Twitter’da yaptığımız ankette bu konu çıktı, ki yazmak istediğim bir konuydu (twitter: emrecetinblog).

Daha önce Türkiye’de algılanan AR-GE kavramı ve medyanın bunu nasıl kullandığını burada yazmıştım. Bu konu ise biraz daha araba üzerine olacak ancak vereceğim örneklerle, Türkiye’de sıkıntıların nereden kaynaklandığını anlayabileceğinizi düşünüyorum.

**

İşte X’in Tahtını Sarsacak Yerli Y!

Türk basınından tiksindiğimi bir kaç bin kere söyledim sanırım. Sosyal medya ve internete uyum sağlayamadılar. Uyum sağladıkları tek şey; internetten para kazanmayı keşfetmeleri. Tık başına ya da görüntülenme başına bilemiyorum. Haliyle yem (clickbait) haberler yapıyorlar.

Darbe son anda önlendi!
Tıklıyorsun, adını duymadığın 100 bin kişilik bir adada 2 asker bir şeyler yapmaya çalışmış.

Böyle saçma basının olduğu bir ülkede, en son gördüğüm (gerçi bu sefer haber sitesi değildi ama aynı mantık), “İşte Tesla’ya yerli rakip” başlığını görünce tıkladım. Gördüğüm şey bu, içeriği okumadım bile.

 

 

Bu işe sinir olup, bu yazıyı yazmaya karar vermiştim. Aklımda başka bir yazı daha vardı bu yüzden oylamaya sundum ve %61 ile bu yazı çıktı.

Şimdi bir düşünün, kaç tane böyle haber duydunuz?

Kimileri öğrenci projesi kimileri başka şeylerdi. Emeğin hakkını vermekle birlikte (buna değineceğim), kaç proje geldi geçti?

**

Bazıları anahabere bile çıkıp “işte yerli araba” falan dedi ama ya kendileri için yapmışlardı ya da can sıkıntısından:

FRB Okyanus

 

Milat 1453

 

Onuk S56

 

Şamil

 

Şamil2

 

Takkesizler

**

 

Bazılarıysa üniversite bünyesinde yola çıkmış ve gayet iddialı araçlardı. Günsel KKTC’deki Yakın Doğu Üniversitesinde, EVT S1 ise Haccettepe bünyesinde yola çıkmıştı.

 

Günsel

 

EVT S1

 

***

Peki ne oldu derseniz, ona da geleceğim ancak daha var.

 

 

Türk Mühendislerin Başarıları?! (Nerede?)

Başarıya aç bir milletiz, çünkü geçmişimizdeki Osmanlı padişahları ve Atatürk gibi bazı insanlar dışında doğru düzgün başarımız yok. Genelde askeri ve güç başarılarımız var. Sanat, spor konusunda; bu kadar büyük paralar harcanmasına rağmen başarı gelmediği gibi geriliyoruz. Tabi olay eğitimle alakalı… Fakat bu farklı konu.

Fazıl Say gibi başarılı insanlar var; adam mesela İstanbul Senfonisi, Yürüyen Köşk eserleri falan yapıyor ve tüm dünyaya kültürümüzü aktarıyor. Bana göre en milliyetçi yani vatan sever insanlardan birisi. Peki ne oldu? Vatan haini ilan ediliyor.

Yani hem başarımız yok, hem başarılı insanları vatan haini vs gibi yaftalayıp, üzerine ülkeden kaçırıyoruz. Sonra insanlar gidiyor Amerika’ya, Amerikalı üniversitede, Amerika kaynakları ile, Amerika için bilim yapıp Nobel alıyor. Bizde burada seviniyoruz. Hangi yüzle? Bu insanları biz kaçırıyoruz. Kaçmazsa, işini yapmamaları için yok ofis politikaları, yok politik baskı yok saçma sapan işler (bknz: evrim yasaklandı?) peşinde koşarak bu insanların önünü kesiyoruz.

