Bu aralar biraz yoğun süreçten geçiyorum. Yılbaşından sonra rahatlayacağımı düşünüyorum.

Ayrıca bugünlerde (yine) bir saldırı var. Sağda solda blogu “zararlı içerik” vs diyerek şikayet ediyorlar. Daha önce de yapılmıştı ve antivirüs firmalarına mesaj atarak kaldırtmıştım. Eğer böyle bir şey ile karşılaşırsanız lütfen bildiriniz. 2 bine yaklaşan günlük görüntülenme yarı yarıya düşmüş durumda.

**

Gelelim konumuza. Atatürkçülük mü Kemalizm mi? Ne yazık ki televizyonda çok değer verdiğim yazar ve bilim insanlarının dahi Kemalizm dediklerine şahit oldum. Tabi bu öyle bıçak sırtı bir konu ki…

1930’ların başına baktığımızda “Kemalizm” sözcüklerini göreceğiz. Yani yeni icat olunan bir şey değil. Ve hatta bazı konularda sevsem de, bazı yazıların gerçekten ucunun bucağının kaçtığını düşündüğüm ama günümüzde 3-5 araştırmacı ve Atatürkçü yazardan birisi olarak okuyup takip ettiğim Sinan Meydan’ın yazısı, Güncel Meydan websitesinde [1], 1954 ve 1980’den sonra bir “dogma” haline getirilip, Atatürkçü dediğini yazmıştı.

Yukarıda yazıyı okursanız, aranızdan bir çoğu “Atatürkçülük ne pislik bir şeymiş ya, ben de Kemalistim” diyebilirsiniz.

Ne yazık ki bunun tam tersi olduğunu düşünüyorum. MSN döneminde ve hatta Facebook’un ülkemize girdiği ilk yıllarda “slm nbr cnm” şeklinde yazıyordu. Daha hızlıydı, daha kısaydı. Ben delikanlı bir ergen iken, bir ağabeyim bana bunun yanlış olduğunu, düzgün kullanmam gerektiğini ve insanların bakış açısı ile ilgili öğütlerini anlattı. Tabi düzeltmeye başladım, sevdiğim birisiydi.

Yaklaşık 10-12 yıl sonra, birisi bana “evt ya çk güldm” falan yazınca genelde çok kısa cevap veriyorum. Batıyor. Bunu da geçtim, tanıtı (tabela) kirliliği ile ilgili “tanıtılarda yabancı dil kirliliği (Eskişehir örneği)“, “Türkiye çoktan sömürge oldu, tanıtı kirliliği“, “Türkiye kültürel olarak bir sömürgedir” gibi bir çok konu yazmıştım.

Uzun yıllardır, elimden geldiği kadarıyla Türkçenin Diriliş Hareketi destekçisi olmaya, yaymaya çalışıyorum. Çünkü kon sözcüğünden türeme konum varken, İngilizce lokeyşın (location) sözcüğünü alıp “lokasyon” demek; “uygulama” sözcüğü varken yine İngilizce sözcükten devşirip “aplikasyon” demek; Türkçesi varken İngiliz ve Arapça, Fransızca ve Farsça sözcükleri kullanmak aslında karşımdaki kişiye sinir olmanın dışında, toplumsal olarak yozlaştığımızı gösteriyor.

Tarih, dil, kültür çok önemlidir. Millet olarak birlikten bahsediyorsak, bu üçüne sahip çıkmamız gerekiyor. Bugün hayran hayran baktığımız Fransa, İngiltere, Japonya gibi ülkeler ve hatta Rusya; dillerine, kültürlerine, tarihlerine sahip çıkıyor.

Bugün IKEA mağazalarına gittiğinizde isimlere bir bakın. Bizim Türkler “Madam Coco”, “Little Big” yazarken bu adamlar neden toppig, fiskbo, ekne, sörli gibi şeyler yazıyor? Neden bizim Türkler gibi şirket ismini ve içindeki ürünlerin isimlerini İngilizce yaparak daha GLOBAL (evet küresel değil, devşirme olarak gılobal) olma yoluna gitmemişler?

