Gelen bir mailden sonra, bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Mail bana kalsın fakat gönderen kişi, projede çalışan biriydi. Yerli araba üretmek çok mu zor? başlıklı yazımı okuduktan sonra mail atmış. Bir yazı paylaştı ve o yazıyı buradan yayınlamam gerektiğini düşündüm.

Türkiye’de 250 bin kadar akademisyen var. Yıllardır burada üniversitelerin diploma fabrikası olduğunu ve üniversitelerin insanları eğitmediğini, sadece ezber ve kopyayı öğrettiğini yazıyordum. 10 hadi taş çatlasın 12-13 tane düzgün üniversitenin olduğunu, geri kalanların gerçekten rezil olduğunu anlatıyordum.

250 bin akademisyen, 80 milyon insana bir şeyler anlatamıyor. Ben de aradaki boşluğu doldurup; üniversitede gördüklerimi, okuduklarımı, tecrübe ettiklerimi HALKIN ANLAYABİLECEĞİ ŞEKİLDE yayınlamak üzere blogu açtım. Kaçınız CNN Türk’te sözüm ona “akademisyenim” diyen ve sürekli İngilizce sözcükleri kullanmayı marifet sanan siyaset bilimcinin anlattığını anlıyor? Kaçınız ekonomik sistemler ve farkları yazımı anladı? Uygulama demek varken aplikasyon demek ya da “yapılageliş” demek varken, teamül diyerek insanların kafasını karıştırıyorlardı. Sade değildi.

Akademisyenlerin zamanları yok ya da internetten insanlara ulaşmak için uğraşacak enerjileri yok (özellikle işini iyi yapanlar için anlaşılabilecek şekilde). Fakat aradaki boşluk, saçma sapan komplo teorileri ile dolmasın diye, birilerinin doğru bilgiyi yayması ve herkesin anlayacağı şekilde anlatması gerekirdi. Ben bunun için yola çıktım. Derken bir yazı okudum….

Küçük yaşlardan itibaren elektronik ile uğraşan, 11 yaşında programlama ile ilgilenmeye başlayan, bilgisayar mühendisiğini 3. yılımda terk edip; uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi öğrencisi olan ki 16 yaşından sonra beden dili, psikoloji, psikolojik savaş, propaganda, politika gibi konularla uğraşırken bir yandan linux, python, php ve muhteşem üçlü (CSS+HTML+Javascript) ile uğraşıp henüz Siri falan yokken; 2008’de Tarcanbot diye bir fikir ortaya atıp, insanlara açıp; “akıllı arama motoru” ve Siri’nin yazılı halini yapmaya çalışmış fakat İngilizce bilmediğim, etrafımda da bu konuda yardımcı olabilecek kimse olmadığı (ki 2009’da bilg. müh. hocaları dahil) için, proje basit bir şey olarak bırakan biri olarak bu yazı aklımdaki bir sürü şeyi yerine oturttu.

Uzun süredir yapay zeka, büyük veri vs gibi tonla şeyle uğraşan biri olarak; Devrim arabalarının da bende farklı bir etkisi olduğunu düşünürsek yazı bu güne kadar aklımdaki her şeyi yerli yerine oturttu.

İşini bilen, tüm “imkansız, yapamazsın” gibi saçma sözcüklere karşı kulak tıkayan bir akademisyenin elinden çıkması tabi ki en büyük etken. Bu yüzden bir “akademisyen gözüyle” gibi bir dergi yapılması ve her akademisyenin alanındaki bir konuyu “herkesin” anlayabileceği şekilde belirli aralıklarla yazıp; Türkiye’de gerekirse devlet desteği ile basılmasının önemini bir kez daha anladım. Böyle bir fikrim var. İşinde iyi bir kaç bin akademisyen var ve bu insanlar gelişmeleri gerek ayda bir, gerek 3 ayda bir gerek yılda bir; köylüden üniversite öğrencisine, ev hanımına kadar herkesin anlayabileceği şekilde açıklamalı. Umarım bir gün gerçekleşir.