**

İşte durum bu kadar kötüyken, tabi ki başarı açlığımız; sokakta yol vermediğimiz, asansörde öncelik vermediğimiz, belediye seçimlerinde düşünmediğimiz gazi ve/veya engelli insanlarımızın şampiyonluğu almasıyla ooo her yerde anlatmaya başlıyoruz. Düne kadar bilmediğimiz, desteklemediğimiz insanlar; ancak başarılı olduktan sonra o da bir kaç hafta bizim desteğimizi alabiliyor.

İşte bu açlığı gazeteciler çok iyi kullanıyor (cinsel açlığı kullandıkları gibi) ve TÜRK MÜHENDİSLERİN BAŞARISI diye çeşitli haberler getiriyorlar. İşte size bu sabah youtube’a bakarken gördüğüm bir video:

 

Dalgıç motorlarıyla başlamış (ee?), efendim vergi rekortmeni ve şimdi araba motorlarına soyunacak. Medyada bu insanı, “işte yerli motor” diye anlatıyor.

Yahu arkadaş 21. yüzyıldayız, böyle bir ekosistem yok ülkede ve 5 bin parçayı Türkiye’de üretmeye çalışacağız. Nasıl? Atölye bozması bir üretim merkezinde. Kusura bakmayın da bu iş böyle olmaz!

 

Bu Söylemlerdeki Sorunlar : Prototip – Seri Üretim

İki video vereceğim size daha iyi anlayacaksınız. Prototip üretmek sanıyorum işin en kolayıdır. Yani bazıları soruyor, “bu ülke araba üretemez mi?” üretir canım kardeşim üretir. Kendimizi kasıp, kaynakları ayırırsak; uçak bile üretiriz. Fakat bu işte kaynakları sadece belli bir yere mi ayrılacağı yoksa sistem kurulacağı mı sorusu önemli. Hepsinin ötesi, daha kalitesiz şeyleri daha yüksek fiyattan mı üreteceğiz? Seri üretim nasıl olacak? Bunlar sorun.

Yoksa topla 1-2 mühendisi, tasarımcıyı ve git sanayiye; topla oradan ustaları, git depoya ve ver parça siparişlerini (bir araçta yaklaşık 5 bin parça varmış), ham madde gelsin, ricayla ya da elde çekiçle döv (Devrim arabalarında olduğu gibi); e öyle yaparsın bir tezgah üstünde el yapımı araba… Tank bile yaparsın, merak etme…

 

Planlama Gerek!

Önemli olan iş planı kurabilmek. Daha başında planlama yapmak gerekiyor. İyi planlamak gerek. Öyle iyimser falan değil, hatta bak Elon Musk geldi ve popüler oldu; ne diyor adam? Yanlış gidebilecek her şeyi düşünürüm diyor, sonra hesaplarım ve işe koyulurum. Bizim gibi “yahu yerli otomobil, satar niye satmasın” diye başlarsan olmaz.

1- yenilikçi olmalı, diğerlerinin yaptığından daha iyisini yapmak değil; daha farklısını yapmak önemli
2- gerekirse bazı parçaları dışarıdan alacaksın, kabullen
3- dağıtım ağından reklamına her şeyi düşüneceksin
4- kaynaklarını, nereden para bulabileceğini ve işler ters gittiğinde neler yapabileceğini düşün
5- seri üretim olayı önemlidir! Prototipe değil, seri üretime odaklan

Prototipin, reklam ve yatırım amaçlı olmasında sorun yok ama bu iş seri üretim demektir. Bütün bunları ve daha fazlasını yapsan dahi; yanlış gitmesi muhtemel her şey yanlış gidecek ve yılmaz, bıkmaz, cesaretin kırılmaz ve üzerinde gidersen, işte o zaman bir şeyler başaracaksın.

**

Bizde iyi kötü bir prototip yapılıyor, onlar da yatırım almıyor, seri üretime gidemeden bitiyor.

