Son günlerde birden bir kaç çocuğumuzun insan olmayan vahşi yaratıklarca tecavüz edilmesi ve katledilmesi haberlerinin içinde bulduk kendimizi. İdam sesleri tekrar yükseldi, toplumda kin ve öfke arttı.

Bu yazıyı 2 bölüme ayırdım:

1- Suçun artışı,
2- 2030 suçla mücadele projem

 

1- Türkiye’de Suçun Artışı

Ankara Ticaret Odası’nın raporuna sık sık atıfta bulunuyordum fakat HER NASILSA kaldırılmış. Bağlantısını vereyim yine [1].

Yıl İşlenen Suç
2002 295.828
2003 321.805
2004 353.578
2005 487.761
2006 785.510
*** ***
2010 3.320.676
2012 3.285.925

**

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz, arttırılmış kapasitesiyle 208 bin 830 yatağa ulaşan cezaevlerinde 235 bin 888 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu açıkladı [2].

Anlayacağınız, Türkiye’de cezaevleri doldu. Bu yüzden “ev hapsi” veya erteleme ve hatta af gibi bir takım şeyler gündemde.

Peki bu suçlar neymiş, suçluların durumu nedir diye bakarsanız [3]:

Hırsızlık: 31 bin 518
Cinayet: 27 bin 22
Uyuşturucu: 26 bin 764
Yağma ve gasp: 17 bin 984
Yaralama: 17 bin 931
Cinsel suçlar: 12 bin 546
Sahtecilik: 6 bin 577
Dolandırıcılık: 3 bin 140
Fuhuş: 2 bin 23
Adam öldürmeye teşebbüs: bin 941
(bu veriler 2014 verisidir)

Eğitim durumları?

İlkokul mezunu: 64 bin 193
Ortaokul mezunu: 28 bin 221
Lise mezunu: 22 bin 218
İlköğretim: 17 bin 765
Okul bitirmeyen: 6 bin 776
Okuma yazma bilmeyen: 5 bin 311
Yükseokul: 3 bin 932 ile yüksekokul
Lisans: 68
Doktora: 14
(bu veriler 2014 verisidir)

**

Kadına Şiddet

Neşet Ertaş ne güzel söylemiş; kadınlar insandır, biz insan oğlu…

Fakat Türkiye’de ne ana’ya saygı var, ne de sevgi…

Kadın Cinayetlerini Durduracağız oluşumunun veri bölümünde, ay ay “katledilen” kadınların raporu var.

2018 yılının,
Ocak ayında 28 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
Şubat ayında 47 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
Mart ayında 25 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
Nisan ayında 30 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
Mayıs ayında 37 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
Haziran ayında 39 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

Anıt Sayaç ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız sitelerinden katledilen kadınların nasıl katledildiğini (örneğin 4 yaşındaki çocuğu önünde nasıl katledildiğini), daha ayrıntılı şekilde görebilirsiniz.

İlk 6 ayda 206 kadın erkek “terörüne” kurban gitmiştir!

Ya benimsin ya kara toprağın kafasıyla işleniyor. Boşanmak istediği için öldürülüyor. Madem çok seviyorsun, ilgi gösterseydin!

 

Çocuk İstismarı

Yine Kadın Cinayetlerini Durduracağız oluşumunun raporuna göre, “basına yansıyan haberlere göre” (buraya dikkat, basına yansıyanlara göre sadece):

Ocak ayında 147 çocuk istismar edildi.
Şubat ayında 30 çocuk istismar edildi (4’ü evde, 13’ü okulda, 8’i sokakta).
Mart ayında 269 çocuk istismar edildi.
Nisan ayında 51 çocuk istismar edildi.
Mayıs ayında 23 çocuk istismar edildi.
Haziran ayında 24 çocuk istismar edildi.

