemişlerde de çıkabiliyor. İçindekilere dikkat.

andıç: olurda bira ve votka içmek istersiniz, hayır efendim onlarda da var…

**

Peki Glüten’in Nedeni Nedir?

Bu olayı ilk kez duyanlar genelde “aa sen ekmek yiyemiyor musun?” diyor. Yiyorum, senin yediğinden değil, daha sağlıklı olanından. Baklava yok, dürüm yok, makarna yok ohoo diyorlar. Yahu kardeşim, bunların hiçbiri sağlıklı değil ki?

Meyve, sebze, et, patates, pirinç, mısır unundan yapılma şeyler yiyebiliyorum. Yediğim şeyler sağlıklı. Ayrıca makarna, ekmek, bisküvit gibi şeylerin “glütensiz” olanlarını raflarda görebilirsiniz.

Evde kendi yaptığım pizzanın da tadı başka (:

**

Peki nedir bu? Neden böyle bir şey var?

Modern insan 50 bin yaşında. 50 bin senedir doğal besleniyorduk. Doğada bulduklarımızı yiyiyorduk, onlardan bir şeyler yapıyorduk. Sanayi devrimiyle, özellikle son senelerdeki bilim ve teknolojinin gelişmesiyle; tohumların genetiğini değiştirmeye başladık. Böcekler, hastalıklar için daha güçlü olurken; doğallıklarını yitirdiler.

Bakın siyez buğdayı ilk buğdaylardan. 14 kromozomu var [1]. Ancak günümzüdeki buğdayların kromozom sayısı 42’ye kadar çıkmış durumda.

Bu tür “doğal” yada insan tarafından yapılan etkilerle evrimleşen buğdaylar tabi ki sıkıntılar çekmemize neden olacaktır.

**

Yapılması Gerekenler Yapacaklarım

Bu hastalıkla boğuşan ve gelecekte politikaya atılmak isteyen birisi olarak tabi ki çözümler mevcut.

Bilinçlendirme

Devlet eliyle gerekli izleti (video) ve kitapçıklar hazırlanmalı, lokantalara ve yiyecek fabrikalarına seminerler verilmeli ve bu işin ne kadar ciddi olduğu gösterilmelidir. Yani normal ekmeği tuttuktan sonra glütensiz ekmeği tutup servis yapmak bile sakıncalı olabilir. İnsanlar bu yüzden acı çekebilir. Bunları herkese anlatmak gerek.

Yemeklerde Alerji Yapabilecek Maddeleri

Sadece glüten değil, bunları araştırırken internette ve yakın çevremden çok farklı alerjileri gördüm. Örneğin birisinin çocuğunda bir sürü şeye alerji varken, AVM’de patates kızartması istemiş. İsmini vermek istemediğim bir hazır yemek zincirinden almışlar. Sonuçta patates değil mi? Soy, doğra, pişir, servis et… DEĞİL!

Hastahaneye kalkmış. Patateste hangi maddeler var, doktor soruyor ve cevap vermiyorlar. Gizli diyorlar. Sonunda olayın ölüm-kalım meselesi olması üzerine, müdürlerle falan konuşulup; patatesin üzerinde “kaplama maddeleri” olduğu anlaşılmış.

**

Olay bu kadar ciddi. Bu yüzden “öğün öğün” gereken analizler yaptırılmalı ve menüde, yemekleri servis ederken; hangi ürünlerde hangi alerji yapabilme olasılığı olan maddeler var anlatılmalı. Gerekirse hepsi renklendirilir (örnek: glüten sarı, laktoz beyaz vs) ve bu renkler menülerde ufak şekilde konulur.

Yani ben lokantaya gidiyorum (Fransızcasıyla restorant), et söylüyorum ancak terbiye ettikleri sosta “soya” olabilir. Bu bana sıkıntı çıkartabilir. Bilerek yada bilmeyerek farklı şeyler yiyoruz.

Alerji yapma, sıkıntı çıkartma olasılığı olan ürünleri herkes bildirmeli! HERKES! Ayrıca bazı yiyeceklerde yazmıyorlar, ancak glüten geldiği belli. Sadece glüten değil; soya, buğday, arpa gibi glüten olan maddeleri arıyorum. Normalde koyu şekilde belirtiliyor ancak bazı ufak üreticilerin bundan haberi olmadığından yazmayıp, yine 2 hafta sağlığıma zarar verdikleri oluyor.

Avrupa’da olsa tazminat açmak vardı, parası önemli değil; akılları başlarına gelsin diye ancak dediğim gibi BİLİNÇSİZ BİR ÜLKEYİZ!

***

Tarımda Devrim

Bu işin en önemli ayağı tarım ayağıdır. Türkiye’de glütensiz buğday olduğu söyleniyor. Taa Hititlerden kalma doğurgan buğdaylarımız var. Bazı çiftçiler bunları ekip biçiyor. Bu tohumlar tespit edilmeli, geliştirilmeli, BU TOHUMLAR İÇİN ÖZEL vitamin, mineral, gübre geliştirilmeli (genetiğini değiştirmemesi için) ve bunlardan ürünler yapmalıyız…

***

Kalkınma, ilerleme, gelişme böyle olur. GDO’lu ürünleri getirmekle değil; aksine insan sağlığını düşünmekle, dünyaya yeni ve sağlıklı ürünler yapmakla, tarım ve hayvancılıkta devrim yapmakla….

Ne diyeyim, siz bana çok çektirdiniz. GDO’lü ürünleri bu halka yedirenler, yalan söyleyenler, bilinçsizler…

E bunları bir düzeltmek gerek değil mi? Halkın sağlığınla oynayanlar özellikler, sizleri güzel yaptırımlar ve cezalar bekliyor. Bu halkın sağlığını yok sayarak hareket etmenizin elbet bir cezası olacak…

Görünen o ki, şimdilik bunlar serbest…

2030’a kadar… Benimle kalın.

Glüten hassasiyetine veya alerjisine (Çölyak) yakalananlara da tekrar geçmiş olsun. Neyse ki bilinçlenme başlıyor…

**

Dün, “ekstra proteinli” diye glütenli ürünleri pazara çıkartıp 2 katı fiyatla satanlar; bugün glütenin zaraını görünce, glütensiz ürünleri piyasaya çıkartıp “iki katı” fiyatla satmaya başladılar… Ne iki katı; benim yediğim makarna Mağusa’da 10 TL… Varın siz hesaplayın.

 

Kategori: Ekonomi - Genel