 

İki Video, Bir Tanesi Favori Projemdi :  Günsel ve EVT S1

Önce size Günsel’i vereceğim. Seri üretim için fabrikayı KIBRIS ŞARTLARINDA inşa etmeye başladılar sanıyorum. Yıllardır işte yerli otomobil diye reklam yapıldı ama 2 prototipi var sanıyorum o kadar. Bu projenin başarıya kavuşmasını gönülden istiyorum. Gerçekten gönülden istiyorum.

Videoda şunlara dikkat edin:

1- henüz menzil belli değil,
2- henüz 0-100 belli değil.

Haliyle kararsızlıklar bütünlüğü var. Bu, bilmem kaç milyona sunulacak “işte yerli otomobil” diye basında geçebilir fakat “elektrikli ve yerli otomobil prototipi” doğrusu. Henüz ortada fol yok yumurta yok. Yerli işini de milliyetçilik damarlarınızı kabartmak için kullanıyor ya bu basın, neyse..

**

Kıbrıs’ta okumuş ve uzun yıllar yaşamış biri olarak bu projenin hayata geçmesini istiyorum. Kıbrıs bu sayede kalkınmaya başlayacak. Ayrıca mazottan elektrik üretimi değil de; adada 340 gün güneş varken, güneş panellerinden (SolarCity gibi) bir üretim ve çöplerin geri dönüşümü projeleri hayata geçerse Kıbrıs güzel bir yer olacak. Bu konuda yıllar önce bir şeyler yapmayı düşündüm, hatta desteklerin nereden geleceği aşağı yukarı belliydi. Fakat hayatımın geri kalanını burada harcamak istemedim. Umarım bunları yapacak birileri bulunur.

KKTC’nin, Tayvan gibi uzay ve havacılık teknolojilerini; yazılımdır, füzedir ve elektrikli araçlardır gibi şeyleri başarması ve buradan dünyaya satması KKTC’NİN BAĞIMSIZLIĞINI KAZANDIRACAK tek şeydir. Üstelik Türkiye’ye olan bağımlılıkta azalacak. Hatta Türkiye’ye elektrik bile satabilir?

Umarım Günsel başarıya ulaşabilir. Heyecanla bekliyorum. Çalışmaya başladıktan sonra, ilk arabam olabilir (eğer menzili gerçekten 350-400 km civarı olursa).

**

 

EVT S1

Benim gözde projemdi. Diğer yerli araçların ve yerli elektrikli araçların aksine; sağlam bir tasarımcı ve bir kaç mühendislik düzeltmeleriyle aynen seri üretime geçebileceğini düşünüyordum. Fakat ne oldu dersiniz? Yatırım gelmediği için proje rafa kalktı [1].

 

 

Günsel ile kıyasladığınızda, Engin beyin sunumu, kendine güveni ve takır takır anlatması bana Günsel’den daha ileride olan bir proje gibi geldi. Param olsa, hiç düşünmeden bu projeye yatırım yapardım. Fakat yatırımsızlık…

 

Yatırım Demişken

 

1998 yılında üretilen ve üretildiğinde (anlatanlara göre) dönemin telefonlarından ileride olan özellikleri barındıran bir telefonmuş. Tabi Devrim arabalarına, EVT S1’e ve burada say say bitiremeyeceğim binlerce, on binlerce projeye ne olduysa (EtiMesgut Uçak Fabrikası gibi, Türk traktör fabrikası gibi); bu telefonun da akıbeti aynı oldu.

Türkiye’de en iyi işler yapan sektör ve arge konusunda en başarılı işleri yapanlar ARGE, Alpata (Alpteknik Havacılık) vs gibi tonla askeri işler yapan sektörlerdir. Zaten mühendis olmak isteyenler varsa, Türkiye’deki sağlam mühendisler ya buralara ya da büyük holding bünyelerine gidecektir.