Çünkü şimdiye kadar bütün öğrendiğim, okuduğum her şey havada kalmış. Tek bir yazı ile hepsi yerine oturdu ki bunu ancak işinde başarılı olan bir akademisyen yapabilirdi. Bu konuyla ilgili bölüm aşağıda yazacağım fakat ben hemen okumak isterim diyen varsa:

http://rasitblackbird.wixsite.com/rasitka/evt-okuma

 

Devrim Arabaları

Eskişehir’de doğan ve büyüyen biri olarak Devrim arabasını görmemeniz ya da TCDD Müzesine gitmemeniz çok zordur. Küçüklüğümden beri, %100 Türk mühendisleri tarafından elde yapılmış Devrim aracını henüz küçükken görmüştüm. Lokomotiflerde falan fotoğraflarım var. TCDD, Eskişehir için önemlidir. Kaldı ki Kıbrıs Barış Harekatı için bazı UYARLAMALAR yapıldığını duydum fakat net bir kaynağım yok. Yani çıkartmada kullanılacak bazı ekipmanlar buralarda üretilmiş deniyordu. Fakat dedikodudan ileriye gidemedi araştırmam.

2008’de Devrim arabalarının filmi geldi. İzlediğim, tüylerimin diken diken olduğu sayılı filmlerden biridir (ayrıca Youtube üzerinde Devrim araçlarının belgeseli var). Gerçekte denmiş midir bilmiyorum fakat filmde şöyle bir dialog var:

 

 

a: Bir şey sorabilir miyim Latif Bey?
b: Sor bakalım.

a: Sizce biz bu otomobili yaparsak ne olur?
b: hiçbir şey olmaz.

a: Nasıl yani? Boşuna mı çalışıyoruz?
b: Sen Ankara’daki kapatılan tayyare fabrikasını duydun mu?

a: Evet.
b: O fabrikanın neden kapatıldığını biliyor musun?

a: Hayır.
b: O fabrika, Atatürk’ün emriyle açıldı. 2. Dünya Savaşı’na kadar 112 tane değişik uçak imal edildi orada. Sonra fabrika kendini geliştirmeye başladı tabi. Savaş sırasında da kimse bize eğitim uçağı vermediği için 185 tane eğitim uçağı yapıldı orada.

a: 185 tane?
b: Evet bunları yaptık biz. 1955 yılında, Hollandalılar bize 30 tane uçak siparişi verdi ama dönemin İşletmeler Bakanı o siparişleri kabul ettirmedi. Hollandalılar da o uçakları İngilizlere yaptırdı. Bir kaç yıl sonra da fabrikayı kapatıp, traktör fabrikasına çevirdiler. Gündüz ile orada yetiştik biz. Çok acı çektik, çok.

a: Ben, anlayamadım, neden kapattılar?
b: “biz kim, uçak yapmak kim” miş…

a: E yapmışsınız işte? Başarmışsınız!
b: Türkiye’de hiçbir başarı, cezasız kalmaz evlat!

**

Yerli Devrim arabaları (1969) ve Etimesgut Uçak Fabrikası (1939-1950) başlıklı yazımda Derim arabaları ve uçak fabrikası ile ilgili daha fazla şey bulacaksınız.

Biz araba yaparsak, fındığı kime satacağız diye kör politikacılar; ceplerini doldurmak için uçak fabrikasını kapatan yüzsüzler…. Neler neler yaşadı bu ülke.

 

Aptallık, Aynı Şeyleri Yapıp Farklı Sonuçlar Beklemektir

Ne güzel söylemiş değil mi Albert Einstein?

Devrim arabaları 129 gün içinde tamamen elde olmak üzere 4 tane üretilmiş (bknz: devrimarabaları.com). Ne oldu? Tıpkı uçak fabrikası gibi saçma sapan nedenler yüzünden proje iptal edildi.

Şimdi akıbeti belirsiz Altay Tankı ve yerli araba projesi var. Bakalım neler olacak… Fakat ben size başka bir projeden bahsedeceğim.

Favori elektrikli arabamdı, EVT S1 fakat projenin iptal edildiğini duydum, daha doğrusu destek bulunamamış. Devrim arabaları için ne hissettiysem aynı şeyi hissettim. Bu yüzden 21. Yüzyılın Devrim Arabaları diyorum…

 

EVT S1

Sadece dış görünüşü koyup ya da pat pat motor takıp medyada “işte Tesla’nın rakibi” falan diye abartılan fakat saçma sapan olan bir sürü proje örneği görürsünüz. Çıkar Youtube’a bu arabaları yapanlar ya üniversitesinin reklamını yapmak için “milli ve yerli” diye başlık attırıp duygu sömürüsü yapar ve daha yürüyen prototipi yoktur ya da saçma sapan bir şeydir.

