Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Blogu ilk yayınladığımda, ders notlarını sadeleştirip paylaşmayı planlamıştım. Eh bu amaca uygun olarak davranayım biraz. Avrupa Birliği ile ilgili bir quiz var ve ders notlarımı yayınlayayım (laf aramızda, bloga yazarak çalışınca daha iyi anlıyorum).

Andıç: Bilgiler kesin doğru mu? Olmayabilir. Özetlerden, anladıklarımı aktarıyorum. Hatta mümkün olduğu kadar sadeleştirmeye çalışıyorum. Eksik ya da yanlış olabilir. Üstelik Türkçe terim konusunda sıkıntı olabilir. Böyle yanlışları düzelterek doğrusunu öğretmen için lütfe mail atın: emrecetinblog.com@gmail.com

**

Avrupa’nın tarihi savaşlarla ve çekişmelerle doludur. Bunları önlemek için çeşitli adımlar atılmıştır. Özellikle 1945’ten sonra (İkinci Dünya Savaşı), Avrupa’da barış için birliktelik arayışları başlamıştı. Amerika, 1945 sonrası dönemde komünizm (SSCB) tehlikesi yüzünden Avrupa’ya yardım etmiş ve bu süreçte liberal görüşün savunduğu ” eğer iki ülke ekonomik ilişkilere sahipse birbiriyle savaşmaz” mantığıyla bir birliktelik ve çıkarlara dayalı anlayış başladı.

Tabi Amerika bu süreçte doları yaygınlaştırdı, süper güç haline gelmeye başladı vs. Fakat ayrı konu.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra yeni anlayış ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler, uluslarası hukuk, uluslararası ilişkiler, küreselleşme gibi kavramlar ki bunlara bağlı olarak “insan hakları”, soykırım vs gibi suçların yasaklanması ve gizli antlaşmaların (bknz Osmanlı için imzalananlar) yasaklanması hep 1945 döneminden sonradır.

 

Avrupa Birliği Süreci

1948’de imzalanan Brüksel antlaşması; Benelüx (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) ve Fransa, İngiltere arasında imzalanan ve komünist tehdit ile 2. Dünya Savaşı sonrası barışı ve güvenliği sağlama antlaşmasıdır.

2. Dünya Savaşı’nda en çok çelik (tank, tüfek vs için) ve taşıma, sanayi için kömür ihtiyacı vardı. Yani bu kaynaklar çok önemliydi. Bu yüzden 1948 Paris Antlaşması ile Benelüks devletleri, Fransa, İtalya ve Batı Almanya Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunu kurdu.

**

Ancak tek market (single market) için gelelim bizim bölümümüze;

1957-1958 Roma Antlaşması : Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (malum Japonya olayı), ve daha önemlisi (konumuzla ilgili olanı) Avrupa Ekonomi Topluluğu; Benelüks, Batı Almanya, İtalya ve Fransa ile imzalanan antlaşmayla oluşturuldu.

1957 imzalanma, 1958 yürürlülüğe girmedir.

Buralara tekrar geleceğiz.

**

Amaç?

Ekonomik bütünleşme (evet 2 kelime).

1960’larda Gümrük Birliği (Türkiye’de parçasıdır), 1970’lerde ortak ekonomik politika ve kur kararlılığı, 1980’lerde ise tek market altında birleşme yoluna gitmiştir.

1957/58 Roma Antlaşması,
1986/87 Tek Avrupa Senedi (çok ilginç, act senetmiş, Single Europe Act orjinal başlığı)
1965/67’deki Birleşme Antlaşması (İngilizcesiyle Merger Treaty ama tam Türkçesiyle Füzyon Antlaşması???)

Önemli dönüm noktalarıdır.

 

Ekonomik Bütünlüğe Giden Adımlar

Maalesef Türkçe kaynaklar sıkıntılı, ancak yazıyı yazmamın nedeni bu durumu biraz olsun giderebilmek.

1985’de Avrupa Birliği komisyon raporu olan Cockfield White Paper tam ismi ancak Türkçesiyle Cockfield (soyisimleri) Beyaz Kitabında (devlet kuruluşunun yayınladığı detaylı rapor); market bütünlüğü için bazı adımların atılması gerektiği açıklanmış. Peki nedir bu adımlar?

  1. İnsanların serbest dolaşımı
  2. Ürünlerin serbest dolaşımı
  3. Hizmetlerin serbest dolaşımı
  4. Paranın serbest dolaşımı

Tabi bunlar Avrupa içinde. Yani diyor ki; eğer birlik olacaksak ve market bütünlüğü sağlanacaksa bu 4 maddede serbest dolaşım olması gerek. İnsanlar, üretilen ürünler, verilen hizmetler ve para…

Ancak şöyle bir sıkıntı ortaya çıkıyor; bunları yapmak için bazı şeylerin çözülmesi lazım. Bu sorunlar 3 başlıkta toplanıyor:

  1. Fiziksel Sorun
  2. Mali Sorun
  3. Teknik Sorun

Bu engeller nedir? Şöyle savaşlarla, etkileşimlerle geçmişi olan kıta ülkelerinin birden günümüze gelmesi. Nasıl olacak bu? Amaç yukarıdaki 4 adımı atmak ancak bu süreçte 3 engel karşımıza çıkıyor. Bunlara bakacağız.