**

İlaç firmasını kurduk. Ardından 15 Temmuz boku yaşandı, ardından OHAL ve TÜBİTAK bizi rezil etti. Şimdi toparlanıyor ama en berbat geçen dönemlerimizdi. Dedik ki yatırımcı bakalım. Yani annemin 25 yıllık akademik, 12-13 yıllık sanayi (ilaç firmaları) tecrübeleri var; farklı farklı projeleri var ki sadece para nedeniyle geliştiremiyorduk, yatırımcı bakalım derken adamların vereceği bir kaç yüz bin karşılığında şirketin %80’ini istemesi gibi saçmalıklara denk geldik. Şimdi yatırımı almadan, çoğunlu KOSGEB ve umarım yakında TÜBİTAK ile işi çözdük. Fakat burada bir şeyi anladım…

Türkiye’deki yatırımcılar SALAK.Kendini kurnaz sanan salaklar. Tıpkı ben ülkemi seviyorum deyip, 3-3,500 lira maaş aldığı halde asgari ücretliymiş gibi gösteren ve vergi kaçıran insan ve şirketler gibiler…

Türkiye’deki yatırımcılar, yatırımların önündeki en büyük engellerdir. Teknoparklara gidin, nasıl firmalar var bir göz atın. Çok güzel şeyler var ve bir çoğunun iş planı yapamaması, devlet desteklerini bilmemesi ya da yatırımdan kaynaklı sorunlar yüzünden vazgeçtiğini gördüm ve çok üzücü.

Yatırımcı şirkete BİR MAFYA GİBİ çökmeye çalışacağına (ki politikacılar ve devlet ayağını daha saymıyorum); gençlere akıl vermeli, yol göstermeli, plan ve program konusunda yardımcı olmalı ve maddi desteği şirkete çökmek için değil, şirketi büyütmek için vermeli. Şöyle düşünün; %80’ine sahip olduğunuz bir şirket aptallığınız yüzünden satış yapamıyor. Zaten fikir sahibinin de hevesini kırmışsınız, bezdirmişsiniz… Bir de %10’luk ortak olduğunuz bir şirketin dünyaya açıldığını düşünün. Sanırım mevzuyu anlarsınız.

**

İşin özü; plansız programsız yola çıkan, ne yapacağını bilemeyen (yardımcı olunması gereken insanlar yani), savruluyor. İyi fikirler savruluyor. Üstelik aç gözlü, cahil ötesi yatırımcılar da, yatırımların önündeki en büyük engeller.

TÜBİTAK ve hatta özellikle KOSGEB (kralsın KOSGEB), bulunmaz nimet arkadaşlar. Diğer ülkelerde bu kadar desteği, hayalinizde görürsünüz. Kullanın, araçtırın. Fikirlerinizin ve hayallerinizin peşinden gidin.

 

Yerli Araba

Geldik olaya… Gördüğünüz gibi prototip iyidir, güzeldir ama plan gerek.

Elon Musk’ın en önemli özelliği, olayların ve sorunların derinine inebilmesiydi. Örneğin SpaceX işine girdi ve baktı… Roketlerle ilgili sorun nedir? Roketler genelde bir kaç jet uçağı kadar yakıt yakar. Yani pahallı olmasının nedeni bu değildi. Peki neydi? Roketin kendisi. Tek kullanımlık roketler.

Peki bir roket ne kadara mâl oluyor biliyor musunuz? 1 milyar dolar gibi bir para. Dedi ki o zaman biz bunları tekrar kullanılacak şekilde ayarlayalım. Yazılım, yapay zeka, mühendislik… Alayını sonuna kadar kullandı ve dikey iniş yapan devasa roketler yaptı. Şu an aklımda tam yok ama Falcon 9 olması muhtemel; Türksat uyduları bunlarla uzaya atılacak. Üstelik Falcon 9, sanıyorum 10-12 kez fırlatılıp, geri getirildi. Ki bunların içinde uzaya gidip, uydu falan bırakıp geri dönmesi dahil.

Gördüğünüz gibi “roketler neden pahallı?” sorununu analiz edip, çözdüğünde; gerisi gelmiş.

**

Peki Elon Musk Tesla araçları konusunda ne düşünmüş? Önce pahallı bir spor araba yapmayı, oradan kazandığı parayla biraz daha ucuz ama daha fazla pazar payı olabilecek araba yapmayı ve buralardan kazanılacak para, yatırım ve tecrübeyle; daha geniş kitleler için, daha ucuz araç yapmayı planladı.