 

Türkçe Açsından Atatürkçülük ve Kemalizm

İnternette, televizyonda, bir çok yerde bu tartışmaları göreceksiniz. Bizde her şeyin bokunu çıkartma ekipleri ve yüzeysel insanlar; taraftar tipi tarih, politika ve bilim takipçileri olduğu için, bir anda kaos çıkabiliyor.

“Atatürkçülük, gerçek Kemalizmi kurutmak için uyduruldu” diyenler var. Öte yandan bana göre de, günümüzde Kemalizm demek Atatürk’ün fikirlerine ihanet etmekle birdir. Neden?

Atatürk, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nu kurdu. Dil ve tarih çok önemliydi. Türklük ve Türkçe üzerine çalışmalar yaptı ve emek harcadı. Tabi ki Osmanlı döneminde Arapça, Farsça ve askerler arasında Fransızca başta olmak üzere bazı diller biliniyor ve kullanılıyordu. Bazı terimler Fransızca idi, Arapça idi. Günümüzde dahi hukuk alanına baktığımızda Arapça baskınlığını görüyoruz.

Peki bu adam “çember” vs gibi terimleri Türkçeleştirdiği “Geometri” kitabı yazmışken, Türklük ve Türkçe, Türk tarihi için bu kadar emek vermişken; günümüzde “Türkçesi olduğu halde” İngilizce, Arapça, Farsça, Fransızcasını kullanan ama sorduğumuzda Atatürkçüyüm diyen kişilere ne demeli?

 

Türkçe Olarak Kemalizm

Öncelikle doğrusu Kemalizm değil, Kamalizm olmalıdır bu birincisi.

İkincisi ise, Sinan Meydan’ın yazısında bahsedilen, “Atatürk’ün döneminde Kemalizm yoktu” iddiasına cevaplar veriliyor. Böyle bir iddia yanlıştır. Atatürkçü fikirler, Atatürkçü devrimlerin devamında ortaya çıkmış ve Türkiye’nin bu devrimi başta Tunus olmak üzere bir çok Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkesinde benimsenmiştir!

DAÜ uluslararası ilişkiler bölümünde derse girdiğinizde 40 kişilik sınıfın 35’inin yabancı olduğunu göreceksiniz. Özellikle Afganistan, Tunus, Mısır, Türkmenistan gibi ülkelerde Atatürk’e nasıl sevgi ve saygının olduğunu; demokrasi ve Cumhuriyet konusunda ne kadar şanslı olduğumuzu ve bizi nasıl takip edilesi bir ülke olarak gördüklerini anlıyorsunuz. Ne yazık ki AKP iktidarı ile bütün bu yumuşak güç bitmiştir!

**

Konuya geri dönecek olursak; Atatürk devrimleri, Atatürk’ün fikirleri, dönemin Sinan Meydan ve bazı yazar/bilim insanları ağzıyla “emperyalist” fakat bugün yaşasa Atatürk’ün de isteyeceği şekilde Türkçesiyle “sömürgeci” güçleri ilk kez böyle bir darbe aldı. Üstelik ordusu dağıtılan, 4 yılda 52 cephede savaşan; aynı anda İngiltere, Fransa, İtalya, Ermenistan, Yunanistan ve yetmeyip üzerine Osmanlı hükümeti, gericiler ve bölücülerle savaşan Türk Kurtuluş Hareketi başarıya ulaşmıştır.

Bütün bu olguyu, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecini; Avrupa’nın yüzyıllar sonunda başardığı devrimlerin Atatürk’ün önderliği ile Türkler tarafından bir kaç yıla sığdırılması tabi ki dünyada geniş yankı bulmuştur. Bu yüzden bu süreç ile ilgili kitaplar yazılmış, Atatürk’ün fikirleri bir akım haline gelince bunu ifade etmek istemişlerdir!

Neden Kemalizm Denildi? -izm Eki Nasıl Kullanılır?