Öncelikle bu sayılar sadece “haberlere yansıyan” verilerdir. Gerçek veriler kat kat fazladır. Siteye raporlara ay ay bakabilirsiniz. Servisçisi tarafından taciz edilen 11 yaşında kız mı ararsınız, 15 yaşında çocuğa istismarda bulunan öğretmen mi? Yoksa komşusuna bıraktığı ufak çocuğunu, bebeğine istismar ve tecavüz eden yaratıklar mı?

 

Dikkat Ettiniz Mi: Dönemlik Kadın, Çocuk, Hayvan Suçları Haberleri

2 yıldır özellikle dikkat ediyorum, Türkiye’de dönem dönem suç haberleri yayınlanıyor. Dönem geliyor, 2-3 hafta hayvanlara eziyet, dönem geliyor 2-4 hafta kadına şiddet, dönem geliyor çocuk istismarı, dönem geliyor 2-3 hafta kadın cinayeti…

Sürekli olarak dönemlik veriyorlar. Bunun bilinçli olarak böyle yapıldığını düşünüyorum ancak ardındaki amaç nedir onu anlamakta zorluk çekiyorum. Sürekli istismar var, sürekli kadına şiddet; taciz, tecavüz, hayvanlara işkence var. Her gün var. Fakat bir dönem Özgecan falan oluyor, birden ayyuka çıkıyor, sonra medyada ses yok! Bakıyorsunuz Anıt Sayaç ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız platformlarına, aylık verileri görüyorsunuz; aynen devam etmiş.

Medya neden sessiz?

Bir yerlerden toplumda tepki yaratacağı düşüncesiyle emir mi gidiyor yayınlanmaması için? Yoksa daha kötüsü, küçük çocuklara istismar haberi varken ve toplumda tepki yaratmışken; bir başka istismar haberi için “şimdi bu iyi gidiyor, hit çekiyor, reyting alıyor o yüzden bunu da verin” şeklinde pislik bir düşünce ile mi aktarılıyor?

Siz de dikkat edin, 2-3 aylık süreçlerde patlıyor bu işler. Konular: kadına şiddet, kadın cinayeti, çocuk istismarı, hayvanlara işkence ve cinayet… Bir kaç gün yoğun olarak veriliyor, sonra bir kaç ay sakin, sonra başka konu önümüze konuluyor ve bir kaç gün sürekli ve farklı haberler veriliyor.

Ben burada ciddi kasıt arıyorum!

Bakın iktidar engelliyorsa iktidar bilsin, medya “tutuluyor” diye dönem dönem veriyorsa bilsin; bu tarz şeylerde toplumun tahammülü artık kalmadı! Yasa mı çıkartılacak ne yapılacaksa yapılsın, çünkü toplum bir patlarsa, tam patlayacak ve bazı şeylerin önü alınamayacak.

 

AKP Suç ve Suç ile Mücadelede Çuvalladı

16 yıldır iktidarlar kendileri. Dindar nesil diyorlar, her sokağa 2 cami inşa edecekler neredeyse; siyasi olarak “muhafazakar” yani geleneklere, dine daha bağlılar, AHLAK konusu onlar için önemli olmalı! Dünyanın her yerinde muhafazakar iktidarlarda ahlak ön plana çıkar, bizimkiler hariç… Etek, askılı giydiğinde ahlaksızsın, ahlak anlayışları böyle sapkınca! Çünkü kadının bacağına, koluna baktıklarında yürüyen seks objesinden başka bir şey görmüyorlar.

16 yıldır tek başlarına iktidardalar ve özellikle hayvan, çocuk, kadın konusunda her türlü yasayı geçirebilecek güçteler ki muhalefetin bu konuda tam desteği vardı, hâlâ var.

**

Gel gelelim hırsızlık, taciz, tecavüz, yağma, gasp arttıkça artıyor!

Sadece dış politika, ekonomi, tarım ve hayvancılık gibi alanlarda değil; maalesef suç konusunda da tepetaklak gitti. Diyeceksiniz ki FETÖ olayı oldu, ondan arttı. Hayır efendim 2014 yılının haberine bakıyorsunuz, yine dolu.

