Bir kaç gün sonra seçime gidiyoruz. Bırakın seçmenleri, akademisyenleri, siyaset bilimi uzmanlarını; anket şirketlerinin ve hatta liderlerin ve partilerin bile net bir öngörüsü yok! Ciddi anlamda yok. Bakmayın siz partilerin ve liderlerin çıkıp şöyle bitti, böyle bitti demesine ve anket şirketlerinin sonuçlarına… Etkilemek için tabi ki yüksek söyleyecekler, aldık diyecekler.

Biraz milletin nabzını tutma fırsatım oldu. Fakat bu konuda özellikle bazı olası sonuçlara değinmek istiyorum. Çünkü benim için seçim sonucu kadar, bu sonuçların arkasından yaşanacaklar önemli. Örneğin Erdoğan seçimi kaybederse ve daha önce çıkarttıkları yasaları da arkalarına alarak; bu seçimin bir FETÖ darbe giriişimi veya dış mihrakların oyunu olduğunu söylerse ve barışsal geçişi reddederse ne olacak? Yasalar açık, toplumsal olaylara katılırsanız, ceza almıyorsunuz. Yani on binlerce TSK envanteri bir yerlerde ama nerede belli değil (bknz: 106.740 kayıp silah). Veya tam tersi şekilde eğer meclis çoğunluğu Cumhur ittifakına geçerse ve Erdoğan kazanırsa, muhalefet kanadı ne olacak? Başka bir Gezi Parkı vs gibi bir eylem tetiklenebilir mi?

İşte bunlar üzerinde durmak istiyorum.

 

İlk İhtimal: Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ve Meclisi Alması

Muhalefeti destekleyenlerle konuşunca, muhalefetin bu işin bittiğini düşündüğünü gördüm. CHP ve Türkiye’de solcular, Atatürkçüler hep bu şekilde davrandı. Bu iş bitti diyorlar. Ben bu cümleleri daha önce referandumda ve bir çok seçimde duydum. Fakat söyleyeyim, bu iş o kadar kolay değil. Erdoğan’ın gücünü çok küçük görüyorlar.

Erdoğan hâlâ güçlü bir lider. En büyük yanlışı yanlış insanlara güveniyor. Yanlış bilgiler alıyor. Üzerine kontrolü elinde tutmak için liyakat yerine sadakati tercih edip, işini iyi yapan değil; sadık insanları almaya çalışıyor. Bu da kurumları rezil ediyor.

Bunun üstüne kurumlarda bir güvensizlik var. İsmini vermeyeyim, bir kuruma gittim. Genel müdür ile görüşeceğiz. Sekreter falan var ama biri daha var. Kayıt mayıt alıyor hatta. Anlamadım. Aylar sonra “imamların” atandığını söylediler. Nasıl yani dedim? Dini bir imam olarak düşünmeyin. Direkt olarak yukarıdan geliyor ve “kim ne yapıyor, kim ile görüşüyor” bunun çetelesini tutuyor. Devlet ile ilgili bir ünvanı var mı onu da bilmiyorum. Tabi “yukarıdakinin” kurumlara güvensizliği ve böyle hamlelerle kurumlardakilerin de birbirine güvensizliği artacaktır. Burada ağır yanlışlar var ve yıllardır yapılıyor. Çözülemedi de.

FETÖ ile mücadele döneminde kimse doğru düzgün imza atamadı korkusundan. Ülkede bir çok şey durma noktasına gelmişti. Yani bütün bunlar hoş değil. Bu tür büyük yanlışlar var.

**

Madalyonun öbür yüzünde ise Erdoğan’ın gücü var. Erdoğan’ın katıldığı “Gençlik ve Teknoloji Buluşması” programını izleyiniz. Katılanları bilemem, soruları bilemem (ayarlanmış veya değil) fakat Erdoğan’ın duruşu ve cevapları tatmin edici. Dahası seçim kampanyasında vurguladıkları “güçlü Türkiye ancak bizle var olur” fikrine, gençlik ve teknoloji “açılımlarına” da bir katkı sağlıyor. Yani politik anlamda çok güzel bir iş çıkartmışlar. Zate yıllardır diyordum, AKP’nin propaganda ile uğraşan ekibi kim ise, algı yönetimi ile uğraşan ekibi kim ise; çok profesyonel çalışıyorlar. Eğitimlerini yurt dışında almaları da muhtemel.

