Bu blogu açmamın tek bir nedeni vardı; 16 yaşından beri (ki 11 yıl yapıyor) ilgilendiğim politika, psikolojik savaş, propaganda (ve dahası; markalaşma, bilgisayar, tarih vs) gibi konularda okuduğum, öğrendiğim her şeyi mümkün olduğunca sadeleştirerek herkesin, ki burada ortaokul mezunu bir çiftçiden akademisyene kadar herkesin anlayabileceği şekilde yazmak.

Yıllar içinde gelen maillerden bunu kısmen başardığım; farklı görüşten, farklı düşüncelerden insanlara da hitap edebildiğimi gördüm ve son zamanlarda gerek muhalefet gerek iktidar kanadından liderlerin değilse bile danışman ve/veya metin yazarlarının da blogu takip ettiğini net olarak gördüm. Çünkü bazı konularda Türkiye’nin tek “kişisel politika blogu” olarak konularım üstte çıkıyor.

Referandum konusunda Anayasa değişikliği [1] [2] ve 82 Anayasasının değişikliği [3] ile ilgili yazılar yazdım. Fakat bazı sorular geliyordu; bütün bunları göz önünde bulundurarak yeni bir konu açmaya karar verdim ve kim olursa olsun, herkesin okuması gerektiği bir gönderi olsun istedim.

Anayasa Değişiklik Referandumu Nedir?

Öncelikle Anayasa nedir?

Konu siyaset bilimi olduğunda çeşitli görüşler ve bakış açıları ortaya çıkıyor fakat kısaca;

Devletin temel ilkelerini, toplumun uyması gereken kuralları belirleyen, “halk tarafından mutabakata varılmış”; yasama-yürütme-yargı yapısını ve sınırlamaları, devlet şemasını (organizasyon yapısını) belirleyen; egemen (en üstün) yazılı veya yazısız sözleşmedir.

Bu, benim açıklamam. Her sözleşmede olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın içeriğini özet bölümünde bulabilirsiniz: 2011 Anayasası.

Burada önemli olan bir kaç konu var:

  1. halk tarafından mutabakata varılması (ki bu liberal demokrasilerde çok önemlidir)
  2. yazılı veya yazısız sözleşme olması ki bu yapılageliş (teamül) ile yazısız olabilir bknz İngiltere, ya da bizde olduğu gibi yazılı olabilir.

Anayasa her şeyden üstündür ve içeriği hepimizde kabul edilir (öyle ben beğenmedim, uymam gibi bir şey söz konusu değil).

İşte bu yüzden Anayasa’yı oylamak çok önemlidir. Oyunuzun rengi ne olursa olsun, sandığa gidin. Keyfen gitmemezlik yapmayın bu yüzden.

Referandum Neden Yapılıyor?

Mevcut sistem “temsili demorkasi”dir. Yani biz, bizi temsil edecek kişileri seçeriz, meclise göndeririz ve bizim yerimize karar alırlar. Bir de “direkt demokrasi” var; Antik Yunan’da bunun en net örneği vardı. Zaten o kültürün tanrılarına bakarsanız (Zeus vs), kararları bir meclis-vari şekilde aldıklarını göreceksiniz. Tabi köleler, kadınlar vs oy veremiyordu ancak alınacak bir karar varsa, şehir devletlerinde insanlar meclise gidip bizzat oy veriyordu. Öncesinde söz hakkı alıp konuşabiliyordu. Yani milletvekili siz oluyordunuz.

Tabi bu merkezi yönetimde günümüz için imkansıza yakın. Fakat yok demek değildir. İsviçre’de ve yanılmıyorsam İskandinav ülkelerinin bazı belediyelerinde hâlâ direkt demokrasi uygulanmakta. Fakat günümüzde tamamen kalkmış değil, Referandum bir direkt demokrasidir. Yani halk, direkt olarak karar alma mekanizmasının bir parçası olur ve oylar.

Anayasa, toplumsal bir sözleşme olduğu için ya mecliste çoğunlukla geçirilir ve/veya referandum ile geçirilir. Tabi burada bir eleştirim var; meclistekiler bizim temsilcilerimiz ve 3’te 2 çoğunluk arıyoruz. Referandumda neden %50+1 oy yetiyor? Neden toplumsal sözleşme, mütabakat olması için yine 3’te 2 (%66) ya da en azından %60 aramıyoruz o da farklı bir alan. Çünkü mevcut durumda çoğunluğun dediği oluyor, söylendiği gibi halkın dediği olmuyor. %50+1 ne derse, ülkede o oluyor bu da azınlıkların sesinin dinlenmemesi ve azınlık sorunları gibi sonuçlar doğuruyor ki demokraside azınlık ve farklılıklar önemlidir. Eğer sürekli “halkın dediği olur” diye çarpıtıp %50+1 yani çoğunluğun dediğine sığınırsak burada demokratik açıdan yapısal bir sorun ortaya çıkıyor. Neyse, bu başlı başına bir konu.

 

Anayasa Değişiklik Referandumunda Neyi Oylayacağız?

Aslında fazlasıyla materyal bulabilirsiniz ancak en temizi ve en yararlı bulduğum; Barobirlik Anayasa Değişikliği sitesidir.

Aslında maddeleri biraz detaylı şekilde; Cumhurbaşkanı-Başkanlık Sistem Değişikliği Nedir? başlıklı konumda belirtmiştim. Fakat biraz uzun gelmiş olabilir ki bazı şeyleri öğrenmek için okumak gerekiyor, yapabileceğim bir şey yok; ama biraz daha basitleştireyim bu konuda.

Öncelikle bu bana göre çok acemice yazılmış ve sonuçları düşünülmemiş; mevcut politik durum ve kriz (sosyal, ekonomik ve politik krizlerden) çıkış için kurulmaya çalışılan bir yasadır. Yani gördüğüm; resmi bir OHAL’dir. OHAL olmayacak, ancak sistem başlı başına OHAL.

Dünyanın en iyi işleyen tek Başkanlık sistemi olan Amerika tipi bir Başkanlık değil; daha önce burada defalarca yazdığım gibi Rusya tipi başkanlık sistemidir. Yürütmenin (yani iktidarın), yasama ve yargıdan üstün olduğu bir sistemdir. Yürütmeyi kontrol edip denetleyecek tek mekanizma olan yargıyı Meclis (ki çoğunluk partisi AKP) ve Başkan (adına her ne kadar Cumhurbaşkanı değilse de) belirleyecektir. Hepsini değil ancak bir çok denetleme mekanizmasının yarısını. Bununla birlikte devlet içindeki önemli makamlara insanları da Başkan atayacak.

Genelde güce aç olanlar tarih boyunca demokratik adımları eleştirmiş ve iktidarı eleştirenleri “istikrarsız, dış mihrak, hain” olarak nitelendirmiştir. Hitler’den Stalin’e, Demir Leydi’den Trump’a kadar durum böyledir. İktidarı denetleme için güvenoyu ya da yolsuzluk durumunda Bakanlara yargı yolu vs gibi kavramlar vardır ancak bunlar yeni sistemde kaldırılıyor.

Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok daha önce anlattım.

Türkiye’nin Sorunlarını Çözecek Mi?

Türkiye’nin sorunları nelerdir? Dönem dönem anketler yapılır ve fazla değişmez;

  1. terör
  2. işsizlik
  3. ekonomi
  4. eğitim
  5. yoksulluk

Güncel olarak bunların yanına; FETÖ, Suriyeliler, Demokrasi-İnsan hakları sıralaması eklenmiştir.

Şimdi en büyük sorunlar bunlar iken; 2010 referandumunda uyarılara rağmen “hukukun üstünlüğü” adı altında Anayasal değişiklik yapılmıştı ve sonucunda FETÖ, mahkemelerde yerlerini sağlamlaştırmıştı. Balyoz, Ergenekon gibi sahte davalarla yıllarca insanlar nasıl çürütüldü gördük. Maalesef gördük.

Sorulması gereken soru şudur; Anayasa değişikliği bu sorunları çözecek mi?

Örneğin:

Tır ehliyeti alamayan 18 yaşındaki gençlerin milletvekili olması nasıl çözebilir? Ben 27 yaşındayım ve yıllardır politika ile ilgileniyorum, bu işin okulunu okudum ve bitmek üzere ancak bilgi ve tecrübe eksikliğim var; ayrıca hâlâ bu kadar önemli bir mevkide olabileceğimi hissetmiyorum o yüzden 35-40 yaşına doğru politikaya atılmak istiyorum derken ergenlikten yeni çıkmış bir genç nasıl olur da; hangi bilgi ve tecrübeyle milletvekili olacak? Bu, Türkiye’nin güncel sorunlarını çözmez.

87. Maddede, yasama yani TBMM; yürütme üzerinde yetki ve denetleme gücünden yoksun olacak. Yürütmeyi denetleyemeyecek. Bakın bu, iktidarın istediği gibi at koşturmasına (sadece AKP ve Erdoğan olarak düşünmeyin) neden olacaktır. 2010’da hukuk alanında buna benzer işler yapıldı ve Evet çıktı; Hukukta FETÖ nasıl yapılandı gördük. Temsilcilerin yani benim oy verdiğim ve beni temsil eden insanların yürütme üzerinde güç sahibi olmaması başlı başına sıkıntıdır! Demokratik değildir.

Madde 98, 104, 146 (!), 159 ve dahası tamamen Cumhurbaşkanı ve iktidarı güçlendiriyor. Terör, işsizlik, eğitim, yoksulluk, FETÖ, Suriyeliler gibi sorunları çözmüyor; hele hele insan hakları ve demokrasi konusunda bırakın sorunları çözmeyi, aksine sorunları daha da derinleştiriyor.

Kandırıldık Demeyi Kaldırmaz

Bakın demokrasi nedir sorusuna dahi sokaktaki 10 kişiden 9’u doğru düzgün yanıt veremiyor. Haliyle biribirine; vatan haini, FETÖ’cü, terörist ya da koyun, cahil, aptal gibi söylemlerle referanduma gitmekte bir çözüm değildir. Demokrasi uzlaşı ve ikna sanatlarını içinde barındırır özellikle seçim ve referandum üzeri.

Oylayacağımız Anayasa değişikliği çok önemlidir ve liderlerin sözüyle ya da yukarıdaki gibi kutuplaştırıcı ve düşmanca sözlere kanarak sandığa gitmemek gerek. Bu sadece bizi değil, çocuklarımızı ve torunlarımızı etkileyecek sıkıntılara sebep olacak bir Anayasa değişikliğidir.

Sorunların çözülmesi bir kenara dursun; demokrasinin temel taşı olan denetleme ve kontrol, hesap verme mekanizmaları ve güç paylaşımı ortadan kaldırılarak iktidarı ve Cumhurbaşkanı adı verilen “Başkanlık” makamını olağanüstü bir güce kavuşturuyor.

***

Maalesef Evet diyenlerin bir çoğu maddeleri bilmediği gibi, Hayır diyenlerden de maddeleri bilmeyenler oldukça fazla. Aşağı yukarı toplumun 4’te 3’ü maddeleri okuyup anlayabilmiş değil. Sevdiği (bakın inandıkları falan değil, tamamen duygusal olarak sevdikleri) ve karizmalarına kapıldıkları ya da oy verdikleri partililer ne derse onu yapma eğilimindeler.

Anayasa değişikliği AKP, Erdoğan ile ilgili değildir; sonraki iktidarlara da büyük güçler verecek ve yarın öbür gün başka bir Cumhurbaşkanı geldiğinde işler karışabilir.

Cumhurbaşkanı seçimlerinda ilk turda seçim olmazsa,ikinci tura kalan ve seçilen Cumhurbaşkanı ilk turda %30 oy alan olabilir. Nasıl? İnsanların sevdiği değil, ikinci turda “sevmediklerini başkan yaptırmamak uğuruna” ilk turda %30 oy almış birisi Cumhurbaşkanı olabilir.

Yani güncel konuşursam; Erdoğan’ın karşısında bir HDP’li Cumhurbaşkanı ikinci tura kalabilir ve o seçilebilir. Bu yüzden sadece Erdoğan için değil, kim gelirse O’na da süper yetkiler verileceğinin bilincinde olarak sandığa gitmeniz dileğiyle…

**

Son olarak: oyunuz ne olursa olsun, olağanüstü bir durum yoksa sandığa gidin. Sırf canınız istemedi ya da bir şey değişmeyecek diye gitmemezlik yapmayın. Bu kadar önemli bir referandumda, yukarıda saydığım “demokrasi değerleri, toplumsal mütabakat, kontrolsüz yetkiler” gibi nedenlerle gidip kullanmanız gerekir. Fikrinizi sandığa yansıtınız.

Kategori: Ekonomi - Genel - Hayat - Politika - Tarih