**

1- Fiziksel Sorun

Avrupa Birliğinin öncesini düşünmek gerek. Diğer bölgeler gibiydi. Örneğin Türkiye’den Gürcistan’a gitseniz orada gümrük var, sınır var. Oradan Azerbaycan’a geçerseniz aynı şekilde sınır, gümrük vs. Bakü’den atla Türkmenistan’a hoop yine sınır, kontrol vs. Özbekistan, Tacikistan, Çin… Hepsinde sınırlar var.

Avrupa’da böyleydi. Ülkeler arasında sınırlar vardı, vergiler alınıyordu.

Ülkeler sınırları ve vergi noktalarını ister çünkü insan hareketlerini denetleme imkânı bulur (elini kolunu sallayan giremez), ayrıca bu ürünler vs sokulurken kayıt alınır vergi alınır.

Peki bunu nasıl kaldıracaksınız? Vergilendirme bölümünü geçin özellikle güvenlik nasıl sağlanacak?

**

Güvenlik

Sınırların olduğu, kontrolün olduğu bir Avrupa’dan sınırların olmadığı Avrupa’ya geçiş demek; uyuşturucu trafiği ve teröristlerin özgürce dolaşacağı bir Avrupa demek.

Buna çözüm olarak 1993’te üye devletler anlaşarak EUROPOL kurdular. Avrupa’da göçmenlik, suçlu iadesi, irtica gibi olaylardan tutun; organize suç, terörle mücadele gibi konulara müdahale etmek için polis güçlerinin işbirliğini destekler.

Amacı: Teröristleri, göçmenleri, uyuşturucuyu AB içinde engellemek değil, daha AB’ye girmeden önce kontrol altına almaktır (içeride müdahale zorlaşır).

Şengen (1985/1995)

Tamam hadi güvenlik sorunu aşıldı. Peki bu sınırlar ne olacak?

1984’te Fransa, Almanya ve Benelüks ülkeleri arasında sınır kontrolü kaldırıldı. Nedir bu Benelüks Benelüks derseniz; kırmızı Belçika (Belgium), Hollanda (Netharlands) ve Lüksemburg (Luxemburg) ve maviler Almanya (sağ), Fransa (sol).

**

1995’te mi?

İngiltere ve İrlanda hariç AB ülkelerinde sınırlar ve kontrol kalktı. Havalimanı, AB vatandaşı olmayan ülkeler, mültecilik gibi çeşitli alanlarda düzenlemelerle genişletildi.

 

2 Mali Sorun

Katma değer vergisi, dolaylı vergiler çeşitli sorunlar yarattı. Örneğin Lüksemburg’ta %12 olan vergi, Danimarka’da %22.

Ayrıca Danimarka, gibi ülkede sigara vergileri 6 kata kadar çıkabiliyordu. Haliyle Danimarka, İrlanda, İspanya, Fransa’da farklı; Yunanistan, Malta vs’de farklı sigara ve alkol fiyatı ortaya çıkıyor haliyle.

Örneğin Kıbrıs’ta sigara ve alkol ucuz (Jack Daniels 50tl, Türkiye’de 160-170’lerde sanırım), haliyle Türkiye’den buraya gelip alanlar ve hatta bunları bölüp, millete vererek Türkiye’ye sokup satanlar var. Adam 50’ye alıp 130’a mekanlara satsa, 10 şişede 800tl kâr. Ki 20 şişeden adamları gördüm. Ancak dövlet uyuyor.. Neyse.

Tek Avrupa Senedi

Tek Avrupa Yasası dense daha mı iyi olurdu acaba? Act?? Neyse.

Bu tür dengesizlikleri, devletlerin birbirlerinin ürünlerine karşı (yerel üreticiyi korumak için) çeşitli zorlukların çıkartılması vs gibi durumları engellemek için SEA (Single Europe Act-Tek Avrupa Senedi) üzerinde çalışıldı ve Roma (1958) antlaşmasından sonra önemli bir adımdı.

Ticaretin (ürünlerin, hizmetlerin) serbestçe Avrupa Birliği içinde dolaşması gerekiyordu. Ortak/tek market için bu önemliydi. Haliyle bir çözüm arayışına gittiler. Bu çözümle geldiler.

Vergilere vs düzenleme getirildi ve dolaylı kısıtlamalar engellenmeye çalıştı.

 

Cassis de Dijon

Yine Türkçesi yok ve bunu buraya eklemem gerek. Böyle bir dava oldu. Bu dava sonucunda eğer AB standartlarını karşılıyorsa; AB üyesi ülkeler, diğer AB üyesi ülkelerin mallarını almak zorundaydı. Sonuç buydu. Yani uğraştırma, çeşitli zorluklar çıkartmak rafa kaldırıldı. Peki bu olay nedir?