Gözden kaçırmadıysam, Sinan Meydan’ın yazısında 1932’den bahsediliyor. 1932’de “Kemalizm” kullanılmış. Doğrudur, belki yabancı kaynaklarda, kitaplarda çok daha önce kullanılabilirdi.

Peki neden “Ataturkizm” denilmedi?

Türk Kurtuluş Savaşı ve Türk devrimleri başladığında (inkilâp değil, inkilap kadar başınıza taş düşsün, Türkçesiyle devrimleri); soyadı kanunu çıkmamıştı. O yüzden Atatürk, “Mustafa Kamal” idi. Yani yabancıların ve 1934 öncesi kaynakların Ataturkizm ya da Atatürkçülük demesi mümkün değildir.

Siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, ekonomi gibi disiplinlerden birini okuyanlar sıkça “Marksizm” (Marxism) sözcüğünü duyacaktır. Benim hocalarım da genelde komünizm yerine Marksizm’i kullanıyordu.

Türkçenin Diriliş Hareketi gönderisinde de belirtildiği üzere [2], “Karlizm” değil, “Marksizm”. Yani isimler ile birlikte izm kullanılmıyor. Fakat Soyadı Kanunu 1934’te geldiği için Kemalizm ile yabancı kaynaklarca kullanılmış ve bugün olduğu gibi o dönemde de yabancı hayranlığından gelmiş olması muhtemeldir.

Açıkçası Türkçe dil bilim uzmanı vs olmadığım için “çilik, çülük, cülük” vs gibi eklerin ne zaman bu şekilde kullanıldığını da söyleyemeyeceğim. Fakat İngilizce’deki -ism’den devşirip -izm yapmayı kabul etsek dahi “Kemalizm” değil, “Atatürkizm” demek doğrusudur. Akımlar, soyada göre verilir.

 

Atatürk’ün İzinden Gitmek (Atatürkçülük) ve Türkçe

Millet olabilmek için dile sahip çıkmak gerekiyor! Dil çok önemlidir. Atatürk bunu bildiği için üçgen yerine müsellesi demeye devam edebilirdik. O halde Atatürkçü olduğunu iddia eden biri varsa, Atatürk’ün ne yapmak istediğini iyi anlamalıdır. Araştırmalı, okumalı, anlamalıdır.

Aranızdan kaçı “burjuva, teamül, liberalizm” nedir diye sorduğumda sözcükleri anlayıp cevap verebilecek? Oysa Türkçe, sondan eklemelidir. Kon kökünü bilen, konuk, konmak gibi sözcükleri kolayca anlayabilecek. Bu yüzden siyaset bilimi ile ilgili Ahmet Taner Kışlalı kitaplarını öneriyorum (tavsiye değil, öneri). Burjuva yerine kentsoylu der. Birazcık tarih biliyorsanız icatlar, buhar, Fransız Devrimi vs gibi şeyler ve poliitikayı bağdaştırıp neden “kent soylu” dendiğini de şıp diye çözeceksiniz.

Aynı şekilde teamül yerine “yapılageliş” dersem, hukuksal terimi anlayabilirsiniz. Liberalizm, yerine ben “özgürlükçülük” sözcüğünü, komünizm yerine ise “eşitlikçilik” sözcüğünü öneriyorum. Türk Dil Kurumu ne yaptığından habersizdir! Bu yüzden içlerinden bazıları ayrılarak Türk Dil Derneği kuruldu. Bu yüzden bir sürü -ism sözcüğünün yerine Türkçesi bulunamayıp “Türkçeleştirildi”. Alcholoism yerine aldık alkolizm dedik, anarchism yerine anarşizm dedik… Her şeyi böylece çözdük. Film vardı “Focus” diye geçiyor, aldık bunu “Fokus” dedik. Oysa odak diyebilirdik…

**

İş nedeniyle plazalara (işyerlerine) gidiyorum… Kan beynime sıçrıyor çünkü “distribute ettim” diyor adam.. YAHU DAĞITTIM ÇUVALA MI GİRDİ? Dizüstü yerine laptop deniyor… Böyle böyle yozlaşıyoruz. Birbirimizi anlamaktan aciz hale geldik. Her gün televizyondaki tartışma programlarında ve üniversitedeki egolu akademisyenler ve uzmanlar sürekli İngilizce terim kullanıyor… Daha tutucu (muhafazakar) kesim ise Arapça sözcükleri kullanıyor.

Türk hakanlarının adları yerine Arap adları koyuyoruz,
Çocuklarımıza Türk destanları yerine Arap masalları anlatıyoruz.
Diğer taraftan “çağdaş” olacağım derken yozlaşanlar var.
Ya İslam adı altında Araplaşıyoruz, ya çağdaşlık adı altında yozlaşıyoruz.

Yapamadığımız tek bir şey var; kendi tarihimize, kültürümüze, dilimize sahip çıkmak!

Tabi ki her şeyi Türkçe kullanmak bugün çok zor. “Her nen desem, nen sözcüğünün şey anlamına geldiğini bilmeyeceksiniz”. Fakat menü yerine seçke, lokasyon yerine konum, aplikasyon yerine uygulama, süpriz yerine şaşırtı ve daha nice Türkçe sözcükleri kullansak; çarşıya indiğimizde o tanıtılardaki “bilmem ne house” gibi saçmalıkları yapmasak; şirketlerimizi ve ürünlerimizin isimlerini İngilizce yaparak daha küresel (global) bir şirket olacağımızı düşünmesek olmaz mı?

 

Bana Göre Gerçek Atatürkçü “Atatürkçülüğü” Benimseyendir

Aslında bu kadar sert başlık atmayacaktım. Bununla ilgili bir tweet’i alıntılayıp bir şeyler yazdığımda bir takipçimin Sinan Meydan’ın Teke Tek’te Kemalizm’i savunduğunu söyledikten sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. Üzerine yazısını okuyunca bu başlığı açmamın şart olduğunu düşündüm.

Sinan Meydan’ı severim yanlış anlaşılmasın. Sinan Meydan, Soner Yalçın gibi araştırmacı insanlardan (yazar, gazeteci diyerek sınırlandırmıyorum) çok şey öğrendim. Fakat bu, her konuda katılacağım anlamına gelmiyor.

Bana göre, onların deyimi ile Kemalist benim deyimim ile Atatürkçü; Atatürk’ün hayatını okuyan, araştıran ama çok daha önemlisi bunları neden, nasıl ve niye yaptığını sorgulayarak, dönemin şartlarını (sadece Türkiye değil, 19 ve 20. yüzyılları) analiz edebilen insanlardır. Biliyorum zor iş ama kusura bakmayın, “Atatürkçüyüm” dedikten sonra Nutuk’u okumadığını söyleyen kaç kişi gördüm… Ayıp. Veya Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk ve Türk milleti şu güçlerle savaşırken “çok zor, imkânsız, her yerdeler” demediyse; Atatürkçüyüm diyenlerin ülkeyi terk etmesini, “bittik, öldük, her yerdeler” demesini hazmedemiyorum!

**

Atatürk’ün yapmaya çalıştığı şeylerden bir tanesi; Fransız Devrimi ile “ulus devlet” kavramı ortaya çıkarken, Osmanlı İmparatorluğunun ise sömürgeci güçlerin köken, mezhep vs gibi ayrımlarını kurcalaması hesap ederek bizlere yüzyıllar sonra tekrar Türk olduğumuzu, bir millet olduğumuzu hatırlatmaktır. Bunun için Türk tarihi ve Türkçenin önemini çok iyi biliyordu.

Bizim de yapmamız gereken, Türkçeye uygun şekilde sözcükleri kullanmaktır. Dilimize sahip çıkmaktır. Her şeyi atalım, terimlerden vazgeçelim demiyorum. Fakat “seçke” varken “menü” yazmayalım.