Fakat EVT S1 öyle değildi. Proje bitene kadar kimseye söylenmemiş ve pat, birden prototipi hem de yürüyen prototipini ortaya çıkartmışlar:

 

**

Hatta videosunu şuradan izleyebilirsiniz:

 

Kısa Gösteri:

 

 

 

Tam inceleme:

 

**

Bu arabayı ilk gördüğümde, mevcut haliyle alıp binebileceğim bir şey dedim. Yani evet bu haliyle satılsa kesinlikle alıp binerdim (param olsa tabi). Dışı, özellikleri çok güzel; içinde ve yazılımda da ufak tefek arayüz güzelleştirmeleri ve minimalist felsefeye bağlı dokunuşlarla gayet güzel hale getirilebilirdi ki bunlar önemli değildi.

Menzili belli hızı belli yani düzgün bir prototip hem de kullanılan bir prototip var. Elektrik motoru, yazılımı falan fişman çalışıyor. Hepsinden önemlisi; elektrikli bir aracın temeli neyse bunlar yapılmış.

Fakat bizim millet neye takmış? Efendim havalandırma öyle mi olur, kapı cebi böyle mi olmalı? Tabi medya şişirince, bol bol destek görmüştü.

Ee sonra?

Gelelim sonrasına…

Projede Çalışan Mühendis/Akademisyenin Gözünden

Ben yazıyı çok beğendim. Kısa ve elektrikli araçların yanı sıra (örneğin Elon Musk’ın 3 kademeli planında neden roadster yani spor araba ile başlandı), “yerli araba” nedir? Nasıl olmalıdır? Yabancı parçalar kullanılmalı mı? gibi bir sürü şeyi takır takır anlatmış.

Örneğin demiş ki (toparlayıp yazıyorum):

Mercedes, Fransız motoru takarsa, Almanlığından bir şey kaybetmez.
Yerli arabanın gücü buradan gelir; nerede hangi şeyi kullanacağına karar verme ve planlama gücünün sende olmasıdır “yerli araba” mantığı…

Yani yıllardır insanlara iPhone’un Çin’de yaptırılmasının bir şey olmadığını; önemli olan iTunes, AppStore gibi şeylerle kurdukları eko sistemin daha önemli olduğunu (uygulama gelirinin %30’u Apple’ın) anlatmaya çalışıyordum. Maliyet ve rekabet açısından bazı parçaların yurtdışından getirilebileceğini anlatmaya çalışıyordum… Öyle bir şey yazmış ki; 2 cümlede her şeyi anlatmış. “Nerede ne kulanacağına karar verme gücü”. Bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Yazı şurada (ctrl+p’e basıp pdf olarak kaydet demenizi tavsiye ederim):
http://rasitblackbird.wixsite.com/rasitka/evt-okuma

**

Şimdi bazı bölümleri burada yazmam gerek. Hepsini okuyun ancak belli başlı şeyleri vurgulamam şart.

 

Yazının Analizi (Bir Anlamda)

Bir hukuksal sözleşmede girişi/amaçları önemsiz görünür ama gayet önemlidir (hukukçular kızmasın, terimi farklı olabilir, Türkçesini bilmiyorum İngilizcesi preamble). Burası şu yüzden önemlidir; uluslararası anlaşmazlıkta burası yorumlanır çünkü tüm projeyi özetler. Aynı şekilde bu yazıda da tüm proje özetlenmiş.

Projenin amacı:

(kısaca) elektrikli araç üretiminde bütün bilgi ve donanımı elde etmek.

Bunun neden önemli olduğunu da şu şekilde açıklıyorlar; M1 sınıfında bir araç yapmakla yani ufak elektrikli araçlar hatta Hacettepe’nin daha önce ürettiği HuGo gibi araçlar, Renault’un minik elektrikli aracı vs gibi bir şey üretmekle; elektrikli bir cip, araba ve hatta otobüs şu bu üretmek arasında mantıken fark yok diyorlar.

Hatta şu kaykay gibi elektrikli şeyler var ya ondaki mantıkla, scooter diye geçen elektrikli araçlar ve otomobil arasında da olay aynı sanıyorum. Bir depo (pil) ve elektrik motoru.

Amaçları, bu bilgi ve donanımı tecrübe edinmek. Bütün bunlar 3-5 yıllık değil, uzun süreçli yatırım sonucunda geleceği şekillendirecek.

**

Neden spor araç?

Bu bölüm mükemmeldi. Ben spor araç ile başlamanın amacını, “spor araç alanlar zengin, zaten normal araç var zevk olarak spor aracı alıyorlar” şeklinde bir mantıkla düşünmüştüm. Yani destek olmak vs gibi nedenlerle alacaklar hem yüksek fiyat olduğu için kâr edilecek. Şöyle demiş Raşit Bey,

(yine kısaca açıklıyorum)

Büyük firmalar seri üretimde çok düşük maliyetler ile çeşitli segment araçlarını üretiyor. Özellikle düşük segment araçları (Egea, Clio vs gibi) fazlasıyla ucuz üretiliyor ve bunlarla bir elektrikli arabanın hele hele yeni pazara giren bir aracın rekabet etmesi fazlasıyla sıkıntılı olacaktır. Fakat bir Porsche vs gibi lüks otomobiller ile rekabeti çok kolay olacaktır.

Burada ne kadar haklı olduğunu iki örneğe bakarak anlayabiliriz.

1- Renault Zoe…
Youtube’da tanıtımına baktığınızda kalitesinin Clio (hatta Symbol) ile aynı olduğunu rahatlıkla göreceksiniz. Peki araç fiyatı ne kadar? 130 bin Türk lirası… İyi de adam 60-70 bine Clio alıp, üzerine alan parayla benzin doldurur. Neden buna binsin?

2- Bugatti vs Tesla Roadster
Tesla Semi ile birlikte yeni 4 kişilik Roadster tanıtıldı. 0-100 arası hızlanması tam 1,9 saniye!

Bugatti Chiron ve Tesla Roadster arasındaki fiyat farkı ise şöyle; Tesla Roadster 200 bin dolar (Amerika fiyatı) ve Bugatti Chiron ise 3 milyon dolar (Amerika fiyatı). Hatta şöyle karşılaştırmayı yükleyeyim:

**

Tesla’nın son ızı 402km, menzili 992 km (yaklaşık bin km), 4 kişilik roadster.
Bugatti ise tek depoyla 460 km menzile, 2 kişlik koltuğa sahip. Son hızı Tesla’dan daha fazla fakat hızlanışı Tesla’dan daha yavaş.

İş paraya geldiğinde, 1 Bugatti parasına, 10 Tesla Roadster alabilirsiniz.

İşte bu iki örneğe bakarsanız; düşük segmentli araçlarda rekabetin ne kadar zor olduğunu fakat lüks araçlarda da ne kadar kolay olduğunu (elektrikli araçlar için) görebilirsiniz.

**

Maliyeti

EVT S1 projesinin toplam maliyeti 2milyon TL civarındadır. Bu maliyete 11 kişilik ekibin maaşı (3,5yıl boyunca) , tasarım yazılımları, üretim kalıpları, hammadde, elektronik donanım, elektrik donanımı, araç içi donanım, camlar, farlar… her şey dâhildir. Otomotiv sektöründe maliyetler ve harcamaların milyon değil milyar mertebesinde olduğu göz önüne alınırsa bu çok çok cüzzi bir maliyettir.

2 milyon tl parayla; 3,5 yıllık maaşlar ve tüm maliyetler karşılanabiliyorken; vergiden kaçmak için sık sık HAYIR İŞİ yapan zenginlerimiz neden bir kaç milyon lira yatırım yapmamıştır? Hatta neden bir kampanya ile destek olunmadı? Gerçekten ilginç.

Elon Musk diye ortada dolanıyorsunuz ya; adam kazandığı milyon dolarları Tesla’ya, SpaceX ve SolarCity’e verdi. Parası neredeyse tükenmişti, sonrasında tükendi ve tüm şirketleri iflasın eşiğine gelmişken aradan sıyrıldı. Tesla’ta başlangıçta 100 milyon dolar yatırım yaptığı düşünülürse; EVT S1 için verilecek 10-15 milyon ile bu ülkede neler yapılırdı siz düşünün.

YERİ OTO diye politik söylemlere giren ve milyonlarca TL’yi saçma sapan projelere harcamış olan TÜBİTAK bu projeye bir şekilde destek çıkamaz mıydı? Bakanlık destek çıkamaz mıydı? Ya da şöyle sorayım, sadece aracın dış görünüşünün kalıpları, bazı hakları vs için batan Saab firmasına ne kadar ödendi?