Tesla Roadster, Tesla Model S, Tesla Model X, Tesla Model 3 ; sırasıyla böyle devam etti ve başardı.

Cüneyt Özdemir, gidip Amerika’da bir sürü yatırımcı, yeni şirket, girişimci vs ile görüşüyor. Bir sürü güzel haberleri kanalında veriyor. DAÜ’de söyleşiye geldiğinde demişti ki, “devlet bize yardım etsin” mantığı yok Silikon Vadisinde. Aksine “devlet bizden uzak dursun” mantığı var. Ki liberal görüşle de ortaya çıkıyor. Bakın devlet size yardım edemez. Devletin görevi sistemi düzgün kurmak (ne yazık ki bunu berecemiyorlar), ardından sistemin kendi kendine çalışmasını sağlamaktır. Yani YATIRIMCI ve GİRİŞİMCİ projeleri büyütür. ÜNİVERSİTELER sağlam insanlar yetiştirir.

**

Tabi bu mantıklı, yukarıdaki komik arabaları eleştirmem yanlış gibi görünebilir başta. Fakat değil. Her yapılan şeye destek olmayınız arkadaşlar. Doğru ve kaliteli işlere destek olun. Bilmem kaç ayda 2 kişinin köy garajında yaptığı bilmem ne prototipini gösterip sonra işte bilmem neyin rakibi demek komedidir. Gerçekten komik.

Günsel gibi projelerin destek alması gerek. EVT S1 gibi projelerin yatırımcı bulması ve destek alması gerek.

 

Yerli Arabanın Özelliği Nedir?

Bakın Elon Musk planı projeyi kurmuş. Biz, “dövlet bize yardım etsin” mantığı ile yani devlet elinden araba bekliyoruz. Yahu 2000’lerde devletin araba yapması kusura bakmayın ama aptallıktır.

Koç ailesi, Sabancı ailesi ve nice aile bir araya gelip beceremedi bu işi anlaşılan, ya da EVT S1 gibi projelere destek vermedi. Devlet geldi, şirketlere artık baskıyla mı yoksa yaranma ilişkisi mi var ama bir kaç şirket gönüllü oldu. bu işin, DEVLET SAYESİNDE başlatılması, hele bu yüzyılda; gerçekten geri kalmışız hissi veriyor. Yanlış.

Artık devletten yardım beklemeyi bırakın. Birbirimize güvenmemiz, fikirlerimizi hayata geçirmemiz gerek. Haa bunun için önce hayal kurmak ve cesur olmak gerek. İşte eğitim sistemi burada devreye giriyor. Ardından bu insanları iş dünyası, üniversiteler veya toplum içinde köşeye sıkıştırmayacaksın! Farklı konuşan, düşünün ve işini yapmak isteyen insanları dinleyeceksin biraz.

**

Yerli arabaya dönersek, ne özelliği var? Altay dediler, prototip dışında adım atılamadı, 5 yıl oldu herhalde. Ondan ona gidiyor proje. BİRİLERİ, Altay projesi ile konuşmak üzere Avrupa’ya giden BİRİLERİ kalp krizinden ölüyor, konuşmanın hemen öncesinde. Proje apar topar başkalarına devrediliyor… Yok motor olayı çıktı, yok bilmem ne…

Yerli araba da böyle oldu. Oradan oraya…

Ortada plan yok, proje yok; iktidardakiler biraz seçim uğuruna “işte milli uçak, milli tank, milli araba” söylemlerini kullanıyor.

Nedir abicim plan?

Şişirdiniz benzin fiyatlarını, ÖTV’yi; görünen o ki reddettiğiniz ekonomik krizi aşmak için vergilere daha da yükleneceksiniz. Türk Lirasının değerini düşürmek (2013’ten bu yana) yine işe yaramadı değil mi? Daha da patlayacak. ASgari ücreti hesapsızca buralara çıkartmakta işe yaramadı.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda; yeni araç ucuz olmalı ve elektrikli olmalı. Önce motorlu çıktı, sonra hibrit, şimdi %100 elektrikli olacak deniyor. Hayırlısı.

