Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

andıç: konuyu seçim dönemi için yazmıştım ancak ekonomik kriz söylentileriyle birlikte insanlar daha fazla gelmeye başladı. O yüzden yeni yazım olan 2018-2018 Türk Ekonomik Krizi‘ne bakabilirsiniz. Bu kriz ile ilgili, alttaki yazılar ise 2002-2015’te o kadar sıcak para, FED’in para salması, özelleştirmeye rağmen; batık komşu Yunanistan’dan bile iyi olamadığımızı anlatan, aslında gelişimin yeteri kadar olmadığını anlatan bir yazı. Hatta ufukta görünen ekonomik kriz ve faiz artışları; bunca olaydan sonra dönüp dolaşıp aynı noktaya geldiğimizin kanıtı gibi.

Bir izletiye denk geldim, Recep Erdoğan simit ve çay hesabı yapıyordu. Bugüne baktım ve ekonominin aslında söylendiği kadar iyi olmadığını size anlatayım.

Dikkat!: bu yazımda fazlasıyla veri kullandım. Daha sade açıklama için şu konuya bakınız : Türkiye Ekonomik Olarak Sömürgedir

Ekleme 1: Yazılanlara karşı eleştiriler vardı, yazının sonunda bunlarla ilgili ekleme yaptım.
Ekleme 2: “enaz” (asgari) ücret konusunda sıkça eleştiri gelmeye başladı. Onunla ilgili bir başlık açtım.

İzletide 1993’ten bahsediliyor.

1993
Asgari ücret : 910.000
Simit : 1.000 (bin lira)
Çay : 1,500
Toplam : 2,500
1 aylık ailenin gideri :
2,500 *3 öğün * 5 kişi * 30 gün = 1.125.000

2015
Asgari ücret : 949 TL
Simit : 1TL
Çay : 1 TL
Toplam: 2 TL
1 aylık ailenin gideri :
2TL * 3 öğün * 5 kişi * 30 gün = 900TL

Ekonomiyi geliştirdik dedikleri bu mu?

Andıç: yazıyı yazma zamanım, 7 Haziran seçimlerinden önceydi. Asgari ücreti bu yüzden öyle aldım. Ayrıca kaynak yok, 1400-1500 olmaz demelerine rağmen 1300’e çıkartacağız diyorlar. “Bunca senedir neden yapmadın” denebilir, ancak söz verdikleri konusundan bir şey demeyeceğim. Başka bir konu.

Buyrun Recep Erdoğan’ın o izletisi:

****

2006'dan 2010'a et fiyatları

2002 yılında et fiyatı >> 8,9TL [kaynak]
2015 yılında et fiyatı >> dana 22,57TL, kuzu 21,68 TL [kaynak] (Migros Sanal Markette kıyma 33TL [kaynak])
Artış : 2,53 kat

2002 yılında 1lt benzin >> 1,64TL [kaynak]
2015 yılında 1lt benzin >> 4,42TL [kaynak]
Artış : 2,69 kat

2002 çiğ süt fiyatı >> 38 kuruş [kaynak]
2015 çiğ süt fiyatı >> 1,15TL [kaynak]
Artış : 3 kat

2002 ekmek fiyatı (200gr) >> 25 kuruş [kaynak]
2015 ekmek fiyatı (250gr) >> 1TL [kaynak] (200gr, 80 kuruş eder)
Artış : 3,2

-1 dolar alış, 3 Nisan 2002 ve 2015’i seçtim, bir nedeni yok-
2002 yılı dolar paritesi >> 1,328,659 (6 sıfır at:  1,3286 TL) [kaynak]
2015 yılı dolar paritesi >> 2.5905 TL [kaynak]
Artış: 1.95 kat

2002 yılı çeyrek altın >> 24 TL (6 sıfır atılmış hali) [kaynak]
2015 yılı çeyrek altın >> 176.9100 [kaynak]
* ilginçtir, üstteki kaynak bağlantısında, sene sonu fiyatının bir anda 38 liraya fırladığını görürsünüz ki AKP’nin geldiği zamandır.
Artış : yaklaşık 7.3 kat !