İsterseniz Kemalizm deyin isterseniz Atatürkçülük, açıkçası ben umursamıyorum (evet altbaşlığın aksine). Yani bir militan gibi “neee Kemalist mi dedin, hemen seni kesmeliyim” gibi bir şey yapmam veya linç etmem. Ancak Türkçeye göre bir tanesi daha doğrudur. Bilime göre, tarihe göre ne doğruysa onu seçmek gerekiyor; aynı şekilde Türkçeye göre doğrusu neyse bunu kullanmamız gerekiyor. Ben bu kanıdayım.

Adnan Menderes, Turgut Özal, Erdoğan, o, şu, bu “Atatürkçü” dedi diye; Türkçe olarak doğrusu Atatürkçülük olduğu halde İngiliz gibi Kemalizm demekte diretmek, kusura bakmayın ama CHP’nin yıllardır yaptığı muhalefetin dışında bir şey olmuyor.

*

Bu kadar sert olmasam da, kişisel fikrim Atatürk’ü araştıran, Atatürk’ün ne yapmaya çalıştığını neden Türklük vurgusu yaptığını neden Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’na bu kadar önem verdiğini ve hatta kaynak bulamasam da bir araştırmacının ağzından duyduğum kadarıyla “Atatürk Orman Çiftliği’nde Türk ineği üzerinde çalışmalar yapıldığını” anlayabilmek gerek.

Neden “benzine bağımlılığı azaltalım” diyerek “biyoyakıt çalışmalarını” başlattı ve traktör üzerinde poz verirken olan resmi biyoyakıt ile çalıştığını ve sonrasında İnönü döneminde neden bunun devam ettirilmediğini düşünmek gerek. Yani sadece üretimde, ekonomide, yakıtta vs değil; dilde de Türkçeleşme, millileşme peşinde idi.

İşte bütün bunları ve dahasını düşündüğümde, Atatürk’ü anlayan bir insanın Türkçeye sahip çıkacağını düşünüyorum. -izm sözcüğü ne kadar Türkçe, bu konuda doğru düzgün akademik çalışma bulamadım (bilen varsa mail adresime gönderiniz). Fakat izm kullanılsa dahi Kemalizm değil, Atatürkizm olması gerekiyor. Türkizm, İslamizm değil; Türkçülük, İslamcılık diyoruz. “Çülük, cılık” gibi ekler kullanıyoruz…

**

Neymiş, Atatürkçü deyince “Atatürk satan” anlamında kullanmak istemişlermiş…

Bazen oturup böyle bakıyorum… Doğrusu ve kullanım şekilleri ortada. Türkçülük, Atatürkçülük gibi sözcükleri alıp “baklava satana baklavacı denir, bu yüzden Atatürk’ü küçümsemek için Atatürkçülük uydurdular yani bize Atatürk’ü kullanıyorsunuz, Atatürk’ü satıyorsunuz diyorlar” şeklinde bir cevap veren insanlara cidden şaşırıyorum.

Bilim insanları, tarihçiler, yazarlar kullanıyor bir de bunları… Yani bütün kullanım şekilleri, klavuzlar her şey ortada. Ya ben okuduğumu anlamakta güçlük çekiyorum, ya da yukarıda yazdığım gibi saçma sapan bir benzetmeyle yola çıkıyorlar. Ben de Turgut Özal ve Adnan Menderes’i sevmem. 3’ü aynı kumaştan kesilmiştir, aynı amaca hizmet ediyorlar. Fakat kusura bakmayın, eğer doğru bir şeyler dediler, yaptılar ise, sırf onlar yaptığı/deidği veya o dönemde ortaya çıktığı için red edecek değilim!

Okulda da böyleydi, hâlâ böyledir; “Atatürk inkilapları, emperyalistler, Kemalizm” sözcüklerinden soğurdum. Atatürk devrimleri, sömürgeciler, Atatürkçülük çuvala mı girdi?

Bu kadar Arap, Avrupa hayranı olmayın… İnancınız, insani yaşama isteğiniz tamam ama kendi kültürünüz, tarihiniz, diliniz yerine Arap ve Avrupa tarihi, kültürü, dilini benimsiyorsunuz.