Bizim milletin takım tutar gibi parti ve lider tuttuğunu biliyor ve sürekli vurguluyorum. Bir lideri ve partiyi seviyorsa; yaptığı her şey doğru ve sevmiyorsa yaptığı her şey yanlıştır. Fakat bu mümkün değil! Gelen maillerde bazen soruyorlar, “hep eleştiriyorsun, hiç mi iyi yanları yok?” tabi ki her parti/lider/iktidarın iyi ve kötü yanları olur. Savunma sanayi ve enerji konusunda başarılı işler yapıldı. Bu videoda da bunları anlatıyor.

 

Sonuçlar

Buraya yazdığım her şey insanları etkileyebilir (ufak bile olsa) bu yüzden dikkatli yazacağım. Açıkçası Erdoğan’ın sanıldığı kadar güçsüz olmadığını düşünüyorum. Benim gördüğüm, Erdoğan’ın %46 civarında oyu olduğu ve 2. turda muhalefet liderinin %43-44 oy alabileceğidir. Eh geriye de HDP’nin oyları kalacak.

Mecliste ise HDP’nin girememesi AKP’yi kurtaracaktır. Bu yüzden “AK Partili milisler”, verilen talimat ile her yerde HDP’nin üzerine gelmeye başlamış. Peki meclisi almak için HDP’ye yüklenilirse; 2. turda ne beklenecek? Göreceğiz.

Açıkçası 1 ay öncesine kadar Erdoğan’ın ilk turda %50,4-50,8 en fazla %51,3 gibi bir rakamla alabileceğini düşünüyordum. Fakat İnce gündemi elinde tuttu, hızlı yükseldi. İkinci tur görünüyor. Tabi burada Meral Akşener’in de büyük payı var. Çünkü İhsanoğlu olayındaki hata tekrarlanarak çatı adaya gidilseydi, Erdoğan ilk turda işi bitirirdi. Bunu engelleyen, Meral Akşener’dir.

Öte yandan Selahattin Demirtaş’ın durumu ve HDP’nin ittifak dışı kalması insanları kızdırmış. HDP, tarihinin en yüksek oyunu alırsa şaşırmayın. 2. turda ise Demiraş içeriden çıkarsa, yine şaşırmayın derim.

**

Sonuçlara gelirsek; muhalefet cephesinde fazlasıyla ümitsizlik ortaya çıkacaktır. Cumhur ittifakı ile zafer sarhoşluğu ile Türklük ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucu ruhuna saldırabilir. Fakat her saldırıda, kendi planları için adım attıklarını sanarlarken; aslında her saldırı, üstlerine düşecek çığı yaratacaktır.

Dış politika, adaletin bağımsızlığı ve üstünlüğü, ekonomi, Türkiye Cumhuriyetine güven daha da kötü bir duruma gidecek ve kutuplaşma artacaktır.

Muhalefet seçmenlerinde mevcut olan umut, tam tersi ve daha şiddetli şekilde tepkiye neden olacak. Bayram üzeri köpek olayı tepki çekti fakat Gezi Parkı gibi bir olay hayvana şiddet gibi çok ufak bir şeyden başlayabilir. Eğer birileri “kayıp olduğu iddia edilen silahlarla” tekrar meydanlara çıkarsa, bu sefer işlerin Gezi Parkı’ndaki gibi kolay olmayacağını düşünüyorum. Çünkü bu umutsuzluğun bir patlama yeri olacaktır. İşte o ne zaman ve nasıl gelecek; kimse bilmiyor. Tabi bu geldiğinde de, Türkiye’de bölünme isteyen bir takıp görünmez eller, bunu destekleyecektir. İşlerin buralara gelmemesi gerek.