İhracat/ithalat oranına bakalım;

2002 >> 0,699 [kaynak]
2014 >> 0,651 [kaynak]
Aradaki fark : 0.93 kat azalmış !!! NEDEN?
Andıç : bilmeyenler için, yukarıdaki bölme diyor ki : sattığımızdan daha fazla alıyoruz, bu da borçlanmaya gider!

Dış Borca bakalım o zaman
2002 >> 130 Milyar dolar [kaynak]
2014 >> 233,4 milyar dolar  [kaynak]
Artış : 1.79 kat !

Ekonomi mi dedik?

Öncelikle 2016 yılından gelen düzenleme:

SON 13 YILDA TÜKETİCİ KREDİSİ BORCU 134 KAT ARTTI! Adalet bakanlığı verisi [kaynak].

Türkiye ekonomisi dünya sıralaması Bülent Ecevit dönemi ve AKP dönemi

 

**

 

Bakın bu adamlar “toprakları” dahi sattı.

düzenleme: Hatay ile ilgili konuda kaynağı olan siteyle ilgili bir sorun vardı, kontrol etmeden yazdığım için direkt olarak yayınladım. Bu neden, ilgili bölümü kaldırdım.

 

2. düzenleme: haber bölümünden kaynaklı (ki kopyala/yapıştır haberciliği yapan bu ilginç medya ekiplerini tekrar uyarıyorum) bir sorun yüzünden buradaki bilgilerde de hata olmuştur.

İLginçtir yazıda bir çok haber sitesi kaynak verdiğim bölümleri kaldırmış ki bunlar ana akım medyalar. Ayrıca bazı haber siteleri de bu tarz yanlış hesaplamalarla (umarım kasıtlı değildir), yanlış bilgileri paylaşmama neden olmuştur.

Toprak satılması konusunda yanlış bilgilerin paylaşımına neden olduğumuzdan dolayı bütün takipçilerimizden özür diliyoruz.

**

Şimdi suları satıyorlar!!! 

İlgili konu : Topraklarımız Yabancılara Nasıl Satılıyor?  (Artık Sularda)

Dün (2.3.216), T.C. ile K.K.T.C. arasında su antlaşması imzalandı. Maddeler yorumlanacaktır elbet ama ilgin kısımlar var. Manavgat suyunun İsrail’e satışı 2004’te antlaşma imzalayıp, olumsuzluklar nedeniyle fesih edildi. Şimdi ise satışın önü açıldı. Artık Kıbrıs’tan kolayca satılabilecek. Satmadığınız ne kaldı?

Tartışılan Konu Asgari Ücret

Bazı eleştiriler gelmeye başladı. Burada çok ama çok önemli bir sorun var;

Enflasyon ve alım gücü gibi değerlere bakacağız. Üretime bakacağız, asgari ücrete bakacağız. Bütün ekonomik sistemde en önemli şey nedir? ÜRETİM! 1999 yılında, Türkiye Cumhuriyetinin en büyük afetlerinden birisi, 99 depremi meydana geldi. Depremin olduğu yer Marmara (İzmir, Bursa, İstanbul gibi) üretimin kalbi, fabrikaların olduğu yerdi. Burada bir çok üretim tesisi zarar gördü ve ülke ekonomisi büyük sıkıntılar yaşadı. 2002-2003 yıllarına kadar başka bölgelerden araçlar ve ekipmanlar depremin getirdiği enkaz ve sıkıntıları temizlemek için Marmara bölgesine gönderildi.

Peki bu dönemi günümüz yada depremin 10 sene öncesiyle kıyaslamak ne kadar doğrudur soruyorum.

Hoş yinede tamam diyorum.

OECD raporuna göre [bağlantı], Türkiye’nin durumuna bakalım.

asgari ucret

2000 yılında sondan 8.’yiz.
2002 yılında sondan 7.’yiz.
2006 yılında 2013’e kadar sondan 8.’yiz.
2013 yılında sondan 9.’yuz (Yunanistan).
2014 yılında sondan 9.’yuz.

Bu PPPs oranıdır (PPPs >> Kamu Özel Sektör İş Birliği). Peki market exchange rate ne durumda? (serbest piyasa döviz kuru). Pek fazla değişim olmuyor.

Düzenleme:

Asgari ücret konusunda LDP (Liberal Demokrat Parti) çok güzel bir grafik hazırlamış[kaynak];

asgari ücret ve dolar oranı

Şimdi yukarıdaki tablodan bir şey anlamadım ben diyebilirsiniz.

2016’DA YAPILAN O BÜYÜK(!) ZAM ASLINDA SADECE 9 DOLAR!

Nasıl oluyor bu diyeceksiniz haliyle. Nasıl ki Çin’in ekonomik büyümesindeki gerileme aslında bir küçülme sayılıyorsa; Amerikan doları bu denli yükselirken, Türk parasının ve asgari ücretin büyümesi aslında yeterli miktarda değildir ve bir küçülmedir.

***

Alım Gücü’ne Gelirsek

Türkiye Avrupa’nın neredeyse yarısı[1] [2]. Şuradaki bağlantıdan, dünya ülkeleriyle, bölgesel ve farklı konulardaki karşılaştırmaları yapabilirsiniz.

Yerel satınalma gücü indeksinde : 54’teyiz.
Tüketici fiyat indeksinde : 125 ülke arasından 83’lerde yer bulabildik.
Market indeksinde ise 97’deyiz. (groceries index sanırım market indeksi).

Sıkıntılı kısım şu; asgari ücret ve ekonomiyi “sadece” yıl yıl incelerseniz, Türkiye’nin en büyük depremini atlarsınız. Etrafta olan bitenleri atlarsınız.

Bu yazıda vurgulamaya çalıştığım şey başında da yazdığım gibi “ekonominin gösterildiği kadar iyi olmadığı” ve 8-10 sene içinde Türkiye’nin muhtemel bir ekonomik kıskaca gireceğidir. Yapılanlara (kurum, maden, liman vs’nin satılması ve gelen paralarla yapılan yatırımlara) baktığımızda istihdam üretecek işler değil ve üretimin Türkiye ayağında sıkıntı yaratacak şeylerdir.

1923-1980, 1980-2015’e bakıldığında yada 1923-2002 ve 2002-2015’e bakıldığında “söylendiği kadar” büyük gelişmeler olmadığını göreceksiniz. Örneğin Hollanda’da tarım ve hayvancılığın gelişmesinin en büyük nedenlerinden birisi kooperatiflerdir. Peki Türkiye’de kooperatifler ne duruma düştü?

Bir çok ürün ağaçlarda ve tarlalarda çürüyor çünkü parası toplamaya değmeyecek. Mandalı, sarımsağı Çin’den getiriyoruz en basitinden. Üretim, sanayi konusunda büyük sıkıntılar var.

Bu ülkede uçak ve %100 yerli araba (tasarımdan motora) imal ettik biz. Şimdi üretim konusunda olduğumuz yere bakın.

Yeri gelmişken,

Türkiye’de Uçak Üretimi ve Eti Mesgut Uçak Fabrikası

Burada kısaca yazacağım ancak başlı başına bir yazı yazmam gerek.

1941-1950 yılları arasında:

Miles Magister Uçağı’ndan 30 adet üretildi.
THK-2 Akrobasi Eğitim Uçağı’ndan 3 adet prototip üretildi.
THK-5 Ambulans uçağından 2 adet üretildi ve 1950’de Danimarka’ya satıldı.
THK-5A Turizm Uçağından 5 adet üretildi.
THK-7 İleri Öğretim Planöründen (sanırım) 1 adet ürtilmiş.
THK-9 iki kişilik eğitim planöründen 1 adet üretildi.
THK-10 Hafif Nakliye Uçağından 3 adet üretildi.
THK-11 Turizm Uçağından bir adet üretildi.
THK-15 Uğur Eğitim Uçağından 60 adet üretildi.