Kaynak, İngilizce, AB üzerinden 

Almanya’da (Köln) kayıtlı olan bir firma, 1976’da Alman mahkemesine, dışalım (ithalat) yetkisi için başvuruyor. Getirmek istediği, “Cassis de Dijon” isimli ve %15-20 arası alkolü olan bir likör.  Fakat neden olduğunu anlayamadığım şekilde Almanya’da likörün satışının %32 olması gerekiyormuş. Detaylar detaylar (bilmem neyin bilmem kaçıncı maddesine göre vs).

Bu konuyla ilgili sorular soruluyor. Diyor ki EEC (Roma) Antlaşmasının 30 maddesinden ne haber diyor. Madde 30 şunu diyor [1]  (antlaşmanın Türkçesi)(kısaca): üye devlet arasında miktar kısıtlamaları ve eş etkili vergiler kaldırılacak.

Ayrıca madde 37’ye gönderme yapılarak diyor ki; likörde bu tarz alkol kısıtlaması, yine Roma antlaşmasına aykırıdır.

**

Sonuç olarak bu dava, sorunların çözümüne ışık tutuyor ve AB standartlarını sağladığı sürece üye ülkeler, diğer üye ülkelerin mallarını alıyor (sıkıntı çıkartamaz, sınırlandırma getiremez, eş vergi koyamaz).

 

3 Teknik Sorun

EEC (Avrupa Ekonomik Topluluğu), teknik düzenleme ve standartlar için uğraşmıştır. Bunlar güvenlik, sağlık, çevre, tüketici standartlarını koruma gibi konulardadır.

AET/EEC’nin bu adımları, teknik sorunları/egelleri aşmarak Avrupa Topluluğu (EC-European Community) hedefine doğru yol almaktır.

Teknik sorunların aşarken kullanılan süreçler neydi?

1) Cassis De Dijon Davası – 1979

Yukarıda da anlattığım üzere; üye ülkeler diğer üye ülkelerin ürünlerini AB standartlarına uygun olduğu sürece almakla yükümlüdür. Ayrıca gümrük dışı engeller çıkartamaz (bürokratik engeller vs).

2) Çok Bilgi – 1983

Yapay başlık oldu gerçi ama diyor ki; eğer üye ülke ulusal bir düzenlemeyi uygulayacaksa önce komisyona bildirmeli ve taraflara (diğer üye ülkelere), bu düzenlemenin herhangi bir engel çıkartacağına ilişkin cevap hakkı için 3 ay bekemelidir.

3) Cockfield Beyaz Kitabı (Detaylı Raporu)

Bu beyaz kitap, teknik konuda yeni bir yaklaşım getirmiş. Komisyonun her kural ve düzenlemede çalışması yerine AB Bakanlar Konseyi, genel yükümlülükler ve detaylı şartnameleri halihazırda bulunan kurumlar üzerinden hazırlayabilirmiş.

Yani öyle bir paragraf yazmış ki yazar… (John McCormick-European Union Politics). Çokta şey yapmaya gerek yok…

***

Sonuç Olarak

Yukarıdaki 3 madde, bürokratik ve politik zorlukları ortadan kaldırarak Avrupa Topluluğuna ve sonrasında Avrupa Birliği’ne giden yolu açmıştır.

Fiziksel, mali ve teknik sorunlar aşılarak adım adım bu günlere geldik. Bunları aşarak; para, insan, ürün ve hizmetlerin Avrupa Birliği içinde serbestçe dolaşması sağlandı.

Ayrıca doktor, dişçi, hemşire, eczacı ve kütüphaneci, mimar, mühendis gibi eğitimleri veren kuruluşlara standartlar getirdiler (yaa… birde bizdeki eğitimlere bakalım).

Ancak işsizlik sorununu çözemedikleri ve işçi sendikalarının zayıflığını da yazarımız not ettirtmiş.

**

SEA (Tek Avrupa Senedi), Paris ve Roma antlaşmalarından sonraki en kökten harekettir.

Bütün bunların sonucunda 1993’ten sonra AB vatandaşları, AB üyesi ülkeler içinde rahatça dolaşmakta, banka hesabı açtırmakta, mülk alıp satmakta, her yerde özgürce çalışmaktadır.

Ekonomik uyum süreci Avrupa Birliği Ekonomik topluluğu (EEC) ile başlamıştır. Amacı, yukarıda gördüğünüz şekilde ticaret için sorunları ve engelleri aşmaktır. İnsan, hizmet, ürün ve paranın serbest dolaşımını sağlamaktır.

Büyük ölçüde başarılı olsalar da (haliyle) halen sürmekte olan sıkıntılar (vergi gibi) mevcut. Fakat Avrupa Birliğinin anayasası olan antlaşmaların ortaya çıkış süreci özellikle günümüzde oldukça sancılı.

-Son-

 

Tam çizelge: