Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Kişisel blogların çoğunda, “hakkında” bölümü var ve herkes döktürmüş. Biliyorum çoğu o bölümü okumayacak. Bende Emre Çetin Kimdir? sayfasına çok kısa bir yazı yazdım.

Fakat anlatmak istediklerim var.
Tavsiye etmek istediklerim.
Açıklamak istediklerim.

E başlayalım… Mümkün olduğu kadar özet geçeceğim.

Emre Çetin dondurma

Kimim?

1989’da Eskişehir’de doğdum. Eskişehir ve Yılmaz Hoca (Büyükerşen) ile gurur duyarım, Eskişehirsporluyum. 1,5 yaşından itibaren Porsuk’un kenarında dedem, anneannem, annem ve dayım ile yaşadım.

Babam mühendis, annem yardımcı doçent idi fakat şimdi kendi ilaç firmasını kurdu.

Eskişehir’de Mehalat Ünügür ilk ve ortaokulunu ardından Tayfur Bayar Lisesi’ni (eski Gazi Lisesi) bitirdim. Sayısal bölüm gibi bir yanlış yaptım.

14 kadar programlama dilinde kod yazabildiğim, daha önce blog ve Tarcanbot gibi projeler yaptığım için Doğu Akdeniz Üniversitesi, bilgisayar mühendisliği bölümüne girdim. Bir kaç sene okuduktan sonra hayalimin bu olmadığını anlayıp “uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümüne” geçtim.

 

Saatlerce Konuşabileceğim Konular

  • Zen
  • Politika
  • Tasarım
  • Apple
  • Steve Jobs

İlgilendiklerim

  • Markalaşma
  • Beden dili
  • Psikolojik savaş
  • Propaganda
  • Göktürkler

Yüzmeye bayılırım! Yazı sanatı (kaligrafi) ile ilgileniyorum; Göktürkçe damgaları (harf) çiziyorum. Örnek;

göktürkçe el yazısı kaligrafi

 

Hayatlarını İncik Cincik Ettiğim İnsanlar

  • Atatürk
  • Steve Jobs
  • Yılmaz Büyükerşen
  • Vladimir Putin

 

Yapabildiklerim

Programlama

HTML+CSS+Javascript üçlüsünü bu siteyi tasarlayabilecek kadar biliyorum.

Üzerine Tarcanbot başta olmak üzere 3-4 kadar blog (tamamen bana ait), bazı projeler (nickmatör, tararşiv vs gibi eski ve amatörce projeler) yapabilecek kadar PHP, ayrıca veritabanı için MYSQL biliyorum.

Başta bu blogta olan görselleri tasarlayabilecek kadar GIMP (ki normalde grafikten anlamazdım).

Linuxu sevdiğim için python, bash gibi programlar. İlk zamanlardan kalma QBasic, Pascal ve Delphi 7 (ne zamanlardı), asp vs…

Ancak hepsi geride kaldı… Şimdi HTML+CSS+Javascript ve PHP…

Spor

3,5 sene Anadolu Üniversitesi yüzme klübünde yüzdüm ve lise takımında 1 bireysen, 3 takım madalyası aldım. Okulu bitirip, düzenli olarak yüzmeye başlamak için sabırsızlanıyorum. Kıbrıs’ta düzenli yüzme problem.

Geçmişte tenise gittim ama fazlasıyla unutmuşum.

Ortaokulda voleybol maceralarım oldu.

Okçulukla uğraştım, ta ki kolumdaki lifi zedeleyip her şeyi iptal edene kadar.

Spor mu bilmem, üniversitenin dans topluluğundaydım. Her şey güzeldi de, dans adamı değilim onu anladım.

Sanat

Dedemlerin evine bateri alabilecek kadar işler ilginçleşti. Gitar ve keman dersleri aldım ancak her şeyden çabuk sıkılıyorum.

 

emre çetin

tabi ki günlük yaşantımda böyle değilim, Kıbrıs’ta Cadılar Bayramı için Nuri Alço olmuştum. Sanıyorum 2010 civarındaydı, benden sonra bol bol Nuri Alço’lar çoğaldı.

Günlük Yaşamda Ben

Kolay olması açısından şöyle tarif edeyim; facebook’ta birileri bir şey sormak yada fikrimi almak için mesaj atıyor ve her defasında “merhaba, nasılsın” diye cümleler kuruyor. Fakat sinir olurum. Ne istiyorsan gel, söyle, sor; görünce yanıtlayayım.

Bu kadar sade, bu kadar direkt insanım. Düşüncelerimi kimseden saklamam.

Nerede Yaşarım

Eskişehir doğumluyum, İstanbul’da yaşıyorum, Gazimağusa’da (Kıbrıs) okuyorum (Doğu Akdeniz Üniversitesi).

Ne Yerim

Glüten alerjim var. Unlu bir şeyler yiyemiyorum : makarna, ekmek, künefe, hamburger, pizza vs…  Çoğu insan garip görse ve yaşanamaz diye düşünsede daha sağlıklı yaşıyorum. Vegan olarak yaşadığımdan bu yana her türlü hayvansal gıdayı reddediyorum. Meyve, sevze, tahıl, baklagil ve kuruyemiş ile yoluma devam ediyorum. Çikolata, cips, abur cuburların neredeyse tamamında un olduğundan yasak.

(düzeltme: veganlar bir süredir seyrek gidiyor, 2 yıl katı glüten ve 1 yıl katı vegan diyetinden sonra vücudum biraz rahatladı, ben de özlediğim tatlara geri döndüm. Öğrenci haliyle zor olan durumu biraz esnettim ancak tez zamanda, özellikle düzenli hayata geçince geri döneceğim)

Yaşamımda da gittikçe minimalizmi uygulamaya çalıştığımdan; cips, kola, abur cubur (yiyebildiğim kadarıyla) alırken diyorum ki bu gerekli mi? Onların yerine fındık, kuru üzüm, fıstık vs alıyorum. Daha sağlıklı.

Her şey bir kenara, künefeyi inanılmaz şekilde seviyorum. Senede 1 (yazın) Eskişehir’de Amca Bey künefede bozuyorum glüten diyetini. Oradan iyi yapan yeri bulamadım. Diyet gidince, 3 hafta işkence çekiyorum ama değer.

Ne İçerim?

Kahvaltı ve akşam yemeğinden sonra Türk kahvesi (şekersiz) alışkanlığım oldu. Evde bolca yeşil çay var, arada kahve içiyorum, yazın soğuk çay içiyordum ancak çok şekerli gelmeye başladı.

Haftada 3 kere maden suyu içmeye çalışıyorum.

Rakı, viski, şarap severim; geri kalanını sevmem.

Şarap yanında kızarmış hellim, badem, biberli yeşil zeytin isterim. Viskiyi sek içerim. Rakı için en az 7-8 meze olacak, düzgün ortam olacak, güzel müzik olacak.

Ancak alkol zararlıdır, uyarımı yapayım. Her gün içmem, sosyal içiciyim. Arkadaşlarla bir araya gelince, ayda 1-2 ancak içerim.

Ne Dinlerim?

Çalgısal müzik (enstrümantal) seviyorum. Hüsnü Şenlendirici sanırım en sevdiğim sanatçı (yeni albümünü iTunes üzerinden aldım). En sevdiğim parça için Take Five diyebilirim. Sıla, Funda Arar gibi sanatçıları seviyorum.

Youtube kanalımda liste yaptım : Sakin Müzikler, Şarap Müzikleri.

Genelde buradakileri dinliyorum. Fakat sanatçıların akustik çekimlerini (Sıla’nın mesela) youtube üzerinden dinlerim. Bunların dışında Tuva Türklerinin gırtlak müziği diye geçen parçalarını dinlerim, 2-3 saatlik meditasyon müzikleri vardır arşivimde, doğa seslerini içeren liste vardır.

Uyku tutmazsa bunları açıp uyurum. İşte örnek;

Fakat ilginçtir müzik zevkim. Zeybeği sevdiğim için zeybek müzikleri dinlerim, Vivaldi’yi severim, danstan kalma bir kaç parçayıda dinliyorum (baçata parçaları)…

 

Kişiselleşelim?

Çevremde çok fazla insan tutmayı sevmiyorum. Bunu da başaramadım. İstiyor muyum bilemem. Şehir küçük olunca dakika başı görüp selamlaştığımız insanlar var ama durup şapşup öpüşmeyi, zoraki “nasılsın, nasıl gidiyor” cümleleri kurmayı sevmiyorum.

Hayatımda 7/24 yaşayacağım 2 en fazla 3 insan olmalı (aile hariç). Birbirimize karşı tam güven, sonsuz sadakât (ağızlar sıkı olmalı) ve destekleyici olmak gerek. Büyük amaçlar için teşvik edici olmak gerek.

Sakinlik ve huzuru seviyorum. Hayatı yaşadığını sananlar gece 2’de yatıp, sabah 10’da kalkar. Fakat hayatı gerçekten yaşayanlar güneşin doğumuyla birlikte doğanın tadını alır ve huzuru yakalar. Böyle düşünüyorum.

Kadınlar…

Herhalde en kişisel alan bu. Beklentilerimi asla düşürmedim bu konuda. Kadın cesur olmalı, kültürlü olmalı, kendine güvenmeli vs.. Bunları sıralayabilirim. Fakat kestirmeden gideyim: sevdiğim konular yani tasarım, Steve Jobs, Zen, insan ilişkileri, politika gibi konularda anlaşabileceğim bir kadın istedim.

Hepsinden önemlisi günümüzdeki gibi saçma sapan programlar izleyip, milletin dedikodusunu yapan değil; olayların ve gündemin farkında olan, bir “davası” yani bir amacı ve değerleri olan kadınlardır ilgi alanımda olanlar. Biliyorum, özellikle ülkemizde çok yok bu kadınlardan. Fakat böyle bir kadının “peşinde koşarak” ömür tüketmenin, diğer türlü bir evlilikten daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Kimisi çapkın olmaya çalışır. Fakat abazalaşır. Günde en fazla kaç saat sevişeceksin? 1 saat? En fazla. Peki geri kalan 23 saat ne olacak? 1 saatlik zevk için kadına seviyor rolü yapıp, ilişki başlatmak saçma geliyor. Bazı şeyler dikkatle seçilmeli. Ne kadının hayatını, ne kendi hayatını zehir etmeye gerek yok.

 

 

İlginçlikler

İnsanlığın evrim süreci ve topluma etkisini çok seviyorum. Beyinler çağdaş olsada duygular ve içgüdüler ilkel. Bu yüzden bazı şeyleri ancak tarihsel gelişimle açıklayabiliriz. Mesela bir çok insan kadınların neden detaycı olduğunu, erkeklerin neden odaklanma konusunda uzmanlaştığını bilmezken; ben olayın mağara dönemine kadar gittiğini ve neden öyle olduğunu biliyorum. Bazıları “beyin kıvrımları bu yönde geliştiği için” dese de; kadınlar mağarada kalıp civardaki meyve-sebzeleri topluyordu, erkekler ise aletler yapıp avına odaklanıyordu. Temelde buradan geliyor.

Hayatımda öğrendiğim her bilgiyi birleştirip kullanmaya çalıştım. Beden dili, psikoloji, insan ilişkileri gibi şeyleri birleştirdim; politika, markalaşma, propaganda konusunda kullanıyorum. Bunları, bilgisayar bilgimin üzerine oturtmaya çalışıyorum. Ufak tefekte olsa uygulama şansı bulduğum yerler var ve buralarda uygulayarak öğreniyorum.

**

Hayatımı değiştiren kişi annemdir. Çok farklı şeyleri öğretti, O’nun sayesinde bir sürü şey öğrendim. Fakat annemin bir noktaya kadar getirdiği yerden, yine annemin iPhone’u sayesinde tanıştığım Apple ve ardındaki deha Steve Jobs her şeyi değiştirdi.

Büyük hayaller kurmamı, büyük düşünmemi, etraftaki insanları fazla umursamamı öğretti.