Bakan Fikri Işık’ın dediğine göre [1],

Yerli otomobil için iki yolun bulunduğuna işaret eden Işık, bunlardan birinin her şeyin Türkiye tarafından yapılıp, ortaya bir prototip çıkarmak olduğunu söyledi. Böyle bir çalışmanın 3-5 yıl zaman alacağını ve 1 milyar dolarlık da maliyet gerektirdiğine dikkati çeken Işık, şunları kaydetti:

‘5 yıllık zamanı ve 1 milyar doları boşa harcamayalım ve zaten varolan bir platformun fikri mülkiyet haklarını satın alarak, bunun üzerinden teknolojiyi geliştirmeye devam edersek, en az 3 yıl ve 1 milyar dolarlık avantajla başlamış oluruz ve o 1 milyar dolarla projeyi bitirebiliriz.’ Bu noktada ciddi bir araştırma yaptık ve Saab 9-3’ün platformunun bizim açımızdan çok uygun olduğunu tespit ettik.”

**

Mantık doğru fakat, yeniden keşfetmeye gerek yok; fakat EVT S1 projesi için 2 milyon TL (Türk lirası dikkatinizi çekerim) gibi bir şeyden söz ediliyor ki; biraz profesyonelleştirmek için (tasarımcı şu bu), 20 milyona çıkarsak. Hatta madem TÜBİTAK falan işin içine giriyor; bu rakamı 1 milyarlara değil ama 200 milyona çıkarsaydık ne olurdu?

Zaten prototipi olan, her parçasının maaliyeti hesaplanmış ve bütün iş planı çıkartılmış ve 3,5 yıl için 2 milyon (hadi bazı süprizleri ekleyerek 5 milyon desek) gereken proje ve hali hazırda yapılmış proje karşımızda! Adamlar uğraşmış. Öte yandan bakıyorsun, Saab’a ne kadar para verdikleri belli değil ama 1 milyar dolar ile bu işi bitiririz diye övünüyorlar.

1 miyar dolardan kaçı ARABAYA, kaçı birilerine (ki anladınız) gidecek merak ediyorum. Ben çok gördüm keçi sütünü alıp “yerli mama” diye kakalayanları, devleti milyonlarca lira zarara sokanları. Bu yerli oto böyle bir şey mi? 1 milyar dolar ne demek yahu? Adam diyr işte yaptık prototip, hepsini hesapladık 2 milyon tl diyor. O zaman başka kokular gelir burnuma.

Altay Tankı da mı aynı durumda? İşte liyakatin değil sadakatin olduğu, ahlaklı ve dürüst yönetim kadrosunun olmadığı bir ülkede başımıza bunlar gelir. AMA YOL YAPTILAR değil mi? Afferim.

2 milyon tl diyor adam, hadi onu 20 milyon tl yapalım ne eder mevcut kurdan? 5,1 milyon tl (kur tarihi: 27.11.2017). Ulan onu geçtim, hadi düzgün seri üretim projesi falan olsun; 200 milyon tl ekleyelim yahu, at bir sıfır 51,3 milyon tl

1 milyar dolar – 51 milyon tl = 948 milyon dolar nereye harcanıyor bana bir açıklayın! Adamlar HuGo’yu geliştirmiş, EVT S1’i yapmmış ve prototip yani hesabını kitabını yapmış; yürüyen bir örnek ortaya çıkartmış. Demişler ki 3,5 yıllık maaş ve bütün her şey dahil 2 milyon TL. Hadi işi büyütüp, profesyonelleştirelim; 200 milyon tl ayıralım. Hesaplayınca 51 milyon dolar yapıyor. Bakan ise 1 milyar tl ile projeyi bitiririz diyor. Artık neyi nasıl yiyiyorsanız..

Gözünüz doysun, gözünüzü toprak doyursun. Plansız, programsız, basiretsiz insanlarla Türkiye böyle saçma sapan şekilde para saçar.

**

Pili dışarıdan tabi ki diyorlar ki, pili vs sadece araç kadar tutuyor. Zaten Tesla’nın bir kaç yüz milyon dolarlık yatırımı bu piller üzerineydi daha çok. Yani pil işi önemli.