Peki trafik sorununu düşünüyor musunuz? Mesela büyük ve geniş arabalar yerine, herkesin ulaşabileceği; güvenli, menzili uzun, trafik konusunda sıkıntı çıkartmayacak gibi küçük araba projeniz var mı? (smart vs gibi ufak). Kaldı ki Günsel’i bu yüzden seviyorum.

**

 

Sonuç Olarak

Bizim medyayı komple silmek gerekiyor. Saçma saçma gaz alma ve açlığı doldurma haberleri harici hiçbir şey yok habercilik namına…

Saçma projelere yerli, milli deniliyor; her dönem karşımıza çıkıyor böyle şeyler. “Son hali görenleri şaşırttı” gibi haberler serisi bunlar işte. Milli araba, milli tablet, milli telefon… İşte Karadenizli’nin evinde yaptığı milli teleferik vs…

Yani şunu anlayacağınızı umuyorum; olmuş bir şeyin benzerinin prototipi yapmak ayrı mevzu, oturup yenilikçi düşünüp, yepyeni bir şey yapmak ve bunu da seri üretime sokmak, üstelik seri üretim haliyle bile rekabetçi olmak ve kâr yapmak önemli. Önümüzde getirip getirip prototipleri sokmayın.

Büyük holdinlere bakıyorsun, yerli araba konusunda güzel işler yapanlara bakıyorsun; sessizler elektrikli araba konusunda. Tek bir umudum var; bu sessizlik umarım stratejiktir ve yatırımlar yapılıyordu ve seri üretime girinceye kadar, işte biz yaptık denmeyecektir. Bu yüzden sessizlerdir.

**

Ne denilebilir ki?

Sistemi kurarsın. Sistem ise kişilere bağlı olmaz. Amca oğluna yardım etmez politikacı falan, destek konusunda. Kişiler değiştikçe işleyiş değişmez. Sistem vardır, tıkır tıkır işler.

Eğitim sistemini kurarsın, gelişe gelişe; sağlam öğrenciler mezun eder (kusura bakmasınlar ama, 8-10 üniversiteyi saymazsak, hepsi boş insan üreten diploma fabrikaları). Ekonomik sistemi kurarsın, müdahale etmeden “eyyy” lemeden tıkır tıkır işler.

Devlet bize yardım etsin diyen insanlar olmaz. Oturup her şeyi devletten, bakandan, patrondan, yatırımcıdan, başkasından bekleyen insan olmaz; sağlam planlama yapar. Elon Musk gibi kaç modeli, nasıl ve ne zaman yapacağını planlar. Kendi kendine para bulur.

Sistemin olduğu yerde, müdahalelere gerek kalmadan tıkır tıkır başarılı insanlar ve şirketler ortaya çıkar…

Adamların Mars hayali kurup, 40-50 katlı füzeleri dikey indirebildiği bir dünyada; Türkiye’de hâlâ köpek ve eşeğe tecavüz edilmesi, kadınlara ayı gibi bakan yaratıkların olması (açık hiçbir yeri olmasa bile), suçun artması gerçekten üzücü…

İşte adam Mars’a giderken sen Evrim Teorisini hazmedemez; akıllı cevap vermek yerine, evrimin olmadığını kanıtlamak için gerekli araştırmaları yapmak yerine ancak güç kullanarak yasaklarsın. Zaten evrimin olmadığını iddia edenlerde kahvedeki Necati dayı.

Al Necati dayıyı sok üniversiteye, teorileri anlat; (anlarsa), zaten o bile evrimin savunucusu olacak. Nasıl ki basın özgürlüğü, laiklik, insan hakları gibi kavramların liberallerin çıkarttığını bilmeyen yurdum insanı bu nedenleri sayı “ben solcuyum” diyorsa; diğer her şey aynı…

Millet ne gelişmeleri yapıyor, biz ise elektrikli arabayı bile devletten bekliyoruz… Bu kafayla daha çok yolumuz var…