 

İki: Meclisi Muhalefetin, CB’lığı Erdoğan’ın

Açıkçası şu an olması en yüksek ihtimal gibi görülüyor benim için. Herkes Cumhurbaşkanlığı makamına odaklansa da, ben önemli olanın “Türkiye Büyük Millet Meclisi” olduğunu düşünüyorum. Evet Cumhurbaşkanlığı şu anki sınırlarıyla çok güçlü. Fakat unutmayın ki yüz yıllık imparatorluğu sonlandıran, İstanbul Hükümetini fesih eden bir “GAZİ MECLİSTEN” bahsediyor. Yurt dışından da bakıldığında, milletin iradesi olarak meclis görülecektir; Cumhurbaşkanlığı değil. İşte bu yüzden HDP’ye saldıracaklar ve HDP’yi %10 altında bırakmaya çalışacaklardır.

Her ne kadar siyasi düşüncelerine katılmasam da, HDP şu an YSK tarafından onaylanmıştır ve adayları da onaylanmıştır. Yani Anayasanın 76. maddesi açıktır; terör örgütü mensubuysa, terör örgütüne yardım ve yataklık etmişse, terör örgütünün eylemlerine katılmışsa aday olamazlar. Eğer aday oldularsa, burada devletin suçu var. Tespit edilir edilmez neden gereken yapılmadı?

Hukuksal olarak baktığımızda, HDP ve HDP adayları; en az MHP’liler kadar meşrudur. Yok eğer bir sorun varsa,  zaman hukuk devreye girip gerekeni neden yapmadı? O yüzden “HDP’ye oy vermek vatan hainliğidir” gibi bir şeyi reddediyorum.

**

Bu görsel nedir biliyor musunuz? Kürdistan bayrağının Ankara’da asılmasıdır.

Bakın Şivan Perver ne demiş [2]:

Öcalan terörist değildir o özgürlük ve barış savaşçısıdır, terörist olan Türkiye devletidir inanın bana, gerilla ve peşmerge birleşip savaşmalıdırlar

Hatta o dönemde MHP’liler de tepki göstermişti. Neden mi? Aynı Şivan Perver ile Erdoğan:

 

**

Aynı şekilde Çözüm Süreci’nde Öcalan’a methiyeler düzen AKP’lileri ve yandaşları da hiç unutmadık! Türk bayrağının olmadığı seyyar mahkemelerle, dağdan silahla inen teröristleri karşılayanları da….

Türk sözcüğünden rahatsız olan, milliyetçiliği ayaklar altına alan yine AKP’dir.

Vatansever, milliyetçi bir Atatürkçü olarak; HDP veya AKP gözümde farklı değildir. Türklüğe, Atatürk’e düşman iki partiden söz ediyoruz. Birisi Atatürk’e “ayyaş” diyebilecek kadar gözü dönmüş, diğeri ise (Sırrı Sakın), Atatürkçülere “it sürüleri” diyebilecek kadar haddini bilmezdir!

Yani söylemek istediğim, AKP’liler HDP’ye vatan haini demeden önce; dönüp kendi politikacılarına ve yaptıklarına/söylediklerine baksınlar.

 

Sonuçları

Eğer meclisi muhalefet alırsa; bu ülkede bir demokratik ortam oluşturulabilir. Muhafazakarlar, vatanseverler ve Atatürkçüler birleşecektir Meclis içinde. Eğer 1-2 tane uyanık ve sağlam lider çıkarsa, meclisi bütünleştirir ve parlamenter sistemi güçlendirip tekrar geçiş sağlanabilir. Fakat Erdoğan ve AKP’yi küçümsemeyin demiştim. Hatırlarsanız koalisyon görünen fakat izin verilmeyen 6 aylık bir süreç vardı. Neler yaşadığımızı hatırlayın. Aynı şeyleri yaşamamız muhtemel.