Putin’den liderliği, Yılmaz Hoca’dan zor durumda kurtulmayı öğrendim. Fakat Steve Jobs ile birlikte ayrıntılara dikkat etmeyi, imkansızı istemeyi, Zen’i, doğa ve teknolojiyi birleştirmeyi öğrendim.

 

Düşüncelerim

Her insanın dünyayı değiştirme potansiyeli varken; imkansız kelimesine fazlasıyla takılarak, toplumun kurallarını fazlasıyla umursayarak her şeyi batırıyoruz. Çoğu insan “dünyayı değiştirmenin” çok zor olduğunu düşünür. Milyarlarca dolar para, büyük ordular vs gereklidir onlara göre. Oysa bir kişinin hayatını ve düşüncelerini değiştirirseniz, daha büyük düşünmesini sağlarsanız, değişim başlamıştır.

2030’da politikaya temiz bir sicil ve herkesi kapsayacak ve bütün ezberleri bozacak şekilde gireceim. Sol, sağ gibi kalıplardan çıkartacağım insanları. Çocuklar için daha iyi bir dünya inşa edeceğiz.

Okul

Bana göre mevcut sistemi; kopya ve ezberci öğrenciler yetiştiren iğrenç bir sistemden başka bir şey değil. Çok büyük değişimler gerek. Öyle değişimler ki; Orta Doğu’ya, Avrupa’ya ve 3. dünya ülkelerine örnek olacak, model olacak şekilde…

Kadının Yeri

Türk kadını cesurdu, at kullanırdı, savaşırdı… Kadınlarımız böyle olmalı. Etrafımızdaki her şey kadınların eseridir. Direkt yada dolaylı. O halde kadınları geliştirmek, her şeyi geliştirmek demektir.

 

Zen ve Minimalizm

Zen ve minimalizm hayatımın önemli bölümüne etki etti ve giderek her yanımı sarıyor.

Fazlalık yapan ve gereksiz her şeyden kurtulmak istiyorum. Kısmen başardım. 2 günde bir traş olmaktan, dışarı çıkmadan önce en az 3-4 dakika “ne giysem” diye düşünmekten ve sonraki 3-4 dakika deneyip oldu mu demekten ve bir sürü gereksiz eşyadan kurtulmam gerek.

Zen ise başka bir şeydir. Anlatabileceğim bir şey değil. Yemek yedikten sonra bulaşıkları yıkamaktır Zen. Her yerdedir ve hiçbir yerdedir. Zen’i anlamak istersen; yazıyı oluşturanın kalemin izi olduğunu değil, boşluklar olduğunu anlayacaksın.

Ancak minimalizm yani Türkçesiyle sadeciliği açıklamak kolaydır. Az, çoktur. Sadelik, karmaşıklığın doruk noktasıdır / çözümlenmiş halidir. Ancak sadelik, basitlik değil! Yani kaliteyi aynı tutarak, sadeleştirmektir. Kolaylaştırmaktır. Düzendir…

Gereksiz her şeyi eleyerek, sadece gerekli olanların yaşamasına fırsat sunmaktır.

Size de öneriyorum….

 

Olmazsa Olmazlarım

Bilgisayarda

Tarayıcı için Chrome Brwoser, programlama için Sublime Text Editor, izletiler için VLC Player, grafik için GIMP, ftp için FileZilla.

Robot değilim, oyun oynuyor(d)um. Genelde yönetim ve politika ile ilgili olan Civilization, Tropico, Democracy oynuyordum ancak artık fazla oynamıyorum. Kafa dağıtmak için ara ara Word of Tanks’ı oynuyorum.

Birde politik olaylar ve çeşitli mevzular için normalde bulamayacağınız ancak Deep Web’de bulabileceğiniz materyaller için Tor Browser. Yalnız uyarayım, ne kadar temizlense de abuk subuk şeyler hâlâ mevcut.