Çünkü zihniyetleri, bakış açıları yanlış ve daha kötüsü yanlış yaptıklarını kabul edip bizleri dinlemiyorlar!

Tayyip Erdoğan: Kadın erkek eşitliği doğaya aykırıdır, kürtaj bir cinayettir, her kürtaj bir Uludere’dir, kadının öncelikli rolü anneliktir.

Bülent Arınç: Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacak.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu: Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamalıdır.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Özellikle kadınlar arasında kriz dönemlerinde işgücüne katılım oranı artıyor.

AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan (kadın gazetecilere): Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam, bunların “doğal” hali budur diye…

AKP Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün: Tecavüze uğrayan kadınlar doğurmalı, kürtaj yaptıranlar tecavüzcüden daha büyük suçlu.

Eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül: Türk hanımları evinin süsüdür.

Çevre ve Orman BakanıVeysel Eroğlu (iş isteyen kadına): Evdeki işler yetmiyor mu?

Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek: Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yaptırmak zorunda kalmasın. AKP İl Genel Meclis Üyesi: Kızlar okuyunca, erkekler evlenecek kız bulamıyor

**

Say say bitmez! Ufacık çocuğunu komşuya emanet etmiş, bizim ileri gelen AKP’liler “çocuklarınıza sahip çıkın” diyor. Ensar Vakfı olaylarında ve devamında neler dediklerini de biliyoruz! Bu kafayla ne kadına şiddet durur ne de taciz, tecavüz olayları!

Eğitim yok, ahlak yok!

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın desteğiyle Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün gerçekleştirdiği 2014 Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırmasına göre:

  • Türkiye genelinde yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten kadınların oranı yüzde 36. Bir başka deyişle, her 10 evlenmiş kadından neredeyse 4’ü eşi veya birlikte olduğu erkeklerin fiziksel şiddetine maruz kalmış.
  •  Şiddet düzeyinin en yüksek olduğu bölge Orta Anadolu. Türkiye genelindeki kadınların yüzde 36’sı fiziksel şiddete, yüzde 12’si cinsel şiddete maruz kaldığını belirtirken, kadınların yüzde 38’inin iki şiddet biçiminden en az birine maruz kaldığını söylüyor.
  • 15-24 yaşları arasındaki kadınlar arasında fiziksel şiddet, en yaşlı grup olan 45-59 yaşlarındaki kadınlara oranla yaklaşık üç katı seviyesinde.
  • Erken yaşta evlenmiş kadınlar (18 yaş öncesi) her iki şiddet türüne (fiziksel ve cinsel) de daha fazla maruz kalıyor.
  • 18 yaşını tamamladıktan sonra evlenen kadınlar arasında ise her on kadından üçünün fiziksel şiddete, her on kadından birinin cinsel şiddete maruz kaldığı görülüyor.
  • Eğitim düzeyinin artması fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalma yüzdelerini azaltıyor. Hiç eğitimi olmayan/ilkokulu bitirmemiş kadınların yüzde 43’ü fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalırken, lisans ve üzeri eğitimi olan grupta bu oran, yüzde 21’e düşüyor.
  • Ülke genelinde evlenmiş kadınların yüzde 19’unun orta derecede fiziksel şiddete, yüzde 16’sının ise ağır derecede fiziksel şiddete maruz kaldığı görülüyor. Ağır fiziksel şiddetin de en yoğun yaşandığı bölge Orta Anadolu bölgesi.
  • En yaygın karşılaşılan fiziksel şiddet içeren davranışın “tokat atma ya da bir şey fırlatma” olduğu görülüyor.
  • Evlenmiş yüzde 33’ü tokat atma ya da bir şey fırlatmaya, yüzde 18’i itme ve tartaklanmaya, yüzde 13’ü yumrukla vurmaya, yüzde 10’u tekmeleme, sürükleme ya da dövmeye, yüzde 6’sı boğazı sıkılmaya ya da yakılmaya ve yüzde 3’ü bıçak silah gibi aletlerle tehdide ya da bu aletlerin kullanılmasına maruz kaldığını ifade ediyor.
  • Ağır derecede fiziksel şiddete maruz kalan kadın sayısı, orta derecede şiddete maruz kalan kadın sayısına göre daha az olmasına rağmen, ağır fiziksel şiddet biçimlerinin orta derecede fiziksel şiddet biçimlerine göre daha çok tekrarlanıyor.

 

2030 Projem: Suçla Mücadelede Tespit ve Tedavi

Yaklaşık 5-6 yıldır, idealimdeki ülkeyi ortaya çıkartmak için fikirlerimi kağıda döküyorum. Bir bölümünü buradan ara ara paylaştım fakat çok ham halini ve tüm projelerimin ve fikirlerimin 10’da 1’i değildir yazdıklarım. Hukuk, psikoloji ve konusuyla ilgili ne varsa şekillendirmeye çalışıyorum. 2030’da her şey istediğim gibi giderse; bir bir hayata geçireceğim projeler… Burada yazmamın nedeni ise, toplum tarafından süzgeçten geçilmesi. 2030’a geldikçe, benim fikirlerimi benimsemiş kitleler olacaktır.

İşte bu fikirlerimden bir tanesi Vatandaşlık Okulu idi (ki Vatandaşlık Kampı adı verilen başka bir versiyonda var).

Hepiniz Avrupa’da trafik kurallarının çiğnendiğinde insanların başlarına geleni duymuşsunuzdur. Örneğin kırmızı ışıkta geçen Türk arkadaşa, devlet tarafından bir adam atanıyor ve 5 gün boyunca işten izin alıp trafikte geziyorlar. Adam her ışığa geldiğinde “kırmızı ışıkta duruyoruz” diyor. Yeşil ise “yeşilde geçiyoruz” şeklinde HER DEFASINDA tekrarlıyor.

Bu nasıl din eğitim ahlak başlıklı konumda belirtmiştim; Bulgaristan’da ister tır şöförü olun, isterseniz tamirci; ilgili teknik okula gidiyorsunuz ve orada işin mantığını alıyorsunuz. Bir kamyon ile dağ başında kaldığınızda, büyük oranda işinizi görecek kadar tamir biliyorsunuz. Veya tamirciyseniz, elektrik ve elektronik ile ilgili şeyleri okuldan öğreniyorsunuz ve açıkça söylüyorum; bizim elektronik mühendislerinin (özellikle yeni ve özel olan bina üniversite mezunlarının) çoğu bilmez o bilgileri.

İşte bunlardan yola çıkarak oluşturdum fakat orada da sınırlı kalmadı iş. Suçun tespit ve tedavisi ile ilgili bir şey düşündüm. Tabi ilgili alanları okusam (psikoloji, hukuk vs) belki düşündüklerimin temelinde bazı fikirler bulacağım, fakat buna şansım yok. Bu yüzden arkadaş arasında tartışırken ya da oturup olayları analiz ederken bulduğum bir şey vardı ki; hukukçu arkadaşlarımı ikna etmekte zorlandım. Çünkü hukukçular (çok şükür uluslararası hukukçular değil) fazlasıyla kalıpsal davranıyor. Anlaşılabilir, çünkü Anayasa belli, Ceza Hukuku vs belli. Fakat bana toplumu ve ülkeyi şekillendirecek; kuracağımız sistem ile yüz yıllar boyunca ayakta kalacak YERLİ VE MİLLİ (ama iktidarın söylediği gibi değil, gerçekten kültürümüze ve topluma uygun) bir sistem kurabilecek insanlar lazım. Her seferinde “yapılamaz” diyen değil, imkansızı başarmak için yola çıkan hukukçular ve insanlar gerek.

 

Suçun ve Suçlunun Tespit ve Tedavisi

Çok karıştırmamak için basitçe anlatıyorum.