DC-3 Douglas askeri taşıt uçağından 12 adet yolcu uçağı haline çevrildi.
1947-1949 yılları arasında Milli Savunma Bakanlığı için 263 adet ve THK Havacılık Dairesi için 48 adet uçak onarılmıştır.

Kaynak : Makina Mühendisleri Odası [bağlantı]

 

Kişi Başı Milli Gelir

Kişi başı milli gelirde nasıl “oynamalar” yapıldığı ile ilgili Hürriyet[kaynak] ve Milliyetteki[kaynak] yazıları inceleyebilirsiniz.

Ben daha farklı bir şey yazmak istiyorum. Kişi başı milli gelir dediğimiz, kişi başına düşen milli gelirdir. Hesaplamasında, gayrisafi milli hasıla (yani üretilen malların kazançları) nüfusa bölündüğünde ele geçen rakamdır.

Buradaki sıkıntı şu, Türkiye’de üretilen ürünler belirli bir miktarda artmış ve nüfusa bölümü 10 sene öncesine göre X artmış olabilir. Ancak bunun anlamı ülkedeki her gelir düzeyinden her insanın gelirinin X artması değildir.

Orta sınıf, hem ülke hem de demokrasi için çok önemlidir. Güçlü orta sınıf, güçlü demokrasi, güçlü yarınlar, güçlü ekonomi demektir. Peki Türkiye’de durum nedir ona bakalım.

Credit Suisse’in raporuna göre kişi başına düşen servet (2015) [kaynak]:

  • Türkiye’de kişi başına düşen servet 19 bin dolar
  • Yunanistan’da kişi başına düşen servet 81,3 bin dolar
  • ABD’de yetişkin kişi başına düşen servet 352 bin 996 Dolar
  • İngiltere’de yetişkin kişi başına düşen servet 320 bin 368 Dolar
  • İsviçre’de yetişkin kişi başına düşen servet 567 bin 122 Dolar

Şuraya dikkat, Yunanistan’ın kişi başına düşen serveti KRİZDE OLMASINA VE İFLAS ETMESİNE RAĞMEN 4 katı fazla!

Ayrıca rapora göre (yetişkin sayısından hesaplanıyor) [kaynak],

  • 22 bin ila 220 bin arası servete sahip olan zengin sınıf nüfusun yüzde 9,9’u !
  • 10 bin doların altında geliri olan yani YOKSUL sayılanların oranı ise yüzde 73!

Kısacası bilmiyorum, ekonomi süper, her şey güzel gibi şeyler anlatıp, nüfusun 4’te 3’ünün orta sınıf bile olmadığı bir ülkede her şey güzel, süper, ekonomi iyi demek neyin kafasıdır?

Şöyle söyleyelim:

Avusturya’da yüzde 66,
Slovakya’da yüzde 60,
Şili’de yüzde 34,
Arjantin’de yüzde 32,
Brazilya’da yüzde 28 orta sınıf olan bir dünyada Türkiye’de orta sınıfın yüzde 9,9 olması komedidir! Bunun açıklaması olamaz. Kimse bana enflasyon süper, büyüme hızı çok güzel demesin kardeşim. Zaten büyüme hızında da fazla bir nane yok.

Dahasıda Var

Çin’den : Fasulye, kayısı, kuru sarımsak
İtalya’dan : Ispanak, elma
Amerika’dan : Fındık ve baden
Güney Afrika’dan : Satsuma mandalinası
Şili’den : Üzüm ve elma
İran’dan : Karpuz ve lahana
Kostarika’dan : Kavun
İspanya’dan : Marul

Almamızı nasıl açıklayacaksınız? Bunlar yazdıklarım. Tarım ülkesinin geldiği hâle bakın!

tarim urunleri ihracati

Bu rezilliği nasıl açıklayacaksınız?

