Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

George Orwell’ın 1984 romanını hatırlayan var mı? 1949 yılında yazmıştı…

Sovyetler çöktü. Görece özgür bir dünyada yaşıyoruz ve artık teknoloji işin içine girdi. George Orwell’ın dedikleri oldu, ancak dediği şekilde değil…

Romanı okumadıysanız alın ve yanında Hayvan Çiftliği’ni de alın ve okuyun…

 

GÖZLENİYORSUNUZ!

George Orwell’ın söylediği şekilde değil belki. Fakat gözleniyorsunuz. Facebook’taki paylaşımlar, swarm’daki check-innler, Google aramaları… Hepsi istatistik oluşturulmasına yardımcı oluyor.

Cem Yılmaz’ın “mangal başında seni mi vuracaklar, boklu hesabını ne yapsınlar” fikri aslında durumun vehametini daha da ortaya çıkartıyor. Akıllı telefonunuz varsa gittiğiniz her yeri, her dakika izleyebilirler. Üstelik kimle birlikte kaç saat geçirmişsiniz bu da görülebilir. Kurallara uyuyorsanız sıkıntı yok, hatta masumiyet bile ispatlanabilir…

AMMAaaa…

Bu işi “gözleniyoruz, her şeyimizi biliyorlar, CIA, FBI her yerde” diyerek hatta işin içine illüminati falan katarak paranoyaklaştırmamak gerek. Sorun olarak görülebilir mi bilmiyorum ancak beni rahatsız eden bölüm şudur;

Şimdi Facebook olduğunuzu düşünün. Şirketsiniz. Türkiye’de 14-28 arası gençlerin en beğendiği kot pantolonu markasını biliyor musunuz? Orada sayfa ve beğeniler var mesela. Hangi araba beğenilmiş, hangi kot pantolonu. Üzerine yer bildirimleri (check in) ile nerede nasıl zaman geçirdiğiniz belli mi?

Şimdi facebook dese ki, bak kardeşim senin müşterilerini analiz ettik, seni beğenenler en çok burada burada vakit geçiriyor, bunları yapıyor… Bu bilgileri parayla satsa, kot pantolonu markasıda reklamdan tutun bir sürü kampanyaya kadar bunu kullanabilir mi?

 

Sadece Bu Kadar Da Değil

Twitter’da ve Facebook’ta yazdığınız kelimeler analiz edilebiliyor. Kelime analizi mevcut; yani saldırgan tavırda mısınız, sevgi dolu sözcükler mi yazıyorsunuz belli. Twitter’da ilgi alanlarınız ortaya çıkıyor çok ilginç değil mi? Beğendiğiniz ünlülerin politikacı, yazar, modacı olup olmadığından bir başlıyor; yazdığınız, retweet ettiğiniz her şey analiz ediliyor.

Yani ülke ülke değil, artık şehir şehir ve bölge bölge insanlar ne konuşuyor belli. Kimle kaç saat dolaşmış, nerelerde ne yapmaktan hoşlanıyor, neleri takip ediyor belli.

 

Büyük Veri (Big Data)

Arıntılı bilgi için : En basit haliyle Big Data nedir?

Bilgisayar mühendisliğinden uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümüne geçtiğimde Big Data’yı görünce heyecanlanmıştım. Ne güzel iş diye… Yani politikada da kullanılıyor. Analiz, veri toplama vs için.

Politika haricinde nasıl kullanılır?

Örneğin belirtiler var ve diyorsun ki “ateşim çıktı”. Bir ülkeden yada bir bölgeden Google’da aramalar çok fazla şekilde geliyor. Domuz gribi belirtileri hangi bölgelerde ne kadar görülmüş, Google aramalarına göre bir çalışma başlatıldı. Ayrıntılı bilgi.

 

George Orwell’ın aksine biraz daha iyimserim bu konuda. Teknoloji artık her alana yayılıyor ve güvenlik kameraları ile polisler suçluları buluyor, kitlesel tehlikeler analiz ediliyor, insan davranışları ortaya çıkıyor… Yani kötümser değil, iyimser bakıyorum bu işe.

 

Twitter’ın Önemi

Öte yandan bizzat sosyal medyanın önemini gördüm. Medya susarken Twitter 4 gün boyunca canlı canlı olayları yaayınladı. Haliyle Twitter’a musubet olarak bakan AKP bile, yüzlerce adamını twitter’ı yönlendirmek için kullanmaya başladı.