Bakıyorsunuz taciz, tecavüz, çocuk istismarı ile hüküm giyen ve yargılanan manyaklara; geçmişlerinde hayvanlara işkence etmişler, hayvan öldürmüşler… Say say bitmez. Fakat ya ceza almamış, ya ertelenmiş ya da uygun miktarda para cezası ile kurtulmuş. Büyük sorun!

Şimdi size bir örnek göstereceğim:

 

**

Gördüğünüz bu yaratık, yavru kediyi alıp denize atıyor. neden? Çünkü MANYAK. Fakat mevcut yasalara göre muhtemelen ya ceza almayacak ya da 50-60 lira ödeyip kurtulacak. Çünkü yasal boşluklar var.

Bir insanın (insanlar hakaret olarak algılamasın), başka bir canlıya işkence çektirmesi, tecavüz etmesi, öldürmesi; KİŞİNİN SAPIKLIK VE SAPKINLIK BARINDIRDIĞINI GÖSTERİR! Yani psikolojisi normal değildir, normal bir insan değildir. Normal bir insan bunu YAPMAZ!

Fakat bu kişilere karşı hiçbir yaptırım olmadığı için, bir çocuğa istismarda bulunana ve/veya kadına taciz, tecavüz, cinayet suçlarını icra edene kadar hiçbir ceza almayacaktır.

Bana göre bu hastalıklı bir düşüncedir, hastalıklı bir bakış açısıdır!

İdam Çözüm Mü?

İdam gelsin diyorlar, birincisi idam getirilen hiçbir ülkede suçlar bitmedi! İkincisi, şöyle düşünün; sevdiğiniz bir insan ölüyor. ÖLÜYOR! Allah göstermesin fakat vahşice öldürülüyor. Tecavüz, cinayet… Aklınıza getirmekten bile çekindiğiniz fakat HER GÜN bu ülkede bir kaç insanın başına gelen şekilde… Bunu yapan insanın öldürülmesi, idam edilmesi; sevdiğiniz kişiyi geri getirecek mi?

Anlaşılır bir şekilde, “dişe diş göze göz” denilerek idam edilmesinin rahatlatacağını söyleyenler olacak. Anlıyorum.

Kimyasal hadımı desteklerken, idamın çözüm olmayacağı kanısındayım. Benim çözümüm nedir?

 

Daha Kötüleşmeden Müdahale Edilmeli

Kırmızı ışıkta durulması gerekiyorken geçiyorsa, emniyet şeridinden uyanık şekilde gidiyorsa hemen Avrupa’da olduğu gibi kişinin kafasına kakılarak kurallar öğretilecek. Burada size de iş düşüyor. Hatalı park edenleri, makas atanları falan çekip, Emniyet Genel Müdürlüğü sitesindeki İhbar Bölümüne bildireceksiniz. Olayı yazacaksınız, görüntüleri ekleyeceksiniz. Efendim işlem yapılır mı? Ben kaç kere ihbar ettim, benden günah gitti. İşlem yapmazlarsa, kendileri bilirler.

Bir adım daha ağırlaştıralım. Kafede oturuyoruz, pat birileri kavga etmeye başladı. Oradaki herkesin huzuru kaçacak değil mi? Hemen yakalanacak bu arkadaşlar, önce huzuru kaçırdığı için iikisine de 100’er lira kesilecek. Ardından polisi ve devleti meşgul ettikleri için yine aynı miktarlarda ceza kesilebilir. Sonrasında (burada açıklamadığım ve açıklamayı düşünmediğim) gelecekte ortaya çıkartacağım bir nevi “hızlandırılmış” mahkemelere götürüp işlem görecek ve hata yüzlerine göre şöyle sağlam ceza ödeyecekler. Hadi bir daha kavga edin, göreyim.

Anafikri anladınız sanıyorum.

Daha Kötüleri?

Geldik istismar, taciz, tecavüz, cinayet… Şimdi bu işler birden bire olmuyor. Tabi eşini yatakta başkasıyla basınca geçirilen cinneti bahsetmiyorum. Belki feminist arkadaşlar kızacak fakat bu durumda bir tecavüzcünün ve çocuk istismarcısının alacağı kadar büyük cezalar almasını da doğru bulmuyorum! Eşinin ardından kimse bok yemesin kardeşim. Aynı şekilde kendini savunan bir kadının da ağır ceza alması yanlıştır!

