Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Olayı ilk duyduğumda, isminin içinde “barış” geçtiği için bende imzalamak üzere metni açıp okudum. “Biz bu suça ortak olmayacağız” şeklinde başlayan bir metindi. Okudukça metinin amacının nasıl saptığını gördüm. Konularımda da anlattım [1] [2]. İçeriğini okudukça, olayın barış ve demokrasi amacından sapıp; hukuksal bir metin olmadığını ve tamamen propaganda ve psikolojik savaş amaçlarını taşıdığını görebilirsiniz. Terör örgütü her köşeye sıkıştığında türlü hilelere başvurduğunu ve sosyal medya ile çeşitli STK’ları kullandığını defalarca yazdım [3].

Olay sıcakken, 1100 akademisyene bakamayacaktım ancak rastgele 8-10 kadarının twitter’ına ulaştım (ulabildiğim 9 yada 10 kişiydi). Bir hayli geriye gittiklerinde, süreklü devleti eleştirdiklerini gördüm. Zihniyet belliydi. Terör örgütünün saldırılarına tek kelime etmeyen, ancak her fırsatta devleti suçlayan bildindik zihniyet. Örgütü, özgürlük savaşçısı gibi görenler, meşru görenlerdi.

Eminim içeriğini okumayan, içeriğinin neler yapabileceğini bilmeyen insanlar vardır.

**

Akademisyenlerin Alan Dağılımı

BİLİMAR’ın araştırmasına[4] göre şöyle bir dağılım çıkmış ;

akademisyenlerin alani

**

Şimdi dikkat çeken ayrıntılar nelerdir?

Hukuk %3 !
Sosyal bilimler %61…
Siyaset bilimi gibi alanları vermemiş.

Hukukçular neden imzalamadı? Hukukçu değilim ancak cevabını verebilirim, Avrupa ülkesinde dahi olsak ve bir soruşturma açılsa; bırakın soruşturmayı tazminat açılırsa, yukarıdaki metinde kanıtsızca suçlama yaptığı için bir sürü yerden açık verecektir.

En basiti metin sokağa çıkma yasağının kanunsuzluğundan bahsederken, bir kaç gün sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; sokağa çıkma yasağına ilişkin başvuruları reddetti. DEFALARCA! Demek ki hukuksal yönden hiç.

Sosyal bilimlerden anlayabileceğimiz üzere; metin tamamen dikkat çekme ve propaganda amacı taşıyor. Ki bunuda başardılar mı? Başardılar. Ülkemizdeki hukukçulardan Metin Feyzioğlu’da şöyle demişti [5]:

Bu noktada kanlı terör örgütü PKK’ya bir cümlecik dahi aleyhte konuşmadan sürekli ama sürekli Türkiye Cumhuriyeti’ne söz söyleyenleri, mütareke döneminin işgal altındaki İstanbul’un sözde aydınlarının kalıntıları olarak niteliyorum.

Yani bir hukukçunun gözündende ne kadar taraflı olduğu ortadadır. Sıkıntı değil, günümüzde herkes taraflı zaten. Ancak bu “hukuksuzca suçlamalara” dönecekse ve bunu akademisyenler yapacaksa, bazı şeyler sorgulanmalıdır.

**

Metin, şımarık bir çocuk gibi dikkat çekme amacını taşımıştır. Yaramaz ve şımarık bir çocuğun davranışı gibi saldırganlık içerir. Akademisyenlerin olması gerektiği gibi, TARAFSIZ (objektif) incelemelere ve gözlemlere dayanılan araştırmalar sonucunda gerçekleşmemiştir. Aynı düşünün akademisyenlerin bir araya gelerek yazdığı; hukuksal olarak fazlasıyla yanlış bir metinden başka bir şey değildir.

Başından beride bu işin çok ciddi olmadığını düşünüyorum. Çok kolay savuşturulabilirdi. ANCAK, sonrasında iktidarın yaptığı felakettir.

Ufak Düzenleme: Barış İçin Akademisyenler Kimdir Nedir?