Ben meclisi daha önemsiyorum. Fakat mecliste çoğunluğun alınması, eğer sağlam insanlar olmayacaksa bir şey değiştirmez. Anamuhalefet partisinden genel başkan yardımcısı çıktı dün televizyona, “gelüyöh, yapiyöh” diyor. Konuşamıyor. Niye çıkarttınız o halde? Maalesef ana muhalefette lider, etki, hitabet eksikliği var. Açıkçası mevcut CHP yönetiminin de çok büyük sıkıntıları var. Haliyle Atatürk gibi milli iradeye dayalı bir meclis ile, Erdoğan’ı safdışı bırakabilirler mi? Şüpheliyim. Ellerindeki fırsatı, geçmişte yüzlerce kez olduğu gibi YİNE KAÇIRABİLİRLER.

 

Üç: Meclisin ve Cumhurbaşkanlığının Muhalefete Tarafından Kazanılması

Yukarıda belirtmiştim, Erdoğan’ın koltuğunu bırakması nasıl olacak? Birilerinin bazı yerlerde, “seçimi kaybedersek, gömdüğümüz silahları çıkartırız” demesi, üstünkörü bir açıklama değildir! Bazı şeyleri anlatıyor… Zaten 15 Temmuz’da sokağa çıkanlara kimse dokunamaz. Haliyle bu yasa neden çıktı? İşte bu seçim ile ilgili mi? Böyle bir durum olursa, muhalefetin adımı ne olacaktır? Bilemiyorum.

 

Sonuçları

Evet yeni bir döneme girilecektir. Hukuk, dış politika gibi konularda gelişmeler yaşanacaktır. Ekonomide de bir miktar düzelme olacaktır. Fakat merak ettiğim onu şu; yatırımcılık, girişimcilik, KOSGEB vs gibi konularda Muharrem İnce sessiz. Hiçbir şey demiyor. KOSGEB ile bir kaç proje yapmış, hayatı boyunca farklı şirketlerde 17 TÜBİTAK projesi almış bir kadın, yeni ilaç firması açtı. TÜBİTAK rezalet yıllardır, KOSGEB yardımımıza koşuyor. Bu kadının çocuğu olarak KOSGEB ve TÜBİTAK ile ilgili bir açıklama bekledim ama yok. 21. yüzyılda girişimcilik önplana çıkıyor fakat Muharrem İnce sessiz.

Tamam hadi halkı yanınıza çektiniz peki şirketleri olanlar? Girişimciler? Bunlar rahatı bozulsun istemez. Hiçbir güvence vermediğiniz gibi; ihaleleri yenileriz, projeleri iptal ederiz diyorsunuz bazı konularda. Söylenecek iş değil! Kanal İstanbul projesini İlber Ortaylı gibi önemli insanlar bile gerekli görmüşken, “ne gerek var” diyorsunuz. Otur ekonomistlerle, hukukçularla, uzmanlarla değerlendir. Ayıp yani böyle işler.

Savunma Sanayii ne olacak? Girişimcilik ne olacak? Bilemiyorum. Hiçbir şey kestiremiyorum. Muharrem İnce’nin 10 konuşmasının 8’ini izlemişimdir youtube üzerinden. Fakat bunlarla ilgili çok genel geçer şeyler söylüyor. Örneğin diyor ki Sanayii 4. Telaffuz etmesi bile güzel de, bunu nasıl yapacaksınız dendi bir yayında, yazılımcı diyor. Bakın ben size açıklayayım. Yıl 2009, bilgisayar Mühendisliğine başladım. Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde. Yanılmıyorsam 129 kişi vardı. Hadi 100 diyelim. Her yıl 100 kişi kadar insan bilgisayar mühendisliğinden mezun olacak değil mi? Türkiye’de 180 üniversite var. Hadi biz çok iyi niyetle diyelim ki; yazılım mühendisliği+bilgisayar mühendisliği+bilgisayar bilimi ile ilgili bölümler (IT vs) en fazla 100 tanesinde olsun. Her üniversiteden de ortalama 50 kişi mezun olsun (başka bir konuda daha yüksek rakamları çıkartmıştım da neyse):