Türkiye 126 ülkeden 133 meyve ve sebze ithal ediyor, bu mu büyüme? [kaynak – kaynak 2]

Her şey güzel yalanlarına inanmak ne güzel aslında. Sorgulama hiçbir şeyi, dövlet bilir de geç. Ohh mis.

**

Rusya ve Türkiye’nin internet yatırımı

Türkiye ve Rusya internet yatırımı kıyaslaması

 

*

İşçi ölümlerinden falan bahsetmedim, basın özgürlüğü ile ilgili konuşmadım. Sadece ekonomiyi rakamları vererek anlattım. Ülkenin ne hale geldiğini “Ülke Nasıl Berbat Edilir 101” adlı gönderimde bulabilirsiniz.

 

Yazıya Gelen Eleştiriler ve Yanıtlar

Böyle bir yazı yazınca gerek “trol” adı verilen sorgusuz sualsiz AKP’yi destekleyenlerin karşı çıkmaları oldu (bu kısmı pek önemsemiyorum) gerek alttaki yorumlarda yazılan karşı çıkış noktaları oldu. Aslında konuyu derinleştirmeyecektim ancak bu kadar fazla hit alan bir konu (seçim üzeri olmasının etkisi var) ve yazıyı eleştirdikleri için cevaplar vereyim. Önce kısa sonra uzun açıklamalar gereken kısımları yazacağım.

  • Rakamların Yanlışlığına Dair Eleştiriler
  • Rakamlara baktığınızda, yanlarında “kaynak” yazar ve bunlar bağlantıdır (link). Ana akım medya (Mililyet, Hürriyet, Sözcü, Sabah, Habertürk, Vatan Gazetesi) yada kurum ve kuruluşlardan (UKON.gov.tr, Opet vs) alınmış rakamlardır. Yani ürettiğim rakamlar değildir. Bu yüzden özenle seçilmiş değil, gerçek rakamlardır.

Eflasyon Rakamları

Yorumda Hakan isimli takipçi, enflasyon rakamlarından bahsetmiş. Enflasyon rakamlarına baktığımızda:

2001: %68
2002: %29,75
2003: %18,36
2015: %7-8 civarındadır [kaynak].

2002-2007 (ve hatta 2008) yıllarına kadar AKP oldukça yenilikçi, oldukça idi. Reformlarının sonuçları alındı ve enflasyon, önceki dönemlere göre sabit tutuldu.

Sözcü gazetesindeki habere göre [kaynak] enflasyon değerleri “oynanmış”.

enflasyon 2013-2

Yani bu tarz konulardaki tutumlarını biliyoruz.

Örneğin kişi başı milli gelir bekledikleri gibi gitmedi ve hatta seneler sonra 9 bin dolara düştüğü için, hesaplama yöntemini değiştirdiler ve 19 bin dolara çıktı [kaynak 1] [kaynak 2].

Öte yandan, “kaynağı belirsiz sıcak para” böyle kritik dönemlerde Türkiye’ye giriş yapıyor ne hikmetse!

Kaynağı belirsiz para seçim öncesi geliyor, cari açık vs gibi kritik hesaplamalar yapılmadan önce geliyor. Ne hikmetse sonra gidiyor. Böyle oyunlarla rakamlar üzerinden güzel güzel uyutuluyoruz. Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı ve Nisan ayında 4,4-4,6 milyar dolar para girişi oldu[kaynak 1] [kaynak 2] [kaynak 3].

Enflasyon rakamları kağıt üzerinde mükemmel, ancak hesaplama ve “gizli ellere” dikkat.

***

Hakaretler ve Dayanağı Olmayan Açıklamalar

Malum, konu eğitim seviyesinin yükseldikçe oy sayısının azaldığı bir parti seçmeniyse hakaretlerle baş başa kalmak doğal (enerji bakanı Taner Yıldız söylemişti izletisi burada). AK-trollerin saldırısına maruz kalmayan var mı?