Vallahi yazarken kızdım, kızdıkça yazdım kafam dağıldı. 1 milyar dolar yatırım, yıllardır ne bir pil fabrikası ne doğru düzgün bir prototip var. Saçmalığa bak yahu. Soruyorum size yerli otomobil dedikleri şeyde ne ilerleme kat ettik?

Ne Saab’a verdiğimiz para, ne şimdiye kadar harcanılan miktar, ne de gelişme süreci nerede?

YA SABIR!

Millet olarak hesabını soracaksınız. Elon Musk Tesla’ya bir kaç yüz milyon dolar yatırım yapıyor ve bu günlere getiriyor. 1 milyar dolar nedir? Adamlar araba yapıyor ve 2 milyon tl diyor, 1 milyar dolar nedir?

Vergileriniz gidiyor biliyorsunuz değil mi?

 

Projenin Akıbeti

Kusura bakmayın bu aptallıkları daha fazla devam ettiremeyeceğim. Yani Türkiye’deki SALAKLIKLARI buradan politik ve diplomatik bir şekilde anlatamayacağım çünkü deliriyorum.

Ne mi oldu proje?

Etimesgut Tayyare Fabrikasına ne olduysa,
Devrim arabalarına ne olduysa,
Hatta İnönü’ye gidelim,
Atatürk’ün biyoyakıtına ne olduysa,
Sümerbank’a falan ne olduysa…

Aynı şey oldu. Siz kendinizi aşağılarsınız, bizden çıkmaz diye EkşiSözlük’te, Bobiler’de, Twitter’da dalga geçen şeyler yaparsınız (onlarda vs bizde), işleri yapacak adamın da ayağına ayak bağı olursunuz; bilgisizlik ve egonuzun karışımı yüzünden ofis politikasıyla ve eş/dost ile koltuğu tutarsınız, sadakat ile sistem çökertirsiniz, ülkeyi sömürürsünüz, hem hiçbir şey yapmaz hem de yapan insanları bezdirirsiniz…

Birileri Türkiye’yi terk etmek yerine; yapılabileceğini gösterir, bunca engellemeye rağmen yapar, başarır. Medya alır bunu “süüper, işte oldu, yaptık” diye verir, herkes beğenir. Fakat devamı gelmez. Zenginlerimizin cebinde akrep vardır çünkü 20. yüzyılda yetişmiş ve 20. yüzyıl kafasıyla yaşayan ve geleceği göremeyen eskimiş insanlardır (hem politikacılar hem iş insanları böyle). Bu yüzden Instagram ve Whatsapp gibi projelere yatırım yapmazlar çünkü dış görünüşe önem vermekten yani bindiğiniz araba, giydiğiniz giysi, 5-10 katlı şirketiniz yoksa siz değerli iş yapmıyorsunuzdur diye düşünmekten; geleceği tayin etmede ve geleceğe yatırım yapmada başarısız olurlar.

Herkesin birbirini “düdükleme” amacı var bu ülkede, kimse kimseye güvenmiyor. Eğitime gelirsek çocuklara hayal kurma, cesur olma, sorgulama değil; itaat, kopya, ezber aşılanıyor. Ehhh kopya ile ortaokul, lise, üniversite bitirenlerin de iş dünyasında ne kadar ARGE projesi çıkarttığını bizzat görüyorum yıllardır. Bu adamların “çalıyor ama çalışıyor” demesi de süpriz değil. Daha kötüsü iktidardan şikayet ederken, iktidar alternatiflerinin de en az iktidar kadar rezil durumda olması da süpriz değil…

Evrim teorisinin yasaklandığı bir ülkede Apple, Tesla çıkmaz! Sistemin olmadığı, liyakatin olmadığı; çalışanın, düşünenin, yaratıcı olanın, sorgulayanın, üretenin yükselmediği ve yükselmediği gibi “tepeden inme” tipler tarafından engellendiği, halk tarafından “vatan haini” ilan edildiği (bakınız ülkesini yurtdışında başarıyla tanıtan bazı sanatçılar, Fazıl Say gibi), hatta çalışanın, hayalleri olanların, cesurca davrananların bizzat ailesi, arkadaşları ve halkı tarafından “yapamayız, imkansız” diye engellendiği, desteklenmediği bir ülkeden çıkartabileceğin tek şey milyon dolarlık villayı saçma sapan snaplerle alan bazı tipler, ağzından tükürük saçarak ufacık çocuklara küfür öğreten ve hiçbir bilgi veremeyen YUTUBIRLAR olur.