Çok iyi bir insanın bir gün kalkıp “yahu bugün çocuk istismar edeyim”, “köpeği telle boğayım”, “kadına tecavüz edeyim”, “eşimi döveyim” dediğini düşünmüyorum. Hayatlarının geçmiş dönemlerinde hayvana, çocuğa, insana şiddet uygulamıştır bu mahlukatlar. Bunu bakanlık araştıracak, STK’lar araştıracak.

Yukarıdaki kediyi atan adam elini kolunu sallıyor muhtemelen. Fakat bu insan psikolojik olarak rahatsız. Başka hayvana yine işkence edecek. Sonra insana ve çocuğa başlayacak. Kendi çocukları, kendi eşi veya başkalarına… Sonunda taciz, tecavüz, cinayet…

Diyorum ki buraya kadar bekleyecek miyiz? Beklemeye gerek var mı? Yasalarımızda sorun var çünkü Avrupa’dan devşirdik. Kendi yasamızı yapacağız! Bak kardeşim İspanya’ya, nasıl yasa oluşturuyor, yıllara yayarak. YERLİ VE MİLLİ yasa çıkartacaksın o halde!

Kediyi suya attığında gözaltına alınıp, serbest kalan değil; vicdanımızı rahatlatan, ve bu adamın bir daha hayvana işkence uygulama düşüncesi bile aklından geçerse, dizlerini titretecek hale getiren bir sistemin olacak. Olacak ki çocukları, kadınları, insanları koru.

Her gün sokakta, otobüste, AVM’de ve her yerde bizim veya sevdiklerimizin yanında onlarca, yüzlerce manyak dolaşıyor. Bu manyaklar suçu işledikten sonra idam etsen ne olur? Benim sevdiğim insan tecavüz edip öldürecek, sonra idam gelmiş…

DEVLET DEDİĞİN HALKINI KORUR! Önemli olan cezalandırma değil, caydırmadır. Caydırıcı olacaksın, halkını koruyacaksın. Yoksa sana “devlet” desek ne olur, demesek ne olur?

 

Tedavi

Manyaklar tespit edildikten sonra uzmanlar değerlendirecek, ardından ne kadar süre tedavi edileceği kararlaştırılacak ve “teknolojinin olmadığı”, doğal bir ortamda tutulacak bu arkadaşlar. Toplum nedir, kurallar neden var, kurallara neden uymalıyız şeklinde bazı derslerden başlayıp; psikolojik tedavinin her türlüsü yapılacak. Bittiğince SALINACAK. Eğer gerekli görülürse, bileğine bilezik takılıp, kalabalıklara girmesi yasaklanacak ve hatta köylerde tutulacak.

Tecavüzcüleri, katilleri, tacizcileri aynı köylerde tutalım (sivillerden arınmış); biraz odun kesip, madene girsinler bakalım neler olacak?

İnsanı Kazanacağız

Tabi buralarda spor, sanat gibi aktiviteler olacak, kitaplar olacak, her türlü destek verilecek. Bu şekilde insanları öldürmek değil; suç işlemeden önce tespit edip, sonra tedavi ederek hem kendi hayatını, ailesinin hayatını hem de başkalarının hayatını ve ailelerin hayatını kurtarmış olacağız. İnsan kazanacağız yani!

Polisler artık hırsızlarla uğraşmıyor! Önden alıyorlar, arkadan çıkartıyor mahkemeler. Tam hatırlamıyorum fakat Ankara’da çalıntı araçla bomba patlatılmıştı. Baktıklarında görüyorlar ki; emniyet, çok ses yapıyor diye rahatsız olmuş ve çalıntı araçları görünce uyarı veren sistemi kapatmışlar!