Öte yandan “ŞEREF” isimli yorumcunun yazdığı gibi “milletin karnı tok, millet bunlara inanmaz, yalan atıyorsunuz” şeklinde eleştirilerde geliyor. Yani bir şeylere o kadar inandırılmışlar ki, bu verdiğim rakamların doğruluğuna kaynaklarıyla koymama rağmen inanamıyorlar. En tehlikeli seçmen bu tarz insanlardan oluşur.

Ekonomi ve politika ilginç bir alandır. Sadece enflasyon değerini  gösterip “ekonomi süper” denilebilir. Yada sadece benzin fiyatıyla “bak gördün mü ne oldu” denilebilir. Oysa et fiyatından asgari ücret kurlarına ve hatta son düzenlememde orta sınıfın oranına kadar her şeyi vermemin nedeni; bu değişkenlere tek başına bakmanın yanlış olacağıdır.

Doğru Rakamlarla Yanlış Algı Yaratmak

Bakın daha önce “Doğru Rakamlarla Yanlış Algı Yarattılar” başlıklı gönderimde sıkça belirttiğim üzere, doğru rakamları kullanara yanlış algı yaratmak ve “her şey yolunda gidiyor” yada “her şey tepetaklak” demek mümkün.

Örneğin dış borç ile cari açığı oynayıp, ters orantıya getirmek ve birbirini etkilemek mümkün. Yani dış borcu arttırıp, cari açığı kapatabilirsiniz. Yada dış borcu azaltıp, cari açığı yükseltebilirsiniz. Bir sene “bak dış borç indi”, diğer sene “bak cari açık indi” denilebilir. Abdurrahman Yıldırım, Habertürk’te buna değinmiş [kaynak]. Bundan da önemlisi, dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm bir şey yazmış:

Türkiye’nin brüt dış borç stoku 2014 sonu itibariyle milli gelirin yüzde 50.3’üne çıktı. 2005’te yüzde 35.5’e kadar düşen bu oran küresel krizle tırmanarak 2014 sonunda yüzde 50.3’e yükseldi. Dış borcun milli gelire oranı, 2002 yılındaki yüzde 56.2’den sonra en yükseğine çıkmış bulunuyor.

Devamını linkten okuyabilirsiniz. Ancak şöyle bir uyarı yapmış : “…Yani öyle bir dış konjonktür içine girdik ki, milli gelire oranla cari açığı büyütmenin bedeli yüksek…”.

Algıyı, üstte verdiğim bağlantıdan okuyabilirsiniz. Bunlara dikkat etmek gerek. Ben sadece önemli ürünlerin fiyatlarını yayınladım ve sordum, “geliştik dediğiniz ülke bu mu?”. Üstelik onca maden, liman, otoban, devlet şirketi yabancıya özelleştirilmişken!

Karar sizin, her şeyin güllük gülistanlık olduğuna da inanabilirsiniz, her şeyin olduğundan daha kötü gittiğinede. Ancak Türkiye’nin tarım, hayvancılık, spor, sanat, yüksek teknoloji gibi alanlara yatırım yapması gerek. ÇOK DAHA FAZLA YATIRIM GEREK!

Ürün ve hizmetleri yabancılara satıp (özelleştirip), AVM’lerde yabancı malları pazarlayıp, tarım ve hayvancılıkta dışalım (ithalat) yerine; yerli üretime geçmemiz gerek. Bunu yaparken, teknolojiyi kullanmamız, aynı zamanda istihdam yaratacak yatırımlar yapmamız gerek.

Siyaset bir kenara, bunlar tüm Türkiye’yi, çocuklarımızı ve torunlarımızı yani geleceğimizi etkiler!

******

Dipçe : grafik, Veteriner dergisinde yayınlanmıştır ve veteriner.org.tr adresinden alınmıştır [kaynak].

Dahası için : Para Dedektifi