Breifleri set eden insanlardan Atatürkçülük dersi alacak değilim!

Andıç: yazım, Sinan Meydan’a cevap gibi bir şey anlaşılırsa anlaşılmasın. Sadece yazıdaki bir kaç yere değindim. Fakat internette (sözlükler, forumlar, televizyon programları vs) bol bol “Atatürkçülük demeyin” diyerek neredeyse bizi hain yerine koyacak angutları gördükçe delirmemek elde değil.

İşin özü yazıyı okudunuz, ne demek istiyorsanız deyiniz. Kime inanmak istiyorsanız inanınız.
Fakat Türkçeye sahip çıkın, Türkçeyi öğrenin. Mümkün olduğunda Türkçe sözcükler kullanın.

Kemalist diyen haindir, Atatürkçülük diyen sefildir gibi saçma sapan tartışmalara da girmeyin. Hayatta hiçbir konuda (politikadan futbola, tarihten hobilere kadar hiçbir konuda) taraftar tipi olmayın. Yani sizin inandığınız sevdiğiniz, desteklediğiniz her şey ve herkes iyi; diğerleri kötü gibi bir düşünceye yanaşmayınız.

Hepimiz yanılıyoruz. Televizyonlara çıkan ve yıllarını bir konuya veren akademisyenler dahi yanılıyor. Bu yüzden önemli olan ortak paydada buluşabilmek. Bunu da ancak araştırma ve kuralları öğrenerek yapabiliriz. Bilim dalları ve kanunlar, kurallar… Bunlar ne diyor? Türkçeye hangisi uygun?

Gönül isterdi ki Türk Dil Kurumu faşist, komünist, liberalizm, anarşizm, anarşist, alkolik vs gibi nice sözcüğe karşılık bulsun ve Türkçeye göre izm kullanılır mı kullanılmaz mı yayınlasın (yayınladıysa ben bulamadım, benim beceriksizliğim).

Vallahi bıktım usandım…

Motosiklete merak sardım; orada “motorcu, arabacı” diye ayrım var. Motosikletçi dünyasına giriyorsun “cruiser(gezi)-spor” motosiklet severler neredeyse kanlı bıçaklı bizim ülkede. Cruiser desen bilindik markaya o kadar para mı verilir diyor, spor desen marka takıntıları o iyi bu kötü diyor…

Politikada da aynı şekilde, dil konusunda da aynı şekilde kutuplaşıyoruz. Hatay belgeselini izleyiniz. Kıbrıs olaylarını yaşayanların konuşmalarını izleyiniz hepsi Youtube’da var… İngiliz ve Fransız, bir yeri ele geçirdiğinde nasıl kutuplaştırıyor, farklılıkları üstten üsten kazıyarak yara açıyor görünüz. Önce dilden değiştirmeye başlıyorlar…

Okulda sömürge (Fransız, İtalyan ve İngiliz) devletlerden gelen çocukları gördüm… Sömürgeci ülkenin dilini çatır çatır konuşuyorlar ama ülkede çıkan madeni (şu an unuttum ama batarya için kullanılan bir maden var) bilmiyorlar. Sömürüldüklerinin farkında değiller.

Biz de Türkiye’de ekonomi, kültür, dil konusunda sömürülüyoruz. Sömürülen olduk, farkında değiliz. Çünkü politika ve diğer konularda birbirimizi yemekle o kadar meşgulüz ki…

Yolda giderken telefona bakan sürücü gibiyiz. Çok yakında (2025 civarında olacağını düşünüyorum), düz duvara çarptığımızda ne bok yediğimizi anlayacağız ama iş işten geç olacak…

 

Sonuç Olarak

Atatürkçülük mü, Kemalizm mi? Araştırılıp, üzerinde bol bol konuşulabilir ama bildiğim bir şey var; bugünlere kadar, lisede herkese Nutuk kitabı verildiği halde okuyan, Atatürk’ü araştıran o kadar fazla insan yokmuş. 29 yaşındayım ve politikaya merak sardığım 16 yaşlarından beri, ülkeye bir şey olduğunda avukatların, Atatürkçülerin ve hatta askerlerin kurtaracağını düşünen Atatürkçüler gördüm.