Bende bunu merak etmiştim ve sitelerinde şöyle bir şey göreceksiniz (biz kimiz kısmında):

Biz, 2012 yılının Kasım ayında Kürt tutsakların yaptığı açlık grevleri sırasında bir araya gelip bir bildiri yayınlayan akademisyenlerin arasından çıkan bir inisiyatifiz

Halkın kardeşliği, ezilen halklar diyenlerin sürekli olarak ayrılıkçı Kürt hareketlerine destek veren; alevileri, Roman kökenli insanları, devletin ulaşamadığı Karadeniz insanını yok sayanların olduğunu bildiğim için şaşırmadım. Kürt tutsakların diyerek zaten ilk cümlede kim olduklarını güzelce vurgulamışlar devamını okumadım.

Şimdi ilk paragrafını okudum, diğerlerini okumadım. yine şaşırmadım, yine şaşmadım. Yazdığınınız metinin ilk paragrafından da amacını anlamıştım.

Ne denebilir ki? Senin de konuşma özgürlüğün var. Açıklama özgürlüğün var. Ancak bunu suçlamalarla, hukuksal dayanağı olmadan yapmazsan; herkes mutlu olacak.

**

Akademisyenlere Yapılanlar

Aynı araştırmada, Türkiye’de 50 binin (50.000) üzerinde akademisyen var deniyor. Bunu da bir kenara koyalım, 78 milyonluk ülkede 50.000 kişi…

Bakın bu metin ortaya çıktığında, AKP “akil adamlarını” ve üzerine akademisyenleri, toplumun ileri gelenlerini toplar ve inanın 10 bin imzalık bir metin yayınlatabilirdi. Tek kelime etmez, olay kapanabilirdi. Ne yaptı? Hukuk açısından zayıf ve şımarık çocuk gibi saldırgan olan metne; daha büyük hukuksuzluk ve siyasi sıkıştırmalarla savaş açtı. Metin politik bir metin olabilir ancak bu, iktidarın hukuksuz davranışlarına (yada kılıfına uydurarak iş yapmasına) ve cadı avına dönmemeliydi.

Soruşturmalar açılır, mahkemeler sonuçlanır ve SONRA , üniversite rektörleri ile YÖK gerekeni yapabilidi. Ancak AKP bu işi aldı, her zaman yaptığı gibi gerilimi tırmandırdı ve rezil etti.

Üniversitelerimizin durumu resmen facia! 200’e yakın üniversite var, doğru düzgün üniversite baksanız 20’yi bulamazsınız. Çoğunun içindeki hocalar bilgiyle değil, bağlantılarla bir yerlere gelmiş insanlar. Türkiye’deki bilimin nasıl saçmaladığını küçük yaşlardan beri üniversitenin içinde bulunduğum için çok iyi biliyorum. neyse buda başka konu.

Durum böyle rezillikken, akademisyenlerin üzerine giderek, istemedikleri akademisyenleri “ayıklama” amacına giriştiler. Bu hareket dünyada da yankı buldu. Olacak şey değil. Ama oldu. Çünkü terörle mücadeleden politik çekişmeleye, demokrasiden bilim ve sanata kadar her alan; hukuksal mücadele tabanına oturtulmalıydı. Öyle oldu mu? Tabi ki hayır.

**

Başından beri bu metnin saçmalığını, taraflı olmasını, isteyerek veya istemeyerek, bilerek veya bilmeyerek terör örgütüne nasıl destek verdiklerini anlattım. Ancak buna rağmen, iktidarın bu akademisyenlere baskı yaptığı akıl alır gibi değil.

Akademisyenleri eleştirebiliriz.
Politika karışmayacaksa, hukuksal olarak adımlarda atılabilir.
Hatta ve hatta yanlış yapabilirler bile!
Bütün bunlar, akademisyenleri susturmaya, iktidar-akademisyen savaşı başlatmaya bir neden değildir. Hukuksuz cadı avlarına, politik baskılara neden değildir!

Senin gibi düşünmüyorum,
Ancak konuşma hakkını savunuyorum denmelidir.

Kategori: Genel - Hayat - Politika
Etiketler: , ,