Tabi polislere de büyük yük düşüyor, polisleri de anlamak gerek fakat çarpık sistem, sıkıntılı yasalar; başta hukukçulara, polislere, devlet görevlilerine ve sonra halka büyük sorunlar yaşatıyor!

Gereken, köklü bir reformdur!

Biliyorum ki AKP yapamayacak. Buradan okuyup bir şeyler yapmaya çalışsalar dahi yapamayacaklar, çünkü geçmişte de yapamadılar. Hiç merak etmeyin, 2030’da gerçekleştireceğim.

 

Hapishaneler

Hapishaneler için, “vicdan” planım var. Hapishaneler, Türkiye’de suçluların üniversitesidir. Daha fazla bilgi öğrenip çıkarlar. O yüzden öyle koğuş sistemi olmayacak kusura bakmayın. Hırsızlık, tecavüz, cinayet, istismar büyük suçlardır. Büyük suçları işleyenler gidip koğuşta öğrenim görmeyecek kardeşim! Hücre tipi…

Yan yattığında sığacağı tarzda yatak, 3 adım atamayacağı bir oda; odada klozet, banyo ve lavabo aynı yerde (lavabo, sifonu dolduracak, üstünde yani, duş gideri de tuvalet).

**

Kafanızda böyle bir şey canlandırabilirsiniz. Kitap okursa, spor ve sanat kurslarına giderse; toplum, toplumda yaşama vs gibi derslere katılırsa, “bahçeye çıkabilir”. Onun dışında bahçeye çıkış falan beklesin dursun! Hücresinde adım atamayacak.

Tabi ki bunlar ağır suçlular için.

Diğer suçlardaki kişiler, aynen mevcut sistemle devam edecek. Kimse kusura bakmasın; çocuğa istismar, taciz, tecavüz ve kadına istismar, taciz, tecavüz ve karısını öldürme falan gibi suçlar işleyecek; sonra koğuşa öyle mi? Hücre kardeşim.

Avrupa Birliği yasalarının da, insan haklarının da çevresinden dolanırız. Hukuken, “imkanlı” hale getirecek adamlarla birlikte çalışacağım. Anayasa’dan başlayarak ilgili her türlü yeri değiştireceğim.

Kediyi suya atan arkadaş 1 hafta (tekrarlarsa 1 ay, tekrarlarsa 1 yıl vatandaşlık okuluna; yine tekrarlarsa 6 ay hücreye) ceza alacak. Daha kötüsü yapanlar ise, daha büyük cezalarla karışılaşacak. Büyük suç işlemeden önce, bu manyakları tespit edip; tedavi etmek gerekiyor. Hem bu kişiyi, hem gelecekteki kurbanını kurtarmış oluruz.

Cezaların sertleştirilmesinden çok, manyakların tespiti ve tedavisi önemli hale geliyor.

Fakat Türkiye, açık hava tımarhanesi halini almışken bunları başarmak tabi ki zor olacak. Psikologlarla, hukukçularla sıkı çalışmalar yürütülecek. Uluslararası hukukçular, diplomatlar, polisler, hakimler… Herkesle özel çalışmalar yapılarak son hali verilecek. Bir kaç kez denenecek; 10-15 yıl sonunda bu denemelerle iyileştirilerek yeni sisteme geçiş yapılacak.

Avrupa ülkelerinden almayacağız, gerekirse ileride onlar bizden “esinlenecek” göreceksiniz.,

Bu ağır suçları işleyenlerin gözlerinin yaşına bakmayacağım. Kimyasal hadım konusunu da bu anlamda destekliyorum fakat idama hâlâ karşıyım.

 

Kaynaklar

[1] Ankara Ticaret Odası Raporu

[2] Hürriyet. Cezaevleri doldu taştı. Ankara. 8 Şubat 2018, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/cezaevleri-doldu-tasti-40734889

[3] Türkiye Gazetesi. Cezaevleri doldu taştı, işte Türkiye’de en çok işlenen suç. 30 Kasım 2014, http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yasam/210756.aspx

Etiketler: , , , ,