Üzüldüğüm konu şu ki; aslında bizim dönemimize kadar doğru düzgün Atatürk’ü okuyan, anlayan bir nesil ya yokmuş ya da bu nesil 1980’de “sıfırlanmış”… Sonrası daha beter…

AK Parti iktidarı Atatürk ve Türklüğe saldırdıkça, Atatürk’e sahip çıkan ve Türklüğü öğrenen yığınlar görüyorum. Gençler, ufacık çocuklar Atatürk ve Türklük ile ilgili kitaplar alıyor. Kitapçilara gittiğimde yer gök Atatürk ve Türklük ile ilgili kitaplarla çevrili! Yeni nesil Atatürk’ü araştırmaya başladı.

Nutuk’u okumamış, Atatürk’ü araştırmamış ama kalıpsal Atatürkçü (kendi taribirmle CHP’li laik teyze) kıvamındaki insanlar artık bitiyor. Atatürk’ün de dediği gibi gençler geliyor. Atatürk’ü okuyan, araştıran gençler.

Bu durumda da aklıma şu geliyor; AKP’lilere koyun diyorlardı fakat kendilerini geliştirmeyen, Atatürk’ü halka anlatmayan, Atatürkçülüğü anlayamayan, tarih bilmeyen, okumayan sözümona “Atatürkçü” kitleler aslında neymiş?

Atatürk’ün partisini Atatürkçülükten ve “Türk milleti” kavramından uzaklaştırarak mezhep ve köken partisi haline getirmeleri söylendiği gibi iktidarla danışıklı dövüş, AKP’yi iktidara getirenler tarafından yapılan bir iş vs mi yoksa işin özünde Atatürkçülerin Atatürk’e ve CHP’ye sahip çıkmaması mı var?

Tabi dış mihraklar, illüminati, Masonlar, uçan kuş, kaçan balık demek kolay. Fakat iş özü ben dahil hiçbirimiz Atatürkçülük için yeterince çalışmamışız. Gelinen nokta bunu gösteriyor! Kahve masasında, rakı sofrasında, aile meclisinde ülke kurtarıp ertesi gün kalktığımızda aynen devam etmişiz.

İşte bu kafayla düz duvara sağlam vuracağız. Ülkece vuracağız. Sadece AKP’liler anlamayacak kutuplaşmanın zararlarını, biz de anlayacağınız ne yaptığımızı daha doğrusu ne yapamadığımızı… Sadece AKP’liler anlamayacak ellerinde tuttukları gücün, sayısal çoğunluğun, ele geçirdikleri kurumların ve silahlarının hiçbir işe yaramayağını; biz de Atatürk’e, Atatürkçülüğe ve Türklüğe neden ve nasıl sahip çıkamadığımızı anlayacağınız…

Her ne olursa olsun bildiğim ve gördüğüm iki şey var;
1- yeni nesil Atatürk’ü okuyor, anlıyor.
2- bu iktidar Atatürkçülük ve Türklük altında kalacak!

Ekleyeyim: (Umarım) 2030’da yeni ve birleştirici hareket ile iktidara geleceğim ve sadece yobaz zihniyetten değil, Atatürkçülüğü sömürenlerden de sağlam hesap soracağım! 1938’de kaldığımız yerden devam edeceğiz!

 

[1] “Atatürk Döneminde ‘Kemalizm’ Yoktu” Yalanı ve Atatürkçülüğün İcadı. Güncel Meydan. 10.9.2012 http://www.guncelmeydan.com/pano/ataturk-doneminde-kemalizm-yoktu-yalani-ve-ataturkculugun-icadi-sinan-meydan-t32510.html

[2] Türkçenin Diriliş Hareketi. 10.12.2011, https://www.facebook.com/turkcenindirilishareketi/photos/a.229402623742545/336569466359193/?type=1&theater