 

Sorun Nerede?

1984 gerçekleşti. Ancak 2000’lerden sonra. Hele hele 2010…

Sorun şu; Google, Facebook, Twitter, Swarm, Whatsapp, Instagram, Apple, Windows… Sayamayacağım kadar çok bilişim firmasına bakın. Peki bunlar nerenin firması?

Amerika teknolojiyi ele geçirdi resmen ve bu bilgileri 5-10 yıla kadar çok ilginç bir şekilde pazarlayacaklarını düşünüyorum. SENİN bilgilerini değil ama senin gibi milyonların ortak tutumları, beğenileri ve davranışları… Analiz edilip firmalara, reklam şirketlerina pazarlanacak.

İlk adımı facebook reklamları. Artık yaşı, bölgeyi, dili, beğenileri seçip; hedef kitlenizi ayarlayabiliyorsunuz.

 

Ee sorun dedik?

SORUN ŞU; yine geç kaldık. Türkiye olarak, hele hele teknolojiyi çok yüksek seviyede kullanan bir ülke olarak kendi cihazlarımızdan çok bu tarz yazılımları geliştirmemiz gerekirdi. Cihaz iyi güzel ancak yazılım ve uygulamalar olmadan bir hiçtir.

 

Devlet Desteği Gelmeli

KOSGEB işini, bölümlerinde son dönemi olan öğrencilere anlatmak gerek. Çocuklar, kendi hayallerinin peşinden koşsun. Bizde öğrencilerin çok büyük kısmı bölümü bitirip şirkete yada devlete “kapağı atma” derdinde. Haliyle yenilik çıkmaz. Gerçi ne fikirleri var? Diye sormak gerek.

Ancak fikirleri olan çocuklara deli gibi devlet desteği sunulabilir çünkü devlet desteği yüksek seviyede. Fakat öğrencilerin KOSGEB, TÜBİTAK gibi proje ve desteklerden haberi yok. Önce bunları duyurup (son dönem öğrencilerine), ardından buradan çıkan başarı projelerini pazarlayıp; gençleri, fikirlerinin peşinde koşturmalıyız.

Yeni fikirler, yeni yazılımlar, yeni projeler… Sonra şirketler büyüyecek. 2000’de internete başladım, 2001’de eve bilgisayar aldık ve bugüne kadar programlama ve teknoloji forumlarını takip ederim. Bir çok sanal arkadaşım oldu ve çok iyi projeler yaptı. Hevesle başlayıp bıraktılar.

Mesela ortada Siri falan yokken benim TarcanBot projem. Bugün kü Siri ve Amazon Echo’nun yazılı halini düşünmüştüm. Taa 2009’da. Ancak devam ettiremedim. Bilgisayar Mühendisliğindeki çocuklar programlama öğrenip, bir şeylerin altına ellerini sokmaktan çekiniyordu, ben yalnız kaldım, hocalar sağolsun hiç destek olmadı.

Bundan daha iyi nice projeyi, nice adamı tanıdım. Hepsinin projeleri bitti. Amerika’da olsa şu an şirketleri olurdu. Batabilir, kapatabilir yada devredebilirlerdi. 100 projeden 3-5 tanesi tutsa ülke için mükemmel olurdu. ÜStelik bu insanlar tecrübe kazanır, hayallerinin peşinde koşma fırsatı yakalarlardı.

 

Türkiye gelişmeli. Yasadan teknolojiye, devlet sisteminden eğitime kadar kapsamlı ve UYUMLU bir yenilik başlamalı. Fakat ciddi anlamda bir amaç için bütün her şey şekillenmeli. Ancak bu şekilde düzeltebiliriz. 2030’da ben geldikten sonra yaparım. Ancak geç kalabiliriz.

Eğitim,
Yasalar,
Devlet sistemi,
Üretim…
Hepsi tek bir şey için odaklanmalı: bilinçli, donanımlı, kültürlü nesiller yetiştirip; üstün ve birliktelikten çıkma projeler üretmek olmalıdır. Bunu da gençleri ufak yaşlarda spor, sanat, teknoloji ve bilim ile birlikte büyüterek yapmalıyız.

Her şey çocuklar için odaklanmalı. Doğaya, hayvana, insana saygı olmalı. Ceza sisteminden eğitime kadar her alan bu amaçla şekillendirilmeli.

Sonra başarabiliriz.