Felsefe yani sorgulama yoksa, bilimsel gelişmeler yoktur. Yani özgürlük olmalı. Özgürlük yoksa, bilimsel gelişme olmaz. Bilimsel gelişme olmaz ise; millet Mars’a şöyle şehir yapmayı ve bunu 2020’de başlatmayı planlar,

 

Biz ise Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin yasalar ve pozitif ayrımcılık ile nasıl sağlanması gerektiğini insanlara anlatmakla uğraşırız.

15 yılda, 15 kez eğitim sistemini değiştirin,
Evrim teorisini yasaklayın,
Hatta felsefe bölümlerini toptan yasaklayın.

Yasaklayın ki, 1 milyar doları nereye nasıl harcadığınızı ve neden doğru düzgün iş çıkmadığını sorgulayacak kitleler oluşmasın. Hayal kuran, cesur olan, sorgulayan değil; itaat eden, hırsızlığı normal gören (aşırma yan intihal ve kopya gibi şeyleri) yığınlar yaratın.

***

Akıbeti Ne Mi Oldu?

Alın ne olduğunu okuyun, eğer sinirlenmiyorsanız gidip nöroşirüji ve psikiyatri bölümlerine görünün  :

EVT S1 projesi yerli olanaklar ve kaynaklarla 2 adet elektrikli spor araç prototipi yapmak üzere başlatılmıştır. Bu prototiplerin en önemli özelliği tekrar edebilir üretime yani seri üretime uygun olmalarıdır. Seri üretime geçmesi için çok uzun süren tasarım aşamalarından geçmiştir.
Projeye başladıktan 3buçuk sene sonra tüm maddi zorluklara, tüm yönetimsel ve teknik sıkıntılara rağmen ekip 1.prototipi tamamlamış ve halkın beğenisine sunmuştur. Ayrıca 2.prototip yürür hale getirilmiş, sadece montajı ve boyanması kalmıştır. Ancak 2015-2016 yılbaşı arifesinde Hacettepe üniversitesinde rektörlük seçimi yapılmış ve rektör değişmiştir. Gerek yeni rektörün projeye sıcak bakmaması, gerekse eski yönetimde haklarında terör örgütü üyesi olmak kadar ağır suçları içeren çalışanların olduğu iddiaları (sadece duyumlar ve ve medya bilgisidir) sebebiyle 2016 Ocak itibariyle EVT firmasının tüm faaliyetleri durdurulmuştur. Ayrıca bu gibi kapsamlı sanayi hamlelerinde gerekli olan devlet desteği bir türlü sağlanamamıştır.

EVT ‘nin faaliyetlerinin durdurulması kararı o kadar ani alınmıştır ki, 2.prototipin tamamlanması için gerekli 10bin TL bile temin edilememiştir. Oysaki mühendisler projeyi tamamlamak için maaş almadan çalışmayı göze almışlardır. Nitekim 3 ay boyunca maaşlarını da alamadıkları için işlerini terk etmek durumunda kalmışlardır. Ayrıca çalışanların hiç biri şirkette kalan tazminatlarını aradan geçen zamana rağmen henüz alamamışlardır. Hisseleri, özel 2 firma ve Hacettepe Teknokente ait olan şirket şu an sadece kâğıt üzerinde mevcut olup, hiçbir üretim/tasarım faaliyeti yürütülmemektedir.
Sonuç olarak bu ülkenin yetiştirdiği mühendis ve bilim adamlarının, sektörü bilen herkes tarafından alkışlanan çalışması yüzüstü kalmış durumdadır. Proje ekibinin, tamamen kendi dışlarında cereyan eden ve kontrol etmeleri mümkün olmayan olaylar/kişiler nedeniyle, projenin yarım kalmış olmasından duydukları üzüntüyü tarif etmek imkânsız.

Biz milletimizin gurur duyabileceği, katma değeri yüksek, uzun vadede ülkenin kalkınmasında pay sahibi olacak ve en önemlisi bizim bize yetebileceğimizi gösterecek bir proje yapmak istedik. Sadece bilim ve üretim için çalışmış olan ekip olarak, Biz hala umutluyuz.
Tamamlanmış EVT S1 ve yarım kalmış S1 halen Hacettepe Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü, otomotiv laboratuvarında bulunmaktadır. Ayrıca burada aracın tüm üretim süreçlerini de görmek mümkündür.