Telefonda

Whatsapp gibi temel uygulamaları anlatmaya gerek yok. Bu yüzden;

  • WordPress (sitenin gidişatı ve istatistikler için)
  • Fancy (çok güzel ürünler oluyor)
  • Stepz (kaç adım attım? En az 10 bin adım!)
  • Sesli Sözlük
  • Forex Mobile (borsa)
  • Light Go (Go oyunu)
  • Super 4096 (bir ara hastasıydım)
  • Trip Advisor (nerede ne var)
  • Mondly’nin Almanca ve Rusça öğrenme uygulamaları
  • Haberler için : SputnikNews, Euro News, BBC News, RT News, Haber KKTC

 

Günlük Hayatta

Bilgisayar ve telefonum bütün politik olaylar ve gündem için önemli. Ayrıca site, araştırmalar vs için gerek (maalesef).

Kitaplarım. Başucu kitabım 3 tane dedim ancak bir sürü şey öğrendiğim bir sürü kitap var. İstanbul-Eskişehir-Kıbrıs’a dağılmış durumda. Okul bitsede, biran önce kitaplık yapsam diye düşünüyorum. Yinede okumadıklarım var, en kısa zamanda bitirmek dileğiyle.

Düşündüm de başka bir şey çokta vazgeçilmez değil gibi. Deodorant ve parfüm önemli tabi. Onun dışında her şey vazgeçilebilir gibi geldi.

 

Önerdiklerim

Dizi

  • House of Cards
  • Borgen
  • Breaking Bad
  • Mad Men
  • South Park
  • How I Met Your Mother

 

Film

God Father, Matrix, Inception, Forrest Gump, Star Wars gibi kült filmler var tabi ki… Fakat gerçekten sevdiklerim, önerdiklerim? İzlemediyseniz izleyin kardeşim dediklerim? Yazıyorum. Esas isimlerinin yazıyorum, Türkçelerini bulursunuz.

  • Fight Club
  • Schindler’s List
  • Ağır Roman
  • jObs
  • Baraka (belgesel mükemmel)
  • Samsara (aynı yapım, belgesel)
  • Truman Show
  • I am Legend
  • Scent of a Woman
  • Catch Me If You Can
  • The Sixth Sense
  • Downfall (der Untergang)
  • Frost Nixon
  • Conspiracy (2001)

 

Kitap

Aslında daha çok var ancak hangi birini nasıl ekleyeceğimi şaşırdım. En sevdiklerimi veriyorum. Başucu kitabım şu 3 tanesidir:

başucu kitaplarım, kitap önerisi

 

Geri kalanlar:

Politika

  • Ahmet Taner Kışlalı – Siyaset Bilimi *
  • Yılmaz Büyükerşen Zamanı Durduran Saat *
  • Alfa Yayıncılık – Siyaset Kitabı *
  • Machiavelli – Prens (Hükümdar diye geçebiliyor) *
  • Machiavelli – Söylevler *
  • Tayyar Arı – Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika *
  • Seçme Yazılar – Politika ve Askeri Savaş Sanatı (1 ve 2) *
  • Mark Neocleous – Faşizm
  • Karl Marx & Friederich Engles – Komünist Parti Manifesto
  • Yordam Kitap – Siyaset Bilimi *
  • Jane Caplan – Hitler Almanyası
  • Diplomasi – Kissinger
  • Siyaset ve Küresel Siyaset Kitapları (Heywood) *İngilizcesini tavsiye ederim.
  • Günlükler (Kazım Karabekir) *
  • Umudun Cesareti (Barack Obama) *
  • Hitler Hubris (Ian Kershaw) *
  • Atatürk ve Diploması + Atatürk ve Siyaset. Truva yayıncılık

Diğerleri:

  • Robert Greene’in İktidar Sahibi Olmanın 48 Yasası var, mükemmeldir !
  • Dikkat Vücudunuz Konuşuyor (Ahmet Şerif İzgören) *
  • Sen Bir Markasın (Catherine Kaputa), *
  • Marka Yaratmanın 22 Kuralı (yazarı unuttum ama MediaCat yayınevinden)
  • İnsan İlişkilerinde Nasıl Çok Başarılı Olursunuz (Leil Lowndes) *
  • Oyun (Neil Strauss) [Erkekler için]
  • Steve Jobs’ın biyografisi (Walter Isaac) *
  • Starbucks (Howard Schultz) *
  • Onward (Howard Schultz) *

Kaydet

Kategori: Genel