Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Suçun işlenmesine bir çok etki neden olabilir. Dışarıdan alınacak uyuşturucu, alkol vs gibi maddelerin yanı sıra uzun dönemdeki ekonomik sıkıntılar, ülkedeki kutuplaşma, eğimsizlik seviyeleride önemli bir etkendir.

2002 ‘de ve sonrasında suçun durumu ne oldu? Hep beraber bakalım.

Ankara Ticaret Odası’nın 2007’deki raporuna göre[1];

 

İşlenen Suç
2002 295.828
2003 321.805
2004 353.578
2005 487.761
2006 785.510
*** ***
2010 3.320.676
2012 3.285.925

Cezaevleri Doldu

İşlenen suçlarda artış yüzünden cezaevleri doldu [2]. Hırsızlık ve adam öldürme en çok işlenen suç. Suçluların eğitim düzeyi sayısına baktığımızda ilkokul mezunları ilk sırada.

Kadına Şiddet Arttı

Neredeyse her gün bir kadının “erkek terörüne” kurban gittiği bir ülkede yaşıyoruz[3]. Son 7 senede, “kadın şiddet” yüzde 1400 arttı!  Yani her gün 100 kadın dövülüyorsa, artık 1400 kadın dövülüyor.

Annesinin, babasının senelerce emek verdiği, yemeyip yedirdiği, içmeyip içirdiği ve belki okuttuğu bu kadınlar evlendikten sonra çeşitli nedenler yüzünden erkek terörüne kurban gidiyor. Tek kurşunla yada bıçakla bütün bu emekleri bitiren ve belkide çocuğunu annesiz bırakan bu insanlık dışı yaratıkların artması tesadüf mü?

Bakın sadece 6 Ekim 2014’ten 6 Ekim 2015’e kadına şiddet yüzde 20 artmış[4]. Bir senede yüzde 20!

AKP’nin Kadına Karşı Şiddet Hakkında Yaptıkları

AKP’nin icraat kitabına baktığınızda[5], kadına-erkek eşitliği ve siyasi hayatındaki rolünün arttığını söylüyorlar. Hepsi bu. Peki şiddet?

Kitapçığına baktığımda, 34 sayfasında (ve 247) “2012 yılında kadına yönelik şiddet” ile ilgili yasadan bahsediyorlar. Sonuç? 1 senede hemde 2012’den sonra gelen 2014-2015 yılları arasında kadına şiddet yüzde 20 arttı. Yetmiş mi?

Geri kalanları detayıyla 247. sayfadan sonra bulabilirsiniz ancak gördüğümüz kadarıyla engellenememiş bile.

Peki neden?

AKP’lilerin Kadına Karşı Bakış Açısı

Kısaca şöyle vereyim:

Tayyip Erdoğan: Kadın erkek eşitliği doğaya aykırıdır, kürtaj bir cinayettir, her kürtaj bir Uludere’dir, kadının öncelikli rolü anneliktir.

Bülent Arınç: Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacak.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu: Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamalıdır.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Özellikle kadınlar arasında kriz dönemlerinde işgücüne katılım oranı artıyor.

AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan (kadın gazetecilere): Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam, bunların “doğal” hali budur diye…

AKP Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün: Tecavüze uğrayan kadınlar doğurmalı, kürtaj yaptıranlar tecavüzcüden daha büyük suçlu.

Eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül: Türk hanımları evinin süsüdür.

Çevre ve Orman BakanıVeysel Eroğlu (iş isteyen kadına): Evdeki işler yetmiyor mu?

Ankara Anakent BelediyeBaşkanı Melih Gökçek: Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yaptırmak zorunda kalmasın. AKP İl Genel Meclis Üyesi: Kızlar okuyunca, erkekler evlenecek kız bulamıyor

**

İşin özü, her muhafazakar ve hatta her yobaz gibi; mevcut iktidarda “kadının tek görevinin çocuk doğurmak, erkeğe hizmet etmek ve ev işleri yapmak” olduğuna inanıyor. E böyle bir zihniyetinde; sokakta laf atılan ve taciz edilen kadınlara, şiddet gören kadınlara, işte sıkıntılar yaşayan kadınlara karşı destekleyici bir kampanya yapması mümkün mü? İstedikleri zaten işten, sokaktan, okuldan eve dönüp; kocasına seks ve ev hizmetlerini yaptıktan sonra, çocuk doğurmak….

Hitler 4 çocuk derdi, bizimki 3 çocuk diyor…

Bu kadına karşı tutum başlı başına sıkıntı. “Cinsel açlığın Afrikası, Türkiye’dir” sözü yalan değil. Cinsellik; yemek, içmek, uyumak gibidir. Binlerce senelik insanlık tarihinin getirdiği içgüdüleri bastıramazsın. Bastırırsan, cinsellik kalpten kopar. Yani biriyle sevdiğin için birlikte olmazsın. Hatta cinsellikle “sevgi” tamamen ortadan kalkar ve taciz, tecavüz gibi çeşitli sapıklıklara ve hatta “cinayete” gider.

Sevdiği kızın sevgilisi var diye öldürülen kızları hatırlayın. Hangi normal insan sevdiği insana kıyar? Bu yaratığı araştırsan; hayatında “günah, yasak, ayıp, olmaz” diye cevapsız kalan sorularını görürsün. Ailenin ve devletin cinsel konuda bilgi veremediği, eğitemediği bu arkadaş içgüdülerine karşı koyamıyor. Sevgi yerini başka duygulara bırakıyor ve sonuç bu…

Çok büyük sıkıntı…

***

* Her 10 evlenmiş kadından neredeyse 4’ü eşi veya birlikte olduğu erkeklerin fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Türkiye genelinde kadınların yüzde 36’sı fiziksel şiddete, yüzde 12’si cinsel şiddete maruz kaldığını belirtirken, kadınların yüzde 38’i iki şiddet biçiminden en az birine maruz kaldığını söylüyor. Fiziksel şiddet her 10 kadının 1’inde gebelikte de devam ediyor.
* Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor. Erken yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyor.
* Erken yaşta evlenen kadınların maruz kaldığı şiddet biçimleri arasında cinsel şiddetin oranı yüzde 19’la daha yüksek.
* Kadınların yüzde 9’u çocukluk döneminde (15 yaşından önce) cinsel istismara maruz kalıyor.
* Her 10 kadından 3’ü hayatında en az 1 kez ısrarlı takibe (stalking) maruz kalıyor. Ölüm ve zarar verme tehdidi içeren takip biçimlerinin failleri, daha çok eski eşler ve birlikte olunan erkekler.
* Özellikle kadınları ve çocukları disipline etmek amacıyla şiddet uygulanması toplumun kabul ettiği ve normal karşıladığı bir durum olarak ortaya çıkıyor.
* Kadınların haklarının bilincinde olmalarının, itaat etmemelerinin şiddeti tetiklediği erkeklerce dile getiriliyor.
* Şiddet uygulayan erkekler genellikle aldıkları cezaları hak etmediklerini düşünüyor ve ceza almalarının nedenini, eşleri başta olmak üzere diğer kişilere yüklüyor.
* Kadınların yüzde 80’den fazlası, evlilik yaşı, nikah türü ve mal paylaşımına ilişkin kanun maddelerini biliyor. Buna karşılık yüzde 60’ı kadının çalışmak için eşinden izin almasının gerekmediğinden habersiz.
* Kanun uygulayıcıları koruma yasalarını tam olarak bilmiyor.

**********

Sonuç Olarak

Suç konusunda fazlasıyla dibe düştük. MEB’in araştırmasında [6], 1994’te 196.532 olan suç oranı, 2002’de 295.828’e ve 2013’te 3.285.925’e yükselmiştir. Oranları hesap makinasıyla hesaplarsanız ne kadar yüksek olduğunu anlarsınız.

Peki bu suç oranı sadece hukuksal sıkıntılar mı? Hiç sanmıyorum. Türkiye’de orta sınıf sıkıntısı var ve nüfusun %68’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Üzerine politik kutuplaşma ve politik terör (kullanılan dil, yöntemler vs) bu hale düşürdü.

Akıllı insanlar suçtan, şiddetten sıyrılmayı bilir. Aman diyeyim işinizi şiddetle halletmeye kalkmayın. Aklınızı kullanın…