100*50 = 5.000 öğrenci… Yahu 5-10 yıldır zaten binlerce öğrenci mezun oluyor. E geçemedik Sanayii 4’e! Neden mi? Ben size söyleyeyim. şirket kurduk, projelerimiz var (ki yapay deri dahil!), yatırımcı arıyoruz. Adamlar 200-300 bin verip, şirketin %80’ini alma peşinde. Yahu böyle bir yatırımcılık mı olur? Bu fırsatçılık. Bu ayıptır! Buna karşı önlem olacak mı? Ayrıca Türkiye’deki her 3 üniversitenin 1 tanesi idare eder. Kalan 3’te 2’sini ne yapacaksın?

Bu konu hakkında başlı başına bir yazı çıkar. TÜBİTAK’a başvurduk, projelere red geldi. Nedeni ise komedi. Fakat işin gerçeği bambaşka, burada yazmayacağım. Sonra 2 proje için annem hakem olarak gitti(!). Karşısına çıktı; yayınlara kadar aynı, sadece 1-2 değişiklik yapılmış. Yöntemler, makineler dahi aynı. Yani birilerine verilmiş her nasılsa… Bunları düzeltmeden sanayi 4’e falan geçilmez.

**

Diyeceğim o ki; Muharrem İnce güzel şeyler anlatıyor. Fakat hayal başka bir şey, hayali projelendirip amaç haline getirmek başka bir şey. Balyoz, Ergenekon, FETÖ derken devletin nasıl zayıfladığını gördük. Şimdi AKP’lilerin üstüne çullanınca; iyice zayıflayacak. Yerlerine gelecek devlet memurları, hakimler, savcılar vs nereden mezun olacak? Yine AKP’nin rezil ettiği sistemden. Peki bunlar nasıl düzeltilecek? Valalhi hiçbir fikrim yok… İnşallah Muharrem İnce’nin ekibi bunların hepsini planlanmıştır. Çünkü çok zor bir iş bekleyecek. Fakat planlansa dahi, işler plana göre gitmeyecektir….

 

Ek: Kaybeden Seçmenler

Çok uzatmayacağım, asıl merak ettiğim şey şudur; maalesef bir futbol takımı ve derbi maçı haline gelmiş seçmenlik ve seçimler, insanlara duygusallık katıyor. Kazanması ve kaybedilmesi durumunda çok yoğun duygular yaşayacaklar. Kaybeden seçmenler ne olacak? Bu iş o kadar kutuplaştırıldı, o kadar iddialaştırıldı ki…

Yani komşusuna arkadaşına; aynı partiyi tutmuyor diye “koyun, vatan haini, şerefsiz, cahil” gibi şeyler söylenildi. Peki bunun devamında nasıl barış olacak? Kim kazanırsa kazansın fark etmez… Kaybedenler eminim büyük boşluğa düşecektir. Nasıl mücadele edilecek? Cumhur ve Millet İttifaklarında bununla ilgili plan olduğunu sanmıyorum.

Benim esas dikkat çekmek istediğim konu budur. Kim kaybederse kaybetsin, açıkçası bu gerilimin bir şekilde patlayacağını düşünüyorum. Bunu engellemek için neler yapılması gerektiği planlanmalıdır. Türkiye’de de kutuplaşma, düşmanlık, duygusal seçmen tipi derhal sonlandırılmalıdır.

Mevcut seçmenler ve seçimler ülkenin başını yakacak kıvamdadır… Ben söyleyeyim de…

 

[1] Yudagül Şimşek, Sputniknews. Kayıp silahlar TBMM gündeminde. 02.03.2018, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201803021032470390-kayip-silah-tbmm-icisleri-bakanligi/

[2] İhlas Haber Ajansı. MHP’den Barzani ve Perver tepkisi. 16.11.2013, http://www.iha.com.tr/haber-mhpden-barzani-ve-perver